Masal Odası
Eğitici Masallar

Arda ve Duyguların Renkli Defteri

Duygularını anlatan çocuk masalı: Arda, Küçük Liman’da Duyguların Renkli Defteri’ni bulur; sevinç, kızgınlık ve üzüntüsünü güvenle ifade etmeyi keşfeder.

6-9 yaş 7 dakika Tarayıcı seslendirmesi

Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.

Masalı okumaya geç

Tarayıcı seslendirmesi Arda ve Duyguların Renkli Defteri
0:00 —
Yeni hız sonraki seslendirme bölümünde uygulanır.
Okuma görünümü

Arda, Küçük Liman’ın taş iskelesinin yanındaki alçak masada, bir elinde fırça, öteki elinde sarı boya, ahşap bir levhaya güneş çiziyordu. Sabah denizi yumuşak dalgalarla kıyıya dokunuyor, teknelerin ipleri hafifçe tıkırdıyordu. Bugün limanda Renkli Yelkenler Günü vardı. Arda, şenlikte asılacak büyük bez bayrağı hazırlama görevini almıştı. Bayrağın ortasında güneş, altında dalgalar, kenarında da Küçük Liman’ın küçük evleri olacaktı. Bu düşünce Arda’nın içini sarı bir ışık gibi ısıtıyordu.

Mina, elinde renkli iplerle masaya yaklaştı. “Güneş çok güzel olmuş,” dedi. “Öğleden sonra bayrağı birlikte asabilir miyiz?”

“Tabii!” Arda sevinçle başını salladı. “Herkes görsün istiyorum.”

O anda bir rüzgâr kıyıdan dönüp masanın üstündeki su kabına çarptı. Su kabı devrildi. Mavi su, güneşin kenarından akarak Arda’nın özenle uğraştığı resmi lekeledi.

Arda’nın yüzü ısındı. Fırçayı sıkıca tuttu.

“Of!” diye seslendi. “Bütün resim bozuldu!”

Mina bir adım yaklaştı, fakat Arda elini kaldırıp durdu.

“Bir dakika,” dedi. “Şu anda çok kızgınım. Ne söyleyeceğimi bulmam gerek.”

Bez aramak için masanın altına eğildiğinde, eski tahta sandığın kapağının aralandığını gördü. Sandığın içinde mavi, kırmızı, sarı ve yeşil kumaşlarla kaplı ince bir defter duruyordu. Kapağında gümüş iplikle “Duyguların Renkli Defteri” yazıyordu. Arda defteri dikkatle aldı. İlk sayfada, farklı renklerde küçük dairelerin yanında şu cümle vardı: “İçindeki duygunun adını bildiğinde, onu başkasını incitmeden anlatacak bir yol bulabilirsin.”

Arda önce cümleyi düşündü. Sonra temiz bir sayfa açtı. Sarı kalemle küçük bir güneş çizdi ve altına “Sevinç” yazdı. Bu, Mina bayrağı beğendiğinde duyduğu sevinçti. Güneşin yanına mor bir kıvrım ekledi: “Heyecan.” Bayrağı herkesin önünde görme düşüncesi, göğsünde hızlı hızlı zıplayan bir kuş gibiydi. Ardından kırmızı bir çizgi çizdi. “Kızgınlık. Mavi su resmimi dağıttı.” Mavi bir damla da ekledi. “Üzüntü. Çok emek vermiştim.” Sayfanın köşesine yeşil bir nokta koydu. “Endişe. Bayrağı yetiştiremeyeceğim diye içimde bir düğüm var.”

Defterdeki renkler sessizce yan yana durdu. Hiçbiri diğerini itmedi. Arda da duygularından birini silmek zorunda olmadığını fark etti. Kızgınlık oradaydı; üzüntü de. Sevinç ve heyecan da onların yanında duruyordu.

Arda fırçayı masaya bıraktı, avuçlarını dizlerine koydu ve birkaç kez yavaşça nefes aldı. Sonra Mina’ya baktı.

“Mina, sana açıkça söylemek istiyorum,” dedi. “Kızgınım ve üzgünüm. Biraz da endişeliyim. Bayrağı yeniden yapabilmek için yardımına ihtiyacım var.”

Mina başını salladı. “Söylediğin için teşekkür ederim. Ben de ipleri yetiştiremediğimde endişelenmiştim. Birlikte bakabiliriz.”

Tam o sırada limandaki küçük atölyeden Suna Teyze geldi. Elinde kuru bir bez ve birkaç tahta mandal vardı.

“Buradaki mavi iz,” dedi bayrağa bakarak, “isterseniz bir denize dönüşebilir. Ama nasıl olacağına Arda karar versin.”

Arda lekeye baktı. İlk anda resmin bozulmuş halini gördü. Sonra izin kıvrımında küçük dalgalar, dalgaların üstünde de beyaz yelkenler hayal etti.

“Onu silmeye çalışmayalım,” dedi. “Mavi leke deniz olsun. Güneşin yanına kırmızı bir uçurtma, kıyıya da yeşil sazlıklar ekleyelim.”

“Bu fikir bende merak uyandırdı,” dedi Mina. “Merak da bir duygu mu?”

“Sanırım öyle,” dedi Arda. Defterin yeni sayfasına turuncu bir kıvrım çizdi. “Şimdi merak ediyorum.”

Üçü birlikte çalışmaya başladı. Mina bezin kenarlarını mandallarla tuttu. Suna Teyze temiz su getirdi ve boyaların kuruması için masayı gölgeli bir yere taşıdı. Arda mavi izin çevresine ince dalgalar çizdi. Her dalganın üstüne beyaz yelkenler koydu. Kırmızı uçurtma gökyüzünde hafifçe yükseliyor, yeşil sazlıklar kıyıda sallanıyordu. Resim, ilk düşündüğünden farklı olmuştu; ama artık yalnızca Arda’nın planı değil, yaşadığı günün de hikâyesiydi.

Öğleye doğru bayrak kurumaya bırakıldı. Arda defterine bir sayfa daha açtı. Bu kez renklerin hepsini tek bir resimde buluşturdu: sarı bir güneş, mor bir kuş, kırmızı bir dalga, mavi bir gökyüzü, yeşil bir kıyı ve turuncu bir merak kıvrımı. Resmin altına, “Bugün içimde birçok duygu vardı. Hiçbiri yasak değildi. Onları söyleyince neye ihtiyacım olduğunu anlayabildim,” yazdı. Sonra bir an durup cümleyi yeniden okudu.

“Kızgınlığım da kötü değilmiş,” dedi. “Onu kimseyi incitmeden anlatmam gerekiyormuş.”

Mina, “Bunu duyduğuma sevindim,” diye karşılık verdi. “Ben de bir şey ters gidince susmak yerine yardım isteyebilirim.”

Öğleden sonra limanın kapısına bayrak asıldı. Mavi leke artık dalgaların arasında parlayan geniş bir denizdi. Küçük Liman’ın evleri, güneşi ve yelkenleriyle bayrak rüzgârda usulca sallandı. Arda’nın kalbi yine hızlı atmaya başladı. Bu kez heyecanın yanına gurur da gelmişti. Suna Teyze ona bakıp, “İstersen bayrağın nasıl değiştiğini anlatabilirsin,” dedi.

Arda, defteri iki eliyle tuttu. Mina yanında durdu. Limandaki insanlar sessizce dinlerken Arda, “Sabah çok sevinçliydim,” diye başladı. “Sonra boya dökülünce kızdım, üzüldüm ve endişelendim. Duygularımı deftere çizdim, Mina’dan yardım istedim. Mavi leke de böylece denize dönüştü.” Sesi ilk cümlede biraz titredi, ama devam ettikçe rahatladı. Kimse ona “Böyle hissetme” demedi. Mina gülümsedi, Suna Teyze başını onaylar gibi eğdi.

Akşam güneşi suyun üstünde uzun bir yol çizdiğinde Arda, defteri atölyenin pencere kenarına koydu. Bugün sarı sevinci, mor heyecanı, kırmızı kızgınlığı, mavi üzüntüyü, yeşil endişeyi ve turuncu merakı tanımıştı. Duygularının hepsi aynı anda gelmemiş, gün boyunca sırayla kapısını çalmıştı. Arda onları içeri almış, adlarını söylemiş ve güvenli yollarla anlatmıştı.

Mina, “Bugün gerçekten çok renkli bir gün oldu,” dedi.

Arda gülümsedi. “Evet. Renklerim bugünlük yeterince kalabalık.”

İkisi, dalgaların yumuşak sesini dinleyerek evlerine doğru yürüdü. Pencerenin ardında Duyguların Renkli Defteri açık kaldı. Sayfadaki renkler, akşam ışığında birbirine karışmadan yan yana parlıyor; Küçük Liman da sakin bir geceye hazırlanıyordu.