Masal Odası
Eğitici Masallar

Sincap Mino ve Birlikte Kurulan Köprü

Kozalak postası oyunu küçük bir oluğun önünde durunca Mino ve arkadaşları iki fikri dener. Oyuncak arabalarının geçeceği köprü, hepsinin katkısıyla kurulur.

7-9 yaş 11 dakika Tarayıcı seslendirmesi

Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.

Masalı okumaya geç

Sincap Mino ve Birlikte Kurulan Köprü
Tarayıcı seslendirmesi Sincap Mino ve Birlikte Kurulan Köprü
0:00 —
Yeni hız sonraki seslendirme bölümünde uygulanır.
Okuma görünümü

Sincap Mino, küçük tahta arabasına üç kozalak yerleştirdi. Sarı bir yaprağın yanına çömelip arabayı usulca itti. Tekerlekler çimenlerin üzerinden tıkır tıkır geçti. Mavi Dere’nin şırıltısı uzaktan duyulurken Mino, ilk posta durağının yerini düzeltmek için yaprağı biraz yana çekti.

Tarla faresi Lemi, papatyaların önüne düz bir taş koyup üzerine bir yaprak seriyordu. Kirpi Neri de yosunlu taşın yanına yuvarlak bir yaprak yerleştirdi. Oyunlarında kozalaklar mektup, yapraklar durak, tahta araba da posta arabası olacaktı. Herkes sırayla mektupları taşıyacak, ötekiler duraklarda onları bekleyecekti.

Çimenlik, dere kıyısından uzaktaydı. Arada kocaman bir papatyalık ve iki söğüt vardı. Mino’nun annesi yakındaki örtüde kitabını okuyordu. Yanına, çocukların sevdiği oyun kutusunu da getirmişti. Kutuda boyalar, ipler ve kenarları pürüzsüz tahta parçaları vardı.

“Her durağa üç mektup götürelim,” dedi Mino. Kozalaklardan birini düzeltti. “Birisi eve, birisi bahçeye, birisi de orada bekleyen arkadaşımıza.” Neri, yaprağının arkasına oturup oyuna hazırlandı. Lemi ilk mektubu beklemek için patilerini dizlerinin üstüne koydu.

Mino arabayı sarı yapraktan papatya durağına doğru sürerken ön tekerlekler birden durdu. Araba devrilmedi, ama ilerlemedi de. Mino eğilip önüne baktı. Yolu örten kuru yaprakların altında, toprağın içinde uzanan sığ bir oluk vardı.

Gece yağan yağmur, yumuşak toprakta bu küçük oluğu açmıştı. Şimdi oluk kupkuruydu. Mino’nun bir patisi kadar derin, bir oyuncak araba boyu kadar genişti. Mino düşen yaprakları kenara alınca iki durak arasındaki yolun tam buradan geçtiği ortaya çıktı.

“Buradan geçemiyor,” dedi Mino. Arabayı düz çimene geri çekti. Neri, yaprak durağından kalkıp ona doğru yürüdü. Lemi de beklediği yerden ayrılıp yanlarına geldi. Üçü, oluğun bir tarafına oturup karşıdaki yola baktı.

Mino’nun kuyruğu çimenlere indi. Oyunun yolunu sabah boyunca düşünmüştü. Daha ilk mektup ulaşmadan durmak canını sıkmıştı. Bir kozalağı iki patisi arasında çevirdi. “Ben bütün duraklara aynı arabayla gitmek istiyordum,” dedi. Sesi eskisi kadar neşeli değildi.

Lemi, arabanın tekerleğini parmağıyla çevirdi. Tekerlek rahatça dönüyordu. “Araba bozuk değil,” dedi. “Sadece burada yolu bitiyor.” Neri, oluğun iki kuru kenarına baktı. “O zaman arabanın yolunu tamamlayabiliriz.” Mino başını kaldırdı. Oyun kutusunun altındaki geniş, ince ağaç kabuğunu hatırlamıştı.

Önceki oyunlarında kabuğu küçük bir evin çatısı yapmışlardı. Mino onu getirip oluğun üstüne uzattı. Kabuğun iki ucu da kuru toprağa değiyordu. “Bunu yol yapsak?” diye sordu. “Arabamız üzerinden geçebilir.” Lemi bir ucunu, Neri öteki ucunu düzeltti.

Mino kozalakları çimene indirip boş arabayı getirdi. “Önce böyle bakalım,” dedi. Arabayı hafifçe itti. Tekerlekler kabuğun kıvrımlı yüzeyinde biraz sallandı, sonra karşı taraftaki toprağa ulaştı. Kabuk, boş arabanın altında yerinde durmuştu. Mino’nun kulakları sevinçle dikildi.

