Masal Odası
Uyku Masalları

Küçük Ayı ve Rüya Bahçesi: Sıcak Battaniye Masalı | Uyku Masalları

Küçük Ayı, uyku vakti geldiğinde sevdiği battaniyenin bir köşesinin hâlâ nemli olduğunu fark eder. Annesiyle Rüya Bahçesi'nde geçirdiği sakin zaman, ona hem bir çözüm hem de huzurlu bir uyku getirir.

4-8 yaş 11 dakika Uyku öncesine uygun Tarayıcı seslendirmesi
Küçük Ayı ve Rüya Bahçesi: Sıcak Battaniye Masalı | Uyku Masalları
Tarayıcı seslendirmesi Küçük Ayı ve Rüya Bahçesi: Sıcak Battaniye Masalı | Uyku Masalları Sırada: Yağmurdan Korkan Küçük Bulut
0:00
Okuma görünümü

Akşamın turuncu ışığı, Küçük Ayı ile annesinin evindeki perdelere usulca dokunuyordu. Evlerinde her akşam, ikisinin “anne çocuk masalı saati” dediği yumuşacık bir zaman vardı. O saat yaklaşınca Anne Ayı lambayı kısar, Küçük Ayı yastığını düzeltir ve odanın içi sakin cümlelerle dolardı.

O gün dışarıda ince bir yağmur yağmıştı. Damla sesleri çatıya hafifçe vuruyor, mutfaktan ılık süt kokusu geliyordu. Küçük Ayı pijamalarını giymiş, dişlerini fırçalamış ve yatağının yanına bırakacağı kitabı seçmişti. Artık tek yapması gereken, sarı yıldızlarla süslü battaniyesinin altına girmekti.

Fakat yatağın üzerine baktığında battaniyesini göremedi.

Yastığını kaldırdı. Battaniye orada değildi. Yatağın kenarına baktı. Orada da yoktu. Sonra odasının kapısından başını uzattı.

“Anne, yıldızlı battaniyem nerede?” diye sordu.

Anne Ayı, elindeki iki fincan ılık sütle koridordan geliyordu. Küçük Ayı'nın yüzündeki kaygılı ifadeyi görünce onun yanına çömeldi.

“Bu sabah battaniyeni yıkamıştık, hatırlıyor musun?” dedi. “Şimdi Rüya Bahçesi'nde kuruyor. Büyük kısmı kurudu ama bir köşesi biraz nemli kalmış olabilir.”

Küçük Ayı'nın omuzları düştü. Yıldızlı battaniyesi her gece çenesine kadar uzanırdı. Üzerindeki sarı yıldızları tek tek bulur, en parlak olanına iyi geceler derdi. Battaniyesi olmadan yatağı ona eksik görünüyordu.

“Ama ben onunla uyumak istiyorum,” dedi yavaşça. “Başka battaniye aynı değil.”

Anne Ayı hemen bir çözüm söylemedi. Fincanları küçük masaya bıraktı ve Küçük Ayı'nın yanına oturdu.

“Onu özlediğin için biraz üzgün görünüyorsun,” dedi.

Küçük Ayı başını salladı. “Biraz da endişeliyim. Ya uyuyamazsam?”

“Bunu birlikte anlayabiliriz,” dedi Anne Ayı. “Önce battaniyeye bakalım. Belki kurumasına yardım edecek bir yol buluruz.”

Rüya Bahçesi, evin arka tarafındaki camlı ve sıcak odaydı. Burada küçük saksılar, geniş yapraklı bitkiler ve pencerenin önünde yumuşak minderler bulunurdu. Tavandan kâğıt yıldızlar sarkardı. Gündüzleri güneş alan bu oda, akşamları sarı bir lambanın altında sessiz bir bahçeye dönüşürdü. Küçük Ayı ile annesi, uyku öncesinde bazen burada oturdukları için odaya Rüya Bahçesi adını vermişlerdi.

Bahçeye girdiklerinde yıldızlı battaniye geniş bir kurutma askısının üzerinde duruyordu. Temiz sabun kokuyordu. Küçük Ayı battaniyenin alt kenarına dikkatlice dokundu. Çoğu sıcacıktı. Ancak içe kıvrılmış bir köşe hâlâ serin ve nemliydi.

