Pofuduk Bulut ve Kalp Pusulası
Pofuduk Bulut, Kalp Pusulası’yla hazırladığı resim oyununda arkadaşının sessizleştiğini fark eder. Biraz durup onu dinleyince oyuna yeni bir yer açılır.
Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.
Pofuduk Bulut, Bulut Köprüsü’nün geniş döşemesine mavi bir örtü serdi. Örtünün kıvrılan köşelerini iki yumuşak minderle düzeltti. Yanına renkli tebeşirleri, uzun bir kâğıdı ve Kalp Pusulası’nı koydu. Yuvarlak korkuluklarda biriken çiyler, sabah ışığında küçük boncuklar gibi parlıyordu.
Kalp Pusulası avuç içi kadardı. Kapağının altında bir güneş, bir yaprak, bir damla ve bir yıldız resmi vardı. Ortasındaki kalp biçimli ibreye hafifçe üflenince ibre dönüyor, sonra resimlerden birini gösteriyordu. Pofuduk bu küçük pusulayla türlü oyunlar kurardı; en çok resim oyunlarını severdi.
Çise ile sarı kanatlı serçe Benek gelince Pofuduk kâğıdı açtı. Kâğıt o kadar uzundu ki üçünün önünde de boş bir yer kaldı.
— Bugün birlikte kocaman bir resim yapalım! Pusula neyi gösterirse ondan başlayalım. Sonra çizdiklerimizi birbirine bağlarız.
Benek tebeşir kutusuna yaklaştı. Çise de örtünün kenarına oturup renkleri dikkatle inceledi. Açık mor tebeşiri kendine ayırdı.
İlk sırada Pofuduk vardı. Pusulaya üfledi; ibre yaprağı gösterdi. Pofuduk, kâğıdın sol yanına kocaman bir yaprak çizdi. Yaprağın içine ince yollar ekledi. Sonra yolların birine minicik bir kapı kondurdu.
— Burası bir salyangozun evi olabilir, dedi.
Benek’in sırasında ibre güneşte durdu. Küçük serçe, gagasına aldığı sarı tebeşirle yuvarlak bir güneş yaptı. Işınlarından biri ötekilerden uzun olunca onu kıvırdı. Güneş sanki salyangozun kapısını çalacakmış gibi görünüyordu. Pofuduk ile Benek bu görüntüye güldüler.
Sıra Çise’ye geldiğinde pusula yıldızı gösterdi. Çise mor tebeşiri aldı, fakat kâğıda dokundurmadı. Bir kâğıda, bir pusulaya baktı. Pofuduk onun birazdan kocaman bir yıldız çizeceğini düşünerek tebeşir kutusunu yaklaştırdı.
— Sarı da ister misin? Yıldızlar sarı olur, dedi.
Çise başını hafifçe salladı. Hayır mı demek istemişti, yoksa düşünmeye devam mı ediyordu? Pofuduk anlayamadı. Benek de merakla Çise’nin önündeki boş yere baktı.
— Hadi, bir yıldız çiziver, dedi Pofuduk. Sonra pusulayı yeniden çevirebiliriz.
Çise’nin tebeşiri elinde biraz aşağı indi. Pusulayı örtünün ortasına bıraktı ve ellerini dizlerinin üstünde birleştirdi.
Pofuduk’un içindeki oyun sevinci küçücük bir düğüme dönüştü. Belki Çise oyunu sevmemişti. Belki de pusula hep yanlış resimleri seçiyordu. Pusulayı eline aldı. İbre yerindeydi, kapak açıktı. Ama yeniden üflemek istemedi.
Hevesle hazırladığı kâğıda baktı. Çise’nin önündeki bölüm bomboştu. Pofuduk, kendi çizgisini beğenmediğinde kâğıdı bir süre kapatmak istediğini hatırladı. Yine de Çise’nin neden durduğunu bilmiyordu. Elindeki pusulayı dizine koyup acele etmeden düşündü.
Narin Usta, hemen yanlarındaki bankta köprünün minderlerine yeni kılıflar dikiyordu. Pofuduk bir şeyi danışmak istediğinde sık sık ona giderdi. Yine yanına yürüdü, pusulayı açık avucunda gösterdi.
— Oyunu hazırladım ama Çise çizmiyor. Acaba yıldızı beğenmedi mi?
Narin Usta dikişini bıraktı.
— Bilmiyorum, dedi. Çise sana bir şey söyledi mi?
— Pek değil. Ben hemen yeni renkler önerdim.
— İstersen önce ne yapmak istediğini sor. Ben buradayım.
Pofuduk bankın yanındaki boş mindere baktı. Bir an oturup beklemeyi düşündü. Sonra Çise’nin yanına dönmeye karar verdi. Pusulayı ortalarına bıraktı, ama bu kez ona üflemedi.
— Biraz önce acele ettim, dedi. Sen nasıl bir yıldız çizmek istiyorsun?
Çise mor tebeşiri avucunda çevirdi.
— Küçük bir yıldız. Kenarları biraz yuvarlak olsun istiyorum. Ama siz bakarken elim durdu. Eğri çizersem resmimizi bozacağımı düşündüm.
Pofuduk, Çise’nin baktığı boş yere baktı. Az önce orada yalnızca çizilmemiş bir yıldız görmüştü. Şimdi Çise’nin, daha başlamadan resmin güzel olmasını ne kadar istediğini de fark ediyordu.
— Ben de sen hemen başlamak istiyorsun sandım, dedi. Seni beklemeden konuştum. Özür dilerim.
— Önce biraz düşünmek istedim, dedi Çise. Ama siz bekleyince daha da acele etmem gerekiyormuş gibi geldi.
Pofuduk kendi yaprağına döndü. Onun da bir yanı öbüründen daha genişti. Bunu Çise’ye gösterip eğri çizgilerin önemli olmadığını söylemek üzereydi. Sonra durdu. Çise’ye neyin iyi geleceğini yine kendisi seçmek istemiyordu.
— Yan yana otursak nasıl olur? diye sordu. Ben yaprağımın yollarını çizerken sen de düşünebilirsin. Ya da biraz ara verebiliriz.
— Yan yana oturmak isterim, dedi Çise. Önce şu küçük kâğıtta deneyeyim.
Benek uzun kâğıdın altında kalan boş parçayı Çise’ye uzattı. Kendisi de güneşin çevresine küçük noktalar çizmeye başladı. Artık ikisi birden Çise’nin eline bakmıyordu.
Pofuduk pusulayı biraz yana çekti.
— Pusula resimleri seçsin, dedi. Ama ne zaman başlayacağımıza biz karar verelim.
Çise boş parçaya mor bir çizgi çekti. Bir köşe yaptı, sonra bir tane daha. İlk yıldızı biraz tombul oldu. İkincisinin bir kolu kısacıktı. Çise iki şekle de baktı.
— Ben tombul olanı sevdim, dedi.
Seçtiği yıldızı büyük kâğıda yavaşça çizmeye başladı. Pofuduk bir an ona yeni bir fikir söylemek istedi. Ama bu kez bekledi, kendi yaprağının içindeki yola devam etti. Çise soru sorarsa yardım edecekti.
Son çizgi de birleşince Çise yıldızın yanına minicik bir pencere ekledi.
— Bu yıldız, gece uyumadan önce köprüyü seyrediyor, dedi.
Benek, güneşin uzun ışınını yıldızın yakınına kadar uzattı. Pofuduk da yaprağının kapısından başlayan kıvrımlı bir yol çizdi. Yol, üçünün resmini birbirine bağladı. Çise yolun kenarlarına mor çiçekler eklemeyi önerdi. Bu kez Pofuduk onun fikrini bitirmesini bekledi.
Resim tamamlanınca hep birlikte biraz geriye oturdular. Yaprak büyüktü, güneş eğriydi, yıldız tombuldu. Hiçbiri ötekine benzemiyordu. Yine de aynı kâğıdın içinde, sanki uzun zamandır komşularmış gibi duruyorlardı.
Narin Usta yanlarına gelip resmin önüne çömeldi.
— Şu yıldızın penceresinden güzel bir manzara görünüyordur, dedi.
Çise gülümsedi.
— Köprü görünüyor. Bir de burada oturan bizler.
Pofuduk tebeşirleri kutusuna yerleştirdi. Sonra arkadaşlarının yanına oturdu. Kalp Pusulası ortalarında duruyordu. Çise bu kez ona kendiliğinden uzandı.
— Bir sonraki resim için aklımda bir şey var, dedi. Ama önce biraz düşüneceğim.
Pofuduk rahatça minderine yerleşti. Benek kanatlarını topladı. Köprünün üstünden ince bir esinti geçti. Pusulanın kalp biçimli ibresi usulca kıpırdarken üç arkadaş, yan yana, acele etmeden oturdu.