Masal Odası
Eğitici Masallar

Sincap Mino ve Paylaşan Elma: Duyguları Tanıma Masalı

Mino, Neli’yle elma yemek isterken elmanın bütün hâlinin değişmesine üzülür. İki arkadaş sarı lekesiyle yaprağını resmeder; annesi elmayı dilimler.

5-8 yaş 7 dakika Tarayıcı seslendirmesi

Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.

Masalı okumaya geç

Sincap Mino ve Paylaşan Elma: Mavi Boncuk Masalı | Eğitici Masallar
Tarayıcı seslendirmesi Sincap Mino ve Paylaşan Elma: Duyguları Tanıma Masalı
0:00 —
Yeni hız sonraki seslendirme bölümünde uygulanır.
Okuma görünümü

Bir varmış, bir yokmuş. Ceviz ağaçlarıyla çevrili küçük bir bahçede, Mino adında bir sincap yaşarmış. Evinin önünde papatyalar, penceresinde krem rengi bir perde varmış. Perdenin köşesine dikilmiş mavi bir boncuk, güneş vurunca duvara küçük bir ışık düşürürmüş. Mino, sabahları bu ışığın yavaşça yer değiştirmesini izlemeyi severmiş.

O sabah annesi mutfak masasına bir sepet elma koymuş. Mino, sepetin içinden yuvarlak, kırmızı bir elma seçmiş. Elmanın bir yanı sarıya dönüyormuş. Sapının yanında da minicik yeşil bir yaprak duruyormuş. Annesi elmayı yıkayıp kuruladıktan sonra ona vermiş.

Mino elmayı pencerenin önüne yerleştirmiş. Bir sağından bakmış, bir solundan. Sonra biraz geri çekilmiş. Kırmızı kabuğun üzerindeki sarı leke, küçük bir güneş gibi görünüyormuş. Mino'nun yüzüne bir gülümseme yayılmış. Böyle güzel bir elmayı seçtiği için pek sevinmiş.

Öğleden sonra arkadaşı Kirpi Neli gelecekmiş. Birlikte resim yapacak, sonra da bir şeyler yiyeceklermiş. Mino masaya iki minder, iki bardak su ve boya kalemleri hazırlamış. Elmayı da masanın ortasına koymuş. Neli'yle elma yemek güzel olurmuş. Bunu düşününce kuyruğu neşeyle kıpırdamış.

Ama tam iki küçük tabak getirecekken durmuş. Elma dilimlere ayrılınca o yuvarlak şekli kalmayacakmış. Sarı leke de bölünecekmiş. Mino elmayı yeniden eline alıp yaprağına bakmış. Az önce içini dolduran sevinç hâlâ oradaymış, fakat yanına başka bir duygu gelmiş. Mino bunun adını hemen bulamamış.

Kapı usulca tıklamış. Gelen Neli'ymiş. Kolunun altında resim kâğıtları taşıyormuş. Mino onu içeri buyur etmiş. Neli ayakkabılarını kapının yanında çıkarıp minderine oturmuş. Elmayı görünce gözleri parlamış.

“Ne güzel bir elma! Üstünde küçük bir güneş var sanki,” demiş.

Mino da aynı şeyi düşündüğünü söylemek istemiş. Fakat ağzından yalnızca kısa bir “Evet” çıkmış. Elmayı masanın ortasına bırakacağına kendi minderinin yanına koymuş. Sonra bu hareketine kendisi de şaşırmış. Neli'yle oturmak istiyormuş. Elmasını da yanından ayırmak istemiyormuş.

Neli kâğıtları masaya bırakmış. “Önce resim mi yapalım?” diye sormuş.

Mino başını sallamış ama kalemlere uzanmamış. Kuyruğunu dizlerinin üzerine dolamış. İçindeki duygu şimdi biraz daha belirginmiş. Sanki güzel bir şeyin değişecek olması onu üzüyormuş. Yine de arkadaşının gelmesine seviniyormuş. İkisinin aynı anda olması Mino'ya tuhaf gelmiş.

Annesi mutfaktan geçerken onun sessizleştiğini fark etmiş. Yanına oturup “Aklında bir şey mi var?” diye sormuş.

Mino elmayı göstermiş. “Bunu Neli'yle yemek istiyorum. Ama dilimlenince böyle görünmeyecek. Buna da üzülüyorum galiba,” demiş. Biraz düşünüp eklemiş: “Neli geldiği için sevinçliyim. Elma için üzgünüm. Hangisini hissediyorum, anlayamadım.”

