Masal Odası
Uyku Masalları

Lina ve Kar Tanesinin Yolculuğu

Lina, Papatya Tepesi’ne düşen bir kar tanesini yanında tutmak ister. Sıcak evde yaşanan küçük bir değişim, ona pencereyle papatya saksısı arasında yeni bir yol gösterir.

5-8 yaş 7 dakika Uyku öncesine uygun Tarayıcı seslendirmesi

Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.

Masalı okumaya geç

Tarayıcı seslendirmesi Lina ve Kar Tanesinin Yolculuğu
0:00 —
Yeni hız sonraki seslendirme bölümünde uygulanır.
Okuma görünümü

Lina, pencerenin önündeki yer minderinde oturmuş, Papatya Tepesi’ne yağan karı izliyordu. Beyaz taneler evin sarı ışığına girince parlıyor, sonra yavaşça aşağı süzülüyordu. Annesi, yanındaki koltukta bir yastığın düğmesini dikiyordu. Lina’nın dizlerinde yumuşak battaniyesi vardı. Bir ucu yere değiyor, öteki ucu ayaklarını sıcacık tutuyordu.

Kimi taneler dümdüz iniyor, kimileri havada küçük halkalar çiziyordu. İçlerinden biri, verandanın kenarında bir an dönüp ışıldadı. Lina başını hafifçe yana eğdi. O küçücük beyaz şeklin yere değdikten sonra nasıl görüneceğini merak etmişti. Belki yakından bakınca incecik kollarını da görebilirdi.

“Bir kar tanesini yakından görmek istiyorum,” dedi. “Sonra da nereye gittiğine bakmak.” Annesi dikişini sepetine bıraktı. Birlikte paltolarını giyip üstü kapalı verandaya çıktılar. Papatya Tepesi’ndeki evlerin pencereleri sarı sarı yanıyordu. Lina, annesinin yanında durarak avucunu açtı. Yün eldivenine konan taneler, kumaşın arasında pek seçilmiyordu.

Verandadaki alçak sehpanın üzerinde küçük, lacivert bir tabak duruyordu. Lina yazın bu tabağa bahçeden topladığı yassı taşları dizerdi. Şimdi tabak bomboştu ve soğuktu. Annesi onu karın altına doğru uzattı. Birbirine tutunmuş birkaç beyaz tanecik tabağın ortasına kondu. Lacivertin üzerinde hepsi daha belirgin görünüyordu.

Lina eğilip baktı. Küçük kar kümesinin kenarında, yıldız biçiminde bir tane vardı. Kollarından biri ötekilerden biraz kısaydı. Lina bunu görünce gülümsedi. “Benim izleyeceğim kar tanesi bu olsun,” dedi. “Şu kısa kollu olan.” Tabağı annesiyle birlikte dikkatlice tutup sıcak eve döndü.

İçeride paltolarını çıkarıp tabağı alçak masanın üzerine koydular. Lina bir kâğıtla boya kalemlerini de getirdi. Kar tanesini çizmek, sonra resmini yatağının yanındaki rafa koymak istiyordu. Önce lacivert tabağı çizecekti. Ardından o kısa kollu yıldızı. Böylece uyumadan önce ona bir kez daha bakabilecekti.

Mavi kalemi eline aldığında tabakta bir şeyin değiştiğini fark etti. Kar kümesi küçülmüştü. Kenardaki yıldızın ince kolları da artık eskisi kadar belirgin değildi. Lina kalemi kâğıda değdirmeden bekledi. Biraz sonra yıldızın olduğu yerde, lambanın ışığını yansıtan minicik bir damla kaldı.

“Ama ben onu daha çizememiştim,” dedi Lina. Dudaklarını hafifçe büzdü. Kar tanesinin kısa kolunu yeniden görmek istiyordu. Tabağı avuçlarının arasına aldı, sonra masaya geri bıraktı. Bir süre hiçbir şey yapmadan baktı. Beyazlık gitmişti ama tabakta parlayan bir şey hâlâ vardı.

“Anne, kar tanesi nereye gitti?” diye sordu. Annesi yanına oturdu. “Sıcakta eridi,” dedi. “Kar, eriyince suya dönüşür. O minicik yıldız da şimdi su oldu.” Lina tabağa biraz daha yaklaştı. Damlanın içinde, odanın ışığı küçücük bir nokta gibi görünüyordu.

