Minik Fil ve Birlikte Çizilen Yol
Minik Fil, yaptığı kâğıt papatyayı Küçük Liman’ın bahçesine götürmek ister. Annesiyle birlikte çizdiği yol, sorularına cevap bulmasına ve güvenli bir seçim yapmasına yardım eder.
Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.
Minik Fil, Küçük Liman’daki bir bankın üzerine kâğıttan yaptığı sarı papatyayı koydu. Hortumunun ucuyla kıvrılmış bir yaprağı düzeltti. Denizden gelen hafif esinti papatyayı oynatınca onu usulca tuttu. Uzakta, teknelerin renkli yelkenleri ağır ağır sallanıyordu.
Limanın çiçek bahçesinde küçük bir resim panosu vardı. Minik Fil, papatyasını oraya asmak istiyordu. Daha önce panoya bir bulut resmi bırakmıştı. Şimdi bulutunun altına sarı bir çiçek ekleyecekti. Annesi de papatyayı tutturmak için çantasına tahta bir mandal koymuştu.
“Hazırım,” dedi Minik Fil. “Papatyam da hazır.”
Annesi bahçeye baktı. Bankların arkasından geçen yolu gösterdi.
“Şuradan yürüyelim. Çınarın çevresinden dönünce bahçenin kapısına ulaşırız.”
Minik Fil hortumunu kaldırıp o yolu izledi. Yol önce limanın meydanından biraz uzaklaşıyor, sonra geniş bir kıvrımla bahçeye dönüyordu. Oysa çeşmenin yanından geçen taş yol, doğrudan bahçe kapısına uzanıyordu. Minik Fil’in baktığı yerden kapıdaki iki yuvarlak pencere bile görünüyordu.
“Neden çeşmenin yanından gitmiyoruz?” diye sordu. “Orası daha kısa. Papatyamı hemen asabiliriz.”
Annesi onun yanına oturdu. Minik Fil’in gösterdiği yöne birlikte baktılar.
“Çeşmenin çevresindeki düz taşlar ıslanmış,” dedi annesi. “Üstlerinde su olduğunda kayganlaşabiliyorlar. Bankların arkasındaki yol ise kuru. Orada adımlarımızı daha rahat atabiliriz.”
Minik Fil yeniden taşlara baktı. Güneş, çeşmenin çevresinde küçük parlak noktalar oluşturuyordu. O, bunları taşların içindeki parıltılar sanmıştı. Şimdi ince bir su birikintisinin çeşmeden meydana doğru uzandığını gördü. Bir damla düşünce birikintinin üzerinde minicik halkalar oluştu.
“Ben yalnızca parladıklarını görmüştüm,” dedi.
“Buradan bakınca öyle görünüyor,” dedi annesi. “Suyun nerede olduğunu fark etmek bazen biraz dikkat istiyor.”
Minik Fil kuru yola döndü. Bu yol ona hâlâ uzun görünüyordu. Papatyasını iki yana salladı, sonra rüzgâr yapraklarını kıvırmasın diye yeniden göğsüne yaklaştırdı.
“Çınarın arkasına geçince bahçeyi göremeyeceğiz,” dedi. “Hangi taraftan döneceğimizi nasıl anlayacağız?”
Annesi çantasından bir kâğıt ve kalem çıkardı.
“İstersen yolu çizelim. Gördüğümüz yerleri kâğıda koyabiliriz.”
Minik Fil hemen bankın boş tarafını açtı. Annesi kâğıdı sererken o da papatyasını çantasının açık cebine yerleştirdi. Sarı yapraklardan biri dışarıda kaldı. Minik Fil onu nazikçe içeri aldı; papatya şimdi rüzgârdan korunuyordu.
Önce bulundukları bankı çizdiler. Minik Fil bankın ayaklarını biraz eğri yaptı. Annesi de çeşmeyi küçük bir daireyle gösterdi. Minik Fil, çeşmenin yanına birkaç mavi çizgi ekledi.
