Masal Odası
Eğitici Masallar

Yağmurdan Korkan Küçük Bulut

Pofuduk, içindeki yağmur damlalarının dünyaya ne kadar iyi gelebileceğini keşfediyor.

4-8 yaş 9 dakika
Yağmur damlaları bırakan gülümseyen Bulut Pofuduk çizgi film illüstrasyonu
Okuma görünümü

Gökyüzünün en küçük bulutu Pofuduk, rüzgarla gezmeyi çok severdi. Dağların üzerinden atlar, göllerdeki yansımasına bakar, kuşlarla yarışırdı. Fakat içinde yağmur damlaları birikmeye başladığında hemen güneşin arkasına saklanırdı.

“Yağmur yağdırırsam küçülürüm,” diye düşünürdü. “Belki de tamamen kaybolurum.”

Bir yaz günü aşağıdaki vadi çok sessizdi. Çiçekler başlarını eğmiş, dere incecik kalmıştı. Serçe Mavi, Pofuduk'a kadar yükselip “Bahçedeki tohumlar su bekliyor,” dedi.

Pofuduk içindeki damlaların ağırlaştığını hissetti ama korkusu da büyüdü. Tam kaçacakken büyük bulut Duru yanına geldi.

“Değişmek, yok olmak değildir,” dedi Duru. “Yağmur olduğumuzda derelere, yapraklara ve yeniden gökyüzüne gideriz.”

Pofuduk aşağıya baktı. Vadiyi daha önce hiç bu kadar dikkatli incelememişti. Meyve bahçesindeki elmalar küçücük kalmış, değirmenin çarkı neredeyse durmuştu. Karınca ailesi, yuvalarına taşıdıkları tohumları güneşten korumak için kuru yapraklardan gölgelik yapıyordu.

“Hepsi benim yağmurumu mu bekliyor?” diye sordu.

“Yalnızca senin yağmurunu değil,” dedi Duru. “Rüzgarın serinliğini, toprağın sabrını, güneşin sıcaklığını ve bulutların paylaşmasını bekliyorlar. Doğada hiç kimse her şeyi tek başına yapmaz.”

Bu söz Pofuduk'un hoşuna gitti ama korkusu hemen geçmedi. İçindeki damlalar her hareketinde şıpır şıpır ses çıkarıyordu. Pofuduk, yağmur başlayınca gök gürültüsünün de geleceğini sanıyordu.

Duru onu dinledi. “Her yağmur gürültülü olmak zorunda değil. Önce sessiz bir çiseleme deneyebiliriz. İstersen ben yanında dururum.”

İki bulut vadinin üzerinde yan yana ilerledi. Serçe Mavi de önlerinde uçarak en çok suya ihtiyaç duyan yerleri gösterdi. Önce menekşelerin bulunduğu küçük bahçeye vardılar. Pofuduk derin bir nefes aldı. Korkusunu saklamadı; “Hazırım ama hâlâ biraz endişeliyim,” dedi.

“Cesur olmak, endişeni yok saymak değildir,” diye karşılık verdi Duru. “Onu fark edip yine de küçük bir adım atmaktır.”

Pofuduk önce tek bir damla bırakmayı denedi. Damla, susamış bir menekşenin yanına düştü. Menekşe başını kaldırınca Pofuduk bir damla daha bıraktı. Sonra bir tane daha… Çok geçmeden vadide yumuşak bir yaz yağmuru başladı.

Yağmur damlaları önce yapraklarda küçük davullar gibi tıpırdadı. Sonra kuru toprağa değip yuvarlak koyu lekeler bıraktı. Çiçekler yavaşça doğruldu. Karıncalar gölgeliklerinin altından çıkıp damlaların biriktirdiği minicik gölcüklerden su içti.

Pofuduk, yağmurunu bir anda her yere bırakmak yerine Serçe Mavi'nin gösterdiği yolu izledi. Bahçeden dereye, dereden meyve ağaçlarına geçti. Değirmenin yanına geldiklerinde biraz daha güçlü yağdı. Su kanala dolunca çark önce ağır ağır, sonra neşeli bir gıcırtıyla dönmeye başladı.

Değirmenci Nine pencereden başını uzattı. “Hoş geldin, küçük bulut,” diye seslendi. “Unumuz için suya, ekmeğimiz için una ihtiyacımız vardı.”

Pofuduk ilk kez yağmurunun yalnızca damlalardan ibaret olmadığını düşündü. Bir yerde çiçeği kaldırıyor, başka bir yerde çarkı döndürüyor, başka bir yerde yarının ekmeğine yardım ediyordu.

Çocuklar pencereden gülümsedi, kuşlar kanatlarını açtı, toprak mis gibi koktu. Bazı çocuklar yağmurluklarını giyip kapının önünde küçük kağıt kayıklar yüzdürdü. Pofuduk gerçekten de biraz küçülmüştü ama kendini daha hafif hissediyordu.

Tam o sırada rüzgar hızlandı. Pofuduk, damlalarının kontrolünü kaybedeceğinden korkup yeniden güneşin arkasına kaçmak istedi. Duru ona vadinin kenarındaki sakin gölü gösterdi.

“Yağmurunu yavaşlatabilirsin,” dedi. “Nefes alır gibi düşün. Biraz bırak, biraz bekle.”

Pofuduk bunu denedi. Damlalar seyrekleşti, sonra yeniden yumuşadı. Gölün yüzeyinde büyüyen halkaları izleyince kendi ritmini bulduğunu anladı. Ne çok hızlı ne de çok yavaştı; tam vadinin ihtiyacı kadardı.

Ertesi sabah güneş vadiyi ısıttı. Dereden yükselen minicik su buharları Pofuduk'un yanına geldi. O, yeniden büyümeye başladı.

“Duru haklıymış,” dedi. “Paylaşınca bitmedim; yolculuğuma devam ettim.”

Serçe Mavi gagasında taze bir yonca yaprağıyla yanına uçtu. “Dün suladığın bahçeden,” dedi. “Menekşeler sana teşekkür ediyor.”

Pofuduk yaprağın üzerindeki parlak damlaya baktı. O damla dün kendisinin içindeydi; şimdi bir bitkiyi serinletmiş, dereye karışmış ve güneşle yeniden gökyüzüne dönmüştü. Kaybolmamış, yalnızca dünyayı dolaşmıştı.

O günden sonra Pofuduk, korktuğunda önce küçük bir adım atmayı hatırladı. Çünkü cesaret, hiç korkmamak değil; korkuya rağmen yararlı olanı deneyebilmekti.