Masal Odası
Eğitici Masallar

Duru ve Duyguların Rengi: Cesaret Pelerini Masalı | Eğitici Masallar

Duru, hazırladığı resmi arkadaşlarına anlatmak ister ama sırası yaklaştıkça sesi küçülür. Duygularına renk verdiği cesaret pelerini, ona kendi hızında ilerleyebileceğini hatırlatır.

5-9 yaş 9 dakika Tarayıcı seslendirmesi
Duru ve Duyguların Rengi: Cesaret Pelerini Masalı | Eğitici Masallar
Tarayıcı seslendirmesi Duru ve Duyguların Rengi: Cesaret Pelerini Masalı | Eğitici Masallar Sırada: Yağmurdan Korkan Küçük Bulut
0:00
Okuma görünümü

Duru'nun özgüven masalı, yağmurdan sonra parlayan yumuşak bir sabah ışığında başladı. Duru, pencerelerinde fesleğenler büyüyen sıcak bir evde yaşıyordu. Renkleri çok seviyor, gördüğü her renge bir duygu yakıştırıyordu. Ona göre sarı merakın, mavi sakinliğin, pembe sevincin rengiydi. Yeşil ise yeni bir şey denerken karnında beliren küçük kıpırtılara benziyordu.

Duru'nun en sevdiği köşe, mutfağın yanındaki küçük çalışma masasıydı. Masanın üzerinde boya kalemleri, kâğıtlar ve kurdelelerle dolu kutular dururdu. Akşamüstü güneşi pencereye vurunca bütün renkler daha parlak görünürdü. Duru o saatlerde resim yapar, annesi de yakındaki koltukta sessizce kitabını okurdu.

Bir pazartesi günü Sema Öğretmen, sınıfta Renkli Paylaşım Günü düzenleyeceklerini söyledi. Her çocuk yaptığı bir resmi gösterecek ve resmi hakkında birkaç cümle anlatacaktı.

Duru bunu duyunca hemen heyecanlandı. Eve gelir gelmez büyük bir kâğıda hayalindeki bahçeyi çizmeye başladı. Bahçenin ortasında gökyüzüne uzanan sarı yapraklı bir ağaç vardı. Ağacın altında mavi taşlardan yapılmış kıvrımlı bir yol, yolun sonunda da rengârenk pencereleri olan küçük bir ev bulunuyordu.

Duru resmine “Duyguların Bahçesi” adını verdi. Sarı yaprakların merakı, mavi yolun sakinliği, renkli pencerelerin ise birbirinden farklı duyguları anlattığını düşündü. Resmini tamamlayınca iki eliyle kaldırıp gururla baktı.

Tam o sırada aklına sınıfın önünde konuşacağı geldi.

Duru'nun omuzları biraz gerildi. Sanki söylemek istediği bütün kelimeler, bir çekmeceye girip kapağını kapatmıştı. Resmini anlatmayı çok istiyordu ama herkes ona bakarken sesinin küçüleceğini düşünüyordu.

Annesi, Duru'nun uzun süre sessiz kaldığını fark etti.

“Resminde sevdiğin bir şey var mı?” diye sordu.

“Her şeyini seviyorum,” dedi Duru. “Ama onu sınıfta anlatacağım zaman kelimelerim saklanabilir.”

Annesi kitabını kapatıp yanına geldi. “Kelimelerin hemen çıkmak zorunda değil,” dedi. “Belki önce duygularının hangi renklerde olduğunu bulabilirsin.”

Duru boya kutusuna baktı. Sınıfın önünde durmayı düşününce içinde yeşil kıpırtılar vardı. Biraz da turuncu heyecan hissediyordu. Resmini sevdiğinde ise içi pembe bir ışıkla doluyordu.

O gece Duru, söylemek istediği cümleleri kısa bir kâğıda yazdı. Sonra çalışma masasının yanında durup deneme yaptı.

“Bu resmin adı...” diye başladı.

Devamı gelmedi. Duru derin bir nefes aldı. Kâğıdı masaya bırakıp resmine baktı.

