Masal Odası
Kısa Masallar

Mavi Kuş ve Beş Dakikalık Gökkuşağı: Ahşap Uçurtma Masalı | Kısa Masallar

Ada ile babası, kendi yaptıkları ahşap uçurtmayı gökyüzüyle buluşturmak ister. Kısa süreli bir gökkuşağı belirdiğinde, küçük bir düğümü sabır ve dayanışmayla çözerler.

5-9 yaş 9 dakika Tarayıcı seslendirmesi
Mavi Kuş ve Beş Dakikalık Gökkuşağı: Ahşap Uçurtma Masalı | Kısa Masallar
Tarayıcı seslendirmesi Mavi Kuş ve Beş Dakikalık Gökkuşağı: Ahşap Uçurtma Masalı | Kısa Masallar Sırada: Yağmurdan Korkan Küçük Bulut
0:00
Okuma görünümü

Bu baba çocuk masalı, ılık bir ilkbahar akşamında Ada ile babası Kemal’in küçük balkonunda başladı. Yağmur yeni dinmişti. Saksılardaki nanelerin üzerinde berrak damlalar parlıyor, açık pencereden içeri temiz toprak kokusu doluyordu. Ada masanın başında oturmuş, babasının ince ahşap çıtaları yan yana getirmesini izliyordu.

Birlikte uçurtma yapacaklardı.

Ada uzun zamandır kendi uçurtmasını gökyüzünde görmek istiyordu. Uçurtmanın iskeleti için hafif ahşap çıtalar seçmişlerdi. Üzerine açık mavi bir kâğıt gerecek, kuyruğuna da sarı, yeşil ve kırmızı kurdeleler bağlayacaklardı.

Kemal, iki çıtayı dikkatle birleştirirken Ada ip makarasını tuttu. Sonra görev değiştirdiler. Ada kâğıdın kenarlarını katladı, babası da katlanan yerleri yapıştırdı. Bazen Ada’nın parmaklarına tutkal bulaştı. Kemal nemli bir bez uzattı. Bazen de çıtalardan biri kaydı. Bu kez Ada onu iki eliyle sabit tuttu.

Tam o sırada balkon korkuluğuna küçük, mavi tüylü bir kuş kondu. Başını önce sağa, sonra sola eğerek uçurtmayı inceledi.

Ada gülümsedi.

“Sanırım bir denetçimiz var,” dedi.

Kemal de kuşa bakıp gülümsedi.

“Öyleyse işimizi özenle yapmalıyız.”

Kuş, sanki onları duymuş gibi üç kez tatlı tatlı öttü. Ada ona Mavi Kuş adını verdi. Mavi Kuş, uçurtma tamamlanana kadar balkondan ayrılmadı.

Son kurdele de kuyruğa bağlanınca Ada uçurtmayı iki eliyle havaya kaldırdı. Açık mavi kâğıdın ortasına küçük bir güneş çizmişti. Güneşin çevresinde Ada’yı, babasını ve Mavi Kuş’u gösteren üç minik şekil vardı.

“Hazır!” dedi Ada.

Kemal gökyüzüne baktı. Bulutlar inceliyor, aralarından akşam güneşi görünüyordu. Yağmurdan sonra hafif bir rüzgâr da çıkmıştı.

“Yakındaki çayıra gidersek uçurtmayı deneyebiliriz,” dedi.

Ada’nın gözleri parladı. Kemal uçurtmayı taşıdı, Ada da ip makarasını aldı. Islak yerlerde kaymamak için acele etmeden yürüdüler. Mavi Kuş ise bir ağaçtan diğerine uçarak onlara eşlik etti.

Çayıra vardıklarında çevre sakindi. Yağmur damlaları çimenlerin üzerinde küçük boncuklar gibi duruyordu. Uzakta, bulutların arasından süzülen güneş ışığı yeryüzünü altın rengine boyuyordu.

Kemal uçurtmanın çıtalarını kontrol etti. Ada kuyruğu yere düzgünce serdi. Her şey hazır görünüyordu. Fakat Ada ipi açmaya başlayınca kuyruğun tam ortasında sıkı bir düğüm fark etti. Renkli kurdeleler birbirine dolanmıştı.