Lina ellerini dizlerine koyup düşündü. Kar tanesi artık yıldız gibi görünmüyordu. Onu eski biçimiyle yatağının yanında tutamayacaktı. Ama yolculuğu da orada bitmemişti. Önce havadaydı, sonra tabaktaydı, şimdi su olmuştu. Lina’nın bakışları masadan pencerenin yanındaki küçük papatya saksısına kaydı.

“Bu su papatyaya gidebilir mi?” diye sordu. Annesi saksının toprağına baktı. “Gidebilir,” dedi. “Toprağı biraz kurumuş.” Lina’nın omuzları gevşedi. Artık tabağın içindekini ne yapacağını biliyordu. Kar tanesini dışarıda yeniden aramak yerine, elindeki damlanın yolunu izlemeyi seçti.

Papatya saksısını masanın üzerine birlikte getirdiler. Saksının kenarında, Lina’nın daha önce çizdiği sarı bir nokta vardı. Lina o noktayı hep çiçeğin düğmesi sayardı. Şimdi papatyanın beyaz çiçeği de masanın üstüne doğru eğilmiş, sanki lacivert tabağa bakıyordu.

Annesi saksıyı sabit tuttu. Lina tabağı iki eliyle yavaşça eğdi. Birkaç küçük damla tabaktan kayıp toprağa düştü. Kar tanesinin karıştığı su da onlarla birlikte gitmişti. Toprağın üstünde koyu renkli minicik bir iz belirdi. Lina tabağı yeniden düz tuttu. İçinde yalnızca ince bir ıslak çizgi kalmıştı.

“Yeni durağı burası oldu,” dedi Lina. Parmağını saksının sarı noktasına koydu, sonra elini geri çekip gülümsedi. Papatyanın yapraklarından biri tabağın üstüne gölge düşürüyordu. Lina gölgenin ucuna baktı; sanki çiçek, tabağa son bir kez dokunmuştu. Boş tabağı usulca kâğıdının yanına çekti.

Mavi kalem hâlâ bıraktığı yerdeydi. Lina kâğıdın üstüne geniş bir bulut çizdi. Bulutun altına, bir kolu kısa olan kar tanesini yerleştirdi. Sonra lacivert tabağı, parlak damlayı ve sarı noktalı saksıyı çizdi. Aralarına kıvrılan ince bir çizgi ekledi. Çizgi, kar tanesinin izlediği yolu gösteriyordu.

Annesi resme bakarken Lina parmağıyla bu yolu takip etti. “Burada düşüyordu. Burada tabağımıza kondu. Burada su oldu.” Parmağı saksının yanında durdu. “Burada da papatyanın yanına vardı.” Annesi, kâğıdın köşesinin kıvrılmaması için boya kutusunu biraz yana çekti. “Resmine bir ad koyacak mısın?” diye sordu.

Lina hiç acele etmeden resmin tamamına baktı. “Kar Tanesinin Yolculuğu,” dedi. Annesinden bu adı kâğıdın altına yazmasını istedi. Annesi yazarken Lina da saksının yanına küçücük sarı bir nokta daha koydu. Bu, tabaktaki suyun içinde gördüğü ışığın resmiydi.

Resim tamamlanınca boya kalemleri kutusuna girdi. Lina dişlerini fırçalayıp pijamalarını giydi. Annesi papatya saksısını pencerenin önüne geri koydu. Lacivert tabak da mutfaktaki yerine döndü. Lina resmini iki ucundan tutarak odasına taşıdı. Kâğıt, yürürken hafifçe dalgalandı.

Yatağına uzanmadan önce resmi alçak rafa yerleştirdi. Kısa kollu kar tanesi kâğıdın üzerinde hâlâ oradaydı. Suyu ise papatyanın toprağındaydı. Lina battaniyesini üzerine çekti. Annesi yanına oturup saçını okşadı. “Kar tanesini saklayamadım,” diye mırıldandı Lina. Ardından resmine bakıp ekledi: “Ama gittiği yolu buldum.”

Annesi gülümsedi, Lina’ya iyi geceler dedi. Pencerenin dışında kar usulca yağmayı sürdürüyordu. Yeni taneler Papatya Tepesi’nin çatılarına, bahçe çitlerine ve verandadaki boş sehpanın üstüne konuyordu. İçeride papatya yerindeydi, resim yerindeydi. Lina’nın battaniyesi de ayaklarını yine sıcacık tutuyordu. Gözleri kapanırken aklında, lacivertin üzerinde parlayan o küçücük ışık vardı.