Masal Odası
Eğitici Masallar

Arda ve Birlikte Açılan Kapı: Yardım İsteme Masalı

Arda, çan çiçeklerinin bahçesine girmek ister ama kapının iki kulpuna aynı anda yetişemez. Yonca’ya hangi kulpta yardım istediğini söyler; birlikte sayarlar.

5-8 yaş 7 dakika Tarayıcı seslendirmesi

Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.

Masalı okumaya geç

Arda ve Birlikte Açılan Kapı
Tarayıcı seslendirmesi Arda ve Birlikte Açılan Kapı: Yardım İsteme Masalı
0:00 —
Yeni hız sonraki seslendirme bölümünde uygulanır.
Okuma görünümü

Arda, Fısıldayan Çayır’daki dar patikada yürürken parmaklarını yumuşak otların uçlarında gezdirdi. Otlar hafifçe eğiliyor, sonra yeniden doğruluyordu. Rüzgâr aralarından geçtikçe çayır, birinin usulca konuşması gibi ses çıkarıyordu. Arda durup dinledi. Bugün fısıltıların arasına ince bir çınlama da karışmıştı.

Bu ses, çayırın ortasındaki küçük bahçeden geliyordu. Bahçede, yaprakları rüzgârla sallandığında tınlayan çan çiçekleri yetişirdi. Arda onları daha önce uzaktan görmüştü. Şimdi çiçeklerin yanındaki yuvarlak mindere oturmak, seslerini yakından duymak istiyordu. Patikanın sonuna doğru yürüdü. Bahçeyi çevreleyen yeşil çitin önünde, bal rengi bir kapı vardı.

Kapının çayıra bakan yüzünde iki büyük yaprak biçiminde kulp bulunuyordu. Biri solda, biri sağdaydı. Tahtanın üst kısmında kıvrımlı harflerle bir ad yazılıydı: Birlikte Açılan Kapı. Arda yazıya baktıktan sonra sol kulpu tuttu. Yaprak, avucuna tam oturdu; üstündeki ince çizgiler bile gerçek bir yaprağın damarlarına benziyordu.

Arda kulpu aşağı indirdi. Kapının içinden yumuşak bir “tık” sesi geldi ama kapı açılmadı. Kulpu bıraktığında yaprak yine eski yerine döndü. Arda bu kez sağ kulpu denedi. O da aynı sesi çıkardı. Bahçedeki çan çiçekleri hafifçe sallanıyor, Arda’ya kadar gelen sesleri otların fısıltısına karışıyordu.

“Merhaba,” dedi kapı, yaprakların hışırtısı kadar yumuşak bir sesle. “İki kulpum aynı anda aşağı inince açılırım.”

Arda gülümsedi. Fısıldayan Çayır’da konuşan bir kapıyla karşılaşmak ona pek tuhaf gelmemişti. Burada bazen papatyalar güneşe dönerken mırıldanır, bazen de taşlar üstlerine düşen gölgelerle kısacık sohbet ederdi. Arda iki kulpun arasına geçti. Bir elini sola, öteki elini sağa uzattı.

Parmakları soldaki yaprağa değdi ama sağdakine yetişmedi. Sağa doğru kayınca bu kez sol kulp elinden çıktı. Arda ayaklarını rahatça yere bastı ve kollarını yeniden uzattı. Aradaki uzaklık değişmemişti. Kulpların ikisini birden tutamıyordu.

Arda’nın keyfi biraz kaçtı. Kapının nasıl açılacağını öğrenmişti; yine de bahçeye giremiyordu. Ellerini yanlarına bıraktı. Çitin arkasında yuvarlak minder görünüyordu. Üstüne tek bir papatya yaprağı düşmüştü. Arda o yaprağın biraz önce nasıl süzüldüğünü düşündü. Sonra gözleri yeniden iki kulpa döndü.

“Sol yaprağı tutabiliyorum,” diye mırıldandı. “Sağdakini de aynı anda tutacak biri olsa açabiliriz.”

Tam o sırada patikadan arkadaşı Yonca geldi. Elinde küçük bir bez vardı. Çayırda oturmayı sevdiği yere bu bezi serer, üstüne düşen yaprakların şekillerine bakardı. Arda onu görünce elini kaldırdı. Yonca da el salladı ve kapının yanına geldi.

“Çan çiçeklerini mi dinleyeceksin?” diye sordu Yonca.

“Evet,” dedi Arda. “Kapı, iki kulpu birlikte indirince açılıyor.” Sol yaprağı avucuyla kavradı, ardından öteki kulpu gösterdi. Yonca elindeki bezi bir koluna aldı ve onu dinledi.

