Pofuduk Bulut ve Cesur Küçük Söz: Temiz Dere Masalı | Eğitici Masallar
Pofuduk Bulut, Ilıkdere kıyısındaki dağınıklığı fark edince küçük ama cesur bir söz söyler: “Birlikte?” Böylece sıcacık bir dayanışma başlar.
Çevre temizliği masalı o sabah, Pofuduk Bulut’un Ilıkdere’nin üzerinde ağır ağır süzülmesiyle başladı. Hava ılıktı. Güneş, söğüt dallarının arasından suya ince ışıklar bırakıyordu. Dere kıyısındaki taş yol yeni uyanmış gibi sessizdi. Pofuduk, her sabah yaptığı gibi sudaki yansımasına bakıp kendine gülümsedi.
Pofuduk Bulut’un o gün için küçük bir amacı vardı. Öğle sıcağı başlamadan önce dere boyunca ilerleyecek, kıyıdaki çiçeklere serin bir gölge götürecekti. Sonra da karşı tepenin arkasına geçip bahçelere birkaç yumuşak yağmur damlası bırakacaktı.
Fakat köprünün yanına gelince bir tuhaflık fark etti. Dün tertemiz görünen kıyıda şimdi renkli kâğıtlar, boş bir bardak ve ince bir ambalaj vardı. Bir peçete de sazların arasına takılmıştı. Rüzgâr her estiğinde ambalaj hışırdıyor, suya biraz daha yaklaşıyordu.
Pofuduk’un içi hafifçe buruştu. Ilıkdere’yi pırıl pırıl görmeyi seviyordu. Temiz suyun üzerinde güneş ışıkları oynarken kendini de daha parlak hissediyordu.
“Keşke ellerim olsaydı,” diye fısıldadı. “Hepsini hemen toplayabilirdim.”
Önce küçük bir yağmur yağdırmayı düşündü. Belki damlalar kâğıtları bir araya getirebilirdi. Sonra durdu. Yağmur, ambalajı dereye sürükleyebilirdi. Pofuduk bunu istemedi. Birkaç kez kıyının üzerinde dönüp ne yapacağını düşündü.
O sırada taş yolda Defne ile Baran göründü. Yanlarında park görevlisi Nil Hanım vardı. Üçü, kıyıdaki yeni açan çiçeklere bakarak yavaşça yürüyorlardı. Pofuduk onları görünce sevindi ama hemen seslenemedi. Onu duymazlarsa ne olacaktı? Ya sesi çok küçük kalırsa?
Pofuduk biraz alçaldı. Gölgesi, yolun üzerine yumuşak bir minder gibi yayıldı. Derin bir soluk aldı ve tek bir söz söyledi:
“Birlikte?”
Sözü ne gürültülüydü ne de uzun. Yine de Ilıkdere’nin üzerinde usulca dolaştı.
Defne durup gökyüzüne baktı.
“Bir ses duydum,” dedi.
Baran da başını kaldırdı. “Ben de duydum. Sanki biri ‘Birlikte?’ dedi.”
Pofuduk, köprünün yanına doğru küçük bir gölge uzattı. Defne gölgenin gösterdiği yere bakınca sazlara takılan peçeteyi fark etti. Ardından yerdeki kâğıtları ve boş bardağı gördü.
“Sanırım Pofuduk bize burayı gösteriyor,” dedi.
Nil Hanım çevreye dikkatle baktı. Kıyıdaki kapaklı çöp kutusunun kapağı açık kalmıştı. Kutunun içindeki hafif kâğıtların bir kısmı rüzgârla dışarı savrulmuştu.
“Şimdi anlaşıldı,” dedi Nil Hanım. “Rüzgâr biraz hızlı esmiş. Kapağı da sıkışmış olmalı.”
Nil Hanım, yakındaki bakım kulübesinden eldivenler, iki toplama maşası ve sağlam bir torba getirdi. Defne ile Baran eldivenlerini taktı. Nil Hanım, kıyı yolundan ayrılmamalarını ve suya uzanmamalarını söyledi. Kendisi de dereye yakın parçaları uzun maşayla alacaktı.
Pofuduk onların üzerine serin bir gölge bıraktı. Artık içindeki buruşuk his biraz yumuşamıştı.
Defne yerdeki kâğıtları tek tek topladı. Baran boş bardağı maşayla kavrayıp torbaya bıraktı. Nil Hanım ise sazlara takılan peçeteyi kıyıdan dikkatlice aldı. Hiçbiri acele etmiyordu. Her parça torbaya girdiğinde kıyının doğal renkleri biraz daha belirginleşiyordu.
Tam o sırada rüzgâr yeniden esti. İnce ambalaj havalanıp yol boyunca yuvarlanmaya başladı.
