Masal Odası
Uyku Masalları

Mina ve Küçük Yeşil Düğme

Mina, uyku öncesinde bulamadığı yeşil düğmeyi sabaha bırakmayı dener. Annesiyle küçük bir arayışın ardından, yarım kalan işi bekletebileceğini keşfeder.

3-7 yaş 6 dakika Uyku öncesine uygun Sesli masallar

Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.

Masalı okumaya geç

Sesli masala geç

3-5 yaş için diğer masallar

Mina ve Küçük Yeşil Düğme
Yelda ile sesli masal Mina ve Küçük Yeşil Düğme Sırada: Küçük Ayı ve Ninni Çiçeği: Gümüş Yaprak Masalı
0:00 7:06
Okuma görünümü

Akşam, evin pencerelerine ince bir mavi renk bırakmıştı. Mina, odasının küçük halısında oturuyor, tahta düğmelerden yaptığı yuvarlak yolu parmağıyla takip ediyordu. Düğmelerin bazıları açık renkliydi, bazıları deniz kabuğu gibi parlaktı. Yatağının yanında duran küçük gece lambası, duvara yumuşak bir ışık yayıyordu. Işık ne fazla parlaktı ne de karanlığı büyütüyordu; yalnızca odadaki eşyaların yerini usulca gösteriyordu.

Mina'nın annesi kapıyı hafifçe araladı. Elinde temiz bir bardak su, kolunda da Mina'nın ince pamuklu battaniyesi vardı. "Uykuya hazırlanma zamanı geldi," dedi sakin bir sesle. Mina başını kaldırdı, gülümsedi ama elindeki düğmeyi bırakmadı. Çünkü düğme yolunun son parçası eksikti. Küçük yeşil düğme ortalıkta görünmüyordu.

Mina o düğmeyi bulmadan yatağa geçmek istemedi. Düğme yolu tamamlanınca odasının daha düzenli görüneceğini düşünüyordu. Annesi yanına oturdu. "Düğmenin yerini merak ediyorsun," dedi. Mina başıyla onayladı. İçinde minicik bir huzursuzluk vardı; çok büyük değildi, ama uykuya hazırlanırken dikkatini çekmeye yetiyordu.

Mina önce halının çevresine baktı. Düğmelerden hiçbiri kaybolmuş gibi görünmüyordu, yalnızca yeşil olan eksikti. Annesi elini uzatıp bütün düğmeleri toplamaya başlamadı. Bunun yerine Mina'ya küçük bir seçim sundu: "İstersen birlikte üç yere bakalım. Sonra düğmeyi sabaha bırakabiliriz. Uykumuz da dinlenmek ister."

Mina bu fikri düşündü. Üç yer kulağa çok uzun gelmiyordu. Ayrıca sabah devam edebileceğini bilmek, içindeki sıkışıklığı biraz gevşetti. Önce yastığının yanına baktılar. Orada yalnızca resimli kitabının ayraç kâğıdı vardı. Mina ayraç kâğıdını kitabın içine koydu. Sonra yatağın altına eğildiler. Yatağın altında mavi bir çorap ve yuvarlanmış bir kurdele duruyordu. Kurdeleyi küçük kutuya, çorabı kirli sepetine bıraktılar.

Üçüncü yer, pencerenin altındaki alçak raftı. Rafta Mina'nın sabah yaptığı kâğıt ev, minik kalem kutusu ve iki kuru yaprak vardı. Yeşil düğme orada da yoktu. Mina'nın omuzları biraz düştü. Annesi bunu gördü, ama telaşlanmadı. "Bazen aradığımız şey hemen çıkmaz," dedi. "O zaman ona dinlenmiş gözlerle bakmak işe yarayabilir."

Mina, düğme yoluna döndü. Eksik yerde küçük bir boşluk vardı. Önce o boşluğa bakınca canı sıkıldı. Sonra annesinin getirdiği battaniyeye dokundu. Battaniye, gün içinde güneşte kuruduğu için hafif sabun ve temiz hava kokuyordu. Mina derin bir nefes aldı. "Boşluk sabaha kadar durabilir mi?" diye sordu.

