Masal Odası
Uyku Masalları

Mavi Kirpi ve Ay Işığı Yolu: Küçük Fener Masalı | Uyku Masalları

Mavi Kirpi, ay ışığıyla parlayan küçük feneri Nane Nine’nin verandasına götürmek ister. Fener beklenmedik biçimde sönünce durup düşünür, yardım ister ve yolu yeniden aydınlatmanın sakin bir yolunu bulur. Uyku öncesine uygun, sıcak bir 10 dakikalık masal.

5-8 yaş 10 dakika Uyku öncesine uygun Sesli anlatım
Mavi Kirpi ve Ay Işığı Yolu: Küçük Fener Masalı | Uyku Masalları
Yelda ile sesli masal Mavi Kirpi ve Ay Işığı Yolu: Küçük Fener Masalı | Uyku Masalları Sırada: Mavi Kirpi ve Yumuşak Bulut: Ninni Çiçeği Masalı | Uyku Masalları
0:00 10:32
Okuma görünümü

Ayçiçeği Tepesi’nde akşam yavaşça başlamıştı. Gökyüzünün açık mavisi usul usul koyulaşıyor, evlerin pencerelerinde bal rengi ışıklar yanıyordu. Hava serindi ama üşütecek kadar değil. Bahçedeki lavantalar hafifçe kokuyor, yapraklar birbirine değdikçe yumuşak sesler çıkarıyordu.

Mavi Kirpi, yuvarlak pencereli küçük evlerinin önünde oturmuş fenerini parlatıyordu. Bu, avucundan biraz büyük, mavi kapaklı bir fenerdi. İçinde ateş yoktu. Gündüz ışığını biriktiren, gece olunca parlayan düzgün bir taş vardı. Fenerin dört küçük penceresi de ışığı çevreye dağıtıyordu.

O gece, uyku öncesi 10 dakikalık masal vakti gelmeden önce Mavi’nin önemli bir işi vardı. Feneri, bahçenin öteki ucundaki Nane Nine’nin verandasına götürecekti. Nane Nine akşam sütünü ısıtıyor, tarçınlı çörekleri küçük bir tabağa diziyordu. Mavi vardığında fener verandaya asılacak, bahçedeki beyaz taşlı yol da onun ışığıyla parlayacaktı.

Mavi, fenerin kulpunu dikkatle tuttu.

“Hazırım,” dedi.

Annesi Lale, kapının yanında duran ince şalını omuzlarına aldı. “Ben verandadan seni görebileceğim. Acele etmeden yürüyebilirsin,” dedi.

Mavi başını salladı. Bu yol ona yabancı değildi. Erik ağacının yanından geçiyor, tahta bankın önünde kıvrılıyor ve Nane Nine’nin verandasında bitiyordu. Yine de bu akşam yolu tek başına aydınlatma düşüncesi onu hem sevindiriyor hem de biraz heyecanlandırıyordu.

İlk birkaç adımda her şey tam istediği gibiydi. Küçük fener, Mavi’nin ayaklarının önüne yuvarlak bir ışık bırakıyordu. Işık beyaz taşlara değince taşlar sanki uykulu uykulu göz kırpıyordu.

Mavi, erik ağacına vardığında gökyüzünde ince, gri bir bulut belirdi. Bulut ağır ağır ilerleyip ayın önüne geçti. Bahçe bir anda karanlık olmadı. Evlerin pencereleri ve verandadaki lamba hâlâ görünüyordu. Yalnızca ay ışığı biraz soldu.

Tam o sırada Mavi’nin feneri de iki kez titredi.

Bir parladı, bir soldu ve sonra küçücük bir nokta kadar kaldı.

Mavi durdu.

“Fenerim neden söndü?” diye fısıldadı.

İçindeki sevinç, yerini şaşkınlığa bıraktı. Karnında küçük bir düğüm varmış gibi hissetti. Nane Nine bekliyordu. Beyaz taşlı yolun ışığını da o götürecekti. Şimdi geri mi dönmeliydi, yoksa hızla verandaya mı koşmalıydı?