Ada düğümü çekti. Düğüm biraz daha sıkıştı.

Bir kez daha denedi. Bu kez kurdelelerden biri kıvrıldı.

Ada’nın omuzları düştü.

“Uçurtmamız uçamayacak,” dedi yavaşça.

O anda Mavi Kuş yakındaki alçak bir dala konup öttü. Ada başını kaldırınca gökyüzünde soluk renkli bir yay belirdi. Önce kırmızı, ardından sarı, yeşil ve mavi çizgiler seçildi. Yağmurun ardından bir gökkuşağı doğuyordu.

Ada hem sevindi hem de kaygılandı.

“Baba, gökkuşağı geldi! Ama düğüm hâlâ burada. Ya biz çözene kadar kaybolursa?”

Kemal, Ada’nın yanına çömeldi. Düğümü hemen çekiştirmek yerine kurdeleleri çimenlerin üzerine yaydı.

“Gökkuşağını kaçırmak istemediğini anlıyorum,” dedi. “Ben de uçurtmamızı onun altında görmek isterim. Ama acele edersek düğüm daha çok sıkışabilir. Önce bir nefes alalım, sonra nereden başlayacağımıza bakalım.”

Ada burnundan yavaşça nefes aldı. Islak çimenlerin kokusunu duydu. Nefesini verirken ellerindeki gerginliğin azaldığını fark etti.

Kemal düğümün bir ucunu gösterdi.

“Sen sarı kurdeleyi gevşet. Ben de yeşil kurdeleyi tutayım.”

Ada kurdeleyi çekmek yerine küçük halkayı parmağıyla genişletti. Düğüm biraz gevşedi. Mavi Kuş yere kondu ve kırmızı kurdelenin yanına doğru iki küçük adım attı.

“Sanırım sıradaki ucu gösteriyor,” dedi Ada.

Kırmızı kurdeleyi yavaşça halkanın içinden geçirdi. Düğüm bir anda çözülmedi, ama artık eskisi kadar sıkı değildi. Kemal yeşil kurdeleyi çevirdi. Ada sarı kurdeleyi düzeltti. Birlikte çalışınca düğüm usulca açıldı.

Ada sevinçle gökyüzüne baktı. Gökkuşağı hâlâ oradaydı, fakat renkleri biraz solmuştu.

“Çabuk olmalıyız,” dedi Ada.

“Hazır olduğumuz kadar hızlı, güvende olduğumuz kadar yavaş,” dedi babası.

Kemal uçurtmayı kaldırdı. Ada ip makarasını iki eliyle tuttu. Fakat rüzgâr birden durdu. Uçurtmanın renkli kuyruğu çimenlere yumuşakça indi.

Ada bu kez düğüme değil, Mavi Kuş’a baktı. Küçük kuş dalda sessizce bekliyordu. Birkaç saniye sonra yapraklar hafifçe kıpırdadı. Mavi Kuş kanatlarını açtı ve rüzgârın geldiği yöne doğru süzüldü.

“Rüzgâr geri dönüyor,” dedi Kemal.

Ada yanağında serin bir esinti hissetti. Babası uçurtmayı başının üzerinde tuttu. Ada ipi biraz açtı.

“Hazırım,” dedi.

Kemal uçurtmayı bırakmadı. Önce rüzgârın kâğıdı doldurmasını bekledi. Uçurtmanın yüzeyi hafifçe gerilince ellerini açtı. Ada geriye doğru birkaç sakin adım attı.

Ahşap uçurtma önce omuz hizasına yükseldi. Sonra kısa bir süre sallandı. Ada ipi gereğinden fazla çekmedi. Babasının gösterdiği gibi makarayı dengeli tuttu.

Yeni bir rüzgâr geldi.

Uçurtma bu kez daha yükseğe çıktı. Sarı, yeşil ve kırmızı kurdeleler gökyüzünde dalga dalga uzandı. Mavi Kuş da uçurtmanın çevresinde geniş bir tur attı.

