Pofuduk Bulut ve Tanışma Uçurtması
Pofuduk Bulut, Gizli Koruluk’ta tavşan Yaprak ile tanışır. Birlikte süsledikleri Tanışma Uçurtması, küçük bir oyunu sıcak bir dostluğun başlangıcına dönüştürür.
Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.
Pofuduk Bulut, Gizli Koruluk’taki papatyaların üstünde yavaşça süzülüyordu. Elinde, kenarları sarı, ortası bembeyaz bir uçurtma vardı. Uçurtmanın kuyruğundaki üç küçük kâğıt parçası, ılık rüzgârda usulca sallanıyordu. Pofuduk uçurtmayı çimenlerin üzerine bıraktı. İpini de bir papatyanın sapına dolanmaması için yanına topladı. Sonra resim kalemlerini düz bir taşın üstüne dizdi.
Tanışma Uçurtması’nı o sabah kendisi yapmıştı. Adını koyarken aklında küçük bir düşünce vardı: Bir arkadaş bulursa uçurtmayı onunla birlikte süsleyecekti. Üzerindeki bütün resimleri tek başına seçmek istememişti. Bu yüzden kuyruğundaki kâğıtları boş bırakmıştı. Sarı kenarları tamamlanmış, ince ipi bağlanmıştı. Şimdi sıra, kâğıtlara birkaç renkli şekil çizmekteydi.
Koruluğun kenarındaki fındık ağacının altında küçük bir tavşan oturuyordu. Tavşan, geniş, mavi bir minderin üstünde, yere düşmüş bir yaprağın resmini çiziyordu. Bir kez yaprağa, bir kez kâğıdına bakıyor; sonra yeşil kalemini yeniden oynatıyordu. Pofuduk, tavşanın çizdiği uzun yaprak sapını uzaktan gördü. O ince çizgi, uçurtmanın kuyruğuna pek yakışabilirdi.
Pofuduk biraz yaklaştı, ama hemen konuşmadı. Tavşan resmine dikkatle bakıyordu. Pofuduk, uçurtmanın ipini yumuşak elinde çevirdi. Acaba önce uçurtmadan mı söz etmeliydi? Yoksa elindeki kalemleri mi göstermeliydi? Söylemek istediği cümleler birbirine karışmıştı. İçinden sessizce, “Merhaba, ben Pofuduk Bulut,” dedi. Bu kısa cümleyi sevdi. Tavşan başını kaldırınca da durduğu yerden gülümsedi.
“Merhaba, ben Pofuduk Bulut. Şu papatyaların yanında bir uçurtmam var.”
“Merhaba,” dedi tavşan. “Ben de Yaprak. Sarı kenarlı olan mı?”
Pofuduk başını salladı. Söyleyeceği ilk söz artık söylenmişti. Tavşanın yumuşak sesini duyunca omuzları gevşedi. Uçurtmayı biraz kaldırıp gösterdi.
“Adı Tanışma Uçurtması. Benimle uçurmak ister misin?”
Yaprak uçurtmaya baktı, sonra önündeki resme döndü.
“Güzel görünüyor. Ama şimdi oturup çizmek istiyorum. Bu yaprağın üzerindeki ince çizgileri bitireceğim. Koşmalı bir oyun istemiyorum.”
Pofuduk’un aklında çayıra gidip uçurtmayı hemen yükseltmek vardı. Yine de ipi çekmedi. Yaprak’ın resmine baktı. Ortadan uzanan çizginin iki yanında, daha küçük çizgiler açılıyordu. Pofuduk da yerdeki yaprağı inceledi. Gerçekten, o küçücük çizgiler yaprağın her köşesine gidiyordu. Tavşanın neden resmine dikkatle baktığını şimdi daha iyi anlıyordu.
“Öyleyse burada oturabiliriz,” dedi. “Uçurtmanın kuyruğu henüz boş. İstersen onu birlikte süsleyebiliriz.”
Yaprak, minderin üstünde biraz yana kaydı.
“Olur. Önce bu yaprağı bitireyim. Sonra kuyruğa da bir yaprak çizerim. Sen ne çizmek istersin?”
“Ben yuvarlak bir bulut çizmek isterim.”
Yaprak gülümsedi. “O zaman bir kâğıtta yaprak, ötekinde bulut olur. Ortadaki kâğıda da birlikte bir şey buluruz.”