“Ben bu yaprağı aşağı indirebilirim. Ama öteki yaprağa aynı anda yetişemiyorum. Sağdaki kulpu benimle birlikte indirecek birine ihtiyacım var. Bana yardım eder misin?”

“Olur,” dedi Yonca. Bezini çitin yanındaki düz taşa bıraktı. Sağ kulpun önüne geçti ve avucunu yaprağın üstüne koydu. “Ben hazırım. Aynı anda indirmek için birlikte sayalım mı?”

Arda başını salladı. Yonca’nın hemen yanında durması içini rahatlattı. İsteğini söylediğinde Yonca onu dinlemiş, sonra da sakince yerini almıştı. Arda sol yaprağı tuttu. Yonca da sağdakini tuttu. Kulpların arasındaki uzaklığı görünce Arda bu kez gülümsedi. İkisinin elleri tam gereken yerlerdeydi.

“Bir, iki, üç!” dediler.

İki yaprak aynı anda aşağı eğildi. Kapıdan bir “tık” daha geldi. Bu kez ardından hafif bir çınlama duyuldu. Tahtadaki oyma dalların arasında küçük, altın renkli bir ışık dolaştı. Kapı yavaşça yana açıldı. İçerideki çimenler rüzgârla dalgalandı; çan çiçekleri peş peşe tınladı.

Arda bir adım geri çekilip açılan yolu seyretti. Kapı gerçekten açılmıştı. Biraz önce yalnızca çitin arkasından gördüğü minder şimdi hemen önündeydi. Yonca kulpu bırakınca sağdaki yaprak yerine döndü. Arda da sol yaprağı bıraktı. Kapı açık kaldı.

“İkiniz de rahatça geçebilirsiniz,” dedi kapı. “Siz bahçedeyken burada açık duracağım.”

Arda, Yonca’ya döndü. “Teşekkür ederim. Sen sağdaki kulpu tutunca ben de soldakini rahatça indirebildim.”

“Ne yapmam gerektiğini söylemen iyi oldu,” dedi Yonca. “Kapıya gelince hangi kulpu tutacağımı hemen anladım.”

İki arkadaş bahçeye girdiler. Arda yuvarlak minderin üstündeki papatya yaprağını aldı. Onu çiçeklerin dibine, öteki yaprakların yanına bıraktı. Yonca bezini alıp minderin yanına serdi. Çimenlerin üstünde yan yana oturdular. Bahçe, dışarıdan göründüğünden daha çok renkle doluydu. Çan çiçeklerinin arasında sarı noktalar, açık mor tomurcuklar ve kocaman yeşil yapraklar vardı.

Önce yalnızca rüzgârı duydular. Sonra en yakın çiçek incecik bir ses çıkardı. Biraz ilerideki çiçek ona daha kalın bir sesle karşılık verdi. Arda ile Yonca başlarını sırayla bir o yana, bir bu yana çevirdiler. Hangi sesin hangi çiçekten geldiğini bulmaya çalışıyorlardı.

“Şu küçük olan ince çalıyor,” diye fısıldadı Arda.

Yonca gülümseyip geniş yapraklı bir çiçeği gösterdi. “Bu da daha yumuşak ses çıkarıyor.”

Rüzgâr kısa bir süre durdu. Çiçekler de sustu. Sessizliğin içinde bir arı, bir çiçeğin üstünden ötekine geçti. Arda arının kanatlarını izledi. Bahçeye tek başına gelip mindere oturmayı düşünmüştü. Şimdi yanında, duyduğu sesleri paylaşabileceği bir arkadaşı vardı.

Arda ellerine baktı. Biraz önce kapının iki kulpuna birden ulaşmaya çalışmışlardı. Şimdi çimenlerin üstünde rahatça duruyorlardı. Yonca’nın elleri de bezin kenarındaki küçük bir yaprağı düzeltiyordu. Arda gülümseyerek kapıya döndü. Sağdaki ve soldaki yaprak kulplar güneşte parlıyordu.

“Birlikte Açılan Kapı,” dedi usulca.

Kapı, yapraklarından birini hafifçe oynattı. “Çiçekler birazdan yeniden çalacak.”

Arda ile Yonca beklediler. Esinti geri geldiğinde mor çanlar önce yavaşça, sonra hep birlikte tınladı. İki arkadaş sesleri kaçırmamak için birbirlerine biraz yaklaştılar. Fısıldayan Çayır’ın otları da onlara eşlik etti. Arda, minderin kenarında Yonca’ya yer açtı. Kapı açık, çimenler yumuşak, bahçede ikisine de yetecek kadar yer vardı.