Annesi elmanın küçük yaprağına bakmış. “Bu hâlini çok sevmişsin,” demiş.

Mino başını sallamış.

“Hemen karar vermene gerek yok,” demiş annesi. Sonra masanın kenarındaki boş kâğıdı düzeltip mutfağa dönmüş. Elma, Mino'nun yanında durmaya devam etmiş.

Pencereye hafif bir esinti gelmiş. Perde kıpırdayınca mavi boncuğun ışığı da duvarda oynamış. Mino bir süre o küçük ışığa bakmış. Yavaşça nefes almış, sonra vermiş. Omuzları biraz gevşemiş. İçindeki iki duyguyu ayrı ayrı düşünebilmiş. Neli'nin yanında olması güzelmiş. Elmanın şeklinin değişmesi ise ona biraz üzücü geliyormuş.

“Neli,” demiş sonunda, “seninle elma yemek istiyorum. Ama bu elmanın bütün hâlini de saklamak istiyorum.”

Neli hemen bir şey söylememiş. Önce elmaya, sonra boş kâğıda bakmış.

“Ben o sarı lekeyi çizebilirim,” demiş. “Sen de yaprağını çizersin. İstersen elmanın resmini yapalım.”

Mino kâğıdı önüne çekmiş. Elmayı dikkatle masanın ortasına koymuş. Bu kez orada durması ona iyi gelmiş. Kırmızı kalemle büyük, yuvarlak bir şekil çizmiş. Çizginin bir yanı biraz eğri olmuş. Mino elmaya bakmış; onun da bir yanı ötekinden biraz daha tombulmuş. Gülümseyip çizgiyi olduğu gibi bırakmış.

Neli sarı lekeyi boyamış. Mino yeşil yaprağı eklemiş. Sonra kahverengi kalemle incecik bir sap çizmiş. Neli kâğıdı tutarken Mino elmanın altına küçük bir gölge yapmış. İkisi de resme bakmak için biraz geri çekilmiş. Kâğıttaki elma, masadakine pek benziyormuş.

Tam o sırada mavi boncuğun ışığı kâğıdın köşesine düşmüş. Mino mavi kalemi alıp oraya küçücük bir nokta koymuş.

“Bu da penceremizdeki boncuk,” demiş. “Biraz önce ona bakarken ne hissettiğimi düşündüm.”

Neli resmin köşesindeki noktaya bakmış. Ardından elmanın yaprağına son bir yeşil çizgi eklemiş. Kâğıt artık hazırmış. Mino onu pencerenin önüne dayamış. Elmanın sevdiği yuvarlak şekli orada duruyormuş. İstediği zaman bakabilirmiş.

Mino bir süre hem resme hem elmaya bakmış. Sonra elmayı annesine götürmüş.

“Şimdi bunu Neli'yle yemek istiyorum,” demiş. “Bize küçük dilimler hazırlayabilir misin?”

Annesi elmayı mutfakta dilimleyip iki tabağa koymuş. Mino tabaklardan birini Neli'nin önüne, ötekini kendi önüne bırakmış. Elmanın tatlı kokusu masaya yayılmış. Neli bir dilim almış. Mino da kendi tabağından bir dilim seçmiş. Elma, düşündüğünden daha suluymuş.

Mino bir an pencerenin önündeki resme bakmış. Elmanın bütün hâlini hâlâ seviyormuş. İçinde azıcık üzüntü de kalmış. Ama şimdi bunu anlatabilecek kelimeleri varmış. Neli'yle yan yana oturup elma yemek de onu sevindiriyormuş. İki duygu birbirini itmeden, içinde usulca durabiliyormuş.

“Resmimizin adı ne olsun?” diye sormuş Neli.

Mino iki tabağa, sonra kâğıttaki kırmızı elmaya bakmış.

“Paylaşan Elma olsun,” demiş.

Neli gülümsemiş. İkisi elma dilimlerini bitirdikten sonra bardaklarından su içmiş, boya kalemlerini kutularına yerleştirmişler. Anneleri küçük resmi pencerenin yanındaki duvara asmış. Mavi boncuk perdenin köşesinde ışıldarken Mino minderine rahatça yaslanmış. Yanında arkadaşı, karşısında birlikte çizdikleri elma varmış. Bir süre konuşmadan resme bakmışlar. Sonra Neli, elmanın minicik yaprağına benzemek için başını yana eğmiş. Mino gülmüş. Küçük ev, iki arkadaşın yumuşak kahkahalarıyla ısınmış.