Masal Odası
Kısa Masallar

Boncuk Kaplumbağa ve İlk Günün Mavi Çantası

Boncuk, mavi çantasıyla yeni sınıfının kapısında durur. Annesinin desteği ve evden getirdiği tanıdık eşyalarla içeriye küçük bir adım atar.

4-5 yaş 6 dakika Tarayıcı seslendirmesi

Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.

Masalı okumaya geç

Diğer kısa masallar

Boncuk Kaplumbağa ve İlk Günün Mavi Çantası
Tarayıcı seslendirmesi Boncuk Kaplumbağa ve İlk Günün Mavi Çantası
0:00 —
Yeni hız sonraki seslendirme bölümünde uygulanır.
Okuma görünümü

Boncuk Kaplumbağa, mavi çantasını küçük taburenin üstüne koydu. Çantanın sapını düzeltti, sonra içine bir kez daha baktı. Sarı örtüsü, resim defteri ve su matarası yerindeydi. Annesi yanına eğilip çantanın fermuarını yavaşça kapattı.

— İlk gününün mavi çantası hazır, dedi.

Boncuk o sabah ilk kez anaokuluna gidecekti. Işık Vadisi’ndeki okulun bahçesini daha önce görmüştü. Pencerelerde renkli kâğıt çiçekler vardı. Ama sınıfın içini bilmiyordu. Acaba masalar nasıldı? Resim yapmak için yer var mıydı?

Kahvaltıdan sonra her zamanki gibi ellerini yıkadı. Sarı örtüsünü masaya serdi, matarasından bir yudum su içti. Sonra örtüyü ikiye katlayıp çantasına yerleştirdi. Annesi de yanına oturdu. Boncuk acele etmeden defterinin kapağına dokundu. Bu deftere evde kocaman güneşler çizerdi.

Yola çıktıklarında Işık Vadisi’nin üstünde yumuşak bir sabah ışığı vardı. Çimenlerin arasındaki papatyalar hafifçe sallanıyordu. Boncuk bir papatyaya baktı, sonra annesinin elini tuttu. Mavi çantası öteki elindeydi. Birlikte yürürken çantanın sapı avucuna yumuşacık değiyordu.

Okulun kapısı açıktı. İçeride alçak masalar, minderler ve oyuncak sepetleri görünüyordu. Boncuk başını uzatıp baktı. Bir masanın üzerinde mavi bir boya kalemi vardı. Onu almak istedi ama ayakları kapının önünde durdu.

— İçeriyi merak ediyorum, dedi. Ama biraz çekiniyorum. Nereye oturacağımı bilmiyorum.

Annesi Boncuk’un yanına çömeldi. Elini sıkmadan, usulca tuttu.

— Yanındayım. Önce kapının yanında durabiliriz. Sonra birlikte bakarız.

Boncuk başını salladı. Çantasını iki eliyle tuttu. İçindeki sarı örtüyü düşündü. Evdeki masası burada değildi, ama örtüsü yanındaydı.

Tam o sırada Lale Öğretmen kapıya geldi. Uzun kulaklı, güler yüzlü bir tavşandı. Boncuk’un önünde durup hafifçe eğildi.

— Günaydın Boncuk. Pencerenin yanında boş bir yer var. İstersen çantanla birlikte oraya bakabiliriz. Bugün biraz resim yapacağız. Sonra annenle eve döneceksin.

Boncuk annesine döndü.

— Sen nerede olacaksın?

— Bugün şu bankta seni bekleyeceğim. Pencereden baktığında beni görebilirsin.

Annesi bahçedeki bankı gösterdi. Bankın yanında büyük bir papatya saksısı vardı. Boncuk bankı gördü, ardından sınıftaki pencereye baktı. İkisi birbirine yakındı. Bir süre daha annesinin elini tuttu. Sonra mavi çantasını kaldırdı.

— Önce çantamı masaya koyacağım, dedi.

Annesi ayağa kalkıp kapının yanında durdu. Lale Öğretmen de masanın yanında bekledi. Boncuk bir ayağını sınıfa uzattı. Ardından öteki ayağı geldi. Mavi çanta da onunla birlikte içeri girdi. Pencerenin yanındaki sandalyeye vardığında arkasına baktı. Annesi elini salladı, sonra söz verdiği banka oturdu.

— Ellerimizi yıkayalım mı? diye sordu Lale Öğretmen.

Boncuk çantasını sandalyenin yanına koydu. Öğretmeniyle lavaboya gitti. Suyu açtı, ellerini sabunladı. Öğretmeni musluğu kapatmasına yardım etti. Boncuk ellerini kurulayıp masasına döndü.

Masada kâğıtlar ve kalemler vardı. Fermuarını açıp sarı örtüsünü çıkardı. Örtüyü masanın boş köşesine serdi. Matarasını da yanına yerleştirdi. Tam evde yaptığı gibi olmuştu. Parmakları örtünün kenarını düzeltirken omuzları biraz gevşedi.

Bir yudum su içti. Sonra örtüsünün yanında resim defterini de açtı. Temiz bir sayfa onu bekliyordu.

Mavi kalemi almak için elini uzattı. Aynı masada oturan küçük sincap, önündeki kalem kutusunu ona doğru yaklaştırdı.

— Ben Misket, dedi. Mavi burada.

— Ben de Boncuk. Çantam da mavi.

Misket çantaya baktı, gülümsedi. Sonra kendi kâğıdına yuvarlak bir güneş çizdi. Boncuk defterine önce iki çizgi yaptı. Çizgilerin arasını maviye boyadı. Bir sap ekledi. Kâğıdın üstünde, sandalyenin yanındaki çantaya benzeyen küçük bir çanta belirdi.

— Benim güneşim senin çantanın yanına gelsin mi? diye sordu Misket.

Boncuk defterini biraz yana çevirdi.

— Burada yer var.

Misket sarı kalemi aldı. Çantanın üstüne ışınları kısa, yuvarlak bir güneş çizdi. Boncuk da altına yeşil çimenler ekledi. Sonra ikisi kalemleri kutuya koydu. Mavi kalem, sarı kalemin hemen yanına yerleşti. Boncuk resme bakınca gülümsedi. Çantası artık bir güneşin altında duruyordu.

Lale Öğretmen masaya geldi. Boncuk defterini ona gösterdi.

— Bu benim çantam. Güneşi Misket çizdi.

— İkinizin resmi olmuş, dedi öğretmeni.

Biraz sonra Boncuk matarasından su içti. Pencereye dönüp baktığında annesi hâlâ banktaydı. Annesi ona gülümsedi. Boncuk defterini kaldırdı ama resmin bahçeden görünmediğini fark etti. O zaman eliyle çantayı gösterdi. Annesi başını salladı. Resmi birazdan yakından görebilecekti.

İlk günkü kısa ziyaret sona ererken Lale Öğretmen, Boncuk’a çantasını koyabileceği askıları gösterdi. Askılar alçaktı. Birinin üstünde mavi bir bulut resmi vardı. Boncuk çantasını o askıya astı. Sapı yerine oturunca bir adım geri çekilip baktı.

— Yarın geldiğimde buraya koyabilir miyim?

— Elbette, dedi Lale Öğretmen. Bu askıyı kullanabilirsin.

Annesi kapıya geldiğinde Boncuk çantasını askıdan aldı. Önce sarı örtüsünü katlayıp içine koydu. Matarasını ve defterini de yerleştirdi. Öğretmenine el salladı. Misket de oturduğu yerden elini salladı. Boncuk kapıya yürüdü. Bu kez ayakları daha rahat ilerliyordu.

Bahçedeki bankta annesinin yanına oturdu. Defterini açıp mavi çantayı, sarı güneşi ve yeşil çimenleri gösterdi. Annesi resme dikkatle baktı.

— Güneş çantana pek yakışmış, dedi.

— Onu Misket çizdi. Yarın yine pencerenin yanına oturmak istiyorum.

Eve dönerken aynı papatyaların yanından geçtiler. Boncuk yine annesinin elini tuttu. Yarın sınıfa girince önce nereye bakacağını biliyordu: mavi bulutlu askıya, sonra pencerenin yanındaki masaya. Çantasının sapını düzeltti. Mavi çantası hafifçe sallanıyordu. İçinde sarı örtüsü, su matarası ve artık yeni bir resmi vardı.