"Durabilir," dedi annesi. "Boşluk bir sorun olmak zorunda değil. Yalnızca yarın bakılacak küçük bir yer olabilir."

Mina bu sözleri sevdi. Çünkü annesi düğmeyi önemsiz saymamış, Mina'nın merakını da büyütmemişti. Yalnızca ona daha sakin bir yer açmıştı. Mina düğmeleri küçük bez keseye koydu. Keseyi komodinin üstüne bıraktı. Yeşil düğmenin eksik olduğunu unutmamak için yanına küçük bir kâğıt koydu. Kâğıda annesi bir nokta çizdi. Mina da noktanın yanına minicik bir yaprak resmi ekledi.

Yatağa geçtiğinde Mina'nın ayakları çarşafın serin yerine değdi. Annesi battaniyeyi omuzlarına kadar çekti. Odanın içindeki sesler çok azdı: koridordan gelen hafif bir kapı tıkırtısı, camın dışından geçen uzak bir rüzgâr, Mina'nın yavaşlayan nefesi. O akşam büyük olaylar yoktu; çünkü bazı akşamlar en güzel macera, küçük bir işi sabaha güvenle bırakabilmekti.

Annesi yatağın kenarına oturup kısa bir uyku masalı gibi Mina'nın gününü fısıltıyla anlattı: "Bugün bir kâğıt ev yaptın. Kırmızı kalemi paylaşmayı seçtin. Bahçedeki taşı elinde çevirdin ve onun pürüzlü yanını fark ettin. Şimdi bedenin dinlenmeyi seçiyor. Gözlerin kapandığında, sabah yeniden bakabilecek."

Mina gözlerini tam kapatmadı, yarım aralık bıraktı. "Ya düğme hiç çıkmazsa?" diye sordu. Sesi endişeli değil, yalnızca meraklıydı. Annesi, "O zaman yolun yeni bir parçasını seçeriz," dedi. "Belki başka bir düğme, belki küçük bir yaprak resmi, belki de boş bırakılmış bir yer. Senin yolun yine senin yolun olur."

Mina bunu duyunca rahatladı. Çünkü tamamlamak için tek bir yol olmadığını anlamıştı. Eksik olan şey, bütün akşamı eksik yapmıyordu. Yarın bakılacak bir konu yarına ait olabilirdi. Bu düşünce, yatağın üstüne ince bir örtü gibi serildi.

Mina annesinden son kez su istedi. Bir yudum içti, bardağı komodine bıraktı. Sonra küçük kâğıda baktı. Nokta ve yaprak resmi oradaydı. Bez kese de oradaydı. Oda da oradaydı. Her şey yerini bulmak zorunda değildi; bazı şeyler yalnızca bekleyebilirdi.

Annesi ışığı biraz daha kıstı. "İyi uykular, Mina," dedi. Mina, "Yeşil düğmeye de iyi geceler," diye fısıldadı. Bu söz onu güldürdü. Gülüşü çok kısa sürdü, sonra yüzü gevşedi. Bir süre sonra nefesi düzenli bir dalga gibi yükselip indi. Uyku, Mina'nın odasına sessizce yerleşti.

Sabah olduğunda, güneş perdenin kenarından ince bir çizgi gibi içeri süzüldü. Mina uyandığında ilk işi komodindeki kâğıda bakmak oldu. Sonra yatağının yanındaki terliğin içine eğildi. Küçük yeşil düğme oradaydı. Mina şaşırdı, sonra sevindi. Ama en çok şunu fark etti: Düğme gece boyunca kayıp kalmış olsa bile, kendisi sakin uyuyabilmişti.

Annesi odaya geldiğinde Mina düğmeyi avucunda tutuyordu. Düğme yolunu yeniden dizdiler. Yeşil düğme yerine oturdu. Mina, boş kalan yerin artık korkulacak ya da acele edilecek bir yer olmadığını biliyordu. O yalnızca bir akşamın küçük sorusu olmuş, sabahın yumuşak cevabına dönüşmüştü.