Tam o sırada akşam ışığı güçlendi. Gökkuşağının renkleri son kez belirginleşti. Açık mavi uçurtma, renkli yayın altında birkaç dakika boyunca süzüldü. Ada, gökyüzündeki manzaraya sessizce baktı. Biraz önce içini dolduran kaygının yerinde şimdi sıcak bir sevinç vardı.

“Başardık,” diye fısıldadı.

“Birlikte başardık,” dedi Kemal.

Çok geçmeden gökkuşağının renkleri yavaşça inceldi. Önce mavi çizgi gökyüzüne karıştı. Ardından yeşil, sarı ve kırmızı soldu. Beş dakika kadar önce beliren gökkuşağı artık görünmüyordu.

Ada bir an hüzünlendi.

“Keşke biraz daha kalsaydı.”

Kemal, uçurtmanın ipini Ada’yla birlikte tutarak gökyüzüne baktı.

“Kısa sürmesi, güzel olmadığı anlamına gelmez,” dedi. “Bak, uçurtmamız hâlâ gökyüzünde. Gökkuşağının renkleri de onun kuyruğunda dans ediyor.”

Ada kurdelelere baktı. Gerçekten de kırmızı, sarı ve yeşil parçalar akşam ışığında parlıyordu. Mavi Kuş kuyruğun yakınından geçip yeniden yükseldi. Ada’nın yüzündeki hüzün yumuşak bir gülümsemeye dönüştü.

Uçurtmayı bir süre daha uçurdular. Ada bazen makarayı tuttu, bazen babasına verdi. Rüzgâr zayıfladığında beklediler. Güçlendiğinde ipi biraz daha uzattılar. Artık hiçbir şeyi yetiştirmeye çalışmıyorlardı. Çayırın sessizliğini, serin havayı ve birlikte yaptıkları uçurtmanın gökyüzündeki salınışını izliyorlardı.

Güneş alçalmaya başlayınca Kemal ipi yavaşça topladı. Ahşap uçurtma geniş daireler çizerek aşağı indi. Ada onu iki eliyle karşıladı. Kâğıdı sağlamdı, çıtaları yerindeydi, kurdeleleri ise özgürce sallanıyordu.

Eve dönerlerken Mavi Kuş bir süre yanlarında uçtu. Balkonun bulunduğu sokağa geldiklerinde küçük kuş, çatının kenarına kondu ve beş kez öttü.

Ada durup babasına baktı.

“Beş kez öttü. Gökkuşağının beş dakikası için olabilir mi?”

“Belki de,” dedi Kemal. “Ya da birlikte geçirdiğimiz güzel zamanı sayıyordur.”

Evde uçurtmayı balkon kapısının yanına astılar. Ada her baktığında düğümün nasıl çözüldüğünü hatırlıyordu. Tek başına çekiştirdiğinde sıkılaşan kurdeleler, babasıyla birlikte yavaşça bakınca kolayca ayrılmıştı.

O gece Ada yatağına uzandığında yağmur yeniden hafifçe başladı. Damlalar cama düzenli bir sesle vuruyordu. Kemal battaniyenin kenarını düzeltti.

“Gökkuşağı yarın yine gelir mi?” diye sordu Ada.

“Belki yarın, belki başka bir gün,” dedi babası. “Ama uçurtmamız burada. Rüzgâr çıktığında yeniden gideriz.”

Ada balkon kapısının yanında asılı duran uçurtmaya baktı. Ay ışığı, mavi kâğıdın üzerindeki küçük güneşe vuruyordu. Dışarıda Mavi Kuş’un ince sesi duyuldu.

Ada gözlerini huzurla kapattı. Artık biliyordu ki bazı güzel anlar kısa sürebilirdi. Yine de sabırla bakıldığında, paylaşıldığında ve özenle saklandığında içte uzun süre parlamaya devam ederdi.

Beş dakikalık gökkuşağı kaybolmuştu. Fakat onun renkleri, Ada’nın ahşap uçurtmasında ve babasıyla geçirdiği sıcak akşamın içinde kalmıştı.