Masal Odası
Eğitici Masallar

Nehir ve Cesur Küçük Söz

Çizdiği kuşun kanatlarını parlatmak isteyen Nehir, ekranında tanımadığı bir teklifle karşılaşır. Masasındaki Cesur Küçük Söz, karar vermeden önce durup düşünmesini hatırlatır.

8-10 yaş 6 dakika Tarayıcı seslendirmesi

Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.

Masalı okumaya geç

Nehir ve Cesur Küçük Söz
Tarayıcı seslendirmesi Nehir ve Cesur Küçük Söz
0:00 —
Yeni hız sonraki seslendirme bölümünde uygulanır.
Okuma görünümü

Nehir, tabletindeki ışık kuşunun kuyruğuna sarı bir nokta koydu. Tam o sırada pencere önündeki cam boncuklar birbirine değip usulca şıngırdadı. Işık Vadisi'nde akşam güneşi, evlerin kiremitlerine bal rengi çizgiler bırakıyordu. Nehir'in annesi, aynı masanın öbür ucunda sökülen bir yastığı dikiyordu. Masanın ortasında bir tabak elma dilimi, yanında da ucu kıvrılmış minicik bir kâğıt vardı.

Nehir o gün sınıfları için hazırlanan çevrim içi resim panosuna bir çizim ekleyecekti. Konu, hiç görülmemiş bir kuştu. Kendi kuşuna geniş kanatlar, yaprak biçimli bir kuyruk çizmişti. Kuşun konacağı dalı bile düşünmüştü: Gökyüzüne doğru eğilen, ucunda küçük bir yuva taşıyan mor bir dal.

Minik kâğıdın adı Cesur Küçük Söz'dü. Nehir bu adı kendisi koymuştu. Vadinin kâğıt ustası ona ortasında “Önce durup düşüneceğim” yazan bu kâğıdı vermişti. Bu söz yavaşça söylendiğinde kâğıdın kıvrık köşeleri açılır, içinden mum ışığına benzeyen bir aydınlık yayılırdı. Nehir onu kitaplarının arasında saklar, yeni bir şey yaparken bazen masasına koyardı.

Annesiyle birlikte her zamanki çizim sayfasını açmış, resmini de kaydetmişti. Şimdi yalnızca kanatların parlamasını istiyordu. Bildiği fırçalarla ince çizgiler denedi. Sarının yanına beyaz ekledi. Güzel olmuştu ama hayalindeki pırıltı henüz orada değildi. Bir süre tablet kalemini elinde çevirerek kuşuna baktı.

Derken ekranın kenarında küçük bir pencere belirdi. Üzerinde parlayan bir fırça resmi vardı. Yanındaki yazıda “Işık Tüyü Hediyesi” yazıyordu. Nehir böyle bir fırçayı daha önce görmemişti. Pencerenin altındaki işaret, başka bir sayfaya geçildiğini gösteriyordu. Ancak Nehir o sayfanın ne olduğunu, bu hediyeyi kimin sunduğunu bilmiyordu.

Parmağı ekrana doğru ilerledi, sonra havada kaldı. Kuşun kanatlarının ışıldaması ne güzel olurdu! Yine de öğretmeni böyle bir hediyeden söz etmemişti. Nehir hem merak ediyor hem de kararsız kalıyordu. Resmini bitirmek istiyordu; karşısına çıkan bu yeniliğin çizim sayfasına ait olup olmadığını ise bilmiyordu.

Masadaki kâğıdın kıvrılmış ucunu gördü. Kalemi yavaşça bıraktı.

“Önce durup düşüneceğim,” dedi.

Cesur Küçük Söz'ün köşeleri birer birer açıldı. Yumuşacık ışık, elma tabağının kenarına kadar uzandı. Nehir tableti masaya yatırdı. Bağlantıya dokunmadan biraz bekledi. Artık parmağını ekrana uzatmıyordu.

“Anne, burada tanımadığım bir şey çıktı,” dedi. “Bir fırça veriyormuş gibi görünüyor. Birlikte bakar mıyız?”

Annesi iğneyi kumaşa saplayıp işi kenara koydu. Sandalyesini Nehir'e yaklaştırdı.

“Bana nerede belirdiğini gösterir misin?”

Nehir, ekrana dokunmadan küçük pencereyi işaret etti. Sonra her zaman kullandığı çizim araçlarını gösterdi.

