Masal Odası
Eğitici Masallar

Pofuduk Bulut ve Parlayan Fırça

Oyunlara dalan Pofuduk Bulut, fırçasını hatırlamak için bir yol arar. Annesiyle çizdiği güneş ve ay, Mavi Dere’deki evlerinde sıcak bir rutinin parçası olur.

3-5 yaş 11 dakika Tarayıcı seslendirmesi

Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.

Masalı okumaya geç

3-5 yaş için diğer masallar

Pofuduk Bulut ve Parlayan Fırça
Tarayıcı seslendirmesi Pofuduk Bulut ve Parlayan Fırça
0:00 —
Yeni hız sonraki seslendirme bölümünde uygulanır.
Okuma görünümü

Mavi Dere’nin yanındaki küçük evde Pofuduk Bulut, kahvaltı kâsesini masanın ortasına itti. Yumuşacık bulut ellerini dizlerine koydu. Pencereden gelen ışık, masanın üstünde uzanıyordu. Dere usul usul şırıldıyordu. Pofuduk, yerdeki oyuncak kayığına bakıp gülümsedi. Kayığı bugün minderlerin arasından geçirecekti.

Annesi masadaki peçeteyi katladı. Pofuduk sandalyesinden inmek üzereyken masanın öbür ucunda küçük bir kutu gördü. Kutunun içinden gümüş renkli bir sap görünüyordu. Sapın üzerinde de minicik sarı noktalar vardı.

“Bu ne?” diye sordu Pofuduk. “Senin yeni diş fırçan,” dedi annesi. “Birlikte kullanmamız için hazırladım.” Annesi kutuyu açtı. Fırçanın küçük başı ve yumuşak kılları vardı. Pofuduk sapını tuttu. Güneş vurunca sarı noktalar ışıldadı.

“Adı Parlayan Fırça olsun!” dedi. Fırçayı pencereye doğru biraz çevirdi. Bir sarı nokta göründü, sonra bir başkası. Pofuduk’un yüzü aydınlandı. Annesi de gülümsedi. Fırça artık yalnızca Pofuduk’undu. Annesi masaya küçük, mavi bir bardak koydu. Pofuduk fırçayı onun içine yerleştirdi.

Pofuduk bardağa baktı. Sonra yere, kayığına baktı. Kayığın önünde katlanmış bir mavi örtü duruyordu. O örtü birazdan oyun deresine dönüşecekti. Pofuduk’un aklı çoktan kayığın nereye gideceğini düşünmeye başlamıştı.

Bir adım attı, durdu. “Anne,” dedi, “oyun aklıma gelince fırçamı unutuyorum.” Annesi yanına oturdu. “Hatırlamak için birlikte bir yol bulabiliriz.” Pofuduk parmağını çenesine koydu. Fırçasını sevmişti. Onunla her gün buluşmak istiyordu. Ama oyunları da seviyordu.

“Fırça bana seslenir mi?” diye sordu. Annesi sapına baktı. “Bu fırça konuşmuyor. Ama ona bakınca bir şey hatırlayabilirsin.” Pofuduk mavi bardağı iki eliyle gösterdi. “Fırçam hep bu bardakta dursun.” “Bardağı lavabonun yanına koyarız,” dedi annesi. “Ben de sana yardım ederim.”

Pofuduk başını salladı. Fırçanın bir yeri olmuştu. Şimdi ona ne zaman bakacağını bulmalıydı. Annesi boş kahvaltı kâsesini gösterdi. “Sabah kâsen boşalınca beraber banyoya gidebiliriz.” Pofuduk kâsesine baktı. İçindeki kahvaltı bitmişti. Bu, görebildiği bir işaretti.

“Gece de mi?” diye sordu. “Gece de. Uyku kitabımızı almadan önce.” Pofuduk kitabını düşününce kollarını açtı. Akşamları annesinin yanına sokulmayı severdi. Kitabın kapağında yuvarlak, sarı bir ay vardı. O ayı hemen tanırdı.

Pencereden gelen güneş ışığı, Parlayan Fırça’nın sapına değdi. Pofuduk birden pencereyi gösterdi. “Sabah için güneş çizebilirim!” “Çizebilirsin,” dedi annesi. “Gece için de ay!” Annesi masaya küçük bir kâğıt getirdi. Yanına sarı ve mavi boya kalemlerini koydu.

Pofuduk kâğıdın bir yanına kocaman bir yuvarlak çizdi. Yuvarlak biraz yamuk oldu. Bir tarafı daha genişti. Pofuduk ona uzun uzun baktı. Sonra gülerek çevresine kısa sarı çizgiler ekledi. “Benim güneşim yana yatmış,” dedi. Annesi kâğıdı ona doğru çevirdi. “Yine de güneşe benziyor.”

