Minik Fil ve Tanışma Uçurtması
Minik Fil, Rüzgar Tepesi’nde yeni bir arkadaş edinmek ister. Ancak birlikte uçurtma uçurmak, önce birbirlerinin isteklerine kulak vermelerini gerektirir.
Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.
Minik Fil, Rüzgar Tepesi’nin düz çayırında turuncu uçurtmasının kuyruğunu düzeltiyordu. İnce bir esinti, mavi kurdeleyi hortumunun ucundan alıp kulağına doladı. Minik Fil gülerek kurdeleyi çözdü, uçurtmayı otların üzerine yatırdı. Az ileride, ahşap sıranın yanında, daha önce görmediği bir kirpi renkli kâğıtlarını bir taşın altına sıkıştırıyordu.
Uçurtmanın üstüne küçük harflerle “Tanışma Uçurtması” yazmıştı. Kuyruğunda birkaç boş halka vardı; karşılaştığı biri isterse oraya kendi seçtiği bir kurdeleyi bağlayabilecekti. Minik Fil bunu hazırlarken konuşmaya başlamanın kolay olacağını düşünmüştü. Şimdi kirpiye bakıyor, ilk cümlesini bir türlü seçemiyordu.
“Uçurtma sever misin?” diye sorsa fazla aceleci mi görünürdü? Önce yaptığı uçurtmayı uzun uzun anlatsa kirpi sıkılır mıydı? Bu sorular aklında birbirine dolanırken kirpinin kâğıtlarından biri kaydı. Minik Fil, uçmasını önlemek için kâğıdın kenarına küçük bir çakıl koydu.
“Merhaba, ben Minik Fil,” dedi. “Şu uçurtmayı getirdim. Buraya oturmamın bir sakıncası var mı?”
Kirpi kâğıtlarını biraz yana çekti.
“Elbette oturabilirsin. Ben Püren. Rüzgarın şeklini çizmeye çalışıyorum ama sürekli değişiyor.”
Kâğıdında kıvrılan çizgiler, yuvarlaklar ve bir yana eğilmiş otlar vardı. Minik Fil, rüzgarı daha önce hiç çizilecek bir şey olarak düşünmemişti.
Uçurtmasını sıranın önüne taşıdı. Yanındaki küçük sepetten farklı uzunluklarda kurdeleler çıkardı.
“Buna Tanışma Uçurtması adını verdim. İstersen kuyruğuna bir kurdele ekleyebilirsin. Sonra birlikte uçururuz.”
Püren mavi kurdeleyi eline aldı, esintide kıpırdanışını izledi.
“Ben önce kurdelelerin nasıl hareket ettiğine yakından bakmak isterim,” dedi. “Belki çizdiğim kıvrımlardan birini görürüm. Şu uzun yeşil olanı da deneyebilir miyiz?”
Minik Fil başını salladı. Fakat gözleri çoktan gökyüzündeki ince bulutlara çevrilmişti. Püren’in elindeki mavi kurdeleyi işaret etti.
“Bu çok güzel görünür. Ver, bağlayayım. Rüzgar tam uygunken uçuralım.”
Püren kurdeleyi uzatınca Minik Fil onu hemen kuyruğa düğümledi. Ardından ip makarasını aldı.
“Bir dakika,” dedi Püren. “Ben henüz bunu seçmedim ki. Önce denemek istemiştim.”
Minik Fil’in hortumu havada durdu. Uçurtmayı bütün sabah hazırlamış, yeni bir arkadaşla çayırda dolaşmayı hayal etmişti. Şimdi planının beğenilmediğini düşündü.
“Ama uçurmayacaksak neden kurdele takıyoruz?” diye sordu. Sesinin düşündüğünden daha sert çıktığını fark etti.
Püren mavi kurdelenin düğümüne baktı.
“Uçurmak istemiyorum demedim. Ben de bir şey önermiştim. Sen hemen bağlayınca benim fikrime gerek yokmuş gibi geldi.”
Aralarındaki boşlukta birkaç ot sapı sallandı. Minik Fil, Püren’in yüzüne baktı. Yeni arkadaşı ne uçurtmayı bırakıp gitmişti ne de kâğıtlarını toplamıştı. Hâlâ oradaydı, cevabını bekliyordu.
Minik Fil makarayı yere koydu. Mavi kurdelenin düğümünü yavaşça gevşetti.
“Seni dinlemeden acele ettim,” dedi. “Özür dilerim. Ben uçurtmayı havada görmeye çok heveslendim. Sen nasıl denemek istiyordun?”
Püren sepetin yanına çömeldi.