İkisi önce resmin kaydedildiğini gördü. Ardından pencerenin köşesindeki soluk yazıya baktılar. Orada “reklam” yazıyordu.

“Bu, öğretmeninin gösterdiği araçlardan biri değil,” dedi annesi. “Başka bir sayfaya götürüyor. Orada neyle karşılaşacağımızı bilmiyoruz.”

Nehir başını hafifçe yana eğdi. Ekrandaki fırça hâlâ çok parlaktı ama kendi fırçaları da hemen yanında duruyordu.

“Bunu açmadan resmime devam edebilir miyim?”

“Elbette. İstersen bu sekmeyi kapatıp birlikte bildiğimiz sayfaya dönebiliriz.”

Nehir biraz daha baktı.

“Ben dönmek istiyorum,” dedi. “Kuşumu elimdeki renklerle tamamlayacağım.”

Annesinin gösterdiği tarayıcı sekmesini kendisi kapattı. Sonra önceden kaydettikleri sayfayı açtılar. Işık kuşu, bıraktığı dalda onları bekliyordu.

Nehir'in ağzından küçük bir “Oh,” çıktı. Resmi yerindeydi; tanımadığı hediyeyi açmadan da ona dönebilmişti. Annesi yanında biraz daha otururken Nehir büyüteç işaretiyle kanadı ekranda büyüttü. Yakından bakınca çizdiği tüyler minicik yollara benziyordu. Her yolun ucuna bir nokta koyarsa nasıl görünürdü? Birini denedi. Sonra bir tane daha.

İlk noktalar biraz iri olmuştu. Nehir gülümsedi; kuşu sanki benekli bir çorap giymişti. Bildiği geri alma düğmesine dokundu ve fırçayı küçülttü. Bu kez sarı noktaların yanına ince beyaz çizgiler çekti. Kanadın altını koyu mavi yapınca sarılar daha aydınlık görünmeye başladı. Nehir tableti biraz uzaklaştırıp yeniden baktı.

“Bak, gece olunca vadinin pencereleri böyle görünüyor,” dedi.

Annesi başını kaldırıp dışarı baktı. Karşı evin mutfağında bir lamba yanmıştı. Biraz ileride başka bir pencere de aydınlandı.

“Şu iki pencereyi mi diyorsun?”

“Evet! Kuşumun kanadında küçük bir vadi var.”

Nehir bu düşünceyi sevdi. Kanadın bir ucuna yuvarlak bir pencere, öbür ucuna minicik bir kapı çizdi.

Sonra resme biraz uzaktan baktı. Kuşun kanatları birbirinin aynısı değildi; birindeki noktalar sık, öbüründekiler aralıklıydı. Nehir onları düzeltmek için kalemini kaldırdı ama durdu. Uçarken biri önde, biri arkada kalabilirdi. Bunu düşününce kuş daha canlı göründü. Mor dalın yanına birkaç yeşil yaprak ekledi ve çiziminin tamamlandığına karar verdi.

Annesiyle birlikte, öğretmeninin daha önce gösterdiği sınıf panosuna döndüler. Nehir çizimini oraya ekledi. Ekranda kendi kuşunun yanında arkadaşlarının kuşları da vardı: uzun gagalı, kıvırcık tüylü, çiçek kuyruklu kuşlar… Hiçbirinin kanadı ötekine benzemiyordu. Nehir kendi ışık kuşuna yeniden baktı. Kanatlarındaki sarı noktalar ona vadideki evleri hatırlatıyordu.

Tableti kapatıp masanın kenarına bıraktı. Elma tabağından bir dilim aldı, birini de annesine uzattı. Cesur Küçük Söz'ü avucuna koyduğunda kâğıt hâlâ ılıktı. Açılmış köşelerini nazikçe katladı. Ortadaki cümle, katların arasında saklandı.

“Bugün çok konuşmadın,” diye fısıldadı kâğıda.

Kâğıdın bir köşesi hafifçe kıpırdadı. Nehir gülümsedi ve onu kalemliğinin yanına yerleştirdi.

Annesiyle pencerenin önüne geçtiler. Işık Vadisi'nde lambalar birer birer yanıyordu. Camdaki yansımada, masada duran Cesur Küçük Söz'ün aydınlığı da görünüyordu. Nehir annesine yaslandı. Bir süre birlikte, akşamın içinde çoğalan küçük ışıkları seyrettiler.