Pofuduk, yumuşak gövdesini minderin boş tarafına bıraktı. Tavşanın resmini bitirmesini beklerken kalemleri aralarına koydu. Yaprak son ince çizgiyi de ekledi ve kâğıdını taşın kenarına kaldırdı. Sonra uçurtmanın kuyruğunu önlerine serdiler. Kuyruktaki kâğıtlar çimenlerin üzerine serilince rüzgârda sallanmayı bıraktı.
“Yeşil kalemi alabilir miyim?” diye sordu Yaprak.
“Tabii. Mavi de burada,” dedi Pofuduk.
Yaprak yeşil bir yaprak çizdi. Pofuduk ise mavi kalemle yuvarlak kenarlı bir bulut yaptı. Sonra kâğıdı elinde çevirip Yaprak’ın çizimine baktı.
“Senin yaprağının hangi yanı yukarı bakacak?” diye sordu.
Yaprak kâğıdı çevirdi. “Sapı aşağıda olsun. Böylece uçurtma yükselince yaprak sanki dalındaymış gibi görünür.”
Pofuduk bulutunu da aynı yöne çevirdi. Çizerken Yaprak’ın kaleminden çıkan hafif sesi duyuyordu. Çıt çıt, çıt çıt… Korulukta bir arı çiçekten çiçeğe geçiyor, uzaktaki serçe yere düşen tohumları topluyordu. Pofuduk’un az önce karışan cümleleri şimdi rahatça geliyordu. Yaprak’a yuvarlak bulutları sevdiğini söyledi. Yaprak da uzun, ince yaprakların resmini çizmeyi sevdiğini anlattı.
Ortadaki kâğıt hâlâ boştu. İkisi de ona baktı. Pofuduk, taşın yanındaki papatyayı gösterdi.
“Bir çiçek çizsek? Çizdiğin yaprak da onun yanında durur.”
“Olur,” dedi Yaprak. “Ben sapını çizeyim. Sen de çiçeğin başını yap.”
Tavşan yeşil bir sap çizdi. Pofuduk mavi kalemle papatyanın yuvarlak yapraklarını çizdi, sarı kalemle de ortasını boyadı. Sonra resme uzaktan baktılar. Bir bulut, bir yaprak, bir de birlikte çizilmiş papatya… Üç kâğıt da dolmuştu. Yaprak yeşil kalemi yerine bıraktı. Pofuduk da mavi kalemin kapağını kapatıp taşın üstüne koydu.
“Papatyanın ortası, uçurtmanın kenarıyla aynı renk oldu,” dedi Yaprak.
Pofuduk sarı kenara dokundu. “Bunu düşünmemiştim. Yan yana güzel duruyorlar.”
Yaprak kâğıtların ucunu düzeltti. Sonra yüzünü hafifçe esen rüzgâra çevirdi.
“Şimdi biraz havalanınca nasıl görüneceğini merak ettim,” dedi. “Burada, koşmadan deneyebilir miyiz?”
“Deneyebiliriz,” dedi Pofuduk. “İstersen ipi birlikte tutarız.”
Yaprak minderden kalktı. Pofuduk uçurtmayı yerden biraz kaldırdı. Tavşan ipin alt bölümünü, bulut da onun hemen üstünü tuttu. Ilık rüzgâr sarı kenarların altına girdi. Tanışma Uçurtması, papatyaların üzerinde ağır ağır yükseldi. İkisi de oldukları yerde duruyordu. Kuyruktaki kâğıtlar havada döndükçe bir bulut, bir yaprak, sonra sarı bir papatya görünüyordu.
“Bizim çiçeğimiz!” dedi Yaprak, kuyruğu göstererek.
“Evet,” dedi Pofuduk. “İkimizin çizdiği çiçek.”
Uçurtmayı biraz izledikten sonra ipi yavaşça topladılar. Sarı kenarlar çimenlere değdi. Yaprak mavi mindere döndü, Pofuduk da yanına yerleşti. Yaprak, ilk çizdiği yaprak resmini aralarına koydu. Pofuduk eğilip yaprağın en küçük çizgisine baktı. Bu kez onu hemen buldu.
“Burada bir tane daha var,” dedi.
“Gördün!” diye sevindi Yaprak. “İstersen sonra bunu da çizeriz.”
Pofuduk gülümsedi. “İsterim.”
Gizli Koruluk’ta yapraklar usulca hışırdadı. Tanışma Uçurtması yanlarında dinleniyordu. Kuyruğundaki bulutla yaprak, ortalarındaki papatyaya doğru kıvrılmıştı. Pofuduk artık söyleyeceği ilk sözü düşünmüyordu. Yanında Yaprak vardı; aralarında da birlikte yaptıkları küçücük, sarı bir çiçek.