Tilki Lina ve Temiz Kumsalın Renkleri
Tilki Lina'nın resim günü, kumsaldaki oyun yeri için bir bakım gününe dönüşür. Annesi ve arkadaşlarıyla çalışırken kumsalın saklı renklerini keşfeder.
Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.
Tilki Lina, Rüzgar Tepesi'nden kıyıya inen patikada durup kolunun altındaki kartonu düzeltti. Aşağıda kumsal açık sarı, deniz yumuşak bir maviydi. Annesi Narin'in yanında yürürken bez çantasındaki boya kalemleri usulca tıkırdıyordu.
— Bugün buranın bütün renklerini çizeceğim, dedi Lina. — Küçücük olanları bile.
Elindeki karton, evde boşalan bir kutunun temiz yüzüydü. Narin kenarlarını kesip düzeltmiş, Lina da arkasına küçük bir tilki kuyruğu çizmişti. Ön yüzü hâlâ bomboştu. Lina, kumsaldaki tahta banka oturup denize bakarak resim yapmayı düşünüyordu. Belki arkadaşları da yanına gelir, kendi gördükleri renkleri eklerdi.
Patikanın sonuna vardıklarında Lina'nın adımları yavaşladı. Kumsalın kuru bölümündeki oyun yerinde buruşmuş kâğıtlar vardı. Birkaç ince ambalaj, bankın ayaklarına takılmıştı. Dün kumda açtıkları kıvrımlı yolun üstünde de yırtık bir kâğıt parçası duruyordu. Rüzgâr estikçe bir köşesi kalkıp iniyordu.
Lina kartonunu göğsüne yaklaştırdı. Oyun yerinde kumdan küçük tepeler yapmayı, sonra aralarından yollar geçirmeyi severdi. Şimdi nereden başlayacağını bilemedi. Kuyruğunun ucu aşağı indi.
— Ben önce kumun desenini çizecektim, dedi. — Ama desenin üstü kapanmış.
Narin onun yanına çömeldi. Birlikte oyun yerine baktılar. Su, bulundukları kuru kumlu alandan uzaktaydı. Bankla alçak tahta çit arasında küçük bir yer vardı; Lina'nın oyunları hep burada kurulurdu.
— Resimden önce buraya bakım yapabilir miyiz? diye sordu Lina. — Sen de bizimle olursan.
— Yapabiliriz, dedi Narin. — Önce ben alanı kontrol ederim. Sonra yalnızca uygun bulduğum yerde birlikte çalışırız. Çitin bu tarafında kalırız, suyun yanına gitmeyiz.
Lina başını salladı. Kartonunu bankın üstüne koyacak oldu, sonra rüzgârı hatırladı. Onu yeniden kolunun altına sıkıştırdı.
— Resmim uçmasın. Önce gerekenleri alalım.
Tepedeki evleri yakındı. Geri dönerlerken patikanın başında Tavşan Badem ile Kaplumbağa İpek'e rastladılar. Badem'in elinde yeşil bir kalem, İpek'in bez kesesinde de birkaç boya vardı. Onlar da Lina'yla resim yapmaya geliyordu.
Lina kumsaldaki oyun yerini anlattı. Badem'in uzun kulakları biraz yana açıldı.
— Ben yolların kenarına otlar çizecektim, dedi.
— Yine çizebilirsin, dedi Lina. — Önce yolları yeniden görelim.
Narin, arkadaşlarının ailelerine haber verdi. Ardından hep birlikte eve uğradılar. Lina temiz kartonu masanın üstünde bıraktı. Narin, küçük ellere uygun bahçe eldivenlerini çıkardı. Kapakları olan iki hafif kutu da hazırladı. Lina kutuların kapaklarını denedi; biri kapanınca yumuşacık bir tık sesi çıktı.
— Rüzgâr bunların içindekileri uçuramaz, dedi.
Narin boya çantasını da aldı. Lina'nın kartonunu iki düz tahta arasına yerleştirip çantanın yan cebine sıkıştırdı. Böylece kenarları bükülmeden taşıyabileceklerdi. Badem yeşil kalemini kendi kesesine koydu, İpek de kesesinin ağzını bağladı.
Kumsala döndüklerinde çocuklar bankta oturup bekledi. Narin, hemen önlerindeki kuru oyun alanını dikkatle kontrol etti. Sonra toplanabilecek kâğıtları ve ince ambalajları gösterdi. Çalışacakları yer küçüktü; hepsi annelerinin görüş alanında kalacaktı.