Mavi koşmadı. Feneri iki eliyle tutup tahta bankın yanındaki düz taşa koydu. Annesinin söylediği gibi acele etmeden durdu. Burnundan yavaşça nefes aldı. Lavantaların kokusunu duydu. Sonra nefesini usulca verdi.

Annesi hâlâ evin önündeydi. Nane Nine’nin verandasındaki sarı lamba da uzaktan görünüyordu. Mavi güvendeydi. Yalnızca feneri çalışmıyordu ve bu durum canını sıkmıştı.

Önce feneri hafifçe çevirdi. Mavi kapak yerindeydi. Kulpu sağlamdı. Işık taşı da içinde duruyordu. Mavi feneri sallamayı düşündü ama sonra vazgeçti. Taşın zarar görmesini istemiyordu.

“Anne, yanıma gelir misin?” diye seslendi.

Lale hemen cevap verdi. “Geliyorum, Mavi.”

Annesi birkaç adım sonra yanındaydı. Mavi’nin elinden feneri almadı. Onun yanına çömeldi ve birlikte küçük pencerelere baktılar.

“Fener sönünce üzüldüm,” dedi Mavi. “Yolu ben aydınlatacaktım.”

Lale, “Üzülmen çok anlaşılır,” dedi. “İstersen birlikte inceleyelim. Sen ne görüyorsun?”

Mavi fenerin ön penceresine yaklaştı. İçerideki taş hâlâ soluk bir ışık yayıyordu. Fakat ışığın önünde koyu renkli bir şey vardı. Mavi başını biraz yana eğdi.

“Bir yaprak görüyorum,” dedi.

Erik ağacından düşen ince bir yaprak, fener kapağının arasından içeri kaymış ve ışık taşının çevresine dolanmıştı. Mavi, kapağın küçük mandalını açtı. Annesi yanında beklerken yaprağın ucunu iki parmağıyla tuttu ve yavaşça çekti.

Yaprak dışarı çıktı.

Işık biraz güçlendi ama hâlâ eskisi kadar parlak değildi. Çünkü ay, gri bulutun arkasındaydı ve fenerdeki taş ay ışığını göremiyordu.

Mavi, feneri tekrar kapattı. Sonra çevresine dikkatle baktı. Evlerinin penceresinden gelen ışığın beyaz yol taşlarının birkaçına değdiğini gördü. Nane Nine’nin verandasındaki lamba da yolun öteki ucundaki taşları aydınlatıyordu. Ortada yalnızca kısa bir bölüm soluk kalmıştı.

Mavi feneri önce göğsünün hizasında tuttu. Işık yere pek ulaşmadı. Sonra onu dizlerine doğru indirdi. Soluk ışık bu kez beyaz taşların üzerine düştü. Taşlar, fenerin azıcık ışığını bile geri yansıttı. Önlerinde ince, gümüş renkli bir yol belirdi.

“Bak anne,” dedi Mavi. “Feneri aşağıda tutunca yol görünüyor.”

Lale gülümsedi. “Ben de gördüm.”

Mavi’nin karnındaki düğüm biraz gevşedi. Fener tamamen eski gücüne kavuşmamıştı ama yolu gösterecek kadar ışık veriyordu. Üstelik annesi de yanındaydı.

Birlikte ağır adımlarla ilerlediler. Mavi her adımda önce önündeki beyaz taşa baktı, sonra ayağını koydu. Tahta bankı geçtiler. Yolun kıvrıldığı yerde küçük komşuları Duru bekliyordu. Duru, Nane Nine’ye bir demet papatya getirmişti. Ay ışığı azalınca o da yürümeye ara vermişti.

“Fenerin ışığı çok küçük görünüyor,” dedi Duru.

“İçine bir yaprak girmiş,” diye anlattı Mavi. “Yaprağı çıkardım ama ay bulutun arkasında. Feneri yere yakın tutunca taşlar yine parlıyor.”

Duru beyaz taşlara baktı. “Gerçekten parlıyorlar.”