“Bugünlük ilk cümleyi söyledim,” dedi. Bu küçük denemenin de bir başlangıç olduğuna karar verdi.

Ertesi gün okuldan dönerken annesiyle mahalledeki kumaşçıya uğradılar. Dükkânın içi sabun ve temiz kumaş kokuyordu. Raflarda düz, çizgili ve çiçekli kumaşlar yan yana duruyordu. Dükkân sahibi Nermin Hanım, artan küçük kumaş parçalarını bir sepette topluyordu.

Duru, sepette açık mavi bir kumaş gördü. Kumaş hafifti ve omuzlarına koyduğunda dizlerine kadar uzanıyordu.

“Bu bir pelerin olabilir,” dedi Duru.

Nermin Hanım gülümsedi. “Üzerindeki renkleri sen seçersen sana özel olur.”

Duru'nun aklına bir fikir geldi. Eve dönünce annesinin yardımıyla kumaşın kenarlarına yumuşak şeritler diktiler. Pelerin, omuzların önünde iki küçük kumaş düğmeyle kapanıyordu. Sonra Duru, artan parçaları yuvarlak ve kare biçimlerinde kesip pelerinin üzerine yerleştirdi.

Sarı parçayı üst köşeye koydu. “Bu, merak ettiğim için,” dedi.

Mavi parçayı kalbinin yakınına yerleştirdi. “Bu, yavaşça nefes aldığımda gelen sakinlik.”

Pembe parçayı ortaya koydu. “Bu da resmimi sevdiğim için.”

Son olarak yeşil bir parça seçti. Onu pelerinin kenarına iliştirirken biraz düşündü. “Bu renk, yeni bir şey denerken içimde dolaşan kıpırtılar olsun.”

Annesi parçaları sabitlemesine yardım etti. Pelerin tamamlandığında Duru aynanın karşısına geçti. Kumaşın hafifçe dalgalanmasını izledi.

“Bu pelerin beni hiç çekinmeyen biri yapar mı?” diye sordu.

Annesi başını hafifçe yana eğdi. “Bence pelerin, hissettiklerini yanında taşıdığını hatırlatabilir. Geri kalan adımları sen seçersin.”

Duru bu düşünceyi sevdi. Cesur olmak için bütün kıpırtıların kaybolmasını beklemesi gerekmiyordu. Kıpırtılar oradayken de küçük bir adım atabilirdi.

O akşam pelerinini giyip yeniden deneme yaptı. Önce boş sandalyeye baktı.

“Bu resmin adı Duyguların Bahçesi,” dedi.

Sesi çok yüksek değildi ama cümle tamamlanmıştı. Sonra ikinci cümleyi denedi.

“Bahçedeki her renk başka bir duyguyu anlatıyor.”

Duru bu kez gülümsedi. Üçüncü cümle için acele etmedi. Pelerindeki mavi parçaya dokundu, bir nefes aldı ve devam etti.

“Bence bütün duygular aynı bahçede büyüyebilir.”

Ertesi sabah Renkli Paylaşım Günü geldi. Sınıfın pencerelerinden içeri aydınlık bir güneş süzülüyordu. Çocukların resimleri duvar boyunca sıralanmıştı. Masanın üzerinde renkli kalemler, yumuşak minderler ve küçük kâğıt çiçekler vardı.

Duru, resmini iki eliyle tutuyordu. Cesaret pelerinini de giymişti. Sırası yaklaştıkça içindeki yeşil kıpırtılar çoğaldı. Avuçları ısındı. Kalbi biraz hızlı atmaya başladı.

Sema Öğretmen, “Sıradaki paylaşımı Duru yapacak,” dediğinde Duru ayağa kalktı ama hemen öne yürümedi.

“Biraz daha bekleyebilir miyim?” diye sordu.

“Elbette,” dedi Sema Öğretmen. “Hazır olduğunda işaret edebilirsin.”