“Ben gördüm,” dedi Baran.
Koşmak yerine ambalajın gideceği yönü izledi. Defne torbanın ağzını sıkıca tuttu. Ambalaj, köprünün taş ayağına dayanıp durunca Baran yanına yürüdü ve maşayla onu aldı.
“Birlikte,” dedi Defne gülümseyerek.
Bu kez söz daha sıcak duyuldu. Pofuduk’un sabah söylediği küçücük söz, artık üç kişinin arasında dolaşıyordu.
Az sonra kıyıya küçük Deniz ile babası geldi. Ellerinde kapaklı bir yiyecek kabı vardı. Deniz temizlenen yolu görünce merakla durdu.
“Ne yapıyorsunuz?” diye sordu.
“Rüzgârın dağıttığı şeyleri topluyoruz,” dedi Defne. “Birlikte yapınca çabuk ilerliyor.”
Deniz babasına baktı. Babası başıyla onayladı. Nil Hanım ona da bir çift eldiven verdi. Deniz, taş yolun kenarındaki küçük bir kâğıdı alıp torbaya bıraktı. Sonra herkes bir an durup çevresine baktı.
Yerde tek bir ambalaj kalmamıştı. Fakat suyun sığ bölümünde boş bir bardak görünüyordu. Baran bardağa doğru bir adım atacakken Nil Hanım elini nazikçe kaldırdı.
“Sen burada bekle,” dedi. “Uzun maşa ona ulaşır.”
Nil Hanım sağlam taş yolun üzerinde kaldı ve maşayı dikkatlice uzattı. Bardak sudan çıkınca üzerinden birkaç damla süzüldü. Defne torbayı yaklaştırdı. Bardak da güvenle torbaya girdi.
Pofuduk sevinçle biraz genişledi. Gölgesi, çalışan herkesin üzerine ulaştı. O sırada güneş bulutun ince kenarlarını aydınlattı. Pofuduk, beyaz bir yastığın çevresine altın renkli iplikler dikilmiş gibi görünüyordu.
Nil Hanım çöp kutusunun sıkışan kapağını düzeltti. Kapağı birkaç kez açıp kapattı. Artık kolayca kapanıyordu. Sonra topladıkları torbayı bakım arabasına yerleştirdi.
Defne dereye baktı. Su, yine gökyüzünü açıkça yansıtıyordu. Pofuduk’un görüntüsü küçük dalgaların üzerinde yumuşakça sallanıyordu.
“Bak,” dedi Defne. “Pofuduk gülümsüyor.”
Pofuduk gerçekten de gülümsüyordu. Başta sorunu tek başına çözemediği için üzülmüştü. Şimdi yardım istemenin de bir çözüm olduğunu anlamıştı. Bunun için uzun bir konuşma yapmasına gerek kalmamıştı. Küçük ve cesur bir söz yeterli olmuştu.
“Birlikte,” diye fısıldadı yeniden.
Defne, Baran, Deniz ve Nil Hanım aynı sözü tekrarladı. Sesleri dere kıyısında sakin bir ezgi gibi yayıldı.
Öğle yaklaşırken herkes gölgeli bir banka oturdu. Kapaklı kaplarından atıştırmalıklarını yediler. Kalanları dikkatlice yine kaplarına koydular. Esen rüzgâr bu kez taşıyacak bir şey bulamadı. Yalnızca yaprakları hafifçe kıpırdattı ve suyun üzerinde küçük halkalar oluşturdu.
Pofuduk’un gitme vakti gelmişti. Karşı tepedeki bahçeler onu bekliyordu. Ayrılmadan önce dere kıyısındaki çiçeklere birkaç ince damla bıraktı. Damlalar toprağa sessizce indi. Çiçeklerin yaprakları parladı.
Pofuduk yükselirken son kez aşağı baktı. Temiz kıyıyı, kapanan çöp kutusunu ve bankta yan yana oturan yeni arkadaşlarını gördü. İçindeki bütün buruşukluk açılmış, yerini sıcacık bir ferahlığa bırakmıştı.
Akşama doğru Ilıkdere, gökyüzünün pembe ışığını taşıdı. Pofuduk uzaktan bakınca suyun yine bir ayna gibi ışıldadığını gördü. Sabah söylediği küçük sözün kıyıda kalacağını biliyordu. Bir gün birinin yardıma ihtiyacı olduğunda, belki Defne söyleyecekti. Belki Baran, Deniz ya da Nil Hanım.
Pofuduk, tepenin arkasına doğru huzurla süzüldü. Arkasında temiz bir dere, güvenle kapanan bir kapak ve birlikte çözüm bulmanın sıcaklığı kaldı.