Sincap Mino ve Yeniden Denenen Uçurtma
Sincap Mino, hata yapmaktan çekindiği için uçurtmasını denemeyi erteler. Teyzesi Suna’nın desteğiyle küçük bir deneme yapar ve uçurtmanın kuyruğunu onarıp yeniden başlamanın sevincini yaşar.
Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.
Sincap Mino, çınarın dibindeki düz taşın üzerine sarı uçurtmasını serdi. Ilık rüzgâr kâğıdın bir köşesini kaldırınca Mino patisini usulca üzerine koydu. Birkaç adım ötede, Çınar Ormanı’nın geniş çimenliğinde papatyalar sallanıyordu. Mino uçurtmasına baktı, sonra çimenliğe. Bugün onu orada uçurmak istiyordu.
Uçurtmayı teyzesi Suna’yla birlikte hazırlamıştı. Suna ince çubukları tutmuş, Mino da sarı kâğıdı yapıştırmıştı. Üzerine küçük yaprak şekilleri çizmişlerdi. Şimdi yalnızca kumaş kuyruğunu bağlamak ve uçurtmayı denemek kalmıştı. Mino, uçurtmanın gölgesinin papatyaların üzerinden geçtiğini hayal edince gülümsedi.
Sonra patileri durdu. Ya kuyruğu yanlış bağlarsa? Ya uçurtma havalanmazsa? Sarı kâğıt şimdi taşın üzerinde çok güzel görünüyordu. Mino onu kaldırınca bir şeylerin yanlış gitmesini istemiyordu. Sepetteki kumaş parçalarını bir süre karıştırdı. Birini aldı, geri bıraktı, sonra başka birini seçti.
Uzun mavi şeridi bağlamak gözüne zor göründü. Düğümü karıştırabilirdi. Bunun yerine kısa bir mavi parça seçti ve uçurtmanın alt ucuna bağladı. Kuyruk pek kısa kalmıştı ama Mino kendine, “Şimdilik böyle olsun,” dedi. Uzun şeridi sepete geri koydu.
İpi eline alınca çimenliğe doğru bir adım attı. Ardından geri döndü. Uçurtmanın üzerindeki yapraklardan birinin çizgisi eksik gibiydi. Önce onu tamamladı. Sonra ipi yeniden sardı. Sonra kâğıdın kenarını düzeltti. Her işi bitirdiğinde uçurtmayı denemek aklına geliyor, o da yapacak başka küçük bir iş buluyordu.
Suna Teyze, elma dilimleriyle dolu küçük bir tabak getirdiğinde Mino hâlâ taşın yanındaydı. Tabağı gölgeye bıraktı ve yeğeninin yanına oturdu.
“Uçurtmanın yaprakları ne güzel olmuş,” dedi. “Çimenliğe götürmeye hazır mısın?”
“Birazdan,” dedi Mino. Kâğıdın zaten düz duran köşesini bir daha düzeltti. Suna bekledi. Mino sonunda patisini kâğıttan çekti. “Aslında denemek istiyorum. Ama yanlış bir şey yaparsam diye düşünüyorum.”
Suna uçurtmayı hemen eline almadı. “İstersen ilk denemede yanında dururum,” dedi. “Uçurtmayı biraz kaldırırım. İpi sen tutarsın. Nasıl hareket ettiğine birlikte bakarız.”
Mino, teyzesiyle daha önce de birçok şey yapmıştı. Birlikte boyadıkları saksıda Mino’nun parmak izi duruyordu. Suna o izi görünce kızmamıştı. Saksıyı döndürüp çiçeklerin arasına yerleştirmişlerdi. Mino şimdi de onun sakin sesini duyunca patilerindeki sıkılığın biraz azaldığını hissetti.
“Çok yükseğe kaldırmasak olur mu?” diye sordu.
“Olur,” dedi Suna. “Önce çimenlerin biraz üzerinde deneyelim.”
Mino uçurtmayı aldı. Sarı kâğıt hafifçe hışırdadı. Birlikte geniş çimenliğe yürüdüler. Suna uçurtmayı iki yanından tuttu. Mino da ipin makarasını kavradı. Aralarında yalnızca birkaç adımlık yer vardı. Papatyalar ikisinin arasında usul usul sallanıyordu.
“Hazırım galiba,” dedi Mino.
Suna bekledi. Mino makaranın yerini patisinde düzeltti, uçurtmaya baktı ve bu kez daha belirgin bir sesle, “Hazırım,” dedi. Suna uçurtmayı biraz kaldırdı. Rüzgâr sarı kâğıdın altına dolunca onu yavaşça bıraktı.
Uçurtma kısa bir an havada durdu. Sonra bir yana döndü, mavi kuyruğu kıvrıldı ve uçurtma çimenlerin üzerine usulca indi. Mino’nun kulakları düştü. İpi tutan patisini kendine doğru çekti. Hayalindeki gibi olmamıştı. Sarı uçurtma, papatyaların yanında yan yatıyordu.
