Masal Odası
Uyku Masalları

Pati ve Yağmurun Yumuşak Şarkısı

Pati, yağmurun yumuşak sesini dinlemek isterken araya ince bir çınlama karışır. Annesinin yardımıyla sesin nereden geldiğini bulur ve küçük bir değişiklikle sevdiği şarkıya yeniden kulak verir.

4-7 yaş 6 dakika Uyku öncesine uygun Tarayıcı seslendirmesi

Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.

Masalı okumaya geç

Tarayıcı seslendirmesi Pati ve Yağmurun Yumuşak Şarkısı
0:00 —
Yeni hız sonraki seslendirme bölümünde uygulanır.
Okuma görünümü

Pati, Ay Patikası’ndaki evlerinin pencere minderini iki patisiyle düzeltti. Sonra kıvrılıp burnunu cama yaklaştırdı. Yağmur damlaları, bahçedeki geniş yapraklara usul usul konuyordu. Taş yolun kıyısındaki papatyalar başlarını hafifçe eğmişti. Evin içi ılıktı; masanın üstündeki küçük lamba yanıyordu.

Krem rengi küçük kedi Pati, yağmurun her yerde başka türlü konuştuğunu düşünüyordu. Kiremitler pıt pıt diyordu. Yapraklar incecik bir hışırtıyla karşılık veriyordu. Pencerenin altındaki yumuşak toprağa düşen damlalar ise neredeyse duyulmuyordu. Bütün bu sesler birleşince Pati’nin kulaklarına sakin bir ezgi geliyordu.

O, bu ezgiye Yağmurun Yumuşak Şarkısı adını vermişti. Şarkının sözleri yoktu. İsterse yaprakların sesini, isterse kiremitlerin sesini dinleyebiliyordu. Bu akşam da yatmadan önce minderinde biraz oturup o şarkıyı duymak istiyordu.

Annesi masanın yanında temiz örtüleri katlıyordu. Pati, yumuşak battaniyesini dizlerine çekti. Önce patilerini, sonra kuyruğunu battaniyenin altına soktu. Tam başını mindere bırakmıştı ki yağmurun arasından ince bir ses geldi:

“Tın!”

Pati bir kulağını kaldırdı. Ses, diğer damlalardan daha belirgindi. Bir süre sonra yeniden duyuldu. Sanki küçük bir kaşık, boş bir bardağın kenarına dokunuyordu.

Pati minderinde doğruldu. Kiremitlerin pıtırtısını dinlemeye çalıştı, ama kulağı hep o ince sese gidiyordu. Canı biraz sıkıldı. Dışarıdaki damlalar eskisi gibi yağıyordu; yine de sevdiği ezgi yarım kalmış gibiydi.

Hemen yerinden kalkmadı. Patilerini battaniyenin üstünde birleştirip dikkatle dinledi. Tın sesi mutfaktan gelmiyordu. Annesinin katladığı örtülerden de gelmiyordu. Her seferinde pencerenin olduğu taraftan duyuluyordu. Pati biraz düşündü, ama orada neyin çınladığını bulamadı.

“Anne,” dedi, “Yağmurun Yumuşak Şarkısı’na başka bir ses karışıyor. Nereden geldiğini bulmama yardım eder misin?”

Annesi elindeki örtüyü masaya bıraktı. Pati’nin yanına oturdu. Birlikte konuşmadan dinlediler. Yağmur pıt pıt dedi. Ardından o ince tın sesi geldi.

“Kapının yanından dinleyelim mi?” diye sordu annesi.

Pati battaniyesini minderin üstünde bıraktı. Annesinin patisini tuttu. Birlikte kapıya gittiler. Annesi kapıyı açınca ıslak toprağın kokusu içeri doldu. Kapının üstündeki geniş saçak, önlerindeki küçük verandayı kuru tutuyordu.

Pati kuru tahta döşemenin üstünde durup kulaklarını çevirdi. Ses şimdi daha kolay seçiliyordu. Verandanın kenarında duran metal tas, her damlada ince ince çınlıyordu. Saçağın ucundan süzülen su, tam tasın içine düşüyordu.

“İşte orada!” dedi Pati.

