Duru ve İlk Günün Mavi Çantası
Duru, Gökkuşağı Sokağı’ndaki yeni sınıfına annesinin desteğiyle adım atar. Mavi çantası ve birlikte yapılan bir resim, güne tanıdık bir sıcaklık katar.
Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.
Duru, Gökkuşağı Sokağı’ndaki evlerinin mutfak masasında mavi çantasının fermuarını yavaşça açtı. Çantanın ön cebine işlenmiş beyaz bulut gerindi, sonra ona gülümsedi. Pencereden gelen sabah ışığı, masanın üzerindeki kalemlerin uçlarını renk renk parlatıyordu.
— Günaydın, dedi bulut. — Bugün yine parka mı gidiyoruz?
— Bugün yeni okuluma gidiyoruz, dedi Duru. Çantanın sapını iki eliyle tuttu. — Senin adın da İlk Günün Mavi Çantası olsun.
Bulut, çantanın üzerinde küçük bir dalga gibi kıpırdadı. Yeni adını sevmişti.
Annesi Duru’nun yanına peynirli ekmek koydu. Duru bir lokma aldı, sonra pencereden dışarı baktı. Okul, sokaklarının öbür ucundaydı. Bahçesindeki ağacı daha önce görmüştü ama sınıfına hiç girmemişti. Acaba oyuncaklar hangi raftaydı? Oradaki çocuklar onun adını biliyor muydu?
Kahvaltıdan sonra ellerini yıkadı. Sonra, evden çıkmadan önce hep yaptığı gibi, sarı mendilini düzgünce katladı. Mendili çantanın küçük cebine, sevdiği resimli kitabı büyük cebine yerleştirdi. Fermuarı kapatınca çıkan yumuşak tıkırtı tanıdıktı. Bu çanta onunla parka da kütüphaneye de gitmişti.
Annesi ayakkabılarını giyerken Duru kapının yanında bekledi. Çantasını takmak istiyor, ama dışarı çıkmayı biraz geciktiriyordu.
— Sınıfta ne yapacağımı bilmezsem? diye sordu.
Annesi Duru’nun yanına çömeldi.
— Lale Öğretmen’e sorabilirsin. İstersen önce birlikte kapıdan bakarız.
— Birlikte bakalım, dedi Duru.
Gökkuşağı Sokağı’nda yan yana yürüdüler. Bir pencerenin önünde fesleğen vardı. Başka bir pencerenin perdesi hafifçe kıpırdıyordu. Duru, her gün gördüğü yuvarlak taşlı duvarı eliyle gösterdi. Tanıdık evlerin yanından geçerken annesinin elini tutmak hoşuna gidiyordu. Okulun sarı kapısı görününce adımları küçüldü.
Lale Öğretmen onları kapıda karşıladı. Elinde, üzerine bir yaprak çizilmiş küçük bir kâğıt vardı.
— Hoş geldin Duru. Bugün sınıfımızda kâğıtlardan bir sokak yapıyoruz. Önce bir göz atmak ister misin?
Duru başını salladı. Kapının yanından baktığında alçak bir masa, renkli kâğıtlar ve minderlerle dolu bir kitap köşesi gördü. Bir çocuk masaya yeşil bir parça yerleştiriyordu. Duru’nun ayakkabılarının ucu hâlâ koridordaydı.
Annesi çantanın küçük cebine dokundu.
— Mendilin yerinde mi?
Duru cebi açtı. Sarı mendilini düzeltti, kitabının köşesine baktı, fermuarını yine usulca kapattı. Evdeki tanıdık tıkırtıyı burada da duydu. Omuzları biraz gevşedi.
Çantanın bulutu, duvardaki askılara doğru baktı.
— Ben nerede dinleneceğim? diye fısıldadı.
Duru da askılara baktı. Birinin üzerinde mavi bir çiçek resmi vardı.
— Çantamı oraya asabilir miyim?
— Elbette, dedi Lale Öğretmen. — Askı tam senin uzanabileceğin yerde.
Duru annesinin elini bıraktı.
— Anne, sen yanımda dur. Ben asacağım.
Annesi yanında yürüdü. Duru önce bir ayağını, sonra ötekini sınıfa koydu. Askıya ulaşıp çantasını dikkatle astı. Bulutun iplikten gülümsemesi biraz daha kıvrıldı.
Masadaki çocuk başını kaldırdı.
— Ben Ekin. Mavi kâğıt ister misin?
Elindeki parçayı hemen Duru’ya uzatmadı; yanına, masanın boş yerine koydu. Duru bir süre baktı. Sonra masaya yaklaşıp kâğıdı eline aldı.
— Ben de Duru. Bununla evimizin çatısını yapabilirim.
Lale Öğretmen ona bir sandalye gösterdi. Annesi de masanın yakınında durdu. Duru mavi kâğıdı önüne koyup bir ucunu kıvırdı. Kâğıt, küçük bir çatıya benzedi. Ekin, yeşil parçasını onun yanına getirince ikisi de gülümsedi.
Annesi Duru’nun omzuna hafifçe dokundu.
— Ben şimdi gideceğim. Okul bitince seni kapıda karşılayacağım. Lale Öğretmen burada, yanında.
Duru annesine baktı, sonra masasındaki mavi çatıya.
— Çıkınca sana evimizi göstereceğim, dedi.
Annesine sarıldı. Annesi kapıda bir kez el salladıktan sonra çıktı. Lale Öğretmen masanın yanındaki sandalyeye oturdu.
Duru, çatısının altına sarı bir duvar yapıştırdı. Ekin de ağacını yanına koydu. Ağacın dalları henüz yoktu.
— Kalemleri nereden alabilirim? diye sordu Duru.
Lale Öğretmen masanın ortasındaki kutuyu ona doğru yaklaştırdı.
Duru kahverengi kalemi seçti. Önce gövdeyi, sonra iki küçük dalı çizdi. Kalemi Ekin’e uzattı.
— İstersen yapraklarını sen yap.
Ekin yeşil kalemle yuvarlak yapraklar ekledi. Duru, evin önüne birkaç düz taş çizdi. Bunlar Gökkuşağı Sokağı’ndaki taşlara benziyordu. Pencereye de annesiyle birlikte sabah gördükleri fesleğenden bir saksı çizdi.
— Bizim sokakta böyle bir pencere var, dedi.
Ekin kendi sokağındaki çiçekli balkonu anlattı. İki resmin arasına ince bir yol çizdiler. Başka çocuklar da kendi evlerini, bahçelerini ve pencerelerini büyük kâğıda ekledi. Sokak uzadıkça uzadı; hiçbir ev ötekinin üstüne gelmedi.
Lale Öğretmen resmi duvara asarken Duru bir köşesini tuttu. Sonra geri çekilip baktı. Mavi çatısı, yeşil ağacın yanındaydı. Sabah yalnızca uzaktan baktığı masada şimdi birlikte yaptıkları bir resim vardı.
Kitap köşesine geçtiklerinde Duru çantasından sevdiği kitabı çıkardı. Onu evde annesiyle okumuştu. Minderlerden birine oturdu, Ekin de yanındaki minderi seçti. Duru, bir sayfadaki kocaman yaprağı gösterdi.
— Resmimizdeki ağaca benziyor.
Lale Öğretmen kitabı okumaya başlayınca Duru çantasını dizlerinin yanına koydu. Beyaz bulut esneyip gözlerini kapattı. Anlaşılan onun için de bir minderin yanı, oldukça rahat bir dinlenme yeriydi.
Okul bitince annesi söz verdiği gibi kapıdaydı. Duru ona doğru yürüdü, ardından dönüp Ekin’e el salladı.
— Yarın ağacımıza kuş da çizelim mi?
— Çizelim, dedi Ekin.
Duru annesinin elinden tutup duvardaki resmi gösterdi.
— Mavi çatıyı ben yaptım. Ağacı birlikte yaptık. Kalemleri bulamayınca Lale Öğretmen’e sordum.
Annesi resme yakından baktı.
— Penceredeki fesleğeni de gördüm.
Duru gülümsedi. Çantasının askısını omzunda düzeltti. İçinde yine sarı mendili ve resimli kitabı vardı; ön cebine işlenmiş bulut ise uyanmış, yeni arkadaşlarına bakıyordu.
Gökkuşağı Sokağı’nda eve doğru yürürlerken bulut hafifçe kıpırdadı.
— Yarın yine aynı askıda dinlenebilir miyim?
— Mavi çiçekli olanı unutmadım, dedi Duru.
Sonra annesine, Ekin’in ağaca çizdiği yuvarlak yaprakları anlattı. Mavi çanta her adımda hafifçe sallanıyor, beyaz bulut da sanki Duru’yla birlikte gülümsüyordu.