Pati ve Ninni Çiçeği: 7 Yaş Uyku Masalı
Yumuşak Bulut, sabah göğünü pembeye boyamak için endişelenir. Pati ile düşüncelerini tek tek dinler; aynanın ardındaki Ninni Çiçeği’ni bulurlar.
Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.
Pati, her akşam olduğu gibi pijamalarını giymiş, dişlerini fırçalamış ve yatağının yanındaki küçük lambayı yakmıştı. Lambanın ışığı duvara yuvarlak, altın renkli bir leke bırakıyordu. Oda, tarçın kokulu battaniyesi ve pencerenin önündeki saksı çiçeğiyle sıcacık görünüyordu. Dışarıda akşam göğü, lacivert bir örtü gibi sessizce uzanıyordu.
Pati yatağına uzandı. Tam gözlerini kapatacakken penceresinin önünde küçük, bembeyaz bir bulut belirdi. Bulut, pamuk gibi yumuşaktı. Üzerinde üç minicik gümüş damla parlıyordu.
“İyi akşamlar, Pati,” dedi bulut, sesi tüy kadar hafifti. “Ben Yumuşak Bulut. Bu gece Ninni Çiçeği’ni bulmaya geldim.”
Pati doğrulup merakla baktı. “Ninni Çiçeği nerede yetişir?”
“Uykunun hemen öncesinde açan gizli bahçede,” dedi Yumuşak Bulut. “Ama bugün çiçek henüz açılmadı. Onsuz, geceye küçük ninnimizi bırakamam.”
Pati’nin içi merakla doldu. Yatağının başucundaki mavi hırkasını aldı, ayaklarına yumuşak çoraplarını geçirdi. Yumuşak Bulut pencerenin aralığından içeri süzüldü. Odanın ortasında küçük, ışıklı bir yol oluştu. Yol, halının üzerinden geçip kitaplığın yanındaki yuvarlak aynaya kadar uzanıyordu.
Aynaya yaklaşınca camın üzerinde gümüş harfler belirdi: “Ninni Çiçeği, sakin bir kalbin sesini duyar.”
Pati bir an düşündü. “Sakin bir kalbin sesi nasıl olur?”
Yumuşak Bulut, Pati’nin omzunun üzerinde usulca döndü. “Bilmiyorum. Ben de bugün biraz acele ettim.”
“Bulutu ilk kez acele ederken görüyorum,” dedi Pati.
“Çünkü yarın sabah gökyüzünü pembe renge boyamam gerekiyor,” diye açıkladı Yumuşak Bulut. “Ya pembeyi fazla koyu yaparsam? Ya güneş, rengimi beğenmezse?”
Pati, bulutun kenarındaki küçük gümüş damlaların titrediğini fark etti. Yumuşak Bulut korkmuş gibi değildi; yalnızca aklında birbirine dolanmış birkaç düşünce vardı. Pati’nin de bazen böyle düşünceleri olurdu. Bir düşünce ötekine dokunur, sonra hepsi birden yuvarlanmaya başlardı.
“Belki önce düşüncelerini birbirinden ayırabiliriz,” dedi Pati. “Benim aklım karıştığında, onları tek tek dinlerim.”
Pati halının üzerine oturdu. Bir elini karnına, diğerini kalbinin üzerine koydu. Burnundan yavaşça nefes aldı. Oda, nefesle birlikte biraz daha sessizleşti. Sonra nefesini acele etmeden verdi. Yumuşak Bulut da onunla birlikte küçücük bir nefes aldı.
“İlk düşünce ne diyor?” diye sordu Pati.
“Pembeyi fazla koyu yapmaktan endişeliyim,” dedi bulut.
“Bunu duyduk,” dedi Pati. “Şimdi ona yumuşak bir yer açalım.”
Yumuşak Bulut’un üzerindeki ilk gümüş damla, küçük bir ışık tanesine dönüştü.
“İkinci düşünce?”
“Ya güneş rengimi beğenmezse?”
Pati pencerenin dışındaki geceye baktı. “Güneş her sabah gökyüzünde yeni renkler görür. Belki biraz açık, biraz koyu, belki ikisinin arasında bir pembe… Hepsi gökyüzüne yakışabilir.”
İkinci gümüş damla da ışıldadı.
“Üçüncü düşünce?”
Yumuşak Bulut bir süre sustu. Sonra fısıldadı: “Ya tek başıma yapamazsam?”
Pati gülümsedi. “O zaman yardım istersin. Ben de burada olurum. Bir işi birlikte denemek, onu hemen kusursuz yapmak zorunda olmadığımız anlamına gelir.”
Üçüncü damla, öteki ışıkların yanına katıldı. Ayna birden parladı. Camın içindeki görüntü, Pati’nin odasını değil, ay ışığıyla aydınlanan minik bir bahçeyi gösterdi. Bahçede yaprakları kadife gibi yumuşak, tomurcuğu kapalı bir çiçek duruyordu.
