Masal Odası
Uyku Masalları

Mina ve Yumuşak Bulut: Ninni Çiçeği Masalı | Uyku Masalları

Mina, uyku vakti geldiğinde açılmayan Ninni Çiçeği'ne yardım etmek ister. Penceresine konan Yumuşak Bulut ile birlikte çiçeğin ihtiyaç duyduğu sessizliği ve serinliği bulur.

4-8 yaş 8 dakika Uyku öncesine uygun Sesli anlatım
Mina ve Yumuşak Bulut: Ninni Çiçeği Masalı | Uyku Masalları
Yelda ile sesli masal Mina ve Yumuşak Bulut: Ninni Çiçeği Masalı | Uyku Masalları Sırada: Nehir ve Cesur Küçük Söz: İki Kişilik Salıncak Masalı | Eğitici Masallar
0:00 9:03
Okuma görünümü

Bu rahatlatıcı uyku masalı, küçük Mina'nın sıcak odasında, uykuya hazırlanırken duyduğu incecik bir yaprak sesiyle başlar. Akşam olmuş, evin pencerelerine ay ışığı konmuştu. Mina'nın yatağına serilen açık mavi örtü, yeni kabarmış bir bulut kadar yumuşaktı. Komodinin üzerindeki küçük lamba, odayı bal rengi bir ışıkla aydınlatıyordu.

Mina pijamalarını giymiş, saçlarını taramış ve yastığının yanına sevdiği kumaş bebeğini koymuştu. Annesi salondaydı. Bulaşıkları yerleştirirken hafifçe bir şarkı mırıldanıyordu. Evde her şey, yavaş yavaş geceye hazırlanıyordu.

Mina tam yatağına girecekken pencerenin önündeki saksıdan bir ses geldi.

Hışır, hışır.

Saksıda, yalnızca geceleri açan bir Ninni Çiçeği vardı. Çiçeğin yuvarlak tomurcuğu gündüzleri kapalı durur, hava kararınca mavi yapraklarını açardı. Açıldığı zaman odaya temiz çarşafları ve yağmurdan sonraki toprağı hatırlatan hafif bir koku yayılırdı.

Fakat o gece tomurcuk açılmamıştı.

Ninni Çiçeği'nin yaprakları biraz büzülmüş, ince sapı pencereye doğru eğilmişti. Mina saksının yanına yaklaştı.

“Bu akşam neden açılmadın?” diye usulca sordu.

Çiçek yine hışırdadı ama cevap vermedi. Mina toprağına baktı. Toprak kupkuru değildi. Sabah verdiği su hâlâ yeterli görünüyordu. Saksı da her zamanki yerindeydi.

Mina, Ninni Çiçeği açılmadan uykuya dalmanın zor olacağını düşündü. Her gece onun güzel kokusunu duyunca gözleri ağırlaşırdı. Şimdi ise çiçeğin kapalı tomurcuğuna bakıyor ve ona nasıl yardım edeceğini merak ediyordu.

Tam o sırada pencerenin dışında yuvarlak, beyaz bir bulut belirdi. Bu, gökyüzünün en sessiz yolcularından biri olan Yumuşak Bulut'tu. Küçük bir yastık gibi pencerenin önünde durmuştu. Ay ışığı, kenarlarını gümüş rengine boyuyordu.

Yumuşak Bulut cama hafifçe dokundu.

Pıt, pıt.

Mina pencereyi yalnızca biraz araladı. Annesi salonda olduğu için kendini güvende ve rahat hissediyordu. Gece havası odanın içine serin bir nefes gibi süzüldü.

“İyi akşamlar, Mina,” dedi Yumuşak Bulut. Sesi uzaktan gelen sakin bir uğultuya benziyordu. “Ninni Çiçeği'nin açılmadığını gördüm.”

“Evet,” dedi Mina. “Onu suladım. Saksısını da güneş alan yerinden oynatmadım. Yine de tomurcuğu kapalı kaldı.”

Yumuşak Bulut biraz düşününce gövdesinin bir yanı yavaşça kabardı.

“Belki neye ihtiyacı olduğunu birlikte anlayabiliriz,” dedi. “Önce ona dikkatle bakalım.”

Mina acele etmeden çiçeği inceledi. Yaprakların uçlarında çok küçük kıvrımlar vardı. Tomurcuğun dışındaki mavi kabuk, gün boyu güneşte kalmış gibi sıcaktı.

“Sanırım biraz serinlemek istiyor,” dedi Mina.

Yumuşak Bulut pencereye yaklaştı. İçinden üç küçük çiy damlası süzüldü. Damlalar havada parladıktan sonra çiçeğin yapraklarına kondu.

Pıt.

Pıt.

Pıt.

Ninni Çiçeği'nin yaprakları gevşedi. İnce sapı biraz doğruldu. Fakat tomurcuk hâlâ açılmadı.

Mina kaşlarını çatmadı, saksıyı sallamadı ve yaprakları zorlamadı. Yatağının kenarına oturup bekledi. Yumuşak Bulut da pencerenin dışında sessizce durdu.

Bir süre sonra sokaktan hafif bir rüzgâr geçti. Perde dalgalandı. Komodindeki küçük saatin sesi duyuldu.

