Masal Odası
Eğitici Masallar

Arda ve Cesur Küçük Söz: İki Kişilik Salıncak Masalı | Eğitici Masallar

Arda, kardeşi Lina ile bahçedeki iki kişilik salıncağa aynı anda binmek ister. Küçük bir anlaşmazlık, paylaşmayı ve birbirini dinlemeyi seçtiklerinde sıcak bir oyuna dönüşür.

4-8 yaş 7 dakika Tarayıcı seslendirmesi
Arda ve Cesur Küçük Söz: İki Kişilik Salıncak Masalı | Eğitici Masallar
Tarayıcı seslendirmesi Arda ve Cesur Küçük Söz: İki Kişilik Salıncak Masalı | Eğitici Masallar Sırada: Yağmurdan Korkan Küçük Bulut
0:00
Okuma görünümü

Bu kardeşlik masalı, Arda ile küçük kardeşi Lina'nın bahçedeki iki kişilik salıncakta birlikte oynarken yaşadığı küçük bir anlaşmazlığı anlatır. Masal, kardeşlerin birbirini dinleyerek ve birbirine yer açarak nasıl neşeli bir çözüm bulduğunu gösterir.

Arda, sabah güneşinin perdelerin arasından içeri süzülen ince ışığıyla uyandı. Ev henüz sessizdi. Mutfaktan kızarmış ekmek kokusu geliyor, bahçedeki ıhlamur ağacının yaprakları da hafif bir rüzgârla hışırdıyordu.

Arda yatağından kalkıp pencereden dışarı baktı. Bahçenin en güzel köşesinde, geçen hafta babasının kurduğu iki kişilik salıncak duruyordu. Salıncağın tahtası iki kişinin yan yana oturabileceği kadar genişti. Tahtanın iki yanında yumuşak ipler, iplerin üzerinde de renkli düğümler vardı. Arda, salıncağı görünce içinden küçük bir sevinç kuşu uçtu.

Bugün ilk kez Lina ile birlikte sallanacaktı.

Arda sessizce koridora çıktı. Tam bahçeye koşacakken arkasından uykulu bir ses duydu.

“Arda, beni de bekle!”

Lina, saçları bir yana düşmüş, elinde sarı bir kurdeleyle kapının önünde duruyordu. Arda gülümsedi.

“Bekliyorum,” dedi. “Bugün salıncağa birlikte bineceğiz.”

İki kardeş el ele bahçeye çıktılar. Çimenlerin üzerinde gece boyunca duran çiy damlaları, güneş değdikçe pırıl pırıl parlıyordu. Ihlamur ağacının gölgesi salıncağın üzerine serin bir örtü gibi düşmüştü.

Arda tahtaya oturdu ve kendine yer açtı. Lina da yanına oturmak istedi. Fakat o sırada Arda, salıncağın ortasındaki mavi düğümü gördü. Mavi düğüm, tahtanın tam ortasını gösteriyordu.

“Ben mavi düğmenin yanına oturacağım,” dedi Arda. “Çünkü salıncağı önce ben gördüm.”

Lina, sarı kurdelesini dizlerinin üzerine koydu.

“Ama ben de bugün ilk kez bineceğim,” dedi. “Hem dünkü resmi sana göstermek için seni bahçede beklemiştim.”

Arda resmin ne olduğunu merak etti. Lina, kurdelesinin arasından katlanmış bir kâğıt çıkardı. Kâğıtta iki çocuk, büyük bir ağacın altında yan yana çizilmişti. Çocukların ellerinde küçük bir bayrak vardı. Bayrağın üzerinde Lina'nın yazısıyla “Birlikte” sözcüğü duruyordu.

Arda resme bakarken salıncağın ipleri hafifçe sallandı. O da bir an önce yükselmek istedi. Lina ise resmini göstermek için bekliyordu. İkisinin de isteği güzeldi, ama aynı anda yalnızca biri konuşuyordu.

“Ben şimdi binmek istiyorum,” dedi Arda.

“Ben de resmimi anlatmak istiyorum,” dedi Lina.

Bahçenin neşesi bir anlığına sessizleşti. Arda, Lina'nın yüzündeki düş kırıklığını fark etti. Lina da Arda'nın salıncağa bakarken nasıl heyecanlandığını gördü. İkisi birbirinin isteğini duyuyor, ama kendi isteklerini söylemekten vazgeçemiyordu.

O sırada mutfak penceresinden anneleri seslendi:

“Çocuklar, salıncağa binmeden önce ipin ve tahtanın sağlam olduğuna birlikte bakalım.”