Duru yeniden minderine oturdu. Sırasını ertelediği için üzülmedi. Bunun kaçmak değil, hazırlanmak olduğunu biliyordu. Pelerindeki renkleri tek tek buldu. Sarıya bakınca resmini neden göstermek istediğini hatırladı. Mavi parçaya dokununca yavaşça nefes aldı. Pembe, resmini sevdiğini söyledi. Yeşil ise kıpırtıların yeni bir adımın yanında bulunabileceğini hatırlattı.

Bir süre sonra sınıftaki arkadaşı Ekin paylaşımını bitirdi. Yerine dönerken Duru'ya sıcak bir gülümsemeyle baktı. Duru resmini eline aldı ve Sema Öğretmen'e küçükçe başını salladı.

Sınıfın önüne yürüdüğünde herkes ona baktı. Duru'nun kelimeleri bir an yine çekmeceye saklanır gibi oldu. Pelerinin kenarını avucunda tuttu. Sonra akşam söylediği ilk cümleyi hatırladı.

“Bu resmin adı Duyguların Bahçesi,” dedi.

Sesi düşündüğünden daha sakindi. Sınıf sessizce dinliyordu.

Duru resmindeki sarı ağacı gösterdi. “Sarı yapraklar merakı anlatıyor. Çünkü yeni bir şey öğrenmek istediğimde içimde sarı bir ışık varmış gibi oluyor.”

Sonra mavi yolu işaret etti. “Bu yol sakinliğin yolu. Bazen bir şey söylemeden önce bu yolda yavaşça yürüdüğümü düşünüyorum.”

Duru üçüncü cümleden sonra durdu. Artık isterse yerine oturabilirdi. Fakat resmin renkli pencerelerini de anlatmak istediğini fark etti.

“Pencereler farklı duygular,” diye devam etti. “Hepsi aynı evde duruyor. Benim duygularım da bazen aynı anda yanımda olabiliyor.”

Duru sözünü bitirdiğinde yüzünde küçük ama rahat bir gülümseme vardı. Sema Öğretmen teşekkür etti. Ekin, sarı yaprakların çok güzel göründüğünü söyledi. Başka bir çocuk da mavi yolun nereye gittiğini sordu.

“Rahat hissettiğin bir yere,” diye cevap verdi Duru. Bu cümleyi önceden hazırlamamıştı. Kendiliğinden gelmişti.

Duru minderine döndüğünde pelerininin aynı pelerin olduğunu gördü. Renkli parçalar hâlâ aynı yerdeydi. Değişen şey, onun attığı küçük adımlardı. Beklemek istemiş, nefes almış, sonra kendi zamanında konuşmayı seçmişti.

Okul çıkışında annesi kapıda onu karşıladı. Duru, resmini gösterirken gününü anlattı.

“Önce hazır değildim,” dedi. “Sonra hazır olmaya biraz yaklaştım. Tamamen rahat değildim ama yine de anlatabildim.”

Annesi pelerindeki yeşil parçayı düzeltti. “Bugün bu renk neye benziyor?” diye sordu.

Duru bir süre düşündü. “Filizlenen bir yaprağa,” dedi. “Küçük ama büyüyebilir.”

Eve vardıklarında Duru, cesaret pelerinini çalışma masasının yanındaki askıya astı. Onu her zaman giymesi gerekmiyordu. Bazen yalnızca renklerine bakmak bile yeterliydi. Bazen de hiçbir şeye bakmadan, ilk küçük cümleyi söyleyebilirdi.

Akşam güneşi odayı yumuşak bir ışıkla doldurdu. Duru yeni bir kâğıt çıkardı ve Duyguların Bahçesi'ne açılan ikinci bir yol çizmeye başladı. Yolun başına küçük, yeşil bir yaprak ekledi. Ardından kendi kendine, sakin ama duyulur bir sesle resmin adını söyledi.

Bu kez kelimeleri saklanmadı. Yavaşça, Duru'nun seçtiği hızda dışarı çıktılar. Cesaret pelerini askıda usulca dururken Duru, kendi sesinin zaten hep yanında olduğunu biliyordu.