Masal Odası
Eğitici Masallar

Pofuduk Bulut ve Dostluk Kutusu

Dostluk Kutusu’ndaki iyi niyetli bir not, Pofuduk Bulut’u sınav öncesinde kaygılandırır. Öğretmenine danışıp arkadaşıyla konuşunca kendine başka bir yol açar.

10 yaş 7 dakika Tarayıcı seslendirmesi

Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.

Masalı okumaya geç

Pofuduk Bulut ve Dostluk Kutusu
Tarayıcı seslendirmesi Pofuduk Bulut ve Dostluk Kutusu
0:00 —
Yeni hız sonraki seslendirme bölümünde uygulanır.
Okuma görünümü

Pofuduk Bulut, Gökkuşağı Sokağı’ndaki evinin penceresini araladı. Akşam ışığı çalışma masasının üstüne ince bir şerit gibi uzanıyordu. Matematik defterini kapattı, kalemini düzeltti ve mavi kapaklı Dostluk Kutusu’nu önüne çekti. Yarınki sınavı düşününce içindeki hafif kıpırtı yeniden belirivermişti.

Kutuyu arkadaşı Çise’yle birlikte yapmışlardı. Çise, ince uzun bir buluttu; bir şey tasarlarken kenarları meraktan kıvrılırdı. Kutunun içine birbirleri için küçük notlar bırakıyorlardı. Bazen komik bir resim, bazen birlikte denemek istedikleri bir oyunun adı çıkıyordu. Pofuduk, sınav öncesinde gülümsetecek bir not bulmayı umdu.

Üstteki sarı kâğıdı açtı. Çise, kenarına kocaman bir yıldız çizmişti. Yıldızın altında şöyle yazıyordu: “Yarın bütün soruları doğru yapacağına eminim!”

Pofuduk önce gülümsedi. Sonra gözü “bütün” sözcüğüne takıldı. Defterindeki alıştırmaların çoğunu çözmüştü ama bazılarında silip yeniden başlaması gerekmişti. Sınavda da bir soruyu anlayamazsa ne olacaktı? Çise onun hep doğru cevap vermesini mi bekliyordu? Kâğıdı yeniden okudu; bu kez yıldız eskisi kadar neşeli görünmedi.

Kalemini eline aldı, sonra bıraktı. Kaygılandıkça daha çok soru çözmek istiyor ama aynı satıra dönüp duruyordu. Masadan uzaklaşıp pencerenin yanına süzüldü. Sokaktaki dut ağacının yaprakları hafifçe sallanıyordu. Pofuduk da omuzlarını gevşetip sakin bir nefes aldı.

“Soruları unutmuş değilim,” diye düşündü. “Bu notu nasıl anlayacağımı bilemiyorum.” Onu hemen kutunun dibine itmek istemedi. Çise’yi de üzmek istemiyordu. Sarı kâğıdı katlayıp kutuya yerleştirdi. Sabah, sınıfa girmeden önce Ilgın Öğretmen’e danışmaya karar verdi. Defterini yeniden açmak yerine çantasını hazırladı; ertesi gün kullanacağı kalemin ucunu kontrol edip ışığını kapattı.

Sabah Gökkuşağı Sokağı’nın kaldırım taşları güneşte parlıyordu. Pofuduk, Dostluk Kutusu’nu çantasına koyup okula gitti. Bazı arkadaşları kapının önünde soruları tahmin etmeye çalışıyordu. Onları duyunca içindeki kıpırtı biraz hızlandı. Kutunun çantasında olduğunu hatırladı ve doğruca sınıfın kapısındaki Ilgın Öğretmen’in yanına süzüldü.

— Size bir şey gösterebilir miyim?

Öğretmeni, sınıfın sakin bir köşesinde onu dinledi. Pofuduk sarı notu açtı.

— Çise iyi bir şey söylemek istemiş. Ama şimdi bir yanlış yaparsam onu da üzmüşüm gibi geliyor.

Ilgın Öğretmen notu bir kez okudu, sonra Pofuduk’a baktı.

— Bunu Çise’ye söyledin mi?

— Hayır. Notunu beğenmediğimi düşünmesinden çekindim.

— Notuna sevindiğini söyleyebilirsin. Belki senin nasıl hissettiğini de duymak ister.

Pofuduk notun kıvrılan köşesini düzeltti. Çise’nin ne düşündüğünü tahmin etmek yerine ona sormak mümkündü.

Çise, pencere önündeki sırada silgisini arıyordu. Pofuduk yanına gidip notu masaya bıraktı.

— Bunu benim için yazmana sevindim, dedi. Ama hepsini doğru yapmak zorundaymışım gibi hissettim. Bir soruda takılırsam ne düşünürsün?

Çise’nin kenarları şaşkınlıkla kıvrıldı.

