Masal Odası
Hayvan Masalları

Kirpi Pıtı ve Yeşil Patikanın Dostları

Yapraklar patikanın kıyısını gizleyince Kirpi Pıtı, minik filizleri koruyacak bir çözüm arar. Papatya Tepesi’nde dostlarıyla hazırladığı küçük bir tabela, herkese yer açar.

5-8 yaş 7 dakika Tarayıcı seslendirmesi

Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.

Masalı okumaya geç

Kirpi Pıtı ve Yeşil Patikanın Dostları
Tarayıcı seslendirmesi Kirpi Pıtı ve Yeşil Patikanın Dostları
0:00 —
Yeni hız sonraki seslendirme bölümünde uygulanır.
Okuma görünümü

Kirpi Pıtı, Papatya Tepesi’ndeki patikada yürürken burnunun ucuna papatya kokusu geldi. Durup küçük burnunu oynattı. Yolun kenarında üç taze ağaç filizi büyüyordu. En küçüğünün yaprağında, sabah ışığını tutan bir çiy damlası vardı. Pıtı patikadan ayrılmadan eğilip baktı. Tam o sırada tavşan Lemi, sepetini sallaya sallaya yolun kıvrımında göründü.

“Pıtı, yol burada mı dönüyordu?” diye sordu.

Geceki hafif rüzgâr, kuru yaprakları patikanın kıyısına yığmıştı. Sert yol ile filizlerin büyüdüğü yumuşak toprak birbirine karışmış gibi görünüyordu. Lemi, toprağa basmamak için durdu.

“Benim yanımdan geçebilirsin,” dedi Pıtı, patikanın ortasında biraz yana çekilerek. “Şu küçük yapraklar da burada büyüyor.”

Lemi, genişçe kalan yoldan yürüdü. Sepetinde elma dilimleri vardı; dinlenme yerinde Pıtı’yla paylaşmayı düşünüyordu. Ama Pıtı’nın gözü gerideki filizlerde kalmıştı. Biraz sonra başka dostları da buradan geçecekti. Acaba onlar yolun kıyısını fark edebilecek miydi?

Pıtı iki ön patisini birbirine sürttü. Dostları rahatça yürüsün, filizler de yerinde büyüsün istiyordu. Ama henüz nasıl yapacağını bilmiyordu.

“Belki filizleri başka yere taşırız,” dedi Lemi.

Pıtı başını kaşıdı.

“Onları nasıl taşıyacağımı bilmiyorum. Köklerini incitmek istemem. Nara Teyze’ye soralım.”

Nara Teyze, ormandaki fidanlarla ilgilenen bir kaplumbağaydı. Pıtı onu iyi tanırdı. Birlikte pek çok sabah yürüyüşüne çıkmışlardı. Küçük dinlenme yeri de patikanın biraz ilerisindeydi. İki arkadaş, yoldan ayrılmadan oraya yürüdü.

Nara Teyze, sulama kabını bankın yanına bırakıyordu. Pıtı’yı görünce gülümsedi.

“Günaydın, Pıtı. Bugün burnuna hangi kokular geldi?”

“Papatya kokusu,” dedi Pıtı. “Bir de yardım isteyeceğim. Kıvrımda minicik filizler var. Yapraklar yolun kıyısını örtmüş. Arkadaşlarımızın onları görmeden üstlerine basmasını istemiyorum.”

Nara Teyze sulama kabını yerine koydu.

“Gel, birlikte bakalım.”

Üçü, aynı güvenli patikadan kıvrıma döndü. Nara Teyze yolun üzerinde durup filizlere baktı. Küçük yaprakların hepsi canlı ve dikti.

“Burada büyüyebilirler,” dedi. “Yalnızca yolun nereden geçtiğini daha kolay gösterebiliriz.”

Pıtı, patikanın kıvrımını havada parmağıyla çizdi. Çizginin sonuna da görünmez bir ok ekledi.

“Bir ok çizsek!” dedi. “Ama toprağa değil. Yağmur gelince silinmesin.”

Üçü dinlenme yerine döndü. Nara Teyze’nin orada, eskiden bir rafın parçası olan düz bir tahtası vardı. Kenarlarını daha önce güzelce düzeltmişti. Tahta ele pürüzsüz geliyordu. Tahtayı, birkaç fırçayı ve boya kutusunu bankın üzerine koydu. Pıtı ile Lemi de yanına oturdu.

