Pofuduk Bulut ve Birlikte Kurulan Oyun
Pofuduk Bulut, sevdiği sarı örtüyü vermeye hazır değildir. Gizli Koruluk'ta isteğini söyler ve arkadaşlarıyla birlikte kendini rahat hissettiği bir oyun kurar.
Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.
Pofuduk Bulut, Gizli Koruluk'taki yumuşak çimenlere sarı örtüsünü serdi. Örtünün bir köşesi kıvrılmıştı. Pamuk gibi eliyle köşeyi düzeltti. Sonra üstüne oturup iki yana hafifçe sallandı.
Korulukta ağaçların arasından gün ışığı süzülüyordu. Büyük yaprakların üstünde parlak ışık lekeleri vardı. Çimenler yumuşaktı. Yakındaki çiçekler sarıydı. Pofuduk, örtüsünün de onlar gibi sarı olmasını seviyordu.
Bu örtüyü hep yanında taşırdı. Bazen onu katlayıp başının altına koyardı. Bazen dizlerinin üstüne örterdi. O sabah örtüsüyle bir oyun kurmak istiyordu. Örtü, çimenlerin ortasında küçük bir güneş olacaktı.
Pofuduk iki elini sarı örtünün üstüne koydu. — Güneşimin ışıkları yeşil olsun, dedi. Çimenlerdeki yapraklara baktı. Ağaçlardan düşen geniş yapraklar vardı. Onları örtünün çevresine koyarsa sarı güneşine yeşil ışıklar yapabilirdi.
O sırada Tavşan Pıtık geldi. Kulaklarından birine geniş bir yaprak takılmıştı. Yaprak sallandıkça kulağı da sallanıyordu. — Günaydın, Pofuduk! Ne oynuyorsun? — Güneş oyunu. Daha yeni başlıyorum.
Pıtık yaprağı kulağından alıp gösterdi. — Yaprak topladım. Birlikte oynayalım mı? Örtünü şuraya götürebilir miyim? Yapraklarımı üstüne koymak istiyorum. Çimenlerin biraz ilerisini gösterdi. Orası da yumuşak ve güneşliydi.
Pofuduk örtünün ucunu tuttu. Pıtık'la oynamak istiyordu. Ama sarı örtüsünü vermek istemiyordu. Daha kendi güneş oyununu bile bitirmemişti. Örtüyü kucağına aldı. Bir süre elindeki yumuşak köşeyi okşadı.
Pıtık bekledi. Örtüye uzanmadı. Pofuduk önce arkadaşına, sonra örtüsüne baktı. Söyleyeceği sözü bulunca başını kaldırdı. — Şimdi örtümü vermek istemiyorum. Burada kalmasını istiyorum. Önce ben oynamak istiyorum.
— Tamam, dedi Pıtık. Ben yapraklarımı yanına koyabilir miyim? — Koyabilirsin. Pıtık iki büyük yaprağı çimene bıraktı. Sonra biraz yana oturdu. Pofuduk'un örtüsünü bırakmasını beklemiyordu. Kendi yaprağının ucunu inceliyordu.
Pofuduk'un omuzları gevşedi. Örtüsü hâlâ kucağındaydı. Arkadaşı da yanındaydı. İkisi sessizce yapraklara baktı. Bir yaprak yuvarlaktı. Öteki, Pıtık'ın kulağı gibi uzundu. Pıtık uzun yaprağı kulağının yanına tuttu.
— Bak, üç kulağım oldu! Pofuduk kıkırdadı. — Yuvarlak yaprağı alabilir miyim? — Alabilirsin, dedi Pıtık. Pofuduk yaprağı yanağının yanına getirdi. — Benim de yeşil bir yanağım oldu! Yaprakları yeniden çimene koydular. Pofuduk artık biraz daha rahat hissediyordu.
Kaplumbağa Duru, ağacın yanından ağır ağır geldi. Kabuğunun üstünde kocaman bir yaprak vardı. Pıtık yaprağı almasına yardım etti. Duru da iki arkadaşının yanına oturdu. — Merhaba. Burada bir güneş mi var?
— Henüz küçücük bir güneş, dedi Pofuduk. Kucağındaki sarı örtüyü gösterdi. Duru başını eğip ona baktı. — Benim yaprağım da burada dursun mu? — Dursun, dedi Pofuduk. Duru yaprağını diğerlerinin yanına bıraktı.
Pofuduk üç yaprağa baktı. Sonra sarı örtüsüne baktı. Örtü yerde olsa yapraklar onun çevresine dizilebilirdi. O zaman güneşi daha büyük görünürdü. Yaprakların yerini arkadaşları seçebilirdi. Örtüyü ise kendisi serebilirdi.
— Bir fikrim var, dedi. Örtümü ben buraya sereyim. Siz de çevresine yaprak koyun. Birer birer koyalım. Ama örtümü çekmeyelim. Olduğu yerde kalsın. — Olur, dedi Pıtık. Duru da başını salladı.
Pofuduk örtüsünü usulca çimene bıraktı. İki köşesini düzeltti. Üstündeki küçük kıvrımı eliyle açtı. Pıtık'la Duru, kendi yapraklarıyla bekledi. Pofuduk son köşeyi de düzeltince onlara döndü. — Güneşimiz hazır.
İlk yaprağı Pofuduk koydu. Yuvarlak yaprağın bir ucu sarı örtünün kenarına değdi. Öbür ucu çimenin üstünde kaldı. Pofuduk, yaprağı sağa sola taşımadı. İlk seçtiği yer tam istediği gibiydi.
— Şimdi sen, Pıtık. Pıtık uzun yaprağını aldı. — Buraya mı, şuraya mı? Pofuduk, örtünün boş kenarını gösterdi. — Buraya koyabilirsin. Pıtık dizlerinin üstüne eğildi. Yaprağı yavaşça bıraktı. Sonra ellerini geriye çekti.
Duru yaprağını önüne aldı. — Benimki büyük. Güneşin yanında gölge olur. Pofuduk, örtünün öbür yanını gösterdi. Duru yaprağını oraya koydu. Yaprağın geniş ucu çimenlerin üstüne yayıldı. Artık sarı güneşin üç yeşil ışığı vardı.
Üçü de biraz geriye çekildi. Sarı örtü ortadaydı. Bir yanında uzun yaprak, bir yanında yuvarlak yaprak vardı. Kocaman yaprak da öteki yandaydı. Her arkadaşın seçtiği bir yer olmuştu.
Pıtık burnunu oynattı. — Bu güneşin adı ne? Pofuduk bir an düşündü. Oyunu önce kendisi başlatmıştı. Ama yaprakların hepsini tek başına seçmemişti. — Oyunumuzun adı Birlikte Kurulan Oyun olsun. — Olsun, dedi Duru.
Pıtık sarı örtünün çevresinde yavaşça dolaştı. Kendi yaprağının yanında durdu. Kulaklarını güneşe doğru eğdi. — Merhaba, güneş! Ben uzun yaprağın yanından geldim. Pofuduk ona el salladı. — Merhaba, Pıtık. Burada sana yer var.
Duru da geniş yaprağının yanına geçti. Küçük adımlarıyla yürüdü. Kimse onu hızlandırmadı. Pofuduk, arkadaşının yanına varmasını bekledi. — Merhaba, güneş, dedi Duru. Ben de büyük yaprağın yanından geldim. — Hoş geldin, Duru.
Şimdi Pofuduk'un sırasıydı. Kendi yuvarlak yaprağının arkasına geçti. Pamuk gibi ellerini havaya kaldırdı. — Merhaba, güneş! Ben küçük bir bulutum. Pıtık da Duru da ona el salladı. Pofuduk yavaşça örtüsünün yanına döndü.
Pıtık çimenlerde yan yana duran iki geniş yaprak gördü. Onları aldı, ama örtüye koymadan önce durdu. — Bunlar güneşin bahçesi olabilir mi? Pofuduk yapraklara baktı. — Olabilir. Güneşimizin yanında yeşil bir bahçe olsun.
Pıtık, iki yaprağı uzun yaprağın ucuna koydu. Onları yan yana bıraktı. Bir yaprağın üstündeki çizgiyi parmağıyla izledi. — Burada bir yol var, dedi. Parmağım bu yoldan yürüyebilir. Parmağını çizginin üstünde yavaşça gezdirdi.
Duru da kendi geniş yaprağını yakından inceledi. Yaprağın yuvarlak kenarı küçük bir kapı gibi duruyordu. — Benim tarafım bahçenin kapısı olsun. Ön ayağını kenarın yanına koydu. — Tık tık. Bahçeye gelebilir miyim?
— Gelebilirsin, dedi Pofuduk. Duru ayağını kaldırıp yeniden çimene bastı. — Geldim! Pıtık onun için yaprak yolunun yanında boş bir yer gösterdi. Duru oraya oturdu. Örtü de yapraklar da oldukları yerde kaldı.
Pofuduk, örtünün boşta kalan köşesine baktı. Köşe, yaprak bahçesine doğru uzanıyordu. Eliyle hafifçe düzeltti. — Burada da oturacak bir yer olsun, dedi. Sarı köşeyi kendisi açtı. Pıtık'la Duru sessizce onu izledi.
— İsterseniz yanımda oturabilirsiniz, dedi Pofuduk. Örtüyü çekmeden oturalım. Pıtık yaklaştı. — Şu kenara oturabilir miyim? — Evet. Duru da öteki kenarı gösterdi. Pofuduk ona yer açtı. Üçü sarı güneşlerinin üstünde yan yana oturdu.
Pofuduk'un örtüsü eskisi gibi yumuşaktı. Bir yanında Pıtık'ın kulağı sallanıyordu. Diğer yanında Duru'nun yuvarlak kabuğu vardı. Hiçbiri örtüyü kendine çekmedi. Pofuduk, ellerini örtünün üstüne koyup çevrelerindeki yeşil yapraklara baktı.
Pıtık kendi yaprak yolunu gösterdi. — Oradan bir kelebek gelsin mi? Bir elini hafifçe açıp kapadı. Eli, yaprağın üstünde uçan bir kelebeğe benzedi. Pofuduk kelebeğe yer açmak için avucunu uzattı. — Buraya konabilir.
Pıtık'ın eli, Pofuduk'un avucuna usulca dokundu. Sonra yeniden havalandı. Duru ön ayaklarını küçük küçük salladı. — Benim bahçemde de bir çiçek açtı. Pofuduk, Duru'nun çiçeğine baktı. Kendi ellerini açarak yanına bir çiçek daha yaptı.
Pofuduk, küçük bir bulut sesi çıkardı. — Puf. Pıtık da kelebeğini yavaşça oynattı. — Pır pır. Duru çiçeğini salladı. — Benim çiçeğim sessiz, dedi. Bunun üzerine üçü de bir an sessizce oturdu.
Koruluktan hafif bir yaprak sesi geldi. Ağaçtaki iki dal usulca birbirine değmişti. Duru başını o yana çevirdi. Pıtık'ın kulakları da döndü. — Bahçemizin bir sesi daha var, dedi Pofuduk.
Bir süre yalnızca yaprakların sesini dinlediler. Sarı örtünün üstüne ince bir ışık çizgisi düştü. Çizgi, Pofuduk'un eline kadar uzandı. Pofuduk elini açtı. Işık, avucunda küçücük bir sarı leke oldu.
Pıtık o lekeye baktı. — Gerçek güneş de oyunumuza bakıyor. Duru gülümsedi. Pofuduk elini yavaşça kapatıp yeniden açtı. Işık yine avucuna düştü. Pofuduk, sarı lekeyi arkadaşlarına gösterdi. Üçünün elleri bir süre aynı aydınlık çizginin altında durdu.
Biraz sonra Pofuduk sarı örtünün kenarını tuttu. — Artık örtümü toplamak istiyorum, dedi. Onu kucağıma alacağım. Pıtık örtünün kenarından usulca kalktı. Duru da oturduğu yerden yavaşça kalktı. Pofuduk'a örtüsünü katlaması için yer açtılar.
— Oyunumuzu da toplayalım mı? diye sordu Pıtık. — Toplayalım, dedi Duru. Pıtık uzun yaprağını aldı. Duru geniş yaprağını kenara taşıdı. Pofuduk da yuvarlak yaprağı ağacın altına bıraktı. Bahçedeki diğer yaprakları birlikte oraya götürdüler.
Yapraklar ağacın altında küçük bir yığın oldu. Sarı örtü ise yine Pofuduk'un önündeydi. Pofuduk onu bir kez katladı. Sonra bir kez daha katladı. Örtünün iki ucu yan yana geldi. Pofuduk katlanmış örtüyü kucağına aldı.
— Yaprak yolunu sevdim, dedi Pıtık. — Ben de bahçe kapısını, dedi Duru. Pofuduk katlanmış örtüsünü yanağına değdirdi. — Ben de sizinle güneş kurmayı sevdim. Örtü artık kucağındaydı. Arkadaşları hâlâ yanı başındaydı.
Üç arkadaş ağacın gölgesinde biraz daha kaldı. Pıtık çimenlere oturdu. Duru yanına yerleşti. Pofuduk da örtüsünü kucağında tutarak onlara sokuldu. Kimsenin elinde bir yaprak yoktu. Yine de oyunlarını hatırlayıp gülümsediler.
Gerçek güneş, ağaçların arasından sarı örtüye ince bir ışık bıraktı. Pofuduk'un ağzından küçücük bir puf sesi çıktı. Pıtık gülümsedi. Duru gözlerini yavaşça kırptı. Gizli Koruluk'ta üç arkadaş, yan yana ve rahatça oturdu.