Fenerin kulpu iki küçük elin sığabileceği kadar genişti. Mavi bir yanından, Duru da diğer yanından tuttu. Lale hemen arkalarında yürüdü. İki arkadaş feneri yere yakın taşıyınca ışık daha dengeli yayıldı. Önlerindeki bir taş parlıyor, sonra bir sonraki taş görünüyordu.

Yolun sonuna yaklaştıklarında gri bulut yavaşça kenara çekildi. Önce ayın ince bir köşesi göründü. Ardından yuvarlak ay bütünüyle ortaya çıktı. Ay ışığı fenerin pencerelerine doldu. İçerideki taş birdenbire yumuşak, mavi bir ışıkla parladı.

Mavi ve Duru aynı anda durup fenere baktılar.

“Geri geldi,” dedi Duru.

Mavi’nin yüzü aydınlandı. “Evet, geri geldi.”

Nane Nine onları veranda basamaklarında karşıladı. Mavi ile Duru feneri birlikte ahşap askıya yerleştirdiler. Mavi kapaktaki mandalı bir kez daha kontrol etti. Bu kez araya hiçbir yaprak giremeyecek şekilde kapanmıştı.

Fenerin ışığı beyaz taşlı yol boyunca uzandı. Ay ışığı yukarıdan, küçük fenerin ışığı aşağıdan parlıyordu. İki ışık yolun ortasında buluşmuş gibiydi.

Nane Nine papatyaları su dolu bir bardağa koydu. Sonra herkesi verandadaki alçak masaya çağırdı. Masada ılık süt, armut dilimleri ve minik tarçınlı çörekler vardı. Sandalyelerin üzerinde yumuşak minderler duruyordu.

Mavi yerine otururken fenerine baktı. Biraz önce yaşadığı sıkıntıyı düşündü. Fener sönünce üzülmüş, sonra durmuş, nefes almış ve yardım istemişti. Yaprağı kendisi bulmuştu. Işık az olduğunda ise feneri nasıl taşıyacağını değiştirmişti. Duru’yla kulpu paylaşınca yol daha da kolaylaşmıştı.

Lale, Mavi’nin sütünü küçük fincana doldurdu. “Şimdi nasıl hissediyorsun?” diye sordu.

Mavi biraz düşündü. “İçim rahat,” dedi. “Fener hemen düzelmeyince her şey yarım kalacak sanmıştım. Ama ışığı az olsa da işe yaradı.”

Duru, “Hem iki kişi taşıyınca kulpu hiç sallanmadı,” dedi.

Mavi gülümsedi. Çöreğini ikiye böldü ve yarısını Duru’nun tabağına koydu.

Bir süre sonra bahçedeki sesler daha da yumuşadı. Yaprakların hışırtısı azaldı. Pencerelerdeki ışıklar birer birer söndü. Ay ise beyaz taşlı yolun üzerinde kalmaya devam etti.

Masal vakti geldiğinde Nane Nine, Mavi’nin minderini pencerenin yanına çekti. Mavi kıvrılıp oturdu. Küçük fener verandada sakince parlıyor, mavi ışığı odanın tavanına ince şekiller çiziyordu.

Mavi’nin gözleri ağırlaşırken bahçe yoluna son kez baktı. Artık yolun her taşını seçebiliyordu. Erik ağacını, tahta bankı ve kendi evlerinin yuvarlak penceresini gördü. Hepsi yakın, tanıdık ve huzurluydu.

Biraz önce içindeki küçük düğümün yerinde şimdi sıcak bir ferahlık vardı.

Mavi başını yumuşak mindere koydu. Dışarıda ay ışığı, verandada küçük fener ve odada sevdiklerinin sakin sesleri vardı. Gece, beyaz taşlı yolun üzerine sessizce örtüldü.

Mavi Kirpi gözlerini kapattı. Küçük fener de sanki ona iyi geceler der gibi bir kez pırıldadı ve yumuşak ışığıyla parlamayı sürdürdü.