Masal Odası
Eğitici Masallar

Duru ve Küçük Damlanın Yolculuğu

Duru, resim defterindeki küçük damlaya bahçede bir yer çizmek ister. Bulut Köprüsü’nde duyduğu bir şırıltı, resmin son sayfasını tamamlamasına yardım eder.

5-8 yaş 7 dakika Tarayıcı seslendirmesi

Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.

Masalı okumaya geç

Duru ve Küçük Damlanın Yolculuğu
Tarayıcı seslendirmesi Duru ve Küçük Damlanın Yolculuğu
0:00 —
Yeni hız sonraki seslendirme bölümünde uygulanır.
Okuma görünümü

Duru, Bulut Köprüsü’nün beyaz korkuluklarına düşen yaprak gölgelerini parmağıyla izliyordu. Annesi, köprünün girişindeki geniş banka oturmuş, çantasından bir resim defteri çıkarıyordu. Köprünün altından ince bir dere geçiyor, bahçedeki naneler rüzgârla hafifçe sallanıyordu.

Defterin mavi kapağında “Küçük Damlanın Yolculuğu” yazıyordu. Duru, bu adı annesiyle birlikte seçmişti. İlk sayfalara bulut, yağmur ve dere resimleri yapmışlardı. Son sayfa ise bomboştu. Duru bugün o sayfayı tamamlamak istiyordu.

Duru defteri dizlerinin üzerinde açınca dere resminin kenarındaki minicik damla kıpırdadı. Önce yuvarlandı, sonra iki küçük gözünü kırpıp gülümsedi. Kâğıdın üzerindeki mavi çizgiden incecik bir ses geldi.

“Merhaba Duru. Resimdeki derenin kıvrımlarını dolaştım. Şimdi kendime dinlenecek bir yer arıyorum.”

Duru gülümseyerek annesine döndü. Annesi de deftere yaklaşıp baktı. Küçük damla onlara sanki eskiden beri tanışıyorlarmış gibi el salladı. Duru, kalem kutusundan yeşil kalemini seçti ama kâğıda henüz dokundurmadı.

“Sana bahçeyi çizebilirim,” dedi. “Önce çiçeklere yakından bakmak istiyorum. Belki hoşuna giden bir köşe buluruz.”

Annesi ayağa kalktı. Duru defteri iki eliyle tuttu; damla da açık sayfanın kıyısına yerleşti.

Birlikte köprünün geniş yolundan geçip bahçeye indiler. Burada yaprakları yumuşacık adaçayları, küçük çiçekler ve yeni dikilmiş bir fidan vardı. Duru, fidana bakmak için eğilecekken başka bir ses duydu. Dere sesine benzemeyen, kesintisiz bir şırıltıydı bu.

Ses, bahçe girişindeki alçak musluktan geliyordu. Musluğun altında büyükçe bir sulama kabı duruyordu. Kap dolmuş, su kenarından taşıp giderin içine akmaya başlamıştı. Çevrede musluğu kullanan kimse yoktu. Duru bir süre baktı, sonra annesinin yanına yürüdü.

“Anne, musluk açık kalmış. Sulama kabı da dolmuş,” dedi. “Birlikte bakabilir miyiz?”

Annesi Duru’yla birlikte musluğun yanına geldi ve musluğu kapattı. Şırıltı durunca bahçedeki yaprakların sesi yeniden duyuldu.

“Haber verdiğin iyi oldu,” dedi annesi. “Şimdi bu suyu bahçede kullanabiliriz.”

Duru başını sallayıp gülümsedi. Defteri musluktan uzaktaki kuru banka açık bıraktı. Küçük damla, sayfanın köşesine oturup bahçeyi seyretmeye koyuldu. Annesi dolu sulama kabını kaldırdı. Duru ise bankın yanındaki daha küçük kabı getirdi; annesi suyun bir bölümünü bu kaba aktardı.

Duru küçük kabı iki eliyle tuttu. Annesiyle birlikte fidanın yanına yürüdüler. Suyu yavaşça toprağa döktüğünde toprak koyulaştı. Duru bir parmağıyla toprağın kenarına dokundu. Serindi. Yaprakların üstüne sıçrayan minicik bir damla güneşte parladı. Duru, deftere ne çizeceğini artık biliyordu: küçük bir fidan ve onun çevresinde yumuşak toprak.

“Senin için böyle bir yer çizeceğim,” diye seslendi banktaki deftere.

Damla, kâğıdın kenarından başını uzatıp baktı.

“Yaprakların gölgesi de olsun,” dedi.

Duru, fidanın gölgesinin yuvarlak değil, biraz eğri olduğunu fark etti. Çizeceği resim tam da böyle olacaktı.

Annesi kalan suyu yakındaki çiçeklere paylaştırdı. Sonra boşalan kapları yerlerine koydular. Duru, ellerine bulaşan toprağa baktı. Parmaklarının arasında küçücük kahverengi çizgiler vardı. Annesiyle birlikte musluğa döndüler. Annesi çantasındaki küçük havluyu çıkarırken Duru, musluğun yanındaki rafa baktı. Sabun oradaydı.

Duru musluğu açtı, ellerini ıslattı ve sabunu avucuna aldı. O sırada suyun ellerine değmeden akıp gittiğini gördü. Biraz önceki şırıltı aklına geldi. Annesine baktı.

“Sabun sürerken suya ihtiyacım yok,” dedi. “Musluğu kapatabilir miyim?”

“Elbette,” dedi annesi.

Duru musluğu kapattı. Köpükleri avuçlarında gezdirirken su sesi yerine kendi mırıltısını duydu. Parmaklarının arasını da sabunladı. Sonra musluğu yeniden açtı, ellerini duruladı ve kapattı. Annesi havluyu uzatırken Duru bir kez daha musluğa baktı. Su akmıyordu.

Banka döndüklerinde defterin sayfasına bir yaprak konmuştu. Küçük damla yaprağın kıvrımını inceliyor, bir o yana bir bu yana eğiliyordu. Duru yaprağı dikkatlice kaldırıp bankın yanına bıraktı. Sonra kalemlerini açtı. Önce ince bir gövde, sonra iki yana uzanan yapraklar çizdi.

Kahverengi kalemle toprağı boyadı. Mavi kalemi eline alınca durdu. Sayfaya kocaman bir nehir çizmek istemiyordu; bahçede gördüğü yeri yapmak istiyordu. Fidanın dibine, sulama kabından dökülen suyu gösteren birkaç mavi çizgi ekledi. Damlanın oturabileceği bir yeri de boş bıraktı.

Defterdeki küçük damla, dere resminin kenarından ayrıldı. Sayfanın beyaz yolunda hoplaya hoplaya ilerledi ve yeni çizilen fidanın yanına oturdu. Duru gülerek defteri annesine çevirdi. Damla, bir yaprağın gölgesine yaslanmıştı.

“Yerini sevdin mi?” diye sordu Duru.

“Gölgesi tam istediğim gibi eğri,” dedi damla.

Annesi resme bakıp gülümsedi. Duru da fidanın yanına beyaz korkuluklu köprüyü ekledi. Bankı unutmamak için bir köşeye küçük, sarı bir çizgi çekti.

Sonra iki insan çizdi: biri kendisi, öteki annesiydi. İkisinin yanına bir sulama kabı koydu. Annesinin elini kendi elinin yanına çizdi. Parmaklar birbirine değince gülümsedi.

“Resimde el ele tutuşuyoruz,” dedi.

Annesi, Duru’nun boşta kalan elini tuttu. Bir süre resmi birlikte seyrettiler.

Duru resmi bitirince defteri bankın üzerinde biraz daha açık bıraktı. Rüzgâr sayfanın ucunu hafifçe kaldırıyor, küçük damlanın oturduğu yaprağı sallanıyormuş gibi gösteriyordu. Duru kâğıdı eliyle düzeltti. Bir yanda gerçek fidan, bir yanda çizdiği fidan vardı. İkisine de bakmak hoşuna gitti.

Eve dönmek için kalktıklarında Duru defteri çantasına yerleştirdi. Musluğun yanından geçerken durup baktı. Musluk kapalıydı, sulama kapları yerindeydi. Annesi elini uzattı. Duru o eli tuttu ve köprünün beyaz korkulukları boyunca yürüdü.

Çantanın içinden hafif bir sayfa hışırtısı geldi. Ardından küçük damlanın uykulu sesi duyuldu:

“Yaprağın gölgesi tam bana göre.”

Duru gülümsedi. Annesiyle yan yana yürürken, dereden gelen su sesi onlara eşlik ediyordu.