Arda ile Lina, anneleri yanlarına gelene kadar salıncağın yanında beklediler. Anneleri ipleri ve tahtayı kontrol etti. Sonra iki kardeşe baktı.

“Tahta ikinize de yetecek kadar geniş,” dedi. “Yavaşça oturup ayaklarınızı yere koyabilirsiniz.”

Arda, mavi düğüme yeniden baktı. İçinde söylemek istediği bir söz vardı. Bu söz çok büyük değildi. Yine de söylemek için biraz cesaret gerekiyordu.

“Lina,” dedi, “ben salıncağa binmeyi çok istiyorum. Senin resmini de görmek istiyorum. Önce iki dakika sallanalım, sonra sen resmini anlat. Sonra istersen yeniden sallanırız.”

Lina'nın yüzü aydınlandı.

“Ben de önce seninle oturabilirim,” dedi. “Ama çok hızlı sallanmayalım. Birlikte sayalım.”

“Olur,” dedi Arda. “Bir, iki, üç diye.”

İki kardeş tahtaya yan yana oturdu. Arda mavi düğmenin soluna, Lina sağına yerleşti. Ayaklarını yere koydular. Önce salıncağı yalnızca biraz ileri ittiler.

“Bir,” dedi Arda.

“İki,” dedi Lina.

“Üç!” diye söylediler birlikte.

Salıncak hafifçe yükseldi. Ihlamur yaprakları başlarının üzerinde hışırdadı. Arda, Lina'nın sarı kurdelesinin rüzgârda uçuştuğunu gördü. Lina da Arda'nın gözlerinin sevinçle parladığını fark etti.

Bir süre sonra Arda ayaklarını yere bastı.

“Şimdi resmini dinlemek istiyorum,” dedi.

Lina kâğıdı açtı. Resimdeki iki çocuğun ellerindeki bayrağı gösterdi.

“Bu çocuklar bir tepeye çıkmış,” dedi. “Tepe çok yüksek değil. Oraya ulaşınca bayrağı birlikte dikmişler. Biri yolu bulmuş, diğeri de bayrağı taşımış. Tek başlarına da yürüyebilirlermiş, ama birlikte daha kolay olmuş.”

Arda resmi dikkatle dinledi. Sonra bahçedeki salıncağa baktı.

“Bizim salıncağın da iki yeri var,” dedi. “Belki mavi düğme de bize ortada buluşmayı hatırlatıyordur.”

Lina başını salladı.

“Bence bugün salıncağın adı Birlikte olsun.”

Arda gülerek, “İki kişilik Birlikte Salıncağı,” dedi.

Öğleden sonra iki kardeş küçük bir oyun kurdular. Arda bahçedeki düz taşları bir yol gibi dizdi. Lina da yolun sonuna kâğıttan bir bayrak koydu. Sonra salıncağa binip her yükseldiklerinde bir taşın adını söylediler: “Dinlemek”, “beklemek”, “paylaşmak” ve “gülmek”.

Bir taşın adını bulamadıklarında birbirlerine baktılar. Bu kez Arda hemen konuşmadı. Lina da sözünü tamamlayana kadar bekledi. Sonunda Lina, “yardım etmek” dedi. Arda bu sözü çok beğendi.

Akşamüstü gökyüzü pembe ve altın rengine dönerken anneleri onları eve çağırdı. Arda ile Lina salıncaktan indiler. Arda mavi düğüme, Lina sarı kurdelesine baktı.

“Yarın yine birlikte biner miyiz?” diye sordu Lina.

Arda, “Evet,” dedi. “Ama yarın önce senin seçtiğin şarkıyı söyleyelim.”

Lina gülümsedi. “Sonra da senin seçtiğin oyunu oynayalım.”

İki kardeş ellerini birleştirip eve yürüdüler. Bahçede kalan salıncak, akşam rüzgârıyla yavaşça ileri geri hareket etti. Sanki bütün gün duyduğu küçük sözleri saklıyor, onları yeniden fısıldıyordu:

Birlikte dinle. Birlikte bekle. Birlikte gül.

O günden sonra Arda ile Lina her zaman aynı şeyi istemedi. Bazen biri önce oynamak istedi, bazen diğeri. Ama artık isteklerini sakin bir sesle söylemeyi ve birbirine yer açmayı biliyorlardı. Çünkü kardeşlik, her an aynı düşünmek değil, yan yana kalabilmek için güzel bir yol bulmaktı.