Sincap Mino ve Ayrılan Renkli Kutular
Sincap Mino, oyun alanında karışan kâğıtları ve kutuları görünce annesinden yardım ister. İki renkli kutu, küçük resimler ve bir arkadaşın desteğiyle çimenlerde yeniden oyuna yer açılır.
Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.
Sincap Mino, Işık Vadisi’nin oyun alanında bez topunu kucaklayıp çimenlere oturdu. Birazdan arkadaşı Kirpi Peli gelecek, topu birbirlerine yuvarlayacaklardı. Mino topu önüne bırakınca rüzgârın taşıdığı sarı bir kâğıt, topun yanına kondu. Biraz ileride boş karton kutular ve plastik kaplar da vardı. Oyun için seçtiği yer, karışık bir yığına dönüşmüştü.
Sabah burada resim çalışması yapılmıştı. Masanın yanındaki toplama sepeti devrilmiş, içindeki temiz ve kuru malzemeler çimenlere yayılmıştı. Mino hepsini bir yere toplamak istedi, ama hangi şeyin nereye gideceğini bilmiyordu. Elini uzatmak yerine topunu yeniden kucağına aldı.
“Anne, yanıma gelir misin?” diye seslendi. “Top oynayacağımız yer karışmış.”
Çınarın altındaki bankta oturan annesi yanına geldi. Mino, kâğıtları ve kutuları gösterdi.
“Birlikte bakabiliriz,” dedi annesi. “Önce ben kontrol edeyim. Sen yanımda bekle.”
Annesi, sabahki etkinlikten tanıdığı malzemeleri dikkatle inceledi. Dokunabilecekleri temiz kâğıtları, boş karton kutuları ve sağlam, yıkanmış plastik kapları gösterdi.
“Bunları birlikte ayırabiliriz. Cam, kesici atık ya da ne olduğunu bilmediğin bir madde görürsen dokunmadan bana haber ver.”
Mino başını salladı. Annesinin gösterdikleriyle çalışacak, öteki şeylere uzanmayacaktı.
Oyun kulübesinin önünde iç içe duran iki büyük kutu vardı. Annesi kutuları birbirinden ayırıp düz zemine yerleştirdi. Biri mavi, biri sarıydı. Mavi kutunun üstünde kâğıt ve karton resmi, sarı kutunun üstünde plastik kap resmi bulunuyordu. Yan yana gelince iki resim de açıkça görünüyordu.
Mino, kutuların çevresinde bir kez dolaştı.
“İç içeyken bir taneymiş gibi duruyorlardı!” dedi. “Şimdi ikisinin de ayrı bir işi var.”
Sonra kutulara bir ad buldu.
“Adınız Ayrılan Renkli Kutular olsun!”
Annesi gülümsedi. Kutuları Mino’nun rahatça ulaşabileceği yerde tuttu.
Mino önce sarı kâğıdı aldı. Sarı kutuya doğru yürüdü, ama üzerindeki plastik kap resmini görünce durdu.
“Bu kâğıt sarı,” dedi. “Yine de sarı kutuya mı koymalıyım?”
Annesi iki kutunun resimlerini gösterdi.
“Sence elindeki şey hangisine benziyor?”
Mino kâğıda, sonra mavi kutudaki resme baktı.
“Kâğıt resmine! Demek rengine değil, neyden yapıldığına bakacağım.”
Sarı kâğıt, mavi kutuya hafifçe düştü.
Sırada küçük bir karton kutu vardı. Üstünde kırmızı elmalar çiziliydi. Mino bu kez renklerine aldırmadan kutunun kenarına baktı. Annesi karton olduğunu gösterdi; sonra kutuyu birlikte yavaşça yassılaştırdılar. Böylece mavi kutuda daha az yer kapladı.
Mino bir kutunun daha küçülebileceğini görünce şaşırdı.
“İçindeki boşluğu çıkardık sanki!” dedi.
Annesi gülerek başını salladı.
O sırada Peli, çimenli yoldan geldi. Mino’nun topunu görünce yanına oturdu.
“Oyun başladı mı?”
“Önce yer açıyoruz,” dedi Mino. “İstersen sen de bizimle olabilirsin.”
Peli katılmak isteyince Mino’nun annesi ona da kontrol ettiği güvenli malzemeleri gösterdi. Peli boş bir plastik kabı eline aldı. Kabın kenarları sağlamdı, içinde hiçbir şey yoktu.
Peli kabı mavi kutuya yaklaştırdı. Mino, arkadaşının yanına yürüdü.
“Resme birlikte bakalım mı?” diye sordu.
İki arkadaş sarı kutudaki kap resmini buldular. Peli, elindeki kabı resmin yanında tuttu.
“Bunun gibi!” dedi.
Kabı sarı kutuya bırakırken içeriden yumuşak bir tık sesi geldi. Mino da gülümsedi. Resimler, konuşmadan da yol gösteriyordu.
Kulübenin köşesinde kapağı kapalı başka bir kap görünce Mino durdu.
“Bunun içinde ne olduğunu bilmiyorum,” dedi.
Elini uzatmadan annesine gösterdi. Annesi, Mino ile Peli’yi yanına alıp oyun alanının görevlisine haber verdi. Görevli, uygun toplama aracıyla kabı kaldırırken onlar bankın yanında beklediler. Kap, renkli kutuların hiçbirine konmadı.
Sonra annesinin kontrol ettiği malzemelerin yanına döndüler. Kâğıtların arasında arka yüzü boş bir resim vardı. Ön yüzüne kocaman bir güneş çizilmişti. Mino kâğıdı mavi kutuya götürürken annesi sordu:
“Boş yüzünü kullanmak ister misiniz?”
Mino kâğıdı çevirdi. Peli, oyun kulübesindeki kalemlikten iki boya kalemi getirdi. Birlikte kâğıdın boş yüzüne oyun alanını çizdiler. Mino iki kutuyu, Peli de yanlarında duran bez topu ekledi. Annesi, resmi kulübenin panosuna tutturmalarına yardım etti.
Ardından birlikte son birkaç parçayı da ayırdılar. Çimenlerin üzerindeki küçük yuvarlak alan yeniden ortaya çıkmıştı. Annesi, kutulardaki malzemelerin daha sonra ayrı ayrı geri dönüşüm için toplanacağını anlattı. Kutuları oyun yolunun kenarındaki yerlerine taşıdı. Mino ile Peli geçerken üstlerindeki resimleri bir kez daha gördüler.
İşleri bitince hep birlikte kulübenin yanındaki lavaboya gittiler. Mino patilerini sabunla köpürttü. Peli de ellerini yıkadı. Mino parmaklarının arasındaki köpükleri durularken oyun alanına baktı. Bez topu, bıraktığı yerde onları bekliyordu.
Sonra iki arkadaş çimenlere karşılıklı oturdu. Mino topu Peli’ye doğru yuvarladı. Top, az önce kâğıtların durduğu yerden usulca geçti.
“Tam buradan geçecekti,” dedi Mino sevinçle.
Peli topu yakalayıp geri gönderdi. Annesi çınarın altındaki banka oturdu. Kulübenin panosunda iki arkadaşın çizdiği oyun alanı resmi duruyordu. Resimde de mavi ve sarı kutular yan yanaydı. Işık Vadisi’nde esen hafif rüzgâr yaprakları kıpırdatırken top, Mino ile Peli arasında gidip geliyordu.