Masal Odası
Kısa Masallar

Lila ve Pencere Önündeki Defter

Lila, unuttuğunu sandığı masalına bir küpün üzerindeki pencereden yeni bir yol bulur. Mavi taşın eksik kaldığı bir yol, ailece anlatılan masalda değişir.

4-8 yaş 6 dakika Sesli masallar

Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.

Masalı okumaya geç

Sesli masala geç

Diğer kısa masallar

Lila ve Pencere Önündeki Defter
Yelda ile sesli masal Lila ve Pencere Önündeki Defter Sırada: Mila ile Arin’in Masal Kapısı: Yırtık Sayfanın Öyküsü
0:00 7:07
Okuma görünümü

Akşam, evin içine usulca yerleşmişti. Mutfaktan ılık çorba kokusu geliyor, salondaki küçük lamba duvarlara yumuşak bir ışık bırakıyordu. Lila, pencere önündeki mindere oturmuş, dizlerinin üzerinde mavi kapaklı defterini tutuyordu. Bu defter, onun masal defteriydi. İçine bazen çizgi çizer, bazen yaprak resmi yapar, bazen de annesinin söylediği bir cümleyi aklında kaldığı gibi karalardı.

O gün Lila, evdeki herkese kendi masalını okumak istemişti. Annesi sofrayı toplarken, babası küçük kardeşi Arın’ın pijamasını hazırlıyordu. Arın ise elindeki tahta küpleri üst üste koyuyor, sonra sessizce yeniden diziyordu. Lila, defterini açtı ve ilk sayfaya baktı. Sayfada büyük bir güneş, yanında üç küçük ev ve evlerin arasında ince bir yol vardı. Fakat Lila birden durdu. Aklındaki masal, sabah düşündüğü kadar kolay gelmiyordu.

“Ben masalımı unuttum galiba,” dedi Lila. Sesi çok kısık değildi ama biraz buruktu. Annesi hemen yanına gelip diz çöktü. “Unutmuş olabilirsin. Bazen masallar da dinlenmek ister,” dedi. Bu söz Lila’nın omuzlarını biraz rahatlattı. Çünkü annesi ona hemen düzeltmesi gereken bir şey varmış gibi bakmamıştı. Sadece yanında durmuştu.

Lila defteri kapatmak istedi. “O zaman bugün masal yok,” dedi. Arın, küplerinden birini alıp Lila’nın yanına koydu. Küpün üzerinde küçük bir pencere resmi vardı. “Pencere,” dedi Arın. Lila küpe baktı. Pencere önündeki kendi minderi, dışarıdaki sakin sokak ve uzaktaki sarı ışıklar aklına geldi. Belki masal tamamen kaybolmamıştı. Belki sadece küçük bir yerden başlamayı bekliyordu.

Babası, koltuğun kenarına oturup yumuşak bir sesle sordu: “Masalın ilk görüntüsü neydi?” Lila hemen cevap veremedi. Sonra defterin ilk sayfasındaki güneşe dokundu. “Güneşli bir yol vardı,” dedi. “Ama akşam oldu.” Babası gülümsedi. “Masalda güneşli yol, akşam olunca eve dönebilir,” dedi. Bu cümle Lila’nın içinde küçük bir kapı açtı.

Lila defterini yeniden açtı. “Bir çocuk varmış,” diye başladı. “Adı Narin’miş. Narin, renkli taşlardan bir yol yapmak istemiş. Yol, odasının kapısından pencereye kadar uzanacakmış. Ama taşları dizerken mavi taşın eksik olduğunu fark etmiş.” Lila durdu. Arın hemen mavi küpünü uzattı. Lila bu kez gülümsedi. “Narin önce biraz üzülmüş,” diye devam etti. “Çünkü yolun en sevdiği yeri mavi olacaktı.”