Tik, tak. Tik, tak.

Ninni Çiçeği yeniden hışırdadı. Bu kez Mina kulağını biraz yaklaştırınca çok ince bir fısıltı duydu.

“Bugün güneş uzun süre üzerimde kaldı,” dedi çiçek. “Serinledim ama açılmadan önce biraz sakinliğe ihtiyacım var.”

Mina çiçeğin sözlerini duyduğuna sevindi. Lambasını söndürmedi, yalnızca ışığını azalttı. Perdeyi, ay ışığı içeri girecek kadar açık bıraktı. Sonra komodindeki saati yumuşak bir mendilin üzerine koydu. Böylece saatin sesi daha hafif çıkmaya başladı.

Tik... tak... Tik... tak...

“Şimdi daha iyi mi?” diye sordu Mina.

Çiçeğin yaprakları küçük bir teşekkür hareketiyle kıpırdadı. Ancak tomurcuk henüz açılmamıştı.

“Belki sakin bir sese de ihtiyacı vardır,” dedi Yumuşak Bulut.

Mina bir an düşündü. Bildiği şarkılardan hiçbirini yüksek sesle söylemek istemedi. Ninni Çiçeği için o anda, odadaki yumuşak seslerden oluşan yeni bir ezgi buldu.

“Gece yavaşça gelir,” diye fısıldadı. “Ay pencereyi bulur. Bir nefes içeri girer, bir nefes dışarı çıkar. Dinlenen kalp, sabahı huzurla karşılar.”

Yumuşak Bulut da ezgiye hafif bir uğultuyla katıldı. Perde usulca dalgalandı. Saat yavaşça ilerledi. Mina nefesini sakin bir şekilde alıp verdi.

Bir nefes içeri.

Bir nefes dışarı.

Odadaki bütün sesler birbirini dinliyor gibiydi.

Ninni Çiçeği'nin tomurcuğunda ince bir çizgi belirdi. Sonra mavi yapraklardan biri ağır ağır açıldı. Ardından ikinci yaprak, sonra üçüncü yaprak açıldı. Çiçeğin ortasında ay ışığına benzeyen küçük, beyaz bir parıltı göründü.

Odaya hafif ve temiz bir koku yayıldı. Koku, yeni yıkanmış çarşafları, serin bir akşamı ve güvenli bir evin sessizliğini hatırlatıyordu.

Mina gülümsedi.

“Açıldı,” dedi. “Sadece biraz serinliğe, sessizliğe ve beklemeye ihtiyacı varmış.”

Ninni Çiçeği yapraklarını nazikçe salladı.

“Bazen bir şey hemen olmadığında daha çok uğraşmak gerekmez,” diye fısıldadı çiçek. “Bazen durup neye ihtiyaç duyduğumuzu anlamak yeterlidir.”

Mina bu sözleri sessizce düşündü. Az önce kendisinin de biraz huzursuz olduğunu fark etti. Ninni Çiçeği açılmayınca uykusunun gelmeyeceğinden endişelenmişti. Oysa şimdi çiçek kadar kendisi de sakinleşmişti.

Yumuşak Bulut, pencerenin önünde yavaşça uzadı. Artık gökyüzündeki yoluna devam etme vakti gelmişti.

“İyi geceler, Mina,” dedi. “İyi geceler, Ninni Çiçeği.”

“İyi geceler, Yumuşak Bulut,” dedi Mina.

Bulut, ayın altından ağır ağır geçti. Önce pencerenin üst köşesine doğru süzüldü, sonra çatının üzerinden gökyüzüne yükseldi. Bir süre sonra uzakta, küçük ve beyaz bir nokta gibi göründü.

Mina pencereyi kapattı. Annesi odaya gelip örtüsünü düzeltti ve alnına yumuşak bir öpücük kondurdu.

“Her şey yolunda mı?” diye sordu.

“Evet,” dedi Mina. “Ninni Çiçeği bugün biraz yorulmuş. Onu dinledik ve dinlenmesine yardım ettik.”

Annesi gülümsedi. Lambanın ışığını biraz daha kıstı ve kapıyı aralık bırakarak salona döndü.

Mina yatağına uzandı. Kumaş bebeğini yanına aldı. Ninni Çiçeği'nin kokusu odada ince bir örtü gibi dolaşıyordu. Perdenin arasından görünen ay, sessizce parlıyordu.

Mina bir kez daha yavaşça nefes aldı.

Bir nefes içeri.

Bir nefes dışarı.

Omuzları gevşedi. Elleri örtünün üzerinde dinlendi. Göz kapakları ağırlaştı.

Ninni Çiçeği, mavi yapraklarını gece boyunca açık tuttu. Yumuşak Bulut gökyüzünde sakin sakin ilerledi. Ev, ay ışığının altında güvenle dinlendi.

Mina uykuya dalmadan hemen önce bulutların üzerinde açan mavi çiçekleri düşündü. Rüyasında her çiçeğin yanında küçük bir çiy damlası parlıyor, gökyüzü yumuşak bir ninni söylüyordu.

Sabah olduğunda güneş odaya sessizce girecek, Ninni Çiçeği yapraklarını dinlenmek için kapatacak ve Mina yeni güne huzurlu bir gülümsemeyle uyanacaktı.