“Ninni Çiçeği,” dedi Yumuşak Bulut.
Pati ile bulut aynaya doğru bir adım attılar. Ayna onları çekmedi, itmedi; yalnızca kapı gibi sessizce açıldı. İkisi, ay ışıklı bahçeye güvenle geçtiler.
Bahçede her şey fısıltıyla hareket ediyordu. Otların uçları birbirine selam veriyor, küçük taşlar ay ışığını tutup geri bırakıyordu. Uzakta, ince dalları yıldız biçiminde olan bir ağaç vardı. Ninni Çiçeği ağacın altında bekliyordu.
Pati çiçeğin yanına çömeldi. “Seni açtırmak için ne yapmalıyız?”
Çiçek konuşmadı. Bunun yerine iki yaprağını hafifçe birbirine değdirdi. Yapraklardan çok ince bir ses çıktı: şşş…
Pati, bu sesi duyunca acele etmeden etrafını dinledi. Bahçenin sessizliğinde üç ses vardı: Yumuşak Bulut’un hafif nefesi, yaprakların nazik hışırtısı ve kendi kalbinin düzenli vuruşları.
Pati, kalbinin sesini dinlerken aklına küçük bir cümle geldi. Bu cümle, büyük ve parlak değildi. Sadece içini ısıtan bir cümleydi.
“Şu anda olduğum yer güvenli,” dedi yavaşça. “Bir sonraki küçük adımı bulabilirim.”
Yumuşak Bulut da ona katıldı. “Her şeyi bir anda çözmem gerekmiyor. Sabah geldiğinde, pembe rengi yeniden deneyebilirim.”
Ninni Çiçeği’nin kapalı tomurcuğu önce bir parmak genişliğinde açıldı. İçinden bal rengi bir ışık çıktı. Sonra bir yaprak daha açıldı. Çiçeğin ortasında, minicik bir çan gibi duran bir tohum göründü.
Pati nefesini tuttu, fakat sonra gülümseyip nefesini yavaşça verdi. Çiçek, onunla birlikte sallandı. Derken bütün yapraklar açıldı ve bahçeye yumuşacık bir melodi yayıldı.
Melodi sözsüzdü. Bazen rüzgârın pencereye dokunuşu gibi yükseliyor, bazen uzak bir suyun kıyıya vurması gibi alçalıyordu. Pati melodiyi dinlerken omuzlarının gevşediğini hissetti. Yumuşak Bulut’un kenarları da yeniden kabarmış, pamuk gibi olmuştu.
“Şimdi ninniyi gökyüzüne bırakabiliriz,” dedi Pati.
Yumuşak Bulut, Ninni Çiçeği’nin ışığından küçük bir parça aldı. Işık, bulutun üzerinde yumuşak bir ay şekline dönüştü. Sonra ikisi aynadan geçip Pati’nin odasına döndüler.
Pati yatağına uzandı. Yumuşak Bulut pencerenin önünde durdu. Ninni Çiçeği’nin melodisi odaya yayıldı; perde hafifçe sallandı, gece lambasının altın rengi ışığı daha da yumuşadı.
“Yarın pembe gökyüzünü nasıl boyayacaksın?” diye sordu Pati.
“Önce gökyüzünü dinleyeceğim,” dedi Yumuşak Bulut. “Sonra rengimi azar azar deneyeceğim. Gerekirse senden yardım isteyeceğim.”
“Ben de yarın bir sonraki küçük adımımı bulacağım,” dedi Pati.
Yumuşak Bulut pencerenin dışına süzüldü. Gitmeden önce odanın içine minicik bir ay ışığı bıraktı. Işık, Pati’nin battaniyesinin üzerine kondu ve orada sessizce parladı.
Pati gözlerini kapattı. Aklına bir düşünce geldiğinde onu kovalamadı. Düşünceyi fark etti, ona yumuşak bir yer açtı ve sonra nefesini dinledi. Bir nefes aldı. Bir nefes verdi.
Dışarıda gökyüzü sakince duruyordu. Uzaklarda, Yumuşak Bulut yarının pembesini denemeye hazırlanıyordu. Ninni Çiçeği ise gizli bahçesinde, gece boyunca tatlı melodisini sürdürüyordu.
Pati’nin odası sıcaktı. Battaniyesi yumuşaktı. Kalbi sakindi. Uyku, ay ışığı gibi sessizce yanına geldi. Pati, küçük bir gülümsemeyle uykuya daldı.
O gece rüyasında gökyüzünün her rengini gördü: açık pembe, şeftali pembesi, gül pembesi ve ikisinin arasında duran, yalnızca sabahın bildiği yepyeni bir pembe. Hepsi birbirine uyuyordu. Çünkü bazı güzel şeyler, ilk denemede değil, sabırla ve birlikte bulunuyordu.