Masal Odası
Macera Masalları

Dinozor Dodo ve Minik Fosil

Çınar Ormanı’nda yaprak izli bir taş bulan Dodo, onu yerinden oynatmadan annesine göstermek ister. Teyzesi Nara’yla birlikte keşfinin izini kâğıda taşır.

5-8 yaş 6 dakika Tarayıcı seslendirmesi

Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.

Masalı okumaya geç

Dinozor Dodo ve Minik Fosil
Tarayıcı seslendirmesi Dinozor Dodo ve Minik Fosil
0:00 —
Yeni hız sonraki seslendirme bölümünde uygulanır.
Okuma görünümü

Dodo, Çınar Ormanı’nın geniş patikasında yuvarlanan sarı bir yaprağı izliyordu. Yaprak, düz bir taşın yanına kondu. Dodo çömelince taşın üstündeki ince çizgileri fark etti. Çizgiler, küçük bir yaprağın damarlarına benziyordu.

Teyzesi Nara, birkaç adım ötedeki bankta oturuyordu. Dizlerinde bir resim defteri, yanında küçük bir kutu mum boya vardı. Az önce birlikte yürümüşler, sonra çınarın gölgesinde dinlenmeye karar vermişlerdi.

Dodo taşın üstüne eğildi. Çizgilerin altında kısacık bir sap vardı. Başını yana eğip yaprağın içindeki minik yolları gözleriyle izledi. Taştaki yaprak, az önce uçan yapraktan çok daha küçüktü.

— Nara teyze, buraya kim yaprak çizmiş?

Nara açık defterini alıp yanına geldi. O da patikanın düz kenarına çömeldi. Dodo’nun gösterdiği yere bakınca yüzünde yumuşak bir gülümseme belirdi.

— Bunu kimse çizmemiş, dedi. Çok eski bir yaprağın taşta kalmış izi bu. Böyle izlere fosil diyoruz.

Dodo elindeki sarı yaprağı taşın yanına koydu. İkisinde de ortadan geçen bir çizgi vardı. Ama biri yumuşak ve sarıydı, öteki taşın bir parçasıydı. Dodo hiç taşın içinde yaprak izi görmemişti. Gözleri merakla büyüdü.

— O zaman senin adın Minik Fosil olsun, dedi.

Annesi yaprak resimlerini severdi. Evdeki pencerenin yanında yeşil bir yaprak resmi asılıydı. Dodo, Minik Fosil’i o resmin yanına koymayı hayal etti. Annesi çizgileri görünce kim bilir nasıl şaşıracaktı! Taşın açıkta kalan bölümü avucu kadardı. Ama kenarlarının nerede bittiği görünmüyordu; iki yanından ince kökler geçiyordu.

Dodo ellerini uzattı, sonra durdu. Köklerin toprağa nasıl yerleştiğine baktı. Taşı almaya çalışırsa kökleri de oynatabilirdi. Ellerini dizlerine koydu. Bir süre hiçbir şey yapmadan düşündü.

Omuzları biraz indi. Annesinin bu küçük yaprağı görmesini çok istiyordu. Yine de acele etmedi.

— Minik Fosil’i anneme göstermek istiyorum, dedi. Ama köklere dokunmak istemiyorum. Bana yardım eder misin?

Nara, taşın çevresindeki kuru toprağı inceledi.

— Taş buraya iyice yerleşmiş. Onu çıkarmadan da yakından bakabiliriz.

Dodo patikaya, banka, Nara’nın defterine baktı. Defterin açık sayfasında az önce gördükleri bir çınar yaprağının resmi vardı. Yaprağın kendisi ağaçtaydı, resmi ise kâğıtta.

Dodo’nun ağzının kenarları yukarı kıvrıldı.

— Taş burada kalsın! dedi. Ben Minik Fosil’in resmini götürebilirim. Böylece annem de yaprağın bütün çizgilerini görür.

Nara defterinden boş bir sayfa ayırdı. Dodo kutudan kahverengi bir mum boya seçti. Taşın başına dönmeden önce patikanın kuru, düz yerini gösterdi.

— Buraya oturacağım. Sen de kâğıdı tutar mısın?

— Elbette tutarım, dedi Nara.

Dodo çömeldi. Önce taşın üzerindeki kuru yaprak kırıntısını eliyle usulca aldı. Altından yaprağın yuvarlak ucu çıktı. Sonra kâğıdı taşın üstüne koydu. Kâğıt, köklere değmeden düz duruyordu.

— Geçen gün bir yaprağın izini böyle çıkarmıştık, dedi Dodo. Boyayı yan yatırınca çizgiler görünmüştü. Minik Fosil’de de deneyelim mi?

— Yavaşça deneyebiliriz.

Nara kâğıdın iki köşesini tuttu. Dodo mum boyayı yatırıp hafifçe gezdirdi. Kâğıtta önce soluk kahverengi bir gölge belirdi. Ardından gölgenin içinde boyanmamış ince bir çizgi uzandı.

Dodo boyayı durdurdu. Kâğıdın altından taşın kenarına baktı. Çizgi, Minik Fosil’in sapıyla aynı yere denk geliyordu.

— İşte sapı! dedi. Şimdi yanındaki ince çizgiler çıkacak.

Boyayı ağır ağır sürmeye devam etti. Nara’nın elinin yanına gelince durdu; kâğıdı çekiştirmek yerine teyzesinden elini biraz kaydırmasını istedi. Nara bir köşeyi bırakıp ötekini tuttu. Dodo da kalan bölümü tamamladı.

Sonunda kâğıdı birlikte kaldırdılar. Kahverengi zemin üzerinde açık renkli bir yaprak deseni belirmişti. Bazı çizgiler daha ince, bazıları daha kalındı. Dodo resmi taşın yanına tuttu. İkisinin de küçük sapı aynı yana bakıyordu.

— Minik Fosil burada, resmi de burada, dedi sevinçle.

Nara sayfanın kenarına küçük harflerle Minik Fosil yazdı. Dodo da yanına bir çınar yaprağı çizdi. Bu işaret, keşfi nerede yaptığını ona hatırlatacaktı. Kâğıdı buruşturmadan defterin arasına yerleştirdiler.

Dodo kalkmadan önce taşa son kez baktı. Güneş, dalların arasından geçip yaprak izinin ucunu aydınlatmıştı. Taş, köklerin arasında eskisi gibi duruyordu. Üstüne bir şey koymadı, çevresini de değiştirmedi.

— Yine geldiğimizde sana bakarım, Minik Fosil, dedi.

Nara’nın yanına geçip geniş patikadan eve yürüdü. Yol boyunca defteri kendisi taşıdı. Onun içindeki kahverengi yaprağı düşündükçe adımları neşeleniyordu. Çınarların yaprakları başlarının üstünde hafifçe hışırdıyordu.

Eve vardıklarında annesi bir tabağa armut dilimleri koyuyordu. Dodo defteri açıp sayfayı önüne serdi.

— Bak, bu çok eski bir yaprağın izi! Onu Çınar Ormanı’nda buldum.

Annesi resme yaklaştı.

— Şu incecik çizgileri de görüyorum. Peki, taş nerede?

— Yerinde, dedi Dodo. Köklerin arasında. Ben onu çıkarmadım. Nara teyze kâğıdı tuttu, ben de izini çıkardım.

Annesi parmağını resmin üstüne değdirmeden küçük sapı gösterdi.

— En ucunda minicik bir kıvrım varmış.

Dodo sandalyesine yerleşti. Kıvrımın yanındaki iki ince çizgiyi de annesine gösterdi. Nara yanlarına oturdu. Armut dilimlerini paylaşırken kâğıttaki yaprağı birlikte incelediler.

Sonra annesi resmi pencerenin yanındaki rafa dayadı. Kahverengi yaprak izi, yeşil yaprak resminin hemen yanında duruyordu.

Çınar Ormanı’ndaki Minik Fosil kendi yerindeydi. Küçük resmi de evde kendine bir yer bulmuştu. Dodo, armut dilimini yerken ara sıra başını çevirip iki yaprağa gülümsedi.