Masal Odası
Türk Masalları

Mavi Keçi ve Bayram Feneri

Mavi Keçi, bayram sofrasına götüreceği fenerin yıldızlarını göremeyince durup düşünür. Annesinin desteğiyle mavi süsüne yeni bir yer bulur.

4-7 yaş 6 dakika Tarayıcı seslendirmesi

Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.

Masalı okumaya geç

Mavi Keçi ve Bayram Feneri
Tarayıcı seslendirmesi Mavi Keçi ve Bayram Feneri
0:00 —
Yeni hız sonraki seslendirme bölümünde uygulanır.
Okuma görünümü

Mavi Keçi, Gökkuşağı Sokağı'ndaki evinin önünde mavi bir kâğıt açtı. Kâğıdı tahta masaya serip elleriyle düzeltti. Sabah güneşi renkli kapıları aydınlatıyor, mutfaktan ılık çörek kokusu geliyordu. Komşular birbirlerine sesleniyordu. Sokaktaki dut ağacının altına uzun bir bayram sofrası kurulmuştu. Mavi Keçi de Bayram Feneri'ni o sofraya götürecekti.

Fenerin yuvarlak bir gövdesi, üstünde de geniş bir sapı vardı. Gövdesindeki küçük pencereler yıldız biçimindeydi. İçindeki pilli ışık açılınca pencereler sıcacık sarı bir renkle parlıyordu. Mavi Keçi, annesiyle feneri önceki akşam hazırlamıştı. Şimdi ona bayram için bir de mavi süs eklemek istiyordu.

Masadaki kâğıdı fenerin çevresine doladı. İki ucunu küçük bir bantla birleştirdi. Kâğıdın üzerine daha önce çizdiği beyaz benekler, mavi gökyüzündeki bulutlar gibi görünüyordu. Mavi Keçi bir adım geri çekildi. Kendi rengindeki bu süs pek hoşuna gitmişti.

“Şimdi yıldızlar da yansın,” dedi.

Düğmeye bastı. Fakat fenerin yıldızları görünmedi. Mavi Keçi başını sağa, sonra sola eğdi. Fenerin üst kenarından incecik sarı bir ışık sızıyordu ama yuvarlak gövdesi hâlâ yalnızca mavi görünüyordu.

“Dün burada yıldızlar vardı,” diye mırıldandı.

Kulakları biraz aşağı indi. Feneri sofranın ortasına koymayı ne kadar istemişti. İçinden kâğıdı hemen çekip çıkarmak geldi. Sonra kâğıdın yırtılabileceğini düşündü. Feneri masanın üzerine bıraktı, yanındaki mindere oturdu. Önce ne olduğuna bakacaktı.

Sokaktan, “İyi bayramlar!” diye bir ses geldi. Mavi Keçi başını kaldırıp komşusuna gülümsedi. Ardından fenerine yeniden baktı. Üstteki ince sarı çizgi hâlâ oradaydı. Demek ki içerideki ışık yanıyordu. Mavi kâğıdın üstünde ise tek bir yıldız bile yoktu. Parmağını kâğıdın kenarına götürdü. Altında, fenerin pencerelerinden birinin köşesini hissetti.

“Acaba yıldızların önünü ben mi kapattım?” dedi usulca.

Kâğıdı biraz kaldırmak istedi ama bunu yaparken fener de masada dönüyordu. Mavi Keçi iki elini durdurdu. Annesi hemen yanındaki kapının önünde, çörekleri bir tabağa yerleştiriyordu.

“Anne, bana yardım eder misin? Feneri tutar mısın? Kâğıdın altına bakmak istiyorum.”

Annesi tabağı bıraktı, ellerini kurulayıp yanına geldi. Feneri masada sabit tuttu.

“Böyle iyi mi?” diye sordu.

“Evet. Ben de bandı yavaşça açacağım.”

Mavi Keçi, bandın dışarıda kalan ucunu buldu. Küçük küçük çekerek kaldırdı. Annesi feneri tutarken o da mavi kâğıdı gevşetti. Kâğıt açılır açılmaz sarı bir yıldız ortaya çıktı. Biraz daha açılınca yanındaki yıldız da göründü. Mavi Keçi'nin kulakları yeniden dikildi.

