Cik Cik Serçe ve Muayene Odasındaki Oyuncak
Cik Cik Serçe, Rüzgâr Tepesi’nde gireceği muayene öncesinde merak ettiği soruları annesine ve Doktor Lale’ye sorar. Muayene odasındaki oyuncak, bilinmeyen adımları anlamasına yardımcı olur.
Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.
Cik Cik Serçe, Rüzgâr Tepesi’ndeki küçük sağlık yuvasının mavi kapısında bir ayağından ötekine geçiyordu. Kanatlarının altındaki tüyler hafifçe kabarmış, gözleri yuvarlak cama takılmıştı. Bugün muayene sırası ondaydı; içeride neler olacağını merak ediyor, aklına gelen soruları bir türlü sıraya koyamıyordu.
Annesi Suna Serçe yanına çömeldi. “Aklında hangi soru var?” diye sordu. Cik Cik, “İçeride kim olacak? Doktor ne yapacak? Önce konuşacak mıyız? Ya bir şeyi anlamazsam?” dedi. Suna, “Bunları sorabilirsin. Ben yanında olacağım. Doktor Lale de ne yapacağını anlatacak,” diye karşılık verdi.
Kapı açıldı. Doktor Lale Leylek, “Hoş geldin Cik Cik. İçeri gelmeden önce odaya bakmak ister misin?” dedi. Cik Cik annesine baktı. Suna onunla birlikte yürüdü. Böylece Cik Cik, tek bir küçük adımla içeri girdi.
Muayene odası aydınlık ve sakindi. Pencereden tepede süzülen bulutlar görünüyordu. Rafın üzerinde iki renkli kanatları ve çevrilebilen küçük bir başı olan tahta bir oyuncak duruyordu. Cik Cik yaklaşınca oyuncağın yanındaki minik zil “tin” diye ses çıkardı.
“Bu, Fırfır,” dedi Doktor Lale. “Muayene odasındaki oyuncağım. Bazen neler olabileceğini anlatmaya yardım eder.” Cik Cik mavi kanadı çevirdi; Fırfır’ın başı yana eğildi. “O da muayene olacak mı?” diye sordu. “Hayır, o sadece konuşmayı kolaylaştırır,” dedi doktor. “Bugün adımları seninle birlikte açıklayacağız.”
Cik Cik hemen sordu: “Önce ne olacak?” Doktor Lale oyuncağın başını kendine çevirdi. “Önce seni dinleyeceğim. Sonra gerekli adımları anlatacağım. Anlamadığın yerde soru sorabilirsin. Her muayene aynı ilerlemeyebilir; ne yapacağımı o an söylemek önemlidir.” Cik Cik, “Bir şey hoşuma gitmezse?” dedi. “Bunu da söyleyebilirsin,” dedi doktor.
Cik Cik’in sesi alçaldı: “Canım yanar mı?” Doktor Lale sakin bir sesle cevap verdi: “Her işlemin nasıl hissettireceğini önceden kesin söylemek mümkün olmayabilir. Ne yapacağımı anlatacağım; sen de nasıl hissettiğini söyleyebilirsin. Sorunu birlikte konuşuruz.” Suna başını salladı. “Bunu sorman çok iyi oldu,” dedi.
Bu cevap, Cik Cik’in beklediği kolay bir söz değildi; ama anlaşılırdı. Fırfır’ın sarı ve mavi kanadına baktı. “O zaman önce anlatmanızı, sonra soru sormayı istiyorum,” dedi. “Tamam,” diye karşılık verdi Doktor Lale. “Konuşarak başlayalım.”
Doktor Lale, Cik Cik’in neden geldiğini dinledi. Cik Cik, yüksek dallara uçarken bazen daha sık dinlenmek istediğini anlattı. Doktor onu bölmeden dinledi, sonra, “Seni doğru anladım mı?” diye sordu. Cik Cik başını salladı. Birinin acele etmeden dinlemesi, odadaki sessizliği yumuşattı.
Sonra doktor, yapacağı ilk adımı Fırfır’la gösterdi. Kullanacağı aleti Cik Cik’e uzaktan gösterip ne için olduğunu anlattı. Cik Cik, “Şimdi ne yapacağınızı tekrar söyler misiniz?” diye sordu. Doktor yeniden açıkladı. Cik Cik annesinin yanında durdu, bir nefes aldı ve “Tamam, bunu deneyebiliriz,” dedi.
Doktorun açıklamasından sonra Cik Cik’in gagası yine kapandı. Bu kez sorusu hazırdı ama söylemek için acele etmek istemedi. Fırfır’ın kanadını yavaşça çevirdi; zil hafifçe çınladı. Doktor bekledi. Cik Cik, “Annem burada kalacak mı?” diye sordu. Suna, “İstersen yanında duracağım,” dedi. Cik Cik başını salladı. “O zaman devam edebiliriz.” Doktor Lale, bundan sonraki adımı da önce anlattı. Cik Cik dinledi ve kendi hızında ilerledi.
Fırfır’ın başındaki küçük zili Cik Cik çevirdi, fakat zil ancak onun eliyle hareket edince ses çıkarıyordu. Bunu fark edince şaşırdı. “Demek bu oyuncak kendi kendine anlatmıyor,” dedi. Doktor Lale, “Sen merak ettiğinde ve soru sorduğunda sana yardımcı oluyor,” diye karşılık verdi. Cik Cik gülümsedi. Sonra asıl sorusunu sordu: “Bu alet bana nasıl yardımcı olacak?” Doktor aleti gösterip sade bir cevap verdi. Cik Cik dinledi, annesine baktı ve hazır olduğunu söyledi.
Muayene boyunca Cik Cik’in aklına yeni sorular geldi. Kimi zaman hemen sordu, kimi zaman önce annesine baktı. Suna onun yerine cevap vermek yerine, “Bunu sen sormak ister misin?” diye fısıldadı. Cik Cik sorusunu kendi sesiyle söyledi. Doktor Lale onu dinledi ve açıklamasını daha sade sözlerle yineledi. Böylece Cik Cik, her şeyi baştan bilmek zorunda olmadığını, bilmediği yerde durup sormanın da mümkün olduğunu gördü.
İşleri bittiğinde Doktor Lale, “Bugün aklında ne kaldı?” diye sordu. Cik Cik Fırfır’ın mavi kanadını düzeltti. “Oyuncak olacak her şeyi önceden bilen sihirli bir kuş değilmiş,” dedi. “Sorularımı söylememi kolaylaştırıyormuş.” Doktor gülümsedi. Cik Cik, “Benden sonra gelenler de ona bakabilsin,” diyerek oyuncağı rafa geri koydu.
Kapıda Rüzgâr Tepesi’nin serin havası onu karşıladı. Merakı tamamen bitmemişti; her muayenenin ayrı soruları olabilirdi. Ama artık sorularını saklamak zorunda olmadığını biliyordu. Annesine dönüp, “Bir dahaki sefere aklıma takılanları daha erken söyleyeceğim,” dedi. Suna, “Ben de seni dinleyeceğim,” diye cevap verdi.
İkisi yamaç boyunca uçarken sağlık yuvasının penceresinde Fırfır’ın küçük kanadı parladı. Rüzgâr kanadı bir kez döndürdü. Cik Cik de kendi kanadını açtı. İçinde merakla birlikte sakin bir cesaret vardı. Rüzgâr Tepesi’nde akşam, soruların konuşulabildiği sıcak bir sessizlikle devam etti.