— Tanımadığınız başka bir şey görürseniz yerinde bırakıp bana gösterin, dedi Narin.
Lina eldivenlerini giydi. Bir parmağı yerine oturmayınca annesinden yardım istedi. Badem bileklerini düzeltti. İpek de eldivenli ellerini açıp kapatarak alıştı. Narin kutuları bankın yanına koydu ve kapaklarını kapalı tuttu.
Lina ilk olarak kıvrımlı yolun üstündeki kâğıdı aldı. Altından ince bir kum çizgisi çıktı. Dün küçük bir dal parçasıyla yaptığı dönüş hâlâ oradaydı. Lina çizgiye basmadan kenarından yürüdü, kâğıdı annesinin açtığı kutuya bıraktı.
— Yolumuz kaybolmamış, dedi Badem.
O da Narin'in gösterdiği kuru bir kâğıdı aldı. İpek ise bankın ayağının önünde kalmış iki küçük parçayı fark etti. Yere yakın olduğu için onları kolayca görebilmişti. Lina diğer taraftan bakınca ikisini de atlamıştı.
— Şu köşeyi sen gördün, dedi Lina.
İpek gülümsedi. Parçalara yaklaşmadan önce Narin'e gösterdi. Annesi kontrol edip uygun bulunca onları da birlikte topladılar. Bankın çevresindeki kum yavaş yavaş ortaya çıkıyordu.
Biraz sonra Badem, kıvrılmış kahverengi bir şeye baktı. Eldivenli eli havada durdu.
— Bu da mı kutuya girecek?
Narin yanına geldi. Kumun üstündeki şey kuru bir çam yaprağıydı.
— Bu ağaçtan düşmüş, dedi. — Burada kalabilir.
Badem elini geri çekti. Lina yukarıdaki çam dallarına baktı. Bir dal hafifçe sallandı; gölgesi kumda ince bir çizgi gezdirdi. Lina, resminde o gölgeye de yer ayırmaya karar verdi.
Tam o sırada rüzgâr biraz canlandı. Henüz toplamadıkları geniş bir kâğıt parçasının kenarı kalktı. Lina arkasından koşmadı. Olduğu yerde durup annesine baktı. Kâğıt, birkaç adım ötedeki bankın ayağına takılmıştı.
— Biraz bekleyelim, dedi Narin.
Hep birlikte beklediler. Rüzgâr çamın dallarında dolaşıp hafifledi. Narin kâğıdı kontrol ederek aldı ve kutuya koydu. Lina kapağın kapanışını izledi. Sonra elindeki küçük parçaya baktı; kutuya kadar yürürken onu sıkıca tutmuştu.
— Kutuyu topladığımız köşeye yaklaştırabilir miyiz? diye sordu. — Böylece kâğıtları daha az taşırız.
Narin kutuyu onların yanına getirdi. Bundan sonra çocuklar bir parçayı aldığında anneleri kapağı açıyor, parça içeri girince yeniden kapatıyordu. İpek bankın çevresine, Badem çitin iç tarafına bakıyordu. Lina da eski kum yolunun iki yanını annesiyle birlikte kontrol ediyordu.
Yolun sonuna geldiklerinde Lina durdu. Kumda küçük, gri bir deniz kabuğu vardı. Üstündeki çizgiler ince ince kıvrılıyordu. Lina ona dokunmadı. Eğilip biraz uzaktan baktı; kabuğun bir yanı açık, öbür yanı koyu gri görünüyordu.
— Ben gri kalemimi getirdim mi? diye sordu.
— Çantanda, dedi Narin.
Lina sevindi. Sabah evden çıkarken gri kalemi gereksiz sanmıştı. Kumsalı yalnızca sarıyla, denizi de maviyle çizeceğini düşünmüştü. Şimdi kabuğun yanındaki minicik taşlarda bile başka renkler görüyordu. Biri sütlü kahve, biri neredeyse beyazdı. Hiçbirini yerinden almadı; resimde nereye çizeceğini aklında tuttu.
Badem son görünen kâğıdı annesine götürdüğünde oyun yerinin bir ucundan öbür ucuna bakabildiler. Kumun üstünde çam yaprakları, küçük taşlar ve ayak izleri vardı. Bankın altındaki gölge de yeniden görünüyordu. Narin alanı bir kez daha kontrol etti.
Lina eski yolunun başına çömeldi. Eldivenli parmağını kuma değdirmeden kıvrımı havada takip etti. Yol, küçük bir kum tepesinin çevresinden dönüyor, bankın yakınında bitiyordu. İpek başını uzatıp dönüşe baktı.