“Buradalarmış!” dedi. “Mavi kâğıt hepsinin önünü kapatmış.”

Annesi gülümsedi.

“Şimdi süsünü nereye koymak istersin?”

Mavi Keçi kâğıda, sonra fenerin altındaki boş kenara baktı. Orada hiç pencere yoktu. Kâğıdı o bölüme yerleştirirse hem mavisi kalacak hem de yıldızlar görünecekti.

“Fenerin altına mavi bir etek yapacağım,” dedi.

Kâğıdı masaya serip uzun kenarını içe doğru katladı. Bir kez daha katlayınca geniş kâğıt ince bir şeride dönüştü. Şeridi fenerin altına doladı. Beyaz benekler yan yana sıralandı. Annesi iki ucu bir arada tutarken Mavi Keçi bandı yapıştırdı.

Sonra feneri birlikte masanın gölgede kalan köşesine aldılar. Sarı ışık orada daha belirgin görünüyordu. Yıldız pencerelerin hepsi ışıl ışıldı. Altlarındaki mavi şerit ise yerinde duruyordu. Hiçbir pencereyi örtmüyordu. Mavi Keçi fenerin çevresinde yavaşça döndü. Bütün yıldızları tek tek görebiliyordu.

“Tam istediğim gibi oldu,” dedi. “Hem mavi hem ışıklı.”

Annesi elini uzattı.

“Sofraya birlikte götürelim mi?”

Mavi Keçi başını salladı. Sapını kendisi tuttu, annesi de altından destek oldu. Kapının eşiğini ağır ağır geçtiler. Fener, ikisinin arasında küçük sarı yıldızlarını taşıyordu.

Dut ağacının altında temiz bir örtü vardı. Tabaklarda çörekler, küçük kâselerde reçeller duruyordu. Tavşan Duru, peçeteleri her tabağın yanına bırakıyordu. Mavi Keçi ile annesini görünce elindeki peçeteyi masanın kenarına koydu.

“Bayram Feneri gelmiş!” dedi.

Mavi Keçi feneri masanın ortasındaki düz yere yerleştirdi.

Ağacın geniş yaprakları sofrayı gölgeliyordu. Sarı yıldızlar orada da güzelce görünüyordu. Duru, fenerin çevresinde birkaç küçük adım attı.

“Mavi eteğini çok sevdim,” dedi.

Mavi Keçi bir beneği gösterdi.

“Bunları bulut gibi çizmiştim.”

Duru başını hafifçe yana eğdi.

“Bana da pofuduk çörekleri hatırlattılar.”

İki arkadaş gülüştü.

Duru, masanın kenarındaki beyaz peçeteye baktı.

“Bunu fenerin altına koysak mı?” diye sordu.

Mavi Keçi başını salladı. Annesi feneri biraz kaldırdı. İki arkadaş peçeteyi düzce serdi. Fener yeniden yerine konunca mavi şerit, beyaz peçetenin üstünde daha da belirginleşti. Mavi Keçi, arkadaşının da sofrayı süslemesine sevindi.

Çok geçmeden komşular sofranın çevresinde toplandı. Kimi çörek getirmişti, kimi bir tabak kurabiye. Her gelen önce yanındakine dönüp, “Bayramın kutlu olsun,” diyordu. Mavi Keçi de annesinin yanında duruyor, selamları birer birer karşılıyordu. Masanın öbür ucuna oturan komşusuna reçel kâsesini uzattı. Sonra Duru için yanındaki minderi biraz yaklaştırdı.

“Burada sana da yer var,” dedi.

Duru mindere yerleşti. Tabağındaki yuvarlak çöreği ikiye ayırıp yarısını Mavi Keçi'ye uzattı. Mavi Keçi teşekkür etti. Dalların arasından geçen esinti, masanın kenarındaki örtüyü hafifçe kıpırdattı. Annesi çayından bir yudum aldı. Mavi Keçi ona sokulup gülümsedi.

Annesi yanağına hafifçe dokundu. Mavi Keçi çöreğinden bir lokma aldı. Sokakta selamlar dolaşıyor, sofrada tabaklar elden ele uzanıyordu. Bir yanında annesi, öbür yanında Duru vardı. Bayram Feneri de mavi eteği ve küçük sarı yıldızlarıyla sofranın ortasında usulca parlıyordu.