Annesi, Lila’nın sesini bölmeden dinledi. Lila, Narin’in odasında aradığı mavi taşı bulamadığını anlattı. Narin yastığın altına bakmış, kitaplığın yanına bakmış, çorap çekmecesini bile usulca açmış. Taş yine yokmuş. Ama Narin ararken başka şeyler bulmuş: geçen haftadan kalan sarı kurdele, yarım kalmış bir bulut resmi ve minik bir kâğıda çizilmiş gülümseyen yüz. Bunların hiçbiri mavi taş değilmiş, ama hepsi ona iyi gelen küçük hatıralarmış.

Lila’nın masalı ilerledikçe evdeki sesler de yavaşladı. Kaşıkların tıkırtısı bitmiş, küpler yere daha sessiz konur olmuştu. Kimse acele etmiyor, kelimeler odanın içinde kendine yer buluyordu. Lila, Narin’in mavi taşı bulamadığında ne yapacağını düşündü. İşte masalın zor yeri burasıydı. Narin ağlayıp yolu bozabilir miydi? Belki biraz ağlamak isteyebilirdi. Bu korkutucu değildi; üzülmek bazen kalbin “Ben bunu önemsedim,” deme yoluydu.

Narin, masalda pencerenin önüne oturmuş ve taş yoluna bakmış. Yolun ortasında küçük bir boşluk varmış. O boşluk ilk başta gözüne çok büyük görünmüş. Sonra Narin derin bir nefes almış. “Mavi taş yoksa, buraya bulut resmini koyabilirim,” demiş. Bulut resmi tam taş gibi sert değilmiş, ama yolun ortasına yumuşak bir anlam katmış. Narin, bulutun yanına sarı kurdeleyi kıvırıp güneş gibi yerleştirmiş. Küçük gülümseyen yüzü de yolun sonuna koymuş.

Lila bu kısmı anlatırken kendi defterindeki çizimlere baktı. Defterde de bazen yarım çizgiler vardı. Eskiden onları hata sanırdı. Şimdi, belki de o yarım çizgiler başka bir masalın başlangıcı olabilirdi. “Narin, yolun tam düşündüğü gibi olmadığını görmüş,” dedi Lila. “Ama yol yine de odasında bir yerden bir yere gidiyormuş. Üstelik artık içinde bulut, güneş ve gülümseme varmış.”

Arın, “Güzel yol,” dedi. Bu iki kelime Lila’ya yetti. Babası, “Narin mavi taşı sonra bulmuş mu?” diye sordu. Lila bir an düşündü. Masalı hemen büyük bir sürprizle bitirmek istemedi. Çünkü gerçek hayatta her eksik şey hemen bulunmazdı. “Hayır,” dedi Lila. “O akşam bulmamış. Ama ertesi gün aramaya devam edebilirmiş. O gece ise yaptığı yolu sevmiş.”

Masalın sonunda Narin, odasının kapısından pencereye kadar yavaş yavaş yürümüş. Her adımda bir şeye bakmış: kurdele güneşine, bulut resmine, gülümseyen kâğıda. Pencereye geldiğinde dışarıda akşam ışıklarını görmüş. “Ben bugün eksik bir şeyi başka bir şeyle tamamladım,” demiş. Sonra yolunu bozmadan yatağına geçmiş. İçinde hâlâ mavi taşı merak eden küçük bir düşünce varmış, ama bu düşünce artık onu sıkıştırmıyormuş. Çünkü Narin, eksik kalan yerlerin bazen sakin bir fikirle güzelleşebileceğini görmüş.

Lila defterini kapattığında odada kısa bir sessizlik oldu. Bu sessizlik boş değildi; herkes masalın son cümlesini dinliyordu. Annesi, “Narin’in yolu aklımda kaldı,” dedi. Babası, “Ben de bulut resmini sevdim,” diye ekledi. Arın ise mavi küpünü Lila’nın defterinin üstüne koydu. Lila artık sabah unuttuğunu sandığı masalı tamamen kaybetmediğini biliyordu. Masal başka bir yoldan gelmişti.