“Bu, yalnız bir ok olmasın,” dedi Pıtı. “Filizlerin de yeri görünsün.”

Tahtanın ortasına kıvrılan bir yol çizdi. Yolun yanına üç yeşil filiz ekledi. Fırçasından düşen minicik bir damla, filizlerden birinin yaprağında kaldı. Pıtı güldü.

“Bunun da çiyi var!”

Lemi, çizilen yolun içine iki uzun tavşan ayağı resmi yaptı. Pıtı da kendi küçük pati izlerini ekledi. Sonra ikisi çizdikleri yola baktı. Bütün izler, filizlerin yanından dolanan geniş çizginin içindeydi.

“Buradan yürüyenlerin bir adı olsun mu?” diye sordu Lemi.

Pıtı başını kaldırıp tepedeki yeşilliğe baktı. Yumuşak çimenler, çalılar ve ağaçlar, patikaya iki yandan eşlik ediyordu.

“Yeşil Patikanın Dostları,” dedi. “Hem filizlerin hem de yolda yürüyenlerin dostları.”

Nara Teyze bu adı tahtanın üstüne iri harflerle yazdı. Altına da Pıtı’nın çizdiği kıvrıma uyan bir ok ekledi. Pıtı, yazının hemen yanına bir papatya çizmek istedi. Önce tahta üzerinde yer aradı, sonra gülümsedi. Köşede tam bir papatyalık boşluk kalmıştı.

Boya kururken üçü bankta oturdu. Lemi sepetin örtüsünü açtı. İçindeki elma dilimlerinden birini Pıtı’ya, birini Nara Teyze’ye uzattı. Pıtı elmasını çıtırdatırken tahtaya bakıp duruyordu.

“Sence küçük dostlarımız da oku görebilir mi?” diye sordu.

Boya kuruyunca Nara Teyze tahtayı bankın alt kenarına dayadı. Pıtı birkaç adım uzaklaştı. Lemi de yanına geldi. Tabelaya önce ayakta, sonra çömelerek baktılar.

“Buradan iyi görünüyor,” dedi Lemi.

“Ben de görüyorum,” dedi Pıtı. “Papatya da bana bakıyor.”

Tabelayı alıp kıvrıma döndüler. Nara Teyze onu yolun yanındaki alçak direğe bağladı. Direk zaten patikanın dışındaydı; tabela da yürüyenlerin önüne çıkmıyordu. Ok, yolun genişçe dönüp devam ettiği yeri gösteriyordu. Nara Teyze işini bitirene kadar Pıtı ile Lemi patikada bekledi.

Sonra Nara Teyze küçük bir süpürge getirdi. Yolun üstüne taşınmış birkaç kuru yaprağı usulca kenara çekti. Pıtı, filizlerin dibinde duran yaprakları gösterdi. Birinin altında minik bir böcek kıpırdıyordu.

“Bunlar kalsın,” diye fısıldadı.

Nara Teyze süpürgeyi kaldırdı. Yolun kıyısı artık belliydi; filizlerin çevresindeki yaprak örtüsü de yerindeydi.

Az sonra sincap Tofi, patikadan onlara doğru geldi. Önce tabeladaki papatyaya, sonra oka baktı. Yolun kıvrımını izleyip filizlerin yanından geçti. Küçük yeşil yapraklardan hiçbirine dokunmadı.

“Burada yeni komşular mı var?” diye sordu.

“Üç filiz,” dedi Pıtı. “Daha çok küçükler.”

Tofi patikanın üzerinde durup onlara baktı.

“Biri iki yaprağını da açmış.”

Pıtı, sabah çiyini gördüğü filizi tanıdı. Damla artık yoktu ama yaprağın ucu güneşte parlıyordu.

Lemi, Tofi’ye tabelanın adını okudu. Tofi de kendi ayaklarına, sonra tahtadaki pati izlerine baktı.

“Benim izim biraz daha ince olurdu,” dedi.

Pıtı güldü.

“Bir dahaki boyamada sen de çizersin.”

Şimdilik tabela olduğu gibi güzeldi. Üç arkadaş, okun gösterdiği patikadan yan yana yürüdü. Nara Teyze de