Öbür yana bir ay çizmek istedi. Kalemi havada gezdirdi. Nereye başlayacağını bulamayınca annesine uzattı. “Birlikte yapalım mı?” Annesi onun elini nazikçe tuttu. Bir kıvrım çizdiler. Pofuduk ikinci kıvrımı kendi çizdi. İki kıvrımın arasında sarı bir ay belirdi.

Pofuduk aya mavi bir nokta koydu. “Bu da gecenin küçücük yıldızı,” dedi. Sonra kâğıdın altına, Mavi Dere gibi ince bir mavi çizgi çekti. Çizgi güneşin altından geçti, ayın altına ulaştı. Pofuduk kâğıdı kaldırdı. İki resmi de aynı anda görebiliyordu.

“Güneş, kahvaltıdan sonra,” dedi Pofuduk. Parmağını sarı yuvarlağa dokundurdu. “Ay, kitabımdan önce.” Annesi onun sözlerini dinledi. Sonra boş kâseyi kaldırdı. Pofuduk kâseye, ardından fırçanın bardağına baktı. “Kâse bitti,” dedi. “Şimdi Parlayan Fırça.” Kâğıdını göğsüne bastırdı.

Resmi masanın üstüne koydular. Yanında boya kalemleri ve fırçanın boş kutusu duruyordu. Pofuduk kâğıdı kutunun yanından biraz çekti. “Resmimi hep görebileceğim bir yerde istiyorum,” dedi. Annesi mavi bardağı aldı. Pofuduk da kâğıdını aldı. Birlikte banyoya yürüdüler.

Annesi bardağı lavabonun yanına koydu. Pofuduk önce kâğıdı kendi yüzünün önünde tuttu. Sonra duvarda, havlunun yakınında bir yer gösterdi. “Buraya koyabilir miyiz?” Annesi kâğıdı oraya yapıştırdı. Kâğıt Pofuduk’un kolayca görebileceği kadar aşağıdaydı. Resme bakmak için uzanmasına gerek yoktu.

Pofuduk bir adım geriye çekildi. Mavi bardak, sarı güneş ve sarı ay yan yanaydı. Parlayan Fırça da bardağından görünüyordu. Pofuduk önce güneşe baktı. “Günaydın,” dedi fırçasına. Sonra annesine döndü. “Ben hazırım.”

Annesi fırçayı hazırladı. Pofuduk sapını tuttu, annesi de ona yardım etti. Pofuduk ağzını açtı. Dişlerini birlikte fırçalamaya başladılar. Pofuduk biraz kendisi denedi. Sonra annesi fırçalamayı tamamladı. Acele etmediler. Pencereden gelen derenin sesi onlara eşlik etti.

İşleri bitince annesi fırçayı suyla temizledi. Pofuduk havlusunu aldı. Ağzını sildi. Parlayan Fırça’yı kendi bardağına geri koydu. Sapındaki sarı noktalar yine ışığı yakaladı. “Sen burada bekle,” dedi Pofuduk. “Ben kayığımla oynayacağım.”

Annesiyle odaya döndüler. Pofuduk mavi örtüyü yere serdi. Örtünün bir ucunu masanın yakınına, öbür ucunu mindere doğru uzattı. Artık odanın içinde küçücük bir Mavi Dere vardı. Oyuncak kayık da tam onun kıyısındaydı.

Pofuduk kayığı örtünün üstünde yavaşça itti. Kayık minderin yanından geçti. Örtünün yanına bir tahta küp koydu. Sonra bir küp daha ekledi. Kayık iki küpün arasından geçerken Pofuduk ince bir sesle konuştu. “Yol açık. Kayık geliyor.”

Annesi yanına oturdu. Pofuduk ona öbür kayığı verdi. Birlikte örtü deresinde gezdiler. Pencerenin dışındaki Mavi Dere kendi yolunda akıyor, içerideki iki kayık da yumuşak örtünün üzerinde ilerliyordu. Pofuduk bir süre yalnızca oyununu düşündü. Parlayan Fırça ise yerinde bekliyordu.

Oyun bitince annesi küçük bir sepet getirdi. Pofuduk küpleri sepete koydu. Bir küp yandaki minderin altında kalmıştı. Onu da alıp yerine bıraktı. Sonra kayığını sepetin önüne yerleştirdi. Kayığın burnu mavi örtüye dönük kaldı.

“Burada durursa yarın hemen bulurum,” dedi. Annesi sepeti kenara çekti. “Güzel bir yer seçtin.” Pofuduk lavabonun olduğu tarafa baktı. Fırçası için de bir yer seçmişti. Kayık sepetin yanında, fırça mavi bardaktaydı. İkisinin de nerede olduğunu biliyordu.

Öğleden sonra küçük ev sessizleşti. Annesi temiz havluları katlarken Pofuduk yanına oturdu. Bir havlunun iki ucunu tuttu. Uçları birbirine yaklaştırdı. Annesi ortasını düzeltti. Pofuduk katlanmış havluyu kucağına koydu. Yumuşacık kareyi avuçlarıyla hafifçe bastırdı.

“Bugün fırçayı hatırladım,” dedi. Annesi başını salladı. “Birlikte baktık resmine.” Pofuduk havlunun ucuyla oynadı. “Bazen yine unutabilirim.” Annesi havluyu rafa koydu. “O zaman sana hatırlatırım. Sonra beraber gideriz.” Pofuduk rahatça annesine yaslandı. Bir elini annesinin koluna bıraktı. Öbür eliyle havlunun kıvrımını düzeltti.

Akşam olduğunda evin içi sıcak bir ışıkla doldu. Mavi Dere’nin sesi açık pencereden geliyordu. Pofuduk akşam yemeğini bitirdi. Annesi pencereyi kapatıp perdeleri çekti. Pofuduk da kitabını almak için yastığının yanına gitti.

Kitabı iki eliyle kaldırdı. Kapağındaki sarı ayı parmağıyla yokladı. Ayın yanında üç küçük yıldız vardı. Pofuduk yıldızlara bakarken lavabonun yanındaki resmini hatırladı. Kendi ayının yanında da mavi bir nokta vardı.

Bir an durdu. Kitabını annesine uzatmak üzereydi. Sonra başını çevirip koridora baktı. “Benim ayım!” dedi. Annesi kitabı alıp yastığın üstüne bıraktı. “Gidip bakalım mı?” Pofuduk annesinin elini tuttu. Beraber lavabonun yanına yürüdüler.

Duvara yapıştırdıkları kâğıt oradaydı. Sarı güneş gündüzü, sarı ay geceyi bekliyordu. Pofuduk aya dokundu. “Kitaptan önce Parlayan Fırça,” dedi. Fırçanın sapı bu kez güneşte değil, küçük lambanın ışığında parlıyordu. Pofuduk bardağa doğru uzandı. Annesi yanında duruyordu.

Akşam bakımını da birlikte yaptılar. Annesi yardım ederken Pofuduk fırçanın sapını tuttu. Bitirince fırçayı temizleyip yerine koydular. Pofuduk havlusunu düzgünce astı. Kâğıdına yeniden baktı. Sabahın güneşiyle gecenin ayı aynı yerde kalmıştı.

“Ay bana kitabımı gösterdi. Kitabım da fırçamı hatırlattı,” dedi. Annesi başını salladı. “Sen de gelip bana söyledin.” Pofuduk gülümsedi. Fırçaya küçücük bir el salladı. Sonra annesinin elini tuttu. Koridordan geçip odasına dönerken kitabın yastığında onu beklediğini biliyordu.

Annesinin yanına sokuldu. Kitabı birlikte açtılar. İlk sayfada mavi bir göl resmi vardı. Pofuduk resmin kenarına dokundu. “Bu da bizim dere gibi mavi.” Annesi sayfayı çevirdi. Pofuduk dinledi. Sonra başını annesinin koluna koydu. Oyuncak kayığı sepetin yanında duruyordu. Fırçası da kendi yerindeydi.

Ertesi sabah Mavi Dere yine şırıl şırıldı. Pofuduk kahvaltısını yaptı. Kâsesini masanın ortasına bıraktı. Yerdeki kayığı görünce gülümsedi. Kayık, yeni bir yolculuk için hazır gibiydi. Pofuduk ayağa kalktı ama bu kez hemen oyuna gitmedi.

Boş kâseye baktı. Ardından pencereden içeri uzanan güneş ışığını gördü. Kâğıda çizdiği sarı yuvarlak aklına geldi. Annesine dönüp elini uzattı. “Önce Parlayan Fırça,” dedi. “Beraber gelir misin?” “Elbette,” dedi annesi. Pofuduk annesinin elini tuttu. Lavabonun yanına birlikte gittiler.

Resmindeki güneş hâlâ biraz yana yatmıştı. Pofuduk ona bakınca yeniden gülümsedi. Resmi değiştirmesine gerek yoktu. Kendi çizdiği güneşi tanıyordu. Parlayan Fırça da mavi bardağında duruyordu. Sapındaki sarı noktalardan biri, sabah ışığını yakaladı.

Pofuduk fırçayı gösterdi. Sonra annesine biraz daha yaklaştı. “Bugün hatırladım,” dedi. Annesi yanağına yumuşacık bir öpücük kondurdu. “Buradayım.” Dışarıda Mavi Dere usulca akıyordu. İçeride güneş resmi, mavi bardak ve Parlayan Fırça yerli yerindeydi. Pofuduk da annesinin yanındaydı.