“Geçti!” Hemen oyunu başlatmak istedi, ama Lemi yerdeki kozalakları gösterdi. “Mektuplar daha binmedi.” Mino üç kozalağı yeniden arabaya yerleştirdi. Aynı yerden, az önceki gibi yavaşça itti. Arkadaşları iki yandan izliyordu. Araba kabuğun ortasına geldiğinde kabuk aşağı doğru esnedi.

Ön tekerlekler oluşan çukurda kaldı. Kozalaklardan biri hafifçe yana yattı. Mino arabayı zorlamak yerine olduğu yerden kaldırdı ve çimene koydu. Arabanın ağırlığı kalkınca kabuğun ortası yeniden yükseldi. Neri bunu gösterdi. “Bak, yine eski biçimine döndü,” dedi.

Mino bir süre kabuğu elinde tuttu. “Boşken geçti. Kozalaklar binince ortası eğildi.” Parmağıyla kıvrılan yeri gösterdi. “Demek sadece iki tarafa yetişmesi yetmiyor.” Sonra üç kozalağı arabanın içine geri koydu. Neri de oyun kutusuna doğru döndü.

“Ev yaptığımız düz tahta nerede?” diye sordu Neri. Lemi kutuyu açarken Mino da yanlarına gitti. İçeride küçük bloklar, alçak eğimli parçalar ve geniş bir oyun tahtası vardı. Tahta, kabuk gibi kıvrılmıyordu. Mino tahtayı kaldırıp baktı. “Bundan arabaya köprü yapabiliriz.”

Neri tahtanın bir ucunu tuttu. Lemi ise iki yassı blok seçti. “İki ucu da sağlam bir yere otursun,” dedi. Mino elindeki tahtayı hemen oluğun üstüne koymak yerine yeniden yere bıraktı. “Önce boyu yetiyor mu bakalım.”

Kutudan bir parça kalın ip aldı. Lemi ipin bir ucunu kuru toprağın üzerinde tuttu, Mino öbür kenara kadar uzattı. Kenarların dibine değil, biraz gerisine baktılar. Köprünün uçları toprağın üzerinde kalabilmeliydi. İpi tahtanın yanına serdiklerinde tahtanın ipten uzun olduğunu gördüler.

Mino’nun yüzü aydınlandı. “İki ucu da dışarıda kalıyor.” Neri, parmağını tahtanın ortasında gezdirdi. “Arabaya da yer var.” Tahta, arabanın iki yanından küçük birer boşluk bırakacak kadar genişti. Mino arabayı yanına koyup baktı; tekerlekler kenarlara yaklaşmıyordu.

Lemi yassı blokları oluğun iki kuru kenarına koydu. Neri, altlarına sıkışan yaprakları temizledi. Mino tahtayı uzattı; arkadaşlarıyla birlikte iki bloğun üzerine yerleştirdi. Tahtanın ortası oluğun üstünde, uçlarıysa geniş blokların üzerinde duruyordu. Bloklar da kuru toprağa düz basıyordu.

Mino bir köşeye hafifçe dokundu. Tahta oynamadı. Lemi öteki köşeye baktı; orası da sabitti. Neri, alçak eğimli parçaları tahtanın iki ucuna yaklaştırdı. Böylece arabanın tekerlekleri köprüye çıkarken yüksek bir kenara çarpmayacaktı. Köprü yalnızca küçük posta arabasını geçirecek büyüklükteydi.

Mino boş arabayı köprünün başına getirdi. “Kabuğu da önce boş arabayla denemiştik,” dedi. “Bunu da öyle deneyelim.” Lemi karşı tarafta bekledi. Neri biraz yana çekilip tahtanın ortasına baktı. Mino arabayı yavaşça ilerletti. Tekerlekler küçük rampayı çıktı, düz tahtadan geçti ve çimene indi.

Tahta düz kalmıştı. Yine de Mino kozalakları almadan oyuna başlamadı. Üçünü de aynı yerlere yerleştirdi. Bir kozalağın ucu araba kenarından taşıyordu; onu içeri doğru çevirdi. Sonra arabayı ilk denemedeki yerden, aynı yumuşak hareketle köprüye yöneltti.

Bu kez herkes sessizce tekerlekleri izledi. Araba rampadan çıktı. Ortada durmadı. Kozalaklar da yerlerinde kaldı. Mino karşıdaki rampanın sonunda arabayı tuttu. Lemi eğilip tahtaya baktı. “Ortası yine düz.” Neri de blokları gösterdi. İkisi de baştaki yerindeydi.

