Kaplumbağa Mino ve Aceleci Saat
Mino, her işi hızla yapmaya çalışan tıkır tıkır bir saate yavaşlamanın değerini gösteriyor.
Kaplumbağa Mino'nun evinde eski bir masa saati vardı. Saat bütün gün “Tık tak, çabuk ol! Tık tak, geç kalma!” derdi.
Bir sabah saat masadan yuvarlandı ve teker gibi patikada ilerlemeye başladı. “Daha hızlı! Daha hızlı!” diye bağırıyordu. Mino peşinden yürüdü ama acele etmedi.
Saat hızla giderken papatyaları görmedi, derenin sesini duymadı ve karşıdan gelen salyangoza selam vermeyi unuttu. Sonunda küçük bir taşa çarpıp çimenlerin arasına düştü.
Mino yanına vardığında saat üzgündü. “Her yere yetişmeye çalıştım ama hiçbir şeyi göremedim,” dedi.
Mino onu kabuğunun üzerine aldı. Birlikte yavaşça eve döndüler. Yolda üç kırmızı uğur böceği saydılar, çam kokusunu içlerine çektiler ve salyangoza günaydın dediler.
Saat o günden sonra yine zamanı gösterdi. Fakat bazen kendi kendine susup Mino'yla etrafı dinledi. Çünkü bazı anlar hızlı geçmek için değil, fark edilmek içindi.