“Birkaç kurdeleyi uçurtmaya bağlamadan tutabiliriz. Böylece hangisinin nasıl kıvrıldığını görürüz. Uçurtma yüksekte olunca ayrıntıları seçemiyorum.”
Minik Fil kurdeleleri yan yana serdi. Püren’in ne demek istediğini şimdi daha iyi anlıyordu. Yine de bütün öğleden sonrayı kurdele tutarak geçirmek istemiyordu.
“Önce deneyelim, sonra seçtiğimiz kurdeleyle uçuralım mı?” diye sordu. “Ben de ipin elimde çekilişini hissetmek istiyorum.”
Püren başını kaldırdı.
“Olur. Başlangıçta ipi kısa tutarsak ben de kuyruğa bakabilirim. Sonra biraz daha yükseltiriz.”
Minik Fil bu kez makaraya uzanmadı.
“Öyle yapalım,” dedi. “Birlikte seçtiğimiz kurdeleyi takarız.”
Kısa, orta ve uzun üç kurdele ayırdılar. Minik Fil onları hortumuyla aynı yükseklikte tuttu. Püren birkaç adım yana geçti; fakat kurdeleler neredeyse hiç kıpırdamadı. İkisi de gökyüzüne baktı. Az önce yanaklarına dokunan esinti hâlâ oradaydı.
Püren, Minik Fil’in arkasında kaldığını fark etti.
“Sen rüzgarın önüne geçmişsin,” dedi gülümseyerek.
Minik Fil yana çekildi. Üç kurdele birden canlandı. Kısa olan küçük küçük titriyor, uzun olan ucu otlara değdiği için yerde sürükleniyordu. Orta uzunluktaki yeşil kurdele ise havada geniş bir kıvrım çiziyordu.
“İşte aradığım şekil!” dedi Püren. Kâğıdına eğri bir çizgi çizdi. Sonra kurdeleyi yeniden izleyip çizginin ucunu değiştirdi. Minik Fil bu kez bekledi. Püren’in çizdiği şekli kurdelede kendisi de görmeye başlamıştı.
“Bence yeşil olan uçurtmada da güzel görünür,” dedi.
“Ben de onu seçiyorum,” diye karşılık verdi Püren. “Düğümü birlikte yapabilir miyiz? Halkayı sen tutarsan ben kurdeleyi geçirebilirim.”
Minik Fil halkayı sabit tuttu. Püren kurdeleyi içinden geçirdi. Düğümün uçlarını karşılıklı çektiler. Yeşil kurdele, turuncu uçurtmanın altında küçük bir yaprak gibi sallandı. Mavi olanı ise başka bir denemede kullanmak üzere sepete koydular.
Çayırın açık bölümüne geçtiler. Püren uçurtmayı iki kenarından tutarken Minik Fil ipi yavaşça açtı. Esinti gövdeyi doldurunca Püren ellerini bıraktı. Tanışma Uçurtması, kuyruğu açıkça görülecek kadar yükseldi. Yeşil kurdele havada önce bir halka, sonra uzun bir dalga çizdi.
“Şimdi oldu,” dedi Püren.
Minik Fil ipin hafifçe çekildiğini hissetti. Uçurtmayı daha yükseğe göndermek istedi, ama önce Püren’e baktı.
“Biraz yükseltelim mi?”
Püren çizimini bitirdi, kâğıdını cebine koydu.
“Evet. Sonra makarayı ben de tutmak isterim.”
Bir süre sonra Minik Fil makarayı ona uzattı. Kendisi yanına oturup gökyüzüne baktı. Yerden izlerken yeşil kurdelenin kıvrımı daha küçük görünüyordu. Püren’in çizimi olmasa, az önceki geniş halkayı çoktan unutmuş olacağını düşündü.
Uçurtmayı indirdiklerinde ikisi de sıraya döndü. Püren, rüzgar çiziminin boş köşesini Minik Fil’e çevirdi.
“Uçurtmayı da sen çizer misin?”
Minik Fil kalemi hortumuna aldı. Turuncu gövdeyi biraz yamuk çizdi; kuyruğunu ise dikkatle tamamladı. Püren çizimin altına küçük bir çayır ekledi.
Ayrılmadan önce Tanışma Uçurtması’nı sıraya yasladılar. Minik Fil sepeti toplarken Püren yeşil kurdelenin ucunu düzeltti. Esinti yeniden geldiğinde kurdele ikisinin arasına doğru uzandı. Bu kez ikisi de onu tutmak için acele etmedi; yan yana durup havada çizdiği şekli izlediler.