Pofuduk Bulut ve Salıncak: Arkadaşlık Masalı
Pofuduk, Kıtır’ın Benek’in resmine bakmasını kıskanır. Duygusunu söyledikten sonra üç arkadaş salıncağa oturup birlikte şekil oyunu oynar.
Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.
Pofuduk Bulut, Fısıldayan Çayır’daki salıncağın minderini düzeltti. Çimenler hafif rüzgârda birbirine değiyor, fısır fısır ses çıkarıyordu. Pofuduk kollarını açtı, yuvarlak gövdesini uzattı ve kendini kocaman bir armuda benzetti. Sonra başının üstünde minicik bir bulut sapı yaptı.
Salıncağın geniş oturağı yere yakındı. Kalın ipleri, dalları çayırı gölgeleyen bir ağaca bağlıydı. Çayırdakiler ona Birlikte Sallanan Salıncak derdi. Minderine yan yana oturup yavaşça sallanmayı, yaprakların arasından görünen gökyüzüne bakmayı severlerdi.
Pofuduk bugün arkadaşı Tavşan Kıtır’la bir şekil oyunu oynamak istiyordu. Önce armut olacaktı. Kıtır doğru tahmin ederse belki bir fincana dönüşecekti. Fincanın kulpunu nasıl yapacağını düşünürken çimenlerin arasından tanıdık iki uzun kulak göründü.
Kıtır geliyordu. Yanında Kaplumbağa Benek vardı. Benek, üzerine çayırın resmini çizdiği geniş bir yaprağı taşıyordu. Yaprağın bir köşesinde papatyalar, öbür köşesinde de salıncak vardı. Kıtır, resmi daha iyi görmek için ona doğru eğilmişti.
“Salıncağın iplerini de çizmişsin!” dedi Kıtır. “Şu küçücük papatya ne güzel olmuş.”
Benek yaprağı biraz çevirdi. “Bu da ağacın gölgesi. Gölgeyi çizmek için yaprağın koyu yerini kullandım.”
Pofuduk armut biçiminde bekledi. Kıtır’ın kendisine bakacağını sanıyordu. Bulut sapını biraz daha uzattı. Kıtır ise Benek’in çizdiği kıvrımlı dalları inceliyordu. Pofuduk’un hazırladığı şekil, çimenlerin üzerinde sessizce duruyordu.
“Kıtır, sana bir şey…” diye başladı Pofuduk.
Kıtır başını kaldırdı. “Birazdan bakarım, Pofuduk,” dedi. Ardından Benek’e döndü. “Şu yaprakları nasıl bu kadar küçük çizdin?”
Pofuduk’un bulut sapı yavaşça kayboldu. Yuvarlak gövdesi de eski hâline döndü. Salıncağın yanındaki yumuşak çimenlere oturdu. Kıtır’ın Benek’e böyle dikkatle bakmasını kıskanmıştı. Kendi hazırladığı şeyi de göstermeyi, arkadaşının yanında oturmayı istiyordu.
Benek resmi çizerken çok uğraşmıştı; bunu Pofuduk da görebiliyordu. Yine de içinde küçük bir sıkışma vardı. Minderin kenarını eliyle düzeltti. Söylemek istediği sözler aklına geliyor, sonra birbirine karışıyordu. Bir çimen ucuna dokunup hangi sözcükle başlayacağını düşündü.
Benek yaprağı ona doğru uzattı. “Bakmak ister misin? Şuraya salıncağın minderini de çizdim.”
Pofuduk yaklaştı. Resimdeki minder gerçekten onların minderine benziyordu. “Köşesindeki kıvrımı bile yapmışsın,” dedi. Benek gülümsedi. Pofuduk da küçük bir gülümseme verdi, ama Kıtır’a söylemek istediği şey hâlâ içinde duruyordu.
Kıtır, Pofuduk’un yanına çömeldi. “Az önce bana bir şey gösterecektin,” dedi. “Hazır mısın?”
Pofuduk önce salıncağa, sonra arkadaşına baktı. “Hazırım,” dedi. “Ama önce bir şey söylemek istiyorum.” Kıtır patilerini dizlerine koyup bekledi. Benek de yaprağı dikkatle çimenlerin üstüne bıraktı.
“Sen Benek’in resmine bakarken ben de seninle olmak istedim,” dedi Pofuduk. “Biraz kıskandım. Sana hazırladığım şekli göstereceğim diye bekliyordum.”
Kıtır kulaklarını hafifçe indirdi. “Seni beklettiğimi fark etmedim,” dedi. “Resimdeki küçük çizgilere bakıyordum. Şimdi seni dinliyorum.”
Pofuduk’un söyleyeceği sözler bu kez kolayca geldi. “Benimle salıncağa oturur musun? Birkaç kez yavaşça sallanalım. Ben bir şekil olayım, sen de ne olduğunu tahmin et.”
“Olur,” dedi Kıtır. Ardından Benek’e baktı. Benek, resmin boş köşesini gösterdi. “Ben de buraya bir yonca ekleyeceğim. Sonra sizinle otururum.” Yaprağını ağacın gölgesine taşıdı. Pofuduk, minderin yanında ona da yer bıraktı.
Kıtır ile Pofuduk salıncağa yerleşti. Kıtır ayaklarını çimene hafifçe değdirerek salıncağı hareket ettirdi. Oturak usulca öne gitti, sonra geri geldi. Pofuduk, arkadaşının kulağına değen küçük bulut parçasını toparladı. Kıtır gıdıklanıp güldü.
“Hazır mısın?” diye sordu Pofuduk. Gövdesini yuvarladı, üstünü inceltti ve başında yeniden minicik bir sap oluşturdu. Kıtır önce bir yana, sonra öbür yana eğilip baktı. “Bu sapını biraz daha görebilir miyim?” dedi.
“Bir armut!” diye seslendi sonunda. “Sapı da tam yerinde.” Pofuduk’un yüzü aydınlandı. “Bildin! Sapı yapmak için epey uğraştım. Önce çok uzun oldu. Sonra da bir türlü yerinde durmadı.” Kıtır, kıvrılan bulut sapına bakıp yeniden gülümsedi.
Salıncak yavaşça geri gelirken Pofuduk yeniden kendi biçimine döndü. İçindeki sıkışma biraz gevşemişti. Kıtır yanında oturuyor, onun anlattıklarını dinliyordu. Pofuduk da Kıtır’ın armut hakkında söyleyeceği şeyi duymak için ona döndü.
“Bir sonraki şekli Benek de tahmin etsin mi?” diye sordu Pofuduk. Kıtır başını salladı. Pofuduk, gölgedeki arkadaşına el etti. “Yoncan hazırsa gel. Yanımızda yer var.”
Benek yaprağını minderin yanındaki düz taşa bıraktı ve salıncağa oturdu. Üç arkadaş yan yana yerleşince Kıtır yeniden ayaklarıyla çimene dokundu. Pofuduk bu kez bir fincana dönüşmeye çalıştı. Küçük bir bulut parçasını kıvırıp kulp yaptı.
“Fincan!” dedi Benek. “Ben de öyle düşündüm,” diye ekledi Kıtır. Pofuduk kulpunu düzeltti. “İçine papatya kokusu koyabiliriz,” dedi. Tam o sırada rüzgâr, yakındaki papatyaların kokusunu getirdi. Üçü de burunlarını havaya kaldırıp gülümsedi.
Birlikte Sallanan Salıncak usul usul hareket ediyordu. Benek’in resmi yanlarındaki taşta duruyor, Pofuduk’un bulut kolu Kıtır’ın omzuna hafifçe değiyordu. Pofuduk, bir sonraki şeklini acele etmeden düşündü. Fısıldayan Çayır’da çimenler fısırdıyor, üç arkadaş aynı yumuşak minderin üzerinde birbirlerine yakın oturuyordu.