“Bunlar yerdeki sular,” dedi. “Böylece hangi taşların ıslak olduğunu hatırlarız.”
Sonra birlikte çınarı çizdiler. Ağacın gövdesini annesi yaptı, yapraklarını Minik Fil tamamladı. Bahçenin kapısını da kâğıdın öbür ucuna yerleştirdiler. Minik Fil iki yuvarlak pencereyi eklemeyi unutmadı. Panoyu göstermek için kapının arkasına küçücük bir papatya çizdi.
Annesi sarı kalemi ona uzattı. Minik Fil banktan başlayan, çınarın çevresinden kıvrılan ve bahçeye varan bir çizgi çekti. Kalem ağacın yanında durdu.
“Burada hangi taraftan dönüyoruz?” diye sordu.
“Geniş yol ağacın sağından devam ediyor,” dedi annesi.
Minik Fil gerçek ağaca baktı, ardından çizgiyi tamamladı. Yolun iki yanına gördüğü bankları da ekledi. Artık kâğıttaki kıvrımın neden orada olduğunu anlayabiliyordu. Çeşmenin çevresindeki mavi çizgiler, sarı yolun dışında kalmıştı.
“Bu yolun adı olsun,” dedi. “Birlikte Çizilen Yol.”
Annesi adı kâğıdın üstüne yazdı. Minik Fil çizime bir kez daha baktı.
“Bankların arkasından gidelim,” dedi. “Hem yol kuru, hem de nereden döneceğimizi biliyoruz.”
Yola çıktıklarında Minik Fil, annesinin yanında yürüdü. Papatyası çantada, çizdikleri kâğıt ise hortumundaydı. İlk bankı geçince kâğıttaki banka dokundu. Çeşmeye geldiklerinde kuru yoldan ilerlemeyi sürdürdüler. Minik Fil, uzaktan gördüğü su parıltısını bu kez hemen tanıdı.
Çınarın gölgesinde serin bir esinti vardı. Yaprakların arasından süzülen ışık, yerde yuvarlak lekeler oluşturuyordu. Minik Fil kâğıttaki ağaca baktı, sonra başını kaldırdı. Çizdiği yapraklar gerçek yapraklardan çok daha büyüktü. Bu hoşuna gitti. Kendi ağacı, neredeyse bütün limanı gölgelendirebilirdi.
“Bizim çınarın yaprakları kocaman olmuş,” dedi.
Annesi gülümsedi. “Ama gövdesinin yanındaki dönüşü tam yerine koymuşsun.”
Ağacın sağından dönünce bahçe kapısı göründü. İki yuvarlak pencerenin ardında mor çiçekler vardı. Minik Fil’in kulakları sevinçle hafifçe açıldı. Kâğıttaki yolun sonuna hortumuyla dokundu, sonra annesiyle birlikte kapıdan geçti.
Bahçenin içi çiçek kokuyordu. Panodaki bulut resmi yerinde duruyordu. Minik Fil papatyasını çantadan çıkardı. Yapraklarını düzelttikten sonra bulutun altındaki boşluğu gösterdi. Annesi mandalı açtı; Minik Fil de papatyayı istediği yere yerleştirdi. Mandal kapanınca sarı çiçek hafifçe sallandı.
Biraz geriye çekilip baktılar. Kâğıttan bulutun altında artık kâğıttan bir papatya vardı. Hemen aşağıdaki toprakta da gerçek papatyalar açmıştı. Minik Fil, kendi çiçeğinin onların yanına yakıştığını düşündü.
Sonra çizdikleri yolu bankın üzerine serdi. Yolun sonuna bir sarı nokta daha koydu.
“Bu da papatyamızın yeri,” dedi.
Annesi kâğıdı dikkatlice katlayıp çantasına yerleştirdi. Eve dönerken yine birlikte çizdikleri yoldan geçeceklerdi. Minik Fil başını annesinin koluna yasladı. Bahçeden esen rüzgâr, panodaki papatyanın yapraklarını usulca kıpırdatıyordu.