— Resimde bu yol olsun, dedi.
— Olsun, dedi Lina. — Hem de tam böyle kıvrılsın.
Narin kutuların kapaklarını sıkıca kapattı. Hep birlikte patikanın yanındaki atık kutularına yürüdüler. Narin topladıklarını uygun kutulara ayırırken çocuklar yanında bekledi. Sonra eldivenlerini çıkarmalarına yardım etti. Parkın el yıkama yerinde ellerini sabunla yıkayıp iyice duruladılar.
Bankın yanına döndüklerinde Lina'nın karnı hafifçe guruldadı. Narin çantasından küçük yiyecek kaplarını çıkardı. Çamın gölgesinde dinlenip bir şeyler yediler. Badem havucunun son lokmasını yerken denize baktı. İpek kabuğuna yaslanmış, kumsaldaki açık renkli taşları inceliyordu. Lina ise resme nereden başlayacağını artık biliyordu.
Yiyecek kapları yeniden çantaya girince karton ortaya çıktı. Narin onu bankın düz bölümüne yerleştirdi. Lina sarı kalemi seçti ama bütün boşluğu aynı renge boyamadı. Açık sarıyı hafifçe sürdü, yolun geçtiği yeri biraz daha koyu yaptı. Bazı yerleri de boş bıraktı.
— Buralara beyaz taşlar gelecek, dedi.
Badem kartonun kenarına birkaç ince ot çizdi. Her birini aynı yöne eğdi; kumsaldaki otlar da rüzgârla öyle eğiliyordu. İpek, Lina'nın yer bıraktığı köşeye küçük gri kabuğu çizmek istedi. Lina kalemi ona uzattı. İpek kabuğun üstüne üç kıvrımlı çizgi ekledi.
Lina sonra mavi kalemini aldı. Deniz, resmin gerisinde uzanacaktı. Banktan baktığı yerden suyun rengini inceledi. Tek bir mavi değildi. Uzakta biraz koyulaşıyor, göğe yakın yerde açılıyordu. Elini hafifçe bastırıp kaldırarak kartonda da iki ayrı mavi yaptı.
Narin yanlarında oturmuş onları izliyordu. Lina, annesinin gölgesinin kartonun köşesine düştüğünü görünce gülümsedi. Gri kalemle ince bir çizgi ekledi.
— Bu da çamın gölgesi, dedi. — Sabah onu unutacaktım.
Resim doldukça herkes biraz geri çekilip baktı. Küçük kum yolu görünüyordu. Yolun yanında otlar, gri kabuk ve beyaz taşlar vardı. Geride deniz uzanıyordu. Badem, bankın iki ayağını da çizince Lina onun yanına kapaklı kutularını ekledi.
— Adı ne olsun? diye sordu Narin.
Lina kartondan başını kaldırıp oyun yerine baktı. Sarı kumun üstünde çamın gölgesi ağır ağır kıpırdıyordu. Gri kabuk hâlâ bıraktıkları yerdeydi.
— Temiz Kumsalın Renkleri, dedi.
Narin, Lina'nın istediği adı kartonun üst kısmına yazdı. İpek en alta küçük bir kaplumbağa izi çizdi. Badem iki uzun kulak ekledi. Lina da yanlarına kıvrık bir tilki kuyruğu yaptı. Sonra kalemleri birlikte sayıp bez keselerine yerleştirdiler.
Dönmeden önce Lina boş yiyecek kaplarını, kalem kesesini ve resmini çantada kontrol etti. Bankın üstünde onlara ait hiçbir şey kalmamıştı. Kumsaldaki kabuk ise yerindeydi. Lina ona uzaktan bir kez daha baktı; çizdiği üç çizginin kıvrımını hatırladı.
Rüzgar Tepesi'ne çıkan patikada Narin resmi iki düz tahta arasında taşıdı. Lina yanında yürürken ara sıra kartonun görünen köşesine bakıyordu. Orada sarı kumun küçük bir parçası vardı. Biraz ilerisinde de arkadaşlarının çizdiği yeşil otlar.
Tepenin başında durup aşağıya baktılar. Oyun yeri çamın gölgesinde sakince uzanıyordu. Lina'nın kıvrımlı yolu buradan seçilmiyordu ama Lina onun nerede olduğunu biliyordu. Yumuşak rüzgâr kuyruğunun ucunu kıpırdattı. Lina, annesinin boşta kalan elini tuttu; birlikte eve doğru yürüdüler.