Suna onunla birlikte uçurtmanın yanına çömeldi. Kâğıdı çevirdiler. Çubuklar yerindeydi, yaprak desenleri de duruyordu. Mino kısa mavi kuyruğa baktı. Sepette bıraktığı uzun şeridi hatırladı. Bir an hiçbir şey söylemeden uçurtmayı taşa geri götürmek istedi.
Sonra kuyruğu kaldırıp Suna’ya gösterdi. “Ben kısa parçayı seçtim,” dedi. “Uzun olanı yanlış bağlarım diye düşündüm. Kuyruk çok kısa kalmış olabilir. Bunu sana söylemek istedim.”
Suna kumaşı parmaklarının arasında açtı. “Biraz uzatıp nasıl hareket ettiğine bakabiliriz,” dedi. “Sepetteki uzun mavi parçayı kullanmak ister misin?”
Mino başını salladı. Bu kez sepete giderken uçurtmasını saklamak için taşın arkasına koymadı. Suna’nın yanında, çimenlerin üzerinde bıraktı. Uzun şeridi buldu. Sepetin dibinde açık mavi bir kumaş parçası daha vardı. İkisini yan yana tutunca açık mavi olanı beğendi.
“Bunu kısa kuyruğun ucuna eklesem?” diye sordu. “Böylece iki renk olur.”
“Birlikte bakalım,” dedi Suna.
Taşın yanına döndüler. Mino iki kumaşın uçlarını üst üste getirdi. Suna yalnızca parçaları yerinde tuttu. Mino ilk düğümü atarken kumaş elinden kaydı. Durdu, uçları yeniden tuttu ve teyzesiyle birlikte düğümü tamamladı. Bu kez hemen bırakmadı; bağlantıyı hafifçe yokladı.
Kuyruk artık daha uzundu. Koyu mavi kumaşın ardından açık mavi kumaş geliyordu. Aralarındaki düğüm açıkça görünüyordu. Mino, uçurtmayı kaldırınca iki renkli kuyruk taşın kenarından aşağı sarktı. Kuyruğun ucunu eliyle açtı, sonra bir adım geri çekilip yaptığı onarıma baktı.
“Şimdi yeniden denemek istiyorum,” dedi.
Çimenliğe döndüklerinde Suna yine uçurtmayı tuttu. Mino makaranın başındaydı. İçinde hâlâ küçük bir çekinme vardı. Bu kez gözünü uçurtmanın kuyruğuna çevirdi. Nasıl sallandığını görmek istiyordu. Teyzesine hazır olduğunu söyledi ve rüzgârın sarı kâğıdı kaldırmasını bekledi.
Uçurtma havalandı. Önce hafifçe yana eğildi. Ardından uzun kuyruğu arkasından açıldı ve sarı kâğıt daha düzgün durdu. Mino bir parça ip bıraktı. Uçurtmanın gölgesi çimenlerin üzerine düştü, sonra bir papatyanın yanından geçti.
“Bak!” dedi Mino. “Gölgesi gidiyor!”
Suna onun yanında durup gölgeyi izledi. Uçurtma rüzgârla biraz yükseldi, biraz alçaldı. Mino, makaranın kenarını dikkatle tutuyordu. Sarı kâğıdın her kıpırtısında artık hemen ipi çekmiyordu. Bir süre bakıyor, sonra küçük bir hareket yapıyordu.
Rüzgâr hafifleyince uçurtmayı birlikte çimenlerin üzerine indirdiler. Mino bu kez kulaklarını düşürmedi. Uçurtmayı alıp kuyruğun düğümüne baktı. İki kumaş da yerindeydi. Suna’ya dönüp, “Bir kez daha kaldırır mısın?” diye sordu. Elma dilimleri gölgede onları bekleyebilirdi.
Bir kez daha denediler. Uçurtma yine papatyaların üzerinde süzüldü. Mino’nun yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Teyzesi ipi toplamasına yardım ettiğinde sarı uçurtmayı dikkatle taşıdı. Onarılan kuyruğunu da üstüne katlamak yerine açık bıraktı; iki rengini bir arada görmek hoşuna gidiyordu.
Elmalarını yerken Suna, “Uçurtmana bir ad düşündün mü?” diye sordu.
Mino açık mavi kuyruğun ucunu patisiyle düzeltti. “Yeniden Denenen Uçurtma,” dedi. “İlk denemeden sonra ona yeni bir kuyruk yaptık. Sonra yine uçtu.”
Akşamüstü eve dönerken uçurtmayı Mino taşıdı, boş sepeti de Suna. Kapının yanındaki alçak askıya sarı uçurtmayı astılar. Mino kumaşların birleştiği düğümü son kez yokladı. Ardından teyzesiyle sofraya oturdu. Açık pencereden gelen hafif esinti, iki renkli kuyruğu usulca sallıyordu.