“İşte burada,” dedi Küçük Ayı. “Bu köşe saklanmış.”

Anne Ayı battaniyenin kıvrımını açtı. “Hava buraya ulaşamamış,” dedi. “Sence ne yapabiliriz?”

Küçük Ayı bir süre düşündü. Bahçedeki yapraklar lambanın ışığında parlıyordu. Pencerenin yanındaki küçük sepette temiz havlular olduğunu fark etti.

“Önce havluyla nemini alabiliriz,” dedi. “Sonra köşeyi açık bırakırız.”

Birlikte kuru bir havlu seçtiler. Küçük Ayı havluyu nemli köşenin üzerine koyup iki patisiyle yavaşça bastırdı. Kaldırdığında havlu biraz nemlenmişti. Aynı şeyi temiz tarafıyla bir kez daha yaptı.

Anne Ayı askıyı, odadaki ılık havanın daha iyi dolaştığı yere taşıdı. Küçük Ayı da battaniyenin kıvrılmaması için alt kenarını düzeltti. Artık nemli köşe açıkta duruyordu.

“Ne kadar zamanda kurur?” diye sordu Küçük Ayı.

“Biraz beklememiz gerekecek,” dedi Anne Ayı. “Beklerken burada oturabiliriz.”

Küçük Ayı hemen battaniyeyi kontrol etmek istedi. Köşeye dokundu. Hâlâ serindi.

“Daha kurumadı,” dedi. Sesinde küçük bir hayal kırıklığı vardı.

“Henüz kurumadı,” diye karşılık verdi annesi. “Ama havluyla aldığımız nemi ve açık duran köşeyi düşünürsek, şimdi daha kolay kuruyacak.”

Küçük Ayı, pencerenin önündeki minderlere baktı. Annesi bir mindere, o da yanındaki mindere oturdu. Anne Ayı, battaniyenin kuru kısmını askıdan dikkatlice aldı ve ikisinin dizlerinin üzerine örttü. Nemli köşe ise açıkta kalmayı sürdürdü.

Battaniyenin altında yan yana oturunca Küçük Ayı'nın omuzları gevşedi. Dışarıdaki yağmurun sesi camlarda küçük bir ritim tutuyordu. Rüya Bahçesi'ndeki yapraklar hiç acele etmeden kıpırdıyordu.

“Battaniyem yatağımda değil ama yine de yanımda,” dedi Küçük Ayı.

“Evet,” dedi annesi. “Biz de onun yanındayız.”

Küçük Ayı battaniyenin üzerindeki yıldızlardan birini buldu. Bu yıldızın bir ucu hafifçe yana yatıktı. Küçük Ayı onu her zaman uçmaya hazırlanan bir yıldız gibi düşünürdü.

“Belki bu yıldız, Rüya Bahçesi'nin üstünde uçuyordur,” dedi.

Anne Ayı başını kaldırıp tavandaki kâğıt yıldızlara baktı. “Sence yukarıdan ne görüyordur?”

Küçük Ayı gözlerini bir an kapattı. “Saksıların arasında ince yollar görüyordur. Minderler de yumuşak tepeler gibi görünüyordur. Şu büyük yaprak, bir çatı kadar geniştir. Yağmur damlaları da camın üzerinde parlayan küçük boncuklardır.”

Bunları anlatırken sesi yavaşladı. Az önce aklını dolduran “Battaniyem olmadan nasıl uyuyacağım?” düşüncesi küçülmeye başladı. Onun yerine bahçedeki ılık hava, yağmurun düzenli sesi ve annesinin yanında oluşu geldi.

Bir süre sonra Küçük Ayı battaniyenin köşesini yeniden kontrol etti. Bu kez yalnızca parmaklarının ucuyla dokundu.

“Biraz daha sıcak,” dedi umutla. “Ama hâlâ tam kuru değil.”

Anne Ayı gülümsedi. “Demek ki yaptığımız şey işe yarıyor.”

