Masal Odası
Hayvan Masalları

Tavşan Lale ve Mercan Haritası

Tavşan Lale, dostlarıyla Mavi Dere’nin denize kavuştuğu koyu keşfe çıkar. Mercan Haritası’ndaki yol bir yuvadan geçince birlikte başka bir yol bulurlar.

5-8 yaş 7 dakika Tarayıcı seslendirmesi

Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.

Masalı okumaya geç

Tavşan Lale ve Mercan Haritası
Tarayıcı seslendirmesi Tavşan Lale ve Mercan Haritası
0:00 —
Yeni hız sonraki seslendirme bölümünde uygulanır.
Okuma görünümü

Tavşan Lale, Mavi Dere’nin küçük iskelesindeki bankta Mercan Haritası’nı dizlerinin üzerine yaydı. Sabah güneşi suya incecik çizgiler bırakıyordu. Lale, haritanın kıvrılan köşesini patisiyle düzeltti. Yanında oturan Sincap Pera, söğütten kopan bir yaprağın suya inişini izledi. Haritadaki pembe şekiller, derenin kavuştuğu denizin dibinde uzanan mercanları gösteriyordu.

— Deniz sakinleriyle tanışmak istiyorum, dedi Lale. — Acaba günlerini nasıl geçiriyorlar?

Deniz Kaplumbağası Noya iskeleye yanaştı. Bu sakin koyda yaşıyor, konuklarını iyi bildiği yollarda gezdiriyordu. Mercan Haritası’nı da onlar için iskeledeki dolaptan getirmişti.

— Bunu onlara sorabiliriz, dedi. — Mercan Avlusu’na uğrayacağız.

Pera, çantasından çizim defterini çıkarıp Lale’ye gösterdi. Gördükleri canlıların resimlerini yapmak istiyordu.

İskelenin yanında, sedef gibi parlayan, deniz kabuğu biçiminde bir gezinti aracı bekliyordu. Sihirli kabuğun içi temiz havayla doluydu. Kapısı kapandığında içeriye su girmiyor, ama dışarıdaki konuşmalar duyulabiliyordu. Geniş pencerelerin önünde yumuşak minderler vardı. Lale ile Pera yan yana oturdu. Noya kapıyı kapatıp dümenin başına geçti. Kabuk, ağır ağır suyun altına süzüldü.

Lale’nin ilk gördüğü, suyun içinde dans eden gün ışığı oldu. Ardından bir balık sürüsü pencerenin önünden geçti. Balıklar birlikte dönünce gümüş çizgileri bir an görünüp kayboldu. Pera defterine bir balık çizdi, sonra yanına iki küçük kuyruk daha ekledi. Lale de pencerenin ardından onlara el salladı.

— Haritadaki mavi çizgi bizi iki mercanın arasından geçirecek, dedi Noya. — Sonra avluya varacağız.

Lale çizgiyi parmağıyla izledi. Yolun sonunda yuvarlak, geniş bir yer vardı. Buraya küçücük balıklar, ağır ağır yürüyen yengeçler ve başka deniz komşuları geliyordu. Lale, hepsine soracağı bir soruyu düşünürken kabuk yavaşladı.

İki mercanın arasındaki geçitte uzun deniz çayırları uzanıyordu. Bir denizatı, kuyruğunu ince bir yaprağa dolamıştı. Yanındaki yavrular da yaprakların arasında usulca sallanıyordu. İçlerinden biri, yaprağın dibine sokulmuş dinleniyordu. Noya aracı çayırlığın uzağında durdurdu. Lale haritaya, sonra yeniden çayıra baktı. Mavi çizgi tam onların dinlendiği yerden geçiyordu.

— Deniz çayırları harita çizildiğinde daha kısaydı, dedi Noya alçak sesle. — Şimdi burası bir yuva olmuş. Buradan geçersek yaprakları oynatırız.

Lale’nin kulakları biraz yana düştü. Avluya varıp yeni dostlarla tanışmayı çok istiyordu. Bir süre haritayı elinde tuttu. Sonra dinlenen yavrunun, sallanan yaprağa biraz daha sokulduğunu gördü. Elini pencereye kaldırmıştı; sessizce minderin üzerine indirdi.

— Rahatlarını bozmayalım, dedi. — Başka bir yol var mı?

Pera pencerenin öbür yanına eğildi. Mercanların ilerisinde geniş bir kum şeridi görünüyordu. Lale haritayı çevirdi. Aynı kumluk, kâğıdın üzerinde de açık sarı bir leke gibiydi. Parmağını lekenin çevresinde dolaştırdı.

— Şuradan dolansak avluya ulaşır mıyız?

— Ulaşırız, dedi Noya. — Kum yolunu biliyorum. Biraz daha uzun ama aracımızın geçebileceği kadar geniş.

Lale bir kez pencereden baktı, bir kez de haritaya. Sonra Pera’dan mavi kalemini istedi. Noya’nın gösterdiği kum yolunun üzerine yumuşak bir yay çizdi. Yeni çizgi, çayırlığın dışından dolaşıp avluya varıyordu.

Kabuk yavaşça döndü. Denizatı ailesi yaprakların arasında sallanmaya devam etti. Pera, defterindeki balıkların yanına kıvrık kuyruklu küçük bir denizatı çizdi. Lale’nin kulakları yeniden dikilmişti. Pencereden bakınca kumların üstünde minicik, yuvarlak izler fark etti.

İzler, düz bir kayanın yanında duran Ahtapot Tamu’ya çıkıyordu. Tamu kollarının uçlarıyla kuma kıvrımlar çiziyordu. Bir koluyla yuvarlak bir yol yapıyor, ötekiyle yanına minik noktalar koyuyordu. Lale, bu şekillerin neye benzediğini anlamak için başını biraz yana eğdi.

— Buradan bakabilir miyiz? diye sordu.

Tamu bir kolunu neşeyle salladı.

— Elbette. Bugün kumdan bir bahçe yapıyorum. Şu kıvrım bir yaprak, noktalar da çiçekler.

Pera defterini pencereye yaklaştırdı.

— Ben de senin bahçeni çizebilir miyim?

— Çizebilirsin. Ama benim bahçem akşam suyla birlikte değişebilir.

Lale güldü.

— O zaman yarın başka bir bahçen olur.

Tamu kumun üzerine son bir kıvrım ekledi. Lale de haritasına, kum yolunun kenarına küçücük bir çiçek çizdi. Tamu’nun bulunduğu yeri artık kolayca hatırlayabilecekti. Kabuk hareket ederken ahtapot bir kolunu kaldırdı; Pera da defterindeki resmi ona gösterdi.

Mercan Avlusu’na vardıklarında geniş bir kumlukta durdular. Noya aracı, mercanlara ve canlılara değmeyecek bir yere yanaştırdı. Küçük balıklar dalların arasından çıkıp yeniden içeri süzülüyordu. Bir karides, uzun duyargalarını yavaşça oynatıyordu. Lale, pencerenin önüne oturup merak ettiği soruyu sordu.

— Burada en çok ne yapmayı seversiniz?

Bir balık, arkadaşlarıyla aynı anda dönmeyi sevdiğini söyledi. Karides ise kumda bıraktığı ince izleri gösterdi. Lale onların cevaplarını dinlerken çayırlıkta gördükleri denizatı ailesi avluya geldi. Dinlenen yavru şimdi küçük kuyruğuyla büyük denizatının kuyruğuna tutunuyordu.

— Merhaba, dedi büyük denizatı. — Sizi aracınızın penceresinde görmüştüm.

— Biz de sizi gördük, dedi Lale. — Kum yolundan geldik. Orada Tamu’nun bahçesini bulduk.

Yavru denizatı başını çevirip kum yoluna baktı. Pera, defterindeki çiçekli resmi pencereye tuttu. Bir süre hep birlikte resme baktılar. Sonra yavru, kuyruğuyla küçücük bir halka yaptı.

Noya dönüş için aracı çevirdiğinde Lale haritayı yeniden açtı. Çayırlığın üzerine küçük bir denizatı resmi çizdi. Yanındaki mavi yol, geniş kumluktan dolanıyordu. Avluya ulaşmışlar, üstelik yol boyunca beklemedikleri bir komşuyla tanışmışlardı.

Dönüşte Tamu uzaktan kolunu salladı. Denizatı ailesinin yuvasına yaklaşmadan, aynı geniş yoldan geçtiler. Çok geçmeden kabuk Mavi Dere’nin iskelesinde suyun üstüne çıktı. Noya kapıyı açtı. Söğüdün yaprakları yine usulca kıpırdıyordu.

Lale ile Pera, sabah oturdukları banka yerleşip haritanın yeni çizgilerine baktılar. Pera’nın defterinde gümüş balıklar, kumdan çiçekler ve kıvrık kuyruklar yan yanaydı. Lale haritayı özenle katlayıp iskeledeki dolaba yerleştirdi. Sonra Noya’ya el sallayıp Pera’yla dere kıyısında yürüdü. Kulaklarının ucunda akşam esintisi, aklında denizde yeni tanıdığı komşuları vardı.