Masal Odası
Uyku Masalları

Lina ve Geceye Dönen Ninni

Lina gece uyandığında tanıdık sesleri arar. Annesiyle odasını dinlerken, bildiği bir ezgiye gecenin sözlerini ekler.

4-7 yaş 6 dakika Uyku öncesine uygun Tarayıcı seslendirmesi

Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.

Masalı okumaya geç

Lina ve Geceye Dönen Ninni
Tarayıcı seslendirmesi Lina ve Geceye Dönen Ninni
0:00 —
Yeni hız sonraki seslendirme bölümünde uygulanır.
Okuma görünümü

Lina, yastığının serin tarafına dönerken gözlerini açtı. Perdenin kenarından ince bir ay ışığı süzülüyordu. Gökkuşağı Sokağı’ndaki evlerin çoğunda ışıklar sönmüştü. Lina’nın odasındaki küçük gece lambasıysa duvara sarı bir halka çiziyordu.

Lina yorganının altından bir ayağını çıkarıp yeniden içeri çekti. Yatağı sıcacıktı. Yanındaki bez tavşan da yerindeydi. Yalnız, oda gündüzden farklı geliyordu. Pencereden ne top oynayanların sesleri ne de komşunun saksılarını sularken söylediği şarkı geliyordu. O sesler varken evin her köşesi bir şey anlatırdı. Şimdi Lina, odanın sessizliğinde neyi dinleyeceğini bilemedi. Bez tavşanını kolunun altına aldı ve bir süre kapıya baktı.

Tanıdığı bir ses duymak istedi. Başını hafifçe kaldırdı. Koridorun ucundan, annesinin oturduğu odadan, ince bir ışık görünüyordu.

— Anne, uyanığım, diye seslendi.

— Duydum seni, geliyorum.

Az sonra terliklerin yumuşak fısır fısır sesi yaklaştı. Annesi elindeki kitabı kapının yanındaki küçük masaya bıraktı. Lina bu sesi hemen tanıdı. Annesi akşamları mutfaktan dönerken de terliklerinden böyle bir ses gelirdi.

— İşte bu ses buradaymış, dedi Lina.

Annesi yatağın kenarına oturdu.

— Hangi sesi arıyordun?

— Bildiğim sesleri. Gece olunca hepsi gitmiş gibi.

Annesi Lina’nın yanağına düşen saçını düzeltti.

— Gündüz duyduklarımızın çoğu şimdi sessiz. İstersen burada birlikte dinleyebiliriz.

Lina yatakta biraz yana kaydı. Annesine de yorganın ucunu uzattı. İkisi başlarını yastığa yaklaştırıp bekledi. Önce hiçbir şey duymadı Lina. Sonra koridordan minicik bir “tık” geldi. Az sonra bir tane daha.

— Saat! dedi Lina, sesini fazla yükseltmeden.

Gündüzleri o saatin önünden geçerken pek bir şey duymazdı. Şimdi tıkları tek tek seçebiliyordu. Saat yer değiştirmemişti. Yalnızca etrafındaki sesler azalmıştı. Lina küçücük parmağını yorganın üstünde oynatarak tıklara eşlik etti. Parmağının sesi çıkmıyordu ama saati takip edebiliyordu.

Lina elini yastığın üstünde gezdirdi. Kılıf hafifçe hışırdadı. Bir daha dokundu. Aynı yumuşak ses çıktı. Gündüz resimli kitabının altına bu yastığı koyduğunda da aynı hışırtıyı duyardı.

— Bunu da biliyorum, dedi. Ama bir ses daha var. Hani sen havluları katlarken söylüyorsun...

Annesi gülümsedi. O sabah yıkanmış havluları birlikte katlamışlardı. Lina küçük havluları üst üste koymuş, annesi de iş yaparken bir ezgi mırıldanmıştı. Lina ezginin başını hatırlıyordu ama kelimeler birbirine karışmıştı.

— Güneşli olanı mı? diye sordu annesi.

Lina başını salladı. Annesi alçak sesle söyledi: “Güneş çizer yere çizgi, evde dolaşır bir ezgi.”

Lina perdeye baktı.

— Ama şimdi güneş yok. Şuradaki çizgi de sarı değil.

Annesi de ay ışığına baktı. Perdenin üstünde incecik, solgun bir iz duruyordu.

— Öyleyse bu ezgiye geceyi anlatalım mı?

Lina hemen cevap vermedi. Perdedeki ışığa bir daha baktı. Sonra yorganın altında yan yana duran dizlerini fark etti. Annesinin dizleri de yorganın ucundaydı. Lina örtüyü onun tarafına biraz daha çekti.

— Ayın izi var, dedi. Bir de yorganımız.

Annesi aynı ezgiyi bu kez yeni sözlerle mırıldandı: “Perdede ince ay izi...” Sonrasını bekledi.

Lina yorganın kenarını iki eliyle tuttu.

— Yorgan örter dizimizi!

Son kelimeyi biraz yüksek söyleyince kendi de gülümsedi. Annesi gülümseyerek başını ona yaklaştırdı. Bu kez ikisi birlikte, daha alçak sesle söylediler: “Perdede ince ay izi, yorgan örter dizimizi.”

Ezgi, sabahki ezgiydi. Ama artık havlu yığınlarının arasında değil, ay ışıklı odada dolaşıyordu. Lina annesinin sesini dinlerken yastığa yaslandı. Ninninin bitmesini istemediği için eliyle küçücük bir işaret yaptı.

— Biraz daha yavaş söyler misin?

Annesi yeniden başladı. Kelimelerin arasında saatin tıkları duyuldu. Lina yorganını düzeltirken kumaşın hışırtısı da onlara katıldı. Sanki odadaki tanıdık sesler, birbirini itmeden aynı yere oturmuştu.

Annesi bir daha başlayacakken Lina elini kaldırdı.

— Bu kez ben başlatayım. Sen de sonunu söyle.

Annesi başıyla tamam dedi. Lina ilk sözleri çok yavaş söyledi. Bir kelimede durunca annesi bekledi. Lina perdeye bakıp unuttuğu sözü buldu. Ardından annesinin sesi onun sesine eklendi.

— Bu, Geceye Dönen Ninni oldu, dedi Lina. Gündüz söylediğin ezgi, geceye geldi.

— Adını sevdim, dedi annesi.

Lina başucundaki suya baktı.

— Bir yudum içebilir miyim?

Annesi bardağı uzattı. Lina küçük bir yudum aldı, sonra bardağı geri verdi. Annesi onu masadaki kumaş altlığın üstüne bıraktı. Lina bez tavşanını kolunun yanına yerleştirip yorganı omuzlarına kadar çekti.

— Yeniden uyanırsam sana sesleneyim, olur mu?

— Olur. Yanına gelirim.

— Sonra istersem su içerim. Geceye Dönen Ninni’yi de söyleriz.

— İstersen söyleriz, dedi annesi.

Lina annesinin masaya bıraktığı kitaba baktı.

— Biraz burada okur musun?

Annesi kitabını alıp yatağın yanındaki koltuğa oturdu. Sayfayı çevirdiğinde ince bir hışırtı duyuldu. Lina bu sesi de tanıdı. Artık hepsini aramasına gerek yoktu; birkaç tanesi ona yetmişti.

Yanağını yastığının serin tarafına koydu. Annesi kitabını dizlerine indirip ninniyi bir kez daha mırıldandı. Lina bu kez yalnızca son kelimeye katıldı. Sonra odada saatin tıklarıyla sayfaların sesi kaldı.

Gökkuşağı Sokağı’nda gece hâlâ geceydi. Gündüzün sesleri geri gelmemişti. Ama Lina’nın odasında annesinin yumuşak sesi, tanıdık hışırtılar ve geceye dönmüş küçük bir ninni vardı.