Küçük Ayı beklemeyi kolaylaştıracak başka bir şey düşündü. Her akşam yatağına gitmeden önce oyuncaklarına iyi geceler derdi. Bu gece Rüya Bahçesi'ne de iyi geceler diyebilirdi.

Önce pencerenin yanındaki küçük fesleğene baktı. “İyi geceler, güzel kokulu yapraklar,” dedi. Sonra yeni filizlenen çiçeğe döndü. “İyi geceler, küçük filiz. Büyümek için acele etmene gerek yok.” Geniş yapraklı bitkinin yanından geçerken el salladı. “İyi geceler, yeşil çatı.”

Anne Ayı da minderleri düzeltti ve kâğıt yıldızlara iyi geceler diledi. Birlikte bahçenin içinde ağır adımlarla dolaştılar. Küçük Ayı yürürken nefesinin sakinleştiğini fark etti. Burnundan yavaşça nefes alıyor, sonra ağzından sessizce veriyordu. Her nefeste sabun kokusuna biraz toprak ve yaprak kokusu karışıyordu.

Askının yanına döndüklerinde Anne Ayı, “Kontrol etmek ister misin?” diye sordu.

Küçük Ayı önce elinin tersiyle battaniyenin köşesine dokundu. Sonra köşeyi iki parmağının arasında hafifçe tuttu. Serinlik gitmişti. Nem de kalmamıştı.

“Kurumuş!” dedi. Sesi sevinçliydi ama bahçenin sessizliğini bozmayacak kadar yumuşaktı.

Battaniyeyi askıdan birlikte aldılar. Küçük Ayı bir ucunu, Anne Ayı diğer ucunu tuttu. Önce düzgünce katladılar. Sonra Küçük Ayı fikrini değiştirdi.

“Yatağıma kadar üstüme örtebilir miyiz?” diye sordu.

Anne Ayı battaniyeyi yeniden açtı. Kuru köşeyi Küçük Ayı'nın omzuna yerleştirdi. Battaniyenin öteki yarısını da kendi omzuna aldı. Böylece aynı yıldızlı örtünün altında, yan yana koridordan geçtiler.

Küçük Ayı'nın odasına vardıklarında yağmur hafiflemişti. Anne Ayı battaniyeyi yatağın üzerine serdi. Küçük Ayı hemen yatağa girdi ve örtüyü çenesine kadar çekti. Battaniye temizdi, kuruydu ve sıcaktı. Yine de kokusu eskisinden biraz farklıydı.

“Sabun gibi kokuyor,” dedi Küçük Ayı.

“Yıkandığı için,” dedi annesi. “Bir süre sonra odanın ve yastığının kokusu da ona karışır.”

Küçük Ayı battaniyenin yana yatık yıldızını buldu. Parmağını yıldızın kenarında gezdirdi. Dikişler aynıydı. Yumuşaklığı aynıydı. Üstelik Rüya Bahçesi'nde annesiyle oturdukları zamanın sıcaklığı da sanki battaniyenin içine yerleşmişti.

“Artık biraz bahçe gibi de geliyor,” dedi.

Anne Ayı yatağın kenarına oturdu. “Bu geceki masalımız nerede başlasın?” diye sordu.

Küçük Ayı gözlerini yarıya kadar kapattı. “Camında yağmur damlaları olan sıcak bir bahçede başlasın,” dedi. “Bir battaniyenin küçük bir köşesi kururken iki kişi yan yana beklesin. Sonra battaniye hazır olunca yıldızlar onları yatağa kadar götürsün.”

Anne Ayı masala tam böyle başladı. Fakat birkaç cümle sonra Küçük Ayı'nın nefesi derinleşti. Patisi, yana yatık yıldızın üzerinde dinleniyordu. Yüzündeki endişeli ifade gitmiş, yerine sakin bir gülümseme gelmişti.

Anne Ayı battaniyenin kenarını nazikçe düzeltti ve lambayı biraz daha kıstı. Rüya Bahçesi'nin kâğıt yıldızları koridorun öteki ucunda sessizce sallanıyordu. Dışarıdaki son yağmur damlaları cama dokunurken Küçük Ayı, sıcak battaniyesinin altında huzurla uykuya daldı.