Tas, sabah saksılara toprak doldururken kullandıkları küçük tastı. Sonra temizleyip verandanın kenarına bırakmışlardı. Pati tasın parlak kenarına baktı. Her zamanki taslarıydı; yalnızca yağmur ona yeni bir ses vermişti.

Annesi Pati’nin yanına çömeldi.

“Nasıl yapalım?” diye sordu.

Pati önce tası, sonra kapının içindeki boş rafı süzdü. Biraz düşündü. Yağmuru durduramazdı. Buna gerek de yoktu. Ama tasın yerini değiştirebilirlerdi.

“Tası içeri alalım,” dedi. “O zaman damlalar taşa düşer. Ben de şarkıyı yeniden duyabilirim.”

“Olur,” dedi annesi. “Sen rafa kuru bir bez serer misin? Ben de tasın içindeki suyu boşaltayım.”

Pati mutfaktaki küçük bezlerden birini seçti. Bezi rafa sererken köşelerini patileriyle düzeltti. Annesi tası alıp suyunu lavaboya boşalttı, dışını kuruladı. Sonra boş tası Pati’ye verdi. Pati onu iki patisiyle taşıdı ve bezin üstüne yerleştirdi.

Tas, şimdi yağmurdan uzakta duruyordu. Pati kapıya geri döndü. Annesi de yanına geldi. Birlikte yeniden dinlediler. Saçağın ucundan düşen damla, verandanın yanındaki düz taşa değdi. Bu kez yalnızca hafif bir pıt sesi çıktı.

Pati’nin bıyıkları gülümser gibi kıpırdadı.

“Taş da şarkıya katıldı,” dedi. “Ama tas gibi söylemiyor.”

Annesi başını salladı. Bir damla daha düştü. Sonra bir başkası. Pati yaprakların hışırtısını da duydu. Sevdiği sesler artık o ince çınlamanın arkasında kalmıyordu.

Kapıyı kapatıp içeri döndüler. Pati, minderine gitmeden önce raftaki tasa baktı. Onu bezin üzerinde görünce hoşuna gitti. Sabah yeniden saksıların yanında kullanabilirlerdi. Şimdilik tasın işi dinlenmekti. Pati kendi kendine bunu düşününce hafifçe güldü.

Minderine kıvrıldığında annesi battaniyeyi omuzlarına kadar örttü. Pati, annesinin yanında biraz daha oturmasını istedi. Annesi de katlayacağı son örtüyü alıp yanına yerleşti. Örtünün iki ucu birleşirken çıkan yumuşak hışırtı, yağmurun sesine karıştı.

“Şimdi nasıl?” diye sordu annesi.

Pati hemen cevap vermedi. Önce kiremitleri dinledi. Sonra bahçedeki yaprakları. Arada taşa düşen damlanın sesi de geliyordu.

“Şimdi hepsini duyabiliyorum,” dedi. “Yaprakları bile.”

Annesi örtüyü dizlerinin üstüne bıraktı. Pati, pencerenin köşesinde ağır ağır ilerleyen bir damlayı izledi. Damla aşağı inerken daha küçük bir damlayla birleşti. İkisi birlikte camın kenarına kadar süzüldü. Pati’nin gözleri de onların ardından yavaşça aşağı kaydı.

Biraz sonra Pati esnedi. Minderden kalkıp annesiyle birlikte yatağına yürüdü. Yastığının yanında sevdiği küçük kumaş yaprak duruyordu. Onu patisinin altına aldı, battaniyesini çekti. Açık kapıdan gelen lamba ışığı, odanın duvarında incecik bir aydınlık bırakıyordu.

Annesi yatağın yanına oturup alnını okşadı.

“İyi geceler, Pati.”

“İyi geceler, anne.”

Pati gözlerini kapatmadan önce bir kez daha dinledi. Yağmurun sesi buraya daha uzaktan, daha yumuşak geliyordu.

Ay Patikası’nda damlalar yapraklara, kiremitlere ve düz taşa usulca dokunuyordu. Küçük metal tas, kuru bezinin üzerinde sessizdi. Pati sıcacık yatağına sokuldu. Yağmurun Yumuşak Şarkısı sürerken uykuya daldı.