Mino kabuğu köprünün yanına koydu. Bir ona, bir tahtaya baktı. “Kabuk boş arabayı geçirdi ama mektuplar binince eğildi. Bu köprü hem boşken hem doluyken düz kaldı.” Lemi, küçük rampanın yanındaki toprağı eliyle düzeltti. “Üstelik tekerlekler sallanmadı.” Neri başını salladı. “Bloklar da kıpırdamadı.”

“O zaman oyunda bu yolu kullanalım,” dedi Mino. Kabuğu kaldırıp kutuya geri götürdü. Onu, küçük evlerine yeniden çatı yapmak için kutunun bir köşesine yerleştirdi. Sonra posta arabasını sarı yaprağın yanına döndürdü. Artık papatya durağına uzanan yolun arasında açık bir yer kalmamıştı.

Neri köprünün girişine çömeldi. “Durakların adı var. Köprünün de olsun mu?” Mino kutudan boş bir kart ve bir boya kalemi aldı. Kartı dizinin üstüne koyup düşündü. Sonra başını kaldırarak arkadaşlarına baktı. “Birlikte Kurulan Köprü.”

Adını kartın üzerine yazdı. Lemi bir köşesine yaprak çizdi, Neri öbür köşeye üç küçük kozalak ekledi. Kartı yolun biraz yanına, tekerleklere değmeyecek bir yere koydular. Mino uzaktan okuyabilmek için birkaç adım geri gitti. Yazı biraz eğriydi, köprü ise dümdüz duruyordu.

“Posta geliyor!” diye seslendi Mino. Arabayı sarı yapraktan yola çıkardı. Bu kez gözü yalnızca oluğun önünde değildi. Papatyaları, Lemi’nin yaptığı durağı ve ileride onu bekleyen Neri’yi de görebiliyordu. Araba köprünün üzerinden geçti. Üç kozalak da yerindeydi.

Lemi, gelen kozalaklardan birini kulağına yaklaştırdı. Sanki içinden bir ses duyuyormuş gibi başını yana eğdi. “Bahçeden mektup varmış,” dedi. “Papatyalar bugün çok güzel açmış.” Mino güldü. Neri de kendi durağından seslendi: “Bize de bir haber gönderin!”

Sürücülük sırası Lemi’ye geçtiğinde Mino papatya durağına oturdu. Daha önce yalnızca arabayı nasıl geçireceğini düşünürken şimdi bir mektubun gelmesini bekliyordu. Lemi köprüden geçip ona bir kozalak uzattı. “Bu da sana. Üstünde buluşma resmi var.” Mino kozalaktaki kıvrımları dikkatle inceledi.

“Nerede buluşuyormuşuz?” diye sordu Neri. Mino, köprünün yanındaki kartı gösterdi. “Köprünün yanındaki çimenlikte. Papatyaların dibinde.” Neri gülerek oraya oturdu. Lemi de arabayı durağa bıraktı. Üçü, oyuncak köprüye yandan baktı. Altındaki kuru oluk olduğu gibi duruyordu.

Mino’nun annesi kitabından başını kaldırınca üç arkadaş ona da bir kozalak mektubu götürdü. “Bu mektupta ne yazıyor?” diye sordu annesi. Mino, kozalağı annesinin avucuna bıraktı. “Çimenlikte bir posta yolu açıldı. İsteyen mektubunu sarı yaprak durağına bırakabilir.” Annesi gülümseyip bir yaprağa papatya çizdi, sonra onu mektup gibi katladı.

Yaprak mektubu da arabaya koydular. Katlanan yaprağın üstündeki papatya, arabanın kenarından görünüyordu. Neri sürücü oldu; Mino ile Lemi duraklarına döndü. Küçük tahta tekerleklerin tıkırtısı, Mavi Dere’nin uzaktan gelen şırıltısına karıştı. Oyun artık kaldığı yerden akıp gidiyordu.

Toparlanma vakti geldiğinde önce kozalakları, sonra durak yapraklarını topladılar. Lemi blokları kutuya koydu. Neri eğimli parçaları yanlarına yerleştirdi. Mino tahtayı kaldırıp en üste yatırdı. Köprünün kartını bükülmesin diye tahtanın üzerine serdi. Ertesi oyunda onu kolayca bulabileceklerdi.

Mino eve dönerken tahta arabasını kucağında taşıdı. Lemi’yle Neri yanında yürüyordu. Annesinin taşıdığı kutudan hafif bir kozalak tıkırtısı geliyordu. Sarı yaprak, köprünün kartının yanında dümdüz duruyordu. Mavi Dere arkalarında usul usul akarken Mino arkadaşlarının arasına sokuldu. Boş arabasını biraz daha kendine çekti. Bugünün bütün mektupları yerine ulaşmıştı.