Pofuduk Bulut ve Teşekkür Mektubu
Pofuduk Bulut, Işık Vadisi'nin resmini çizerken küçük bir yardım sayesinde işini kolayca tamamlar. Arkadaşının yaptığını fark edince, o sabahı kendi sözleriyle anlatan sıcacık bir teşekkür mektubu yazar.
Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.
Pofuduk Bulut, Işık Vadisi'ndeki söğüdün yanında süzülüp düz bir taşın üzerine kâğıt serdi. Ağacın altındaki resim kutusundan mavi bir kalem seçti. Önündeki çimenleri, söğüdü ve kıvrıla kıvrıla akan küçük dereyi aynı resimde buluşturmak istiyordu. Kalemi pofuduk parmaklarının arasına yerleştirip ilk çizgisini çizdi.
Vadide sabah ışığı yaprakların arasından geçiyor, yere küçük aydınlık benekler bırakıyordu. Derenin kıyısındaki papatyalar hafifçe sallanıyordu. Söğüdün uzun dallarından biri suya doğru eğilmişti. Pofuduk Bulut o dalı özellikle seviyordu. Uzaktan bakınca, sanki ağaç dereye günaydın demek için başını eğiyordu.
Önce derenin kıvrımını çizdi. Sonra söğüdün gövdesini ekledi. Yapraklar için yeşil kalemi alacağı sırada yumuşak bir esinti geldi. Kâğıdın köşesi kalktı, ardından bütün sayfa taşın üzerinde biraz kaydı. Pofuduk Bulut'un yeni çizgisi, düşündüğü yerin azıcık dışında kaldı.
“Aa, dalım biraz uzadı,” dedi.
Kâğıdı düzeltti. Uzayan dalın ucuna birkaç yaprak ekledi; böylece resimdeki söğüt de önündeki söğüt gibi görünmeye başladı. Fakat kalemini yeniden kaldırınca aynı köşe bir daha kıvrıldı. Pofuduk Bulut çizmek yerine kâğıdı düzeltmekle uğraşıyordu. Sayfanın yerinde durmasını istiyordu.
Bir eliyle köşeyi tutmayı denedi. Bu kez eli, çizeceği papatyanın üstünü kapatıyordu. Elini biraz yana çektiğinde kâğıt yeniden kıpırdadı. Pofuduk Bulut kalemini taşın üzerine bıraktı, sayfayı iki ucundan düzeltti. Sonra papatyanın yerini yeniden bulmak için resmine eğildi.
O sırada Çakıl Kaplumbağa, söğüdün öteki yanından geldi. Yanında küçük bir yaprak kutusu taşıyordu. Yürüyüşünde bulduğu yaprakları kutuya koymuştu; birinin kenarı dalgalıydı, bir başkası neredeyse yuvarlaktı. Çakıl, Pofuduk Bulut'un yanından geçerken kâğıdın kıvrılan köşesini gördü. Taşın dibindeki küçük, yassı bir çakılı alıp o köşenin üzerine bıraktı.
Pofuduk Bulut, papatyanın ortasını çiziyordu. Kalemini kaldırınca kâğıdın artık kaymadığını fark etti. Sayfanın köşesinde, az önce orada olmayan açık renkli bir taş duruyordu. Başını çevirdi. Çakıl Kaplumbağa, yaprak kutusunu söğüdün gölgesine yerleştiriyordu.
“Bu küçük taşı sen mi koydun?” diye sordu.
“Evet,” dedi Çakıl. “Köşe kalkıyordu. Bu taşın altında düz durur diye düşündüm.”
Pofuduk Bulut, taşın tuttuğu köşeye, sonra tamamlayabildiği papatyaya baktı. Yassı taş sayesinde iki eli de yeniden rahatça hareket edebiliyordu.
“Kâğıdımın köşesine taş koydun,” dedi. “Artık çizmek için sürekli durmam gerekmiyor. Teşekkür ederim, Çakıl.”
“Rica ederim,” dedi Çakıl. Sonra kutusundan yuvarlak yaprağı çıkardı. Yaprağı ışığa tutunca içindeki ince çizgiler belirginleşti. Çakıl onları incelemeye koyulurken Pofuduk Bulut yeniden kalemini aldı. Bu kez papatyanın bütün yapraklarını, kâğıdı düzeltmek için ara vermeden çizebildi.
Resmin geri kalanı yavaş yavaş tamamlandı. Derenin kıyısına çimenler, söğüdün altına küçük gölgeler eklendi. Pofuduk Bulut, düz taşın bir köşesini de resmine yerleştirdi. Üzerine minicik bir kâğıt çizdi. Kâğıdın köşesine açık renkli bir nokta koyunca gülümsedi. Çakıl'ın bıraktığı taş da sabah resminin içindeydi.
Kalemleri kutuya geri koyduktan sonra resmini iki eliyle kaldırdı. Ön yüzü rengârenkti; arka yüzü ise boştu. Pofuduk Bulut o boşluğa baktı. Çakıl'a teşekkür etmişti, ama resimdeki küçük noktanın yanında o yardımın sözleri de olsun istiyordu. Böylece Çakıl, resmi çevirince sabahın o anını okuyabilirdi.
Mavi kalemi yeniden aldı. Kâğıdın arkasına, biraz büyük harflerle “Teşekkür Mektubu” yazdı. Sonra durup düşündü. Çakıl'la konuşurken söylediklerini hatırladı. Taşın nerede durduğunu, kâğıdın nasıl düzleştiğini ve çizimine rahatça devam edebildiğinde ne kadar sevindiğini biliyordu. Mektubunda bunları anlatacaktı.
Yazmaya başlamadan önce kâğıdı tekrar düz taşın üzerine serdi. Küçük çakılı bu kez öteki köşeye koydu. Bir an için resimdeki noktayla gerçek taş yan yana görünmüş oldu. Pofuduk Bulut ikisine bakıp kıkırdadı. Ardından kalemini sayfanın boş tarafına dokundurdu.
“Sevgili Çakıl, bugün resim yaparken kâğıdım kayıyordu. Köşesine küçük bir taş koydun. Böylece papatyaları ve söğüdün yapraklarını rahatça çizebildim. Yardımını fark ettim ve sevindim. Bunun için sana teşekkür ederim. Arkadaşın Pofuduk Bulut.”
Son cümleyi bitirince mektubu kendi kendine, alçak sesle okudu. Okurken, Çakıl'a biraz önce söylediklerini duyar gibi oldu. Harflerinden biri hafifçe yana yatmıştı. Pofuduk Bulut onu düzeltmeye çalışmadı; yazı rahatça okunuyordu. Kalemi kutuya bıraktı ve kâğıdı dikkatlice ikiye katladı.
Çakıl, söğüdün gölgesinde yapraklarını yan yana dizmişti. Uzun yaprağın yanına yuvarlak olanı koyuyor, sonra ikisinin yerini değiştiriyordu. Pofuduk Bulut elindeki katlı kâğıtla ona doğru süzüldü. Geçerken alçak dala değmemek için biraz eğildi. Yanağında söğüt yaprağının serinliğini hissetti.
“Resmim bitti,” dedi. “Arkasına da sana bir mektup yazdım.”
Çakıl, kâğıdı iki ön ayağıyla aldı. Önce resimli yüzünü açtı. Mavi dereyi, yeşil söğüdü ve papatyaları tek tek inceledi. Resimdeki düz taşın üzerinde duran küçük noktayı görünce başını yaklaştırdı.
“Bu da kâğıdı tutan taş mı?” diye sordu.
“Evet,” dedi Pofuduk Bulut. “Onu da çizmek istedim.”
Çakıl kâğıdı çevirdi ve mektubu okudu. Sonra resimli yüzüne bir kez daha baktı. Başlığı parmağıyla takip etti, arkadaşının adında durdu.
“Senin sesinle okuyorum sanki,” dedi. “Özellikle papatyaları anlattığın yerde.”
Pofuduk Bulut'un yuvarlak yanakları biraz kabardı. Çakıl mektubu özenle katlayıp yaprak kutusuna yerleştirdi. Kâğıt kırışmasın diye yanındaki yaprakları hafifçe kenara çekti. Ardından kutuyu kapattı ve ikisi söğüdün altında yan yana kaldılar. Önlerinden geçen bir esinti, uzun yaprağı yavaşça çevirdi.
Bir süre derenin kıvrımına baktılar. Pofuduk Bulut, resimdeki mavi çizginin gerçek dereye ne kadar benzediğini düşündü. Çakıl ise suyun üzerindeki küçük ışık beneklerini izledi. Yanlarındaki resim kutusu kapalıydı; düz taşın üstünde yalnızca yassı çakıl duruyordu. Artık bir şey çizmeleri ya da söylemeleri gerekmiyordu.
Güneş söğüdün dalları arasından biraz daha yükseldi. Pofuduk Bulut hafifçe yukarı süzüldü, ama gölgesi hâlâ Çakıl'ın yanındaydı. Çakıl yaprak kutusunu kendine yaklaştırdı. Kutunun içinde, renkli sabah resminin arkasında, Pofuduk Bulut'un kendi sözleriyle yazdığı Teşekkür Mektubu duruyordu.