Orman Kedisi Pati ve Ninni Çiçeği: Uyku Masalı
Orman kedisi Pati’nin Ninni Çiçeği şarkı söylemez. Narin Salyangoz ve Bulutçuk’la parlak yaprağı serbest bırakır; ardından birlikte dinleyip beklerler.
Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.
Bir varmış, bir yokmuş. Bulutların yere yakın dolaştığı, ay ışığının çimenlerin üzerine süt gibi döküldüğü bir vadi varmış. Bu vadinin adı Yumuşak Bulut Vadisi'ymiş.
Vadinin en sıcak köşesinde, yuvarlak taşlardan yapılmış küçük bir evde Pati adında minik bir orman kedisi yaşarmış. Pati'nin evi kuru yapraklarla, yumuşak yosunlarla ve tarçın kokulu tahta parçalarıyla sıcacıkmış. Penceresinin önünde de çok özel bir çiçek varmış: Ninni Çiçeği.
Ninni Çiçeği'nin yaprakları gece mavisi, ortası da küçük bir gümüş çan gibiymiş. Güneş yavaşça kaybolduğunda çiçek başını kaldırır ve incecik bir sesle şarkı söylermiş.
"Luu, luu… Gözlerin dinlensin. Luu, luu… Bulutlar seni örtsün."
Bu şarkıyı duyan kuşlar yuvalarına yerleşir, tavşanlar yosun yataklarına kıvrılır, bulutlar da vadinin üzerine yumuşak örtüler gibi serilirmiş.
Pati, her akşam çiçeğin yanında oturup şarkıyı dinlermiş. Bazen kuyruğunu dizlerine sarar, bazen de çiçeğin melodisine küçücük bir mırıltıyla eşlik edermiş.
Bir akşam, yağmurdan hemen sonra, Pati yine pencerenin önüne gelmiş. Fakat Ninni Çiçeği başını eğmiş duruyormuş. Gümüş çanı da ince, parlak bir yaprağın altında kalmış.
Pati kulağını çiçeğe yaklaştırmış.
Hiç ses yokmuş.
Vadideki bulutlar da kararsız görünüyormuş. Biri biraz yükseliyor, sonra sessizce geri iniyormuş. Uzakta bir kuş yuvasında dönüp duruyor, uykusunu bulamıyormuş.
Pati'nin içinde küçük bir telaş uyanmış.
"Ninni Çiçeği'nin şarkısı geri gelmeli," demiş. "Herkes bu gece rahatça uyuyabilsin."
Önce parlak yaprağın ucunu iki parmağıyla tutmuş. Çok hafifçe kaldırmayı denemiş. Yaprak yerinden oynamamış.
Pati biraz daha denemek üzereyken durmuş. Çiçeğin ince sapı titremiş. Pati hemen ellerini çekmiş.
"Canını acıtmak istemem," diye fısıldamış.
Tam o sırada, kapının önünden Narin Salyangoz geçiyormuş. Narin'in sırtında yağmur damlaları parlıyor, her adımında yerde yuvarlak bir iz kalıyormuş.
"Bir sorun mu var, Pati?" diye sormuş.
Pati, çiçeği göstermiş. "Şarkısını bulamıyor. Yardım etmek istiyorum ama yaprağı nasıl çıkaracağımı bilmiyorum."
Narin, çiçeğin yanına yaklaşmış. Bir süre hiçbir şey söylemeden bakmış. Sonra antenlerini hafifçe oynatmış.
"Yaprak ıslanmış," demiş. "Belki biraz yumuşak su onu kendi kendine serbest bırakır."
Pati, vadinin üstünde duran küçük bir buluta seslenmiş:
"Bulutçuk, bize birkaç ılık damla bırakabilir misin?"
Minik bulut ağır ağır alçalmış. Pofuduk gövdesinden üç damla düşmüş: biri yaprağın ucuna, biri toprağa, biri de Pati'nin patisinin yanına. Damlalar serin değil, ılık ve hafifmiş.
Parlak yaprak önce kıpırdamamış. Sonra ucundan bir damla süzülmüş. Yaprak yavaşça gevşemiş ve çiçeğin gümüş çanından ayrılıp yumuşak çimenlerin üzerine konmuş.
Ninni Çiçeği başını biraz kaldırmış.
Pati sevinçle nefes almış. Fakat çiçek yine de şarkı söylememiş.
"Belki hâlâ sesi kısık," demiş Pati.
Bu kez yapacak başka bir şey bulmak için etrafına bakmış. Bir kurdele getirebilir, çiçeğin yanına küçük taşlar dizilebilir, daha çok bulut çağırabilirmiş. Tam koşacakken Narin Salyangoz sessizce yanına oturmuş.
Pati de onun yanına çömelmiş.
İkisi birlikte beklemiş.
Önce yaprakların arasındaki su damlalarını dinlemişler. Damla düşmüş: pıt.
Sonra uzaktaki derenin sesini duymuşlar. Dere akmış: şıpır şıpır.
Bulutçuk da gökyüzünde ağır ağır süzülmüş. Vadinin üzerinde yumuşak bir gölge oluşmuş.
Pati'nin içindeki telaş, bulutun gölgesi gibi yavaşça küçülmüş. Omuzları gevşemiş. Nefesi sakinleşmiş.
Derken Ninni Çiçeği'nin gümüş çanı titremiş.
Tın…
Pati kıpırdamadan dinlemiş.
Tın… luu…
Çiçeğin ortasından ince, sıcak bir melodi yükselmiş. Pati sesin üzerine kendi sesini koymak yerine onu dinlemeye devam etmiş. Narin de kabuğunu çimenlere yaslamış. Bulutçuk, şarkıyı vadinin her köşesine taşıyabilmek için biraz daha yaklaşmış.
Ninni Çiçeği sonunda bütün yapraklarını açmış.
"Luu, luu… Gözlerin dinlensin. Luu, luu… Bulutlar seni örtsün."
Şarkı bu kez daha da güzelmiş. Çünkü içinde yağmurun pıtırtısı, derenin şıpırtısı ve iki dostun sessizce bekleyişi varmış.
Yuvada dönüp duran kuş, kanatlarını göğsüne toplamış. Tavşanlar yosun yataklarına uzanmış. Bulutlar vadinin üstüne bembeyaz, yumuşacık bir örtü sermiş.
Pati, çimenlerin üzerindeki parlak yaprağı almış. Yaprağın içinde küçücük bir tohum saklıymış. Pati onu Ninni Çiçeği'nin yanındaki toprağa bırakmış. Narin, kabuğuyla toprağı hafifçe düzeltmiş. Bulutçuk da üstüne tek bir ılık damla kondurmuş.
"Belki baharda yeni bir çan olur," demiş Pati.
Ninni Çiçeği, sanki bu düşünceyi duymuş gibi tatlı bir ses çıkarmış:
Tın…
Gece iyice sessizleşince Pati evine dönmüş. Annesi ona yumuşak bir battaniye hazırlamış. Pati pencerenin önüne son kez bakmış. Ninni Çiçeği hâlâ usulca söylüyormuş.
Pati yatağına kıvrılmış. O gece çiçeğin şarkısında yalnızca güzel bir ezgi değil, beklemenin sakinliği de varmış.
Gözlerini kapatırken pencerenin dışından son bir ses gelmiş:
"Luu, luu… Yarın yine görüşürüz."
Pati gülümsemiş ve yumuşak bulutların altında huzurla uykuya dalmış.
O günden sonra Ninni Çiçeği'nin sesi bazen kısılırsa Pati hemen acele etmemiş. Önce yanına oturmuş, derin bir nefes almış ve çiçeğin söylemek istediği sesi dinlemiş. Çiçek de her defasında, hazır olduğunda, küçük gümüş çanını yeniden çaldırmış.