— Ben sana iyi gelsin diye yazmıştım. Sana güvendiğimi söylemek istemiştim. Kaç doğru yapacağını bildiğimden değil. Zaten ben de dünkü son alıştırmayı iki kez denedim.

Pofuduk’un yüzünde küçük bir gülümseme belirdi. Çise’nin de bazen silgiye ihtiyaç duyduğunu elbette biliyordu; yine de bunu duymak iyi gelmişti.

— Notu saklamak istiyorum, dedi Pofuduk. Yıldızını sevdim. Arkasına başka bir şey yazabilir miyiz?

Çise kalemini uzattı. Pofuduk bir an düşündü, sonra yazdı: “Sınavdan sonra dut ağacının altında buluşalım.”

— Bunu sınav nasıl geçerse geçsin yapabiliriz, dedi.

— Evet. Ben de alta ismimi yazayım, dedi Çise. Orada olacağım.

Pofuduk kutuyu kapatıp çantasının yanındaki rafa koydu. Sınav boyunca orada duracaktı. Sırasına geçtiğinde içindeki kıpırtı tümüyle kaybolmamıştı. Yine de şimdi, aynı anda bütün soruları düşünmek yerine önündeki ilk sayfaya bakabiliyordu. Ilgın Öğretmen kâğıtları dağıtırken Pofuduk kalemini fazla sıkı tuttuğunu fark edip parmaklarını biraz gevşetti.

İlk soruyu okudu ve ne istendiğini anladı. İkincisinde kısa bir işlem yaptı. Sonra uzun bir kurdele sorusuna geldi. Kurdeleyi kim almıştı, ne kadarı kullanılmıştı, kalanı neydi? Cümleler bir an birbirine karıştı. Yan sıradan bir sayfanın çevrildiğini duyunca herkesin kendisinden hızlı olduğunu düşündü.

Kaleminin ucu kâğıdın üzerinde durdu. Az önceki sarı notu hatırladı. Sınavdan sonra ağacın altında buluşacaklardı; bunun için bütün cevapların doğru olması gerekmiyordu. Bakışını yeniden kendi kâğıdına çevirdi.

“Şimdi yalnızca bu soruya bakacağım,” dedi içinden.

Kurdeleyi ince bir çizgiyle çizdi. Soru, önce kurdelenin yarısının, sonra da kalan parçanın yarısının kullanıldığını söylüyordu. Pofuduk çizgiyi dört eş parçaya böldü. İlk kullanım için iki parçayı, ikinci kullanım için bir parçayı taradı. Geriye taranmamış tek bir parça kalmıştı. İstenen cevabı yazarken çizimini de kontrol etti.

Bir sonraki soruda yine duraksadı. Bu kez kenarına küçük bir işaret koyup devam etti. Son sayfayı bitirince işaretlediği yere döndü. Sorunun bir sözcüğünü atladığını fark etti; yeniden okuyunca nereden başlayacağını bulabildi. Son işleminin doğruluğundan hâlâ tam emin değildi ama düşündüğü yolu açıkça yazdı.

Sınav bittiğinde kâğıdını teslim etti. Kaç doğru yaptığını henüz bilmiyordu. Sırasını toplarken biraz meraklı, biraz da memnundu. Zorlandığı yerde durup başka bir yol deneyebilmişti. Raftan Dostluk Kutusu’nu aldı ve Çise’yle birlikte bahçeye çıktı.

Dut ağacının altında Çise hemen sordu:

— Kurdele sorusuna şekil çizdin mi?

— Evet. Sen?

— Ben de. Ama şeklim kurdeleden çok merdivene benzedi.

Pofuduk güldü. Çise de güldü. Çantalarından boş bir kâğıt çıkarıp şekillerini yeniden çizdiler. Pofuduk emin olamadığı son işlemi de hatırladığı gibi yazdı. Birlikte bakınca küçük bir toplama hatası fark ettiler.

Pofuduk yanlışını görünce kısa bir süre sustu. Sonra kalemi alıp işlemi yeniden yazdı.

— Şimdi nerede karıştırdığımı görüyorum, dedi.

Çise kâğıdın boş köşesine bir dut yaprağı çizdi.

— Bunu da kutuya koyalım mı?

Pofuduk başını salladı. Sarı notun yanına, üzerinde hem düzeltilmiş işlem hem de yaprak resmi bulunan kâğıdı yerleştirdi.

Akşam eve döndüğünde Dostluk Kutusu’nu yine masasına koydu. Sarı kâğıdı açıp Çise’nin küçük imzasına baktı. Sonra kutunun kapağının iç yüzüne bir dut ağacı çizmeye başladı. Gövdesini ince, dallarını kıvrımlı yaptı. Gölgesini ise özellikle geniş tuttu. Yan yana duran iki buluta da rahatça yer kalsın istedi.