Masal Odası
Eğitici Masallar

Pofuduk Bulut ve İlk Günün Mavi Çantası

Pofuduk Bulut, yeni sınıfının kapısında durunca mavi çantasının sapına tutunur. Annesinin tanıdık selamı ve öğretmeninin sakin karşılaması, ilk adımı biraz kolaylaştırır.

6-7 yaş 7 dakika Tarayıcı seslendirmesi

Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.

Masalı okumaya geç

Pofuduk Bulut ve İlk Günün Mavi Çantası
Tarayıcı seslendirmesi Pofuduk Bulut ve İlk Günün Mavi Çantası
0:00 —
Yeni hız sonraki seslendirme bölümünde uygulanır.
Okuma görünümü

Pofuduk Bulut, mavi çantasının fermuarını açtı. Sarı kumaş yaprağı iç cebe yerleştirdi, beslenme kutusunu düzeltti. Pencerenin dışında, Rüzgar Tepesi’nin çimenleri sabah rüzgarıyla usul usul sallanıyordu.

Bugün tepedeki yeni okuluna gidecekti. Sınıfta hangi oyunların olduğunu merak ediyordu. Ama ayakkabısını giyerken birkaç kez durdu. Karnında küçük bir kıpırtı vardı. Çantasını takıp kapıya yürüdü, sonra annesine döndü.

“Ya içeri girince ne yapacağımı bilemezsem?”

Annesi yanına çömeldi. “Önce birlikte kapıyı buluruz. Sonra öğretmenin bize içeriyi gösterir. Her şeyi şimdiden bilmen gerekmiyor.”

Mavi çantayı dün birlikte hazırlamışlardı. Pofuduk içine sevdiği sarı yaprağı koymuş, annesi de sapına küçük bir bulut işlemişti. Pofuduk çantasına bir ad bile vermişti: İlk Günün Mavi Çantası. Şimdi sapındaki bulutu parmağıyla yokladı.

Evden çıkmadan annesi avucunu açtı. Pofuduk kendi avucuyla ona iki kez hafifçe dokundu: tık tık. Her sabah böyle selamlaşırlardı. Bazen alışverişe, bazen parka giderken. Pofuduk bu tanıdık sesi duyunca omuzlarını biraz gevşetti.

Yolda, ince bir dalın üzerindeki serçeyi izlediler. Fırının önünden sıcak ekmek kokusu geldi. Pofuduk, okulun bahçesinde ağaç olup olmadığını sordu. Annesi, “Gidince birlikte bakarız,” dedi. Çanta, yürüdükçe sırtına hafif hafif dokunuyordu.

Okulun bahçesinde küçük bir dut ağacı vardı. Dallarına renkli kumaş şeritler bağlanmıştı. Pofuduk şeritleri saymaya başladı, ama açık sınıf kapısını görünce durdu. İçeriden kalemlerin tıkırtısı ve çocukların konuşmaları geliyordu.

Annesinin elini biraz daha sıkı tuttu. “Şimdi içeri girmek istemiyorum,” diye fısıldadı. “Buradan bakabiliriz,” dedi annesi. “Yanındayım.”

Tam o sırada Duru Öğretmen kapıya geldi. Pofuduk’un görebileceği yere eğildi. “Hoş geldin Pofuduk. Ben Duru Öğretmen. Çantan için bir yer ayırdım. İstersen önce onu bulabiliriz.”

Pofuduk kapının kenarından baktı. Alçak bir kitaplık, yuvarlak bir masa ve camın önünde saksılar vardı. Askıların üzerinde farklı resimler duruyordu. Birinde güneş, birinde kuş, birinde de sarı bir yaprak vardı.

“Yapraklı askı boş mu?” diye sordu. “Evet,” dedi Duru Öğretmen. Pofuduk, çantasındaki kumaş yaprağı düşündü. Bir ayağını eşiğin ötesine koydu. Sonra ötekini. Annesi kapının yanında beklerken öğretmeniyle askıya kadar yürüdü.

Askı tam uzanabileceği yükseklikteydi. Pofuduk çantasını asınca mavi sap hafifçe sallandı. Fermuarını açıp sarı yaprağı çıkardı. “Bunu yanımda tutabilir miyim?” “Elbette. Masada onun için de küçük bir yer buluruz.”

Pofuduk annesine baktı. Annesi yanına gelip avucunu açtı. Tık tık. “Ben şimdi işlerimi yapmak için gideceğim,” dedi. “Duru Öğretmen’le son şarkınızı söylerken geri döneceğim. Çıkınca seni dut ağacının yanındaki bankta bekliyor olacağım.”

“Son şarkıdan sonra seni orada bulacağım, değil mi?” “Evet, dut ağacının yanındaki bankta.” Pofuduk annesine sarıldı. Sonra el salladı. Annesi de salladı ve bahçe yolundan yürüyüp gitti. Duru Öğretmen onun yanında kaldı.

Masada Benek adında küçük bir bulut oturuyordu. Önündeki kâğıda geniş bir ağaç çiziyordu. Pofuduk’a yanındaki boş sandalyeyi gösterdi. “Burada oturabilirsin. Yeşil kalem de burada.” Pofuduk oturdu. Sarı yaprağı kâğıdının köşesine koydu.

Önce hiçbir şey çizmedi. Kalem kutusundaki renkleri inceledi. Mavi kalemi eline alınca çantasına baktı. Sonra kâğıdına mavi bir kapı çizdi. Kapının yanına küçücük bir pencere ekledi.

“Kapıyı çantanla aynı renk yapmışsın,” dedi Benek. “Ben de ağacımı bahçedekine benzettim.” Pofuduk, arkadaşının resmindeki dallara baktı. “Bizim pencereden görünen ağaç da böyle.” Benek’e o ağacın dalında gördüğü serçeyi anlattı.

Kalemini yeniden kâğıda değdirdi. Okulun önüne kısa bir yol çizdi. Sonra kapıya, elinde mavi çanta tutan küçük bir bulut ekledi. Bulutun bir ayağı dışarıdaydı, öteki ayağı kapının içindeydi. Sarı yaprak kâğıdın kenarında sessizce duruyordu.

Duru Öğretmen yanlarına geldi. “Resmine bakabilir miyim?” Pofuduk kâğıdı ona doğru çevirdi. “Bu benim,” dedi. “Kapıdan giriyorum.” Öğretmeni yanındaki sandalyeye oturdu. “Evet, mavi çantan da yanında.” Pofuduk resimdeki çantanın sapını biraz daha belirgin çizdi.

Biraz sonra Duru Öğretmen kitaplıktan bir kitap seçti. Çocuklar minderlerine oturdu. Pofuduk sarı yaprağı avucunda tuttu. Öyküdeki bahçe resmi açılınca Benek, çizdiği ağaca benzeyen ağacı gösterdi. Pofuduk da onunla aynı sayfaya baktı.

Beslenme zamanı çantasını askıdan kendi aldı. Kutusunu açtı, peçetesini masaya serdi. Evde de peçetesini böyle sererdi. Bir lokma yedi, ardından pencerenin önündeki saksılarda hangi bitkilerin büyüdüğünü sordu. Duru Öğretmen küçük yapraklardan birini gösterdi.

Karnındaki kıpırtı arada bir geri geliyordu. O zaman mavi çantasına bakıyor, annesinin hangi bankta bekleyeceğini hatırlıyordu. Ama artık sınıfta bildiği şeyler de vardı: yapraklı askı, yeşil kalem, Benek’in ağacı ve Duru Öğretmen’in yumuşak sesi.

Son şarkı başladığında Pofuduk da çocuklara katıldı. Bütün sözleri bilmiyordu; bildiği yerlerde söyledi. Şarkı bitince resmini çantasına yerleştirdi. Sarı yaprağı da iç cebine koydu. Çantasını takıp öğretmeniyle bahçeye çıktı.

Annesi söz verdiği banktaydı. Pofuduk yanına gidip ona sarıldı. Sonra aceleyle çantasını açarak resmini çıkardı. “Bak, bu okul. Bu da ben. Bir ayağım kapının içinde.” Annesi resmi dikkatle inceledi. “Mavi çantanı da çizmişsin.”

Pofuduk resimdeki yolu parmağıyla izledi. “Önce burada durdum. Sonra içeri girdim. Yarın yapraklı askıyı kendim bulabilirim.” “Ben de seni yine bu bankta beklerim,” dedi annesi. Pofuduk resmini dikkatlice çantasına geri koydu.

Evde mavi çantayı kapının yanına bıraktı. Sabah yanında götürdüğü sarı yaprak yine iç cebindeydi. Ama artık çantada başka bir şey daha vardı: bir okul resmi. Pofuduk annesine avucunu uzattı. “Tık tık?” Annesi gülümseyip avucuna iki kez dokundu. “Tık tık.”