Masal Odası
Eğitici Masallar

Arda ve Paylaşan Elma: Renkli Yaş Halkası Masalı

Arda, bahçede yiyeceği tek elmayı arkadaşı Duru ile paylaşınca küçük bir kararsızlık sıcak bir arkadaşlık anına dönüşür.

4-6 yaş 7 dakika Tarayıcı seslendirmesi

Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.

Masalı okumaya geç

Arda ve Paylaşan Elma: Renkli Yaş Halkası Masalı | Eğitici Masallar
Tarayıcı seslendirmesi Arda ve Paylaşan Elma: Renkli Yaş Halkası Masalı
0:00 —
Yeni hız sonraki seslendirme bölümünde uygulanır.
Okuma görünümü

Arda dört yaşındaydı. Sabahları güneş penceresinden içeri girince sarı ışıklar halının üzerine küçük kareler çizerdi. Arda bu karelerin üstüne basarak mutfağa gider, annesinin hazırladığı kahvaltı sofrasına otururdu. O sabah masanın ortasında parlak, kırmızı bir elma vardı.

Elma öyle güzel görünüyordu ki Arda onu iki eliyle tuttu. Kabuğunda küçük bir ışık parlıyordu. Arda elmayı bahçede yemek için çantasına koydu. Çünkü o gün Çınar Bahçesi'nde özel bir oyun vardı. Çocuklar, renkli kâğıt şeritlerden kendi yaş halkalarını yapacaklardı.

Arda dört yaşındaydı ve dört sayısını çok seviyordu. Dört tahta blok yan yana gelince uzun bir yol olurdu. Dört renk bir araya gelince neşeli bir gökkuşağına benzerdi. Arda, kendi yaş halkasını elmanın kırmızı rengine benzeyen bir şeritle süslemeyi düşünüyordu.

Çınar Bahçesi'ne vardığında Duru onu kapıda karşıladı. Duru'nun saçında sarı bir toka, elinde de yeşil bir kâğıt şerit vardı.

“Günaydın Arda,” dedi Duru. “Bugün halka yapacağız.”

“Ben de kırmızı bir halka yapacağım,” dedi Arda. “Çantamda kırmızı bir elma var.”

İki arkadaş, bahçedeki ahşap masaya oturdu. Masanın üstünde kırmızı, sarı, mavi ve yeşil kâğıtlar vardı. Yakındaki ağaçların yaprakları hafifçe sallanıyor, masanın üzerine yumuşak gölgeler bırakıyordu. Öğretmen Sema, çocuklara kâğıt şeritleri nasıl birbirine geçireceklerini gösterdi.

Arda elmasını çantasından çıkardı. Önce elmayı kokladı. Sonra parmaklarıyla yuvarlak kabuğunu okşadı. Elmayı şimdi yemek istiyordu. İçinde tatlı ve sulu bir elma düşüncesi vardı.

Duru da çantasını açtı. Bir süre içini aradı. Çantasından mavi bir mendil, küçük bir kalem ve yeşil kâğıt çıktı. Fakat yiyecek çıkmadı. Duru çantasına yeniden baktı.

“Bugün meyvemi evde bırakmışım,” dedi sessizce.

Arda bunu duydu. Elmaya baktı. Elma hâlâ parlak ve kırmızıydı. Arda elmayı kendisi için getirmişti. Onu tek başına yemek istiyordu. Elmayı çantasının yanına çekti ve ellerini üstünde birleştirdi.

Duru üzülmüş görünmedi. Yeşil kâğıt şeridi masanın üzerine serdi. Ama gözleri bir an elmaya kaydı. Sonra hemen kâğıdına baktı.

Arda'nın içinde iki ayrı düşünce belirdi. Bir düşünce, “Elmayı şimdi kendin yiyebilirsin,” diyordu. Diğer düşünce ise Duru ile aynı masada oturduklarını hatırlatıyordu. Arda acele etmedi. Burnundan yavaşça nefes aldı. Çantadaki elmaya, yeşil şeride ve arkadaşının sakin yüzüne baktı.

Öğretmen Sema masaya yaklaştı. Arda'nın yüzündeki kararsızlığı gördü ama onun yerine karar vermedi.

“Bir şey düşünüyor gibisin,” dedi.

Arda başını salladı.

“Elmamı kendim yemek istiyorum,” dedi. “Ama Duru'nun meyvesi yok.”

Duru, Arda'ya döndü.

“İstersen elmanı kendin yiyebilirsin,” dedi. “Ben kâğıt halkamla oynarım.”

Arda bu sözleri duyunca omuzlarının biraz rahatladığını hissetti. Duru onu zorlamıyordu. O da ne istediğini daha iyi düşünmek için bir an bekledi. Sonra elmayı iki elinin arasına aldı.

“Duru,” dedi, “istersen elmayı birlikte paylaşabiliriz. Sen de ister misin?”

Duru'nun yüzünde küçük bir gülümseme belirdi.

“İsterim,” dedi. “Yanına oturabilir miyim?”

“Tabii,” dedi Arda.

Öğretmen Sema elmayı yıkadı. Sonra güvenli bir elma dilimleyiciyle elmayı küçük dilimlere ayırdı. Arda ve Duru, dilimleri ahşap tabağa birlikte yerleştirdiler. Elmanın içi açılınca ortasında yıldız gibi görünen küçük bir bölüm ortaya çıktı.

“Bak,” dedi Duru. “Elmanın içinde de şekil var.”

Arda bir dilimi seçti. Duru da başka bir dilim aldı. Elma kıtır kıtırdı. Suyu parmaklarına değdi. İkisi de gülümsedi. Arda, elmanın tadını tek başına düşündüğünden daha güzel buldu. Duru da kendi dilimini yavaşça yedi.

Tabakta birkaç dilim daha kalmıştı. Arda son dilime baktı. Bu kez içinde bir kararsızlık oluşmadı.

“Bunu da ikiye bölelim mi?” diye sordu.

Duru başını salladı. “Olur.”

Öğretmen Sema son dilimi de iki küçük parçaya ayırdı. Arda bir parçayı, Duru diğer parçayı aldı. Tabakta yalnızca elmanın kırmızı kabuklarından birkaç ince kıvrım kaldı.

Sonra sıra yaş halkasına geldi. Arda kırmızı kâğıt şeridi eline aldı. Duru yeşil şeridi onun yanına koydu. Arda kırmızı şeridi yuvarlayıp uçlarını birleştirdi. Duru yeşil şeridi aynı halkanın içinden geçirdi. İki renk birbirine tutundu.

“Bu halka kırmızı ve yeşil oldu,” dedi Arda.

“İki renk yan yana durunca daha güzel görünüyor,” dedi Duru.

Arda masadaki sarı ve mavi şeritleri de aldı. Sarı şerit güneşi, mavi şerit gökyüzünü hatırlatıyordu. Dört renkli halka masanın üstünde yavaşça büyüdü. Kırmızı, yeşil, sarı ve mavi renkler birbirine değiyor, küçük bir çember oluşturuyordu.

Öğretmen Sema halkayı masanın ortasına koydu. Duru, elmanın kırmızı kabuğundan kalan küçük bir parçayı halkanın yanına bıraktı. Arda da elmanın yıldız biçimindeki iç kısmını gösterdi.

“Bu bizim elma halkamız olsun,” dedi.

“Renkli yaş halkamız,” diye ekledi Duru.

İki arkadaş halkaya baktı. Arda, dört yaşını anlatan bu çemberin içine hem kendi kırmızı rengini hem de Duru'nun yeşil rengini koymuştu. İçinde yumuşak, sıcak bir duygu vardı. Elmanın azaldığını düşünmüyordu. Güzel bir anın çoğaldığını hissediyordu.

Öğle oyununda Arda ile Duru, renkli halkayı yanlarına alıp bahçede yürüdüler. Halkayı elden ele taşıdılar. Birlikte gölgelerin şekillerini izlediler. Güneş biraz yükselince halkayı ağacın serin gölgesine koydular.

Duru, “Bugün elmanın tadı güzeldi,” dedi.

Arda gülümsedi. “Birlikte yiyince daha güzel geldi.”

Eve dönerken Arda'nın çantasında artık elma yoktu. Ama çantasında kırmızı ve yeşil halkadan yapılmış küçük bir süs vardı. Arda onu annesine gösterdi.

“Bugün Duru ile elmayı paylaştık,” dedi. “Sonra birlikte renkli bir halka yaptık.”

Annesi halkaya baktı. Kırmızı ve yeşil kâğıtlar birbirine sıkıca tutunmuştu.

“Çok güzel bir halka olmuş,” dedi.

Arda halkayı masanın üzerine koydu. O gece uyumadan önce kırmızı elmayı, yeşil kâğıdı ve Duru'nun gülümsemesini düşündü. Gözlerini kapattığında dört renkli halka, zihninde küçük ve sıcak bir ışık gibi parlıyordu.

Ertesi sabah Arda Çınar Bahçesi'ne yine neşeyle gitti. Duru onu kapıda bekliyordu. İki arkadaş birbirlerine bakıp gülümsediler. Sonra ellerindeki renkli halkayı yan yana tuttular. Halka, iki küçük elin arasında sakin bir çember gibi durdu.