Lina ve Gümüş Yaprak: Uyku Masalı
Lina, Yumuşak Bulut ile kaybolan gümüş yaprağı arar. Suna nineyle verandada biraz durunca bahçedeki küçük parıltıyı fark eder.
Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.
Sakinleştirici çocuk hikayesi, bir varmış bir yokmuş, Gümüşdere Vadisi'nde akşamın yumuşak renklerle ağır ağır yerleştiği sıcak bir evde başladı. Bu vadide çatılarda kekik saksıları, pencerelerde renkli perdeler, kapı önlerinde de yuvarlak taşlardan yapılmış küçük yollar varmış. Akşam olunca sobanın üzerinde sütlü tencere usulca ısınır, bahçedeki çiçekler başlarını eğermiş. Lina günün son ışığını izlemeyi severmiş; çünkü vadide akşam, herkese yavaşlamak için yer açarmış.
Yedi yaşındaki Lina, büyükannesi Suna ile birlikte, sarı duvarlı, mavi panjurlu bir evde yaşarmış. Lina'nın odasında yumuşak bir kilim, pencere önünde bir minder ve Suna ninenin ördüğü açık mavi bir battaniye varmış. Her gece yatmadan önce Lina battaniyesini düzeltir, pencereden bahçeye bakar, uzaktan gelen su sesini dinlermiş. O gece de tam perdeyi çekerken pencerenin önünde minicik, pamuk gibi bir bulut belirmiş.
Bulutun kenarları ay ışığı gibi yumuşak, ortası ise süt beyazıymış. Lina onu daha önce de görmüş. Bu, gökyüzünün ağır ağır süzülen Yumuşak Bulut'uymuş. Yumuşak Bulut, Lina'nın penceresine geldiğinde acele etmez, önce bir köşede durup evin sıcaklığını dinlermiş. Sonra hafifçe kabarır, sanki gülümsüyormuş gibi yuvarlaklaşırmış.
Bu akşam bulutun altında küçük bir ip sepeti sallanıyormuş. Sepetin içinde de gümüş renkli bir kurdele varmış. Yumuşak Bulut, Gümüş Yaprak Ağacı'nın o gece düşüreceği yaprağı kurdeleye bağlayıp gökyüzündeki uyku köşesine götürmek istiyormuş. Ay ışığı gümüş yaprağa değdiğinde, bulutun altı hafifçe parlar, odaya giren geceyi daha yumuşak gösterirmiş.
—Bu gece birlikte bakabilir miyiz? diye sormuş Yumuşak Bulut. Gümüş Yaprak Ağacı'nın en güzel yaprağı birazdan düşecek.
Lina hemen başını sallamış. Bahçenin köşesinde duran ağaca birlikte gitmişler. Gümüş Yaprak Ağacı, gündüzleri sıradan yeşil bir ağaç gibi görünürmüş. Ama akşamın ilk yıldızı belirince yapraklarından biri usulca gümüşe dönermiş. Yaprak koparılmaz, dalından kendisi ayrılırmış. Lina her seferinde onu yere düşmeden önce ellerinin arasında yakalamayı severmiş.
Bu kez ağaç hafifçe sallanmış. Bir yaprak, ay ışığına değen minicik bir yüzgeç gibi parlamış ve daldan ayrılmış. Lina iki elini uzatmış. Tam yaprağı tutacakken pencerenin açık kanadından gelen nazik bir esinti yaprağı yana doğru çevirmiş. Yaprak önce verandanın minderine, sonra saksının yanına süzülmüş. Sonra görünmez olmuş.
—Buradaydı, demiş Lina. Gümüş yaprak gerçekten buradaydı.
Lina dizlerinin üzerine çökmüş. Minderin altına, saksının arkasına, ahşap basamağın kenarına bakmış. Gümüş yaprak yokmuş. Sulama kabının içine bakmış; orada yalnızca bir damla su varmış. Örgü sepeti kaldırmış; içinden lavanta kokusu yükselmiş. Her baktığı yerde küçük bir parıltı görüp yaprak sanıyor, sonra bunun bir çakıl taşı ya da su damlası olduğunu anlıyormuş.
Yumuşak Bulut onu izlerken kenarları hafifçe titremiş. Lina'nın içindeki acele de böyleymiş. Ayakları bir yana gitmek, gözleri başka yana bakmak, düşünceleri de hepsinden hızlı koşmak istiyormuş. Lina, yaprağı bulamazsa bulutun uyku köşesinin boş kalacağını düşünmüş. Bu düşünce göğsünde küçük, sıkı bir düğüm gibi durmuş.
—Biraz daha hızlı aramalıyım, demiş Lina. Belki yaprak yuvarlanmıştır.
Bir adım atmış, sonra bir adım daha. O sırada Yumuşak Bulut, Lina'nın önüne geçip alçalmış. Bulutun yumuşak gölgesi Lina'nın ayaklarının üzerine düşmüş. Sanki acele eden ayaklara bir minder serilmiş.
—İstersen önce burada oturalım, demiş. Yaprak bekleyebilir.
Lina, yaprağın bekleyebileceğini ilk kez o anda düşünmüş. Suna nine de kapının önüne çıkmış. Elinde Lina'nın mavi battaniyesi varmış. Battaniyeyi verandadaki mindere serip Lina'nın yanına oturmuş. Kimse hemen konuşmamış. Evden çay kaşığının fincana değen hafif sesi, bahçeden suyun ince şırıltısı, uzakta sallanan yaprakların fısıltısı gelmiş.
Lina ellerini dizlerinin üzerine koymuş. Omuzlarının ne kadar yukarı kalktığını fark etmiş. Sonra onları yavaşça aşağı bırakmış. Burnundan bir nefes almış. Hava, ılık ve lavanta kokuluymuş. Nefesini verirken içindeki küçük düğüm biraz gevşemiş. Yumuşak Bulut da onunla birlikte kabarıp küçülmüş. Bir nefes daha almışlar; bu kez bahçenin sesi biraz daha açık duyulmuş.
—İçimde hızlı bir koşu varmış, demiş Lina usulca. Şimdi onu duyabiliyorum.
Suna nine, Lina'nın eline bir yudum ılık süt vermiş. Lina sütü içerken gözleri bahçeyi aceleyle taramamış. Önce mavi sulama kabına, sonra yanındaki taşlara, sonra da basamağın dibindeki uzun yapraklara bakmış. Yumuşak Bulut, minicik bir serinlik göndererek o uzun yaprakları usulca kımıldatmış. Yaprakların arasında incecik bir ses duyulmuş: fısır, fısır.
Lina başını çevirmiş. Ses, sulama kabının sapının altından geliyormuş. Gümüş yaprak oraya sıkışmış. Yaprağın yarısı görünmüyor, görünen yarısı da ay ışığını sessizce geri gönderiyormuş. Lina az önce o yerden üç kez geçmiş ama acele ederken yere yakın olan bu küçük ışığı fark etmemiş.
Bu kez elini yavaşça uzatmış. Yaprağı iki parmağının arasına almış. Üzerinde küçük bir kıvrım varmış. Lina yaprağı hemen kurdeleye bağlamak yerine avucunun içinde bekletmiş. Başparmağıyla kıvrımı nazikçe düzeltmiş.
—Biraz yorulmuşsun, demiş. Ama hâlâ parlıyorsun.
Yumuşak Bulut'un kenarları sevinçle kabarmış. Suna nine kurdeleyi uzatmış. Lina ve bulut, gümüş yaprağı kurdelenin ortasına bağlamışlar. Sonra kurdeleyi pencerenin dışındaki alçak çengele asmışlar. Yaprak ay ışığına doğru sallanmış. Işık, önce verandaya, sonra Lina'nın battaniyesine, sonra da Yumuşak Bulut'un altına ince bir gümüş çizgi bırakmış.
Bulutun altı aydınlanınca Yumuşak Bulut daha da yumuşak görünmüş. Sanki içindeki ışık bir yere yetişmeye çalışmıyor, olduğu yerde dinleniyormuş. Lina da bunu görünce gülümsemiş. Gümüş yaprağı bulmak güzelmiş; ama onu bulana kadar biraz durabilmek daha da güzelmiş.
Yumuşak Bulut, pencerenin önünde bir süre asılı kalmış. Lina yatağına uzanmış, Suna nine battaniyeyi omuzlarına kadar çekmiş. Penceredeki gümüş yaprak her hafif esintide küçük bir ışık bırakmış. Lina o ışığa bakarken göğsündeki düğümün yerinde geniş, sıcak bir boşluk hissetmiş.
Tam gözlerini kapatırken dışarıdan bir yaprak sesi gelmiş. Lina'nın aklı bir an yeniden koşmak istemiş. Sonra o akşam verandada oturduklarını hatırlamış. Omuzlarını gevşetmiş, bir nefes almış ve sesi dinlemiş. Bu yalnızca bahçedeki yaprakların geceye selamıymış.
Yumuşak Bulut, Lina'nın penceresinin önünde usulca süzülmüş. Gümüş yaprak ayın ışığını sakince taşımış. Gümüşdere Vadisi'nin evlerinde birer birer ışıklar sönmüş. O gece Lina, yumuşak bulutların altında, acele etmeyen bir nefesin sıcaklığını hissederek uykuya dalmış. Sabah olduğunda pencerenin önündeki gümüş yaprak hâlâ oradaymış; yeni günün ilk ışığına sessizce gülümsüyormuş.