Masal Odası
Uyku Masalları

Fındık Fare ve Sakinlik Kavanozu

Gökkuşağı Sokağı'nda Fındık Fare, beklediği gibi durmayan Sakinlik Kavanozu karşısında şaşırır; Pofuduk Nine'yle konuşup mavi keçe ay ve bulutlarla sakin bir akşam kurar.

3-5 yaş 11 dakika Uyku öncesine uygun Tarayıcı seslendirmesi

Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.

Masalı okumaya geç

3-5 yaş için diğer masallar

Fındık Fare ve Sakinlik Kavanozu
Tarayıcı seslendirmesi Fındık Fare ve Sakinlik Kavanozu
0:00 —
Yeni hız sonraki seslendirme bölümünde uygulanır.
Okuma görünümü

Fındık Fare, Gökkuşağı Sokağı’nın yuvarlak taşlı köşesinde, iki patisiyle küçük cam kavanozu tutuyordu. Akşam güneşi, kavanozun sarı kapağına vuruyor, kapağın üzerindeki mavi nokta parlıyordu. Fındık kavanozu sallamıyordu. Onu dikkatle izliyordu. Çünkü önündeki küçük etikette iki kelime vardı: Sakinlik Kavanozu. Fındık o akşam bu kavanoza ilk kez kendi seçtiği bir şeyi bırakacaktı.

Gökkuşağı Sokağı’nda akşamlar yavaşça gelirdi. Evlerin pencerelerinde kırmızı, turuncu, yeşil ve mavi ışıklar yanar; kapı önlerindeki çiçekler hafifçe sallanırdı. Sokağın ortasında alçak bir ahşap raf dururdu. Rafın üzerinde de Sakinlik Kavanozu bulunurdu. Sokağın çocukları ve büyükleri, akşam yaklaşınca kavanoza bakar, sonra kendilerine iyi gelen yumuşak bir uğraş seçerdi. Kimi geniş yaprakları dizer, kimi büyük kumaş parçalarını katlar, kimi de sessizce gökyüzünü seyrederdi.

Kavanozun içinde o güne kadar birçok renk birikmişti. Büyükçe keçe yıldızlar, yumuşak kumaştan yuvarlaklar, geniş kâğıt kurdeleler ve kıvrılmış bir söğüt yaprağı vardı. Hiçbiri birbirine sıkışmıyordu. Hepsinin arasında boşluk vardı. Pofuduk Nine, kavanozu temizlerken Fındık’a şöyle demişti: —Bazen sakinlik, tek bir renge benzemez. Bazen yumuşak bir mavi, bazen ağır ağır dönen bir sarı, bazen de yalnızca yanında oturan bir dost olur. Fındık bu sözün hepsini anlamasa da yanında oturan dost kısmını çok sevmişti.

O gün Fındık, cebine sığmayacak kadar büyük bir mavi keçe ay hazırlamıştı. Annesi, ayın kenarlarını yuvarlak biçimde kesmesine yardım etmişti. Fındık ayı kavanoza koyup, içindeki renklerin arasında sessizce duracağını düşünüyordu. Belki kavanozun içinde küçük bir gece oluşacaktı. Belki ay, ona iyi geceler diyecekti. Fındık bu düşünceyle bütün gün beklemişti. Akşam ışıkları yanınca da mavi ayı iki patisinin arasında taşıyıp rafa gelmişti.

Pofuduk Nine, rafın yanında büyük bir saksıya su veriyordu. Fındık ona gülümsedi, sonra kavanoza baktı. Kapağın kenarı biraz aralıktı. İçerideki geniş kâğıt kurdeleler, sokağın ucundan gelen hafif esintiyle dönmeye başladı. Bir kırmızı kurdele cama usulca değdi. Tık. Mavi bir kurdele onun arkasından süzüldü. Fısır fısır. Sarı kurdele de kıvrılıp açıldı. Kavanozun içi Fındık’ın düşündüğü gibi durmuyordu. İçerideki renkler sakin bir ayın çevresinde sessizce beklemek yerine, küçük bir çember çizerek hareket ediyordu.

Fındık’ın kulakları dikildi. Patisi, tuttuğu mavi ayın kenarını biraz daha sıkı kavradı. Gözleri kavanozdan ayrılmadı. —Ama böyle olmayacaktı, diye fısıldadı. O, kavanozun içinin durgun olacağını sanmıştı. Şimdi tıkırtı ve fısırtı birbirine karışıyordu. Sesler çok yüksek değildi ama Fındık’ın içi birden gerildi. Omuzları yukarı kalktı. Mavi ayın kenarı patisinin altında buruştu. Kavanoza elini uzatmak istedi, sonra vazgeçti. Ne yapacağını bilemedi.

Pofuduk Nine, Fındık’ın yanına geldi. Elindeki sulama kabını rafa bıraktı ve Fındık’ın göz hizasına eğildi. —Fındık, bana bakmak ister misin? diye sordu. Fındık önce kavanoza, sonra Pofuduk Nine’ye baktı. Nine acele etmiyordu. Yüzü yumuşaktı. Fındık, mavi keçe ayı göğsüne yakın tuttu. —Pofuduk Nine, sana bir şey söyleyebilir miyim? dedi. —Elbette, dedi Pofuduk Nine. Buradayım.

Fındık küçük bir yutkundu. —Kavanozun sakin duracağını sanmıştım. İçinde ay olacak, renkler de sessizce bekleyecekti. Ama kurdeleler dönüyor. Beklediğim gibi olmadı. İçim gerildi. Pofuduk Nine başını yavaşça salladı. —Bunu görünce şaşırmış ve gerilmişsin, dedi. —Evet, dedi Fındık. Biraz da ne yapacağımı bilemedim. Pofuduk Nine, —Bana söylemen yeter. Önce burada, yanımda durabiliriz, dedi. —İstersen elimi tutabilirsin. Fındık bir patisini onun eline koydu.

İkisi birlikte kavanoza baktı. Fındık, Pofuduk Nine’nin yanında durunca kurdelelerin hareketini daha kolay izledi. Pofuduk Nine kapağı gösterdi. —Kapağın aralığından içeri hafif bir rüzgâr giriyor, dedi. Kurdeleler de rüzgârla birlikte dönüyor. Kavanoz kırılmadı. İçindeki renkler yalnızca esintiye eşlik ediyor. Fındık bunu dinledi. Kırmızı kurdele yine cama değdi. Tık. Fındık’ın patisi Nine’nin elinde kaldı.

—Kapağı kapatmamı ister misin? diye sordu Pofuduk Nine. Fındık başını salladı. Nine kapağı yavaşça yerine koydu. Tıkırtı azaldı. Kurdeleler bir süre daha usulca sallandı, sonra durdu. Kavanozun içindeki sarı keçe yıldız, renklerin arasında göründü. Fındık’ın omuzları hemen aşağı inmedi. İçindeki gerilim hâlâ oradaydı. Pofuduk Nine bunu fark etti ama artık geçti demedi. Sadece yanında kaldı.

Birkaç dakika sessizce oturdular. Gökkuşağı Sokağı’nda bir kapı kapandı. Uzakta bir su damlası düştü. Pofuduk Nine, rafın altındaki geniş sepeti çıkardı. Sepette büyük keçe parçaları, yumuşak bir örtü ve kalın iplerle dikilmiş birkaç bulut şekli vardı. —Şimdi, dedi, sana iyi gelen sakin bir uğraş seçmek ister misin? Fındık sepete baktı. Kırmızı bir keçe güneş, beyaz bir bulut ve mavi bir ay gördü. Mavi ayın kenarını okşadı. —Ay ve bulutları dizebilir miyiz? diye sordu. —Dizebiliriz, dedi Pofuduk Nine.

Ahşap rafın yanına yumuşak örtüyü serdiler. Fındık önce mavi ayı aldı. Ayı örtünün ortasına koydu. Sonra beyaz bulutu ayın yanına yerleştirdi. Bulut biraz yamuk durdu. Fındık onu düzeltti. Sonra sarı yıldızı ayın üst tarafına koydu. Her parçayı seçerken Pofuduk Nine bekledi. Fındık bir parçayı eline aldığında, keçenin yumuşaklığını parmaklarında duydu. Parçayı bıraktığında örtü hafifçe hışırdadı. Kavanozun içindeki kurdeleler artık kıpırdamıyordu. Fındık’ın bakışı yavaş yavaş kavanozdan örtüye geçti.

—Bu gece bir gökyüzü yapıyorum, dedi Fındık. Ay ortada. Bulut yanında. Yıldız da yukarıda. Pofuduk Nine gülümsedi. —Gökyüzünde hepsine yer var, dedi. Fındık bir bulut daha aldı ve onu ayın altına koydu. —Bu bulut uyuyor, dedi. Bu yıldız da ona sessizce bakıyor. Sonra Fındık, bir süre hiçbir şey söylemeden keçe parçalarını yerleştirdi. Onları kaldırdı, yan yana koydu, yeniden değiştirdi. Kendi elleriyle yaptığı küçük gökyüzü, her değişiklikte biraz daha ona benziyordu.

Bir süre sonra Fındık kavanoza tekrar baktı. —Ben orada ayı görmeyi beklemiştim, dedi. Ayın içinde usulca duracağını düşündüm. Pofuduk Nine, mavi keçe aya baktı. —Senin hayalindeki ay çok sessizmiş, dedi. —Evet, dedi Fındık. Bugün kavanozdaki kurdeleler ayın önünden geçti. Onları görünce şaşırdım. Pofuduk Nine, —Kurdeleler hareket etti. Sen de ne hissettiğini söyledin. Sonra burada kendi gökyüzünü yaptın, dedi. Fındık mavi ayın yuvarlak kenarında parmağını gezdirdi. —Buradaki ayı görebiliyorum, diye fısıldadı.

Pofuduk Nine, —İstersen mavi ayı kavanoza koyabiliriz, dedi. Fındık bir an düşündü. Sonra başını iki yana salladı. —Hayır, dedi. Bu gece ay örtünün üzerinde kalsın. Kavanozdaki renkler de orada dinlensin. Pofuduk Nine, Fındık’ın seçtiği yere baktı. —Olur, dedi. Ay burada, renkler orada. Fındık bu kez kavanoza bakarken patisini sıkmadı. Kapağı kapalıydı. İçindeki kurdeleler birbirine yaslanmış, sessizce duruyordu. Fındık onları biraz önceki gibi görmedi. Artık yanındaki mavi ayı da görebiliyordu.

Fındık ve Pofuduk Nine, keçe gökyüzünü bir kez daha düzenlediler. Fındık bulutların arasına sarı yıldızı koydu. Sonra yıldızı çıkarıp ayın yanına getirdi. —Burada daha iyi, dedi. Pofuduk Nine, —Sen karar veriyorsun, diye karşılık verdi. Fındık yıldızı ayın yanına bıraktı. Örtünün üzerinde üç renk yan yana durdu: mavi, beyaz ve sarı. Gökkuşağı Sokağı’nın ışıkları da birer birer yumuşadı. Fındık’ın kulakları artık dik değildi. Patisi mavi ayın üstünde dinleniyordu.

Fındık, Pofuduk Nine’ye döndü. —İçim biraz daha rahat, dedi. Az önce kavanoza bakınca her şey hızlı görünüyordu. Şimdi ayın kenarını izleyebiliyorum. Pofuduk Nine, —Yanında oturmak ve bunu anlatmak iyi geldi, dedi. Bir de kendi gökyüzünü yaptın. Fındık gülümsedi. —Yarın başka bir renk seçebilirim, dedi. Bugün mavi ayı seçtim. Pofuduk Nine, —Bugün mavi ay, diye tekrarladı. Bu söz, Fındık’ın hoşuna gitti. Sanki akşamın içinde küçük, yumuşak bir yer açılmıştı.

O sırada Fındık’ın annesi sokağın başında göründü. —Hazır mısın, Fındık? diye seslendi. Fındık, keçe gökyüzünü dikkatle tuttu. Büyük parçalar örtünün üzerinde duruyordu; hiçbirini aceleyle çekmedi. Pofuduk Nine, gökyüzünü onunla birlikte katladı. Mavi ay en üstte kaldı. Fındık annesinin yanına yürürken bir kez daha kavanoza baktı. —İyi geceler, kurdeleler, dedi. —İyi geceler, mavi ay, diye de ekledi.

Evinde annesi, keçe gökyüzünü yatağının yanındaki alçak sehpaya yerleştirdi. Mavi ay, gece lambasının yumuşak ışığında parladı. Fındık pijamalarını giydi, yatağına uzandı ve örtüyü çenesine kadar çekti. Annesi, —Akşam nasıl geçti? diye sordu. Fındık biraz düşündü. —Kavanoz beklediğim gibi değildi, dedi. İçim gerildi. Pofuduk Nine’ye söyledim. Sonra ay ve bulut yaptık. Annesi, mavi aya bakarak, —Ayın yeri güzel olmuş, dedi. Fındık, —Evet. Onu ben seçtim, diye karşılık verdi.

Pencerenin ardından Gökkuşağı Sokağı görünüyordu. Renkli ışıklar artık çok yumuşaktı. Ahşap raftaki Sakinlik Kavanozu da sessizce duruyordu. İçindeki geniş kurdeleler bazen hafifçe kıpırdıyor, sonra yeniden dinleniyordu. Fındık onları görmüyordu ama kavanozun orada olduğunu biliyordu. Bu gece beklediği sessiz ay kavanozun içinde değildi. Mavi keçe ay, yatağının yanındaki sehpada duruyordu. Fındık ona baktı, yuvarlak kenarını gözleriyle izledi ve Pofuduk Nine’nin elini hatırladı.

Fındık’ın gözleri ağırlaştı. —Yarın Pofuduk Nine’ye bir şey anlatabilir miyim? diye mırıldandı. Annesi, —Her zaman dinler, dedi. Fındık mavi aya son bir kez baktı. Gökkuşağı Sokağı’nın renkleri geceye karışırken, küçük evin içinde yumuşak bir sessizlik büyüdü. Fındık Fare, beklemediği akşamın içinden kendi seçtiği mavi gökyüzüyle geçti. Sonra gözlerini kapattı. Ay, bulut ve yıldız onun yanında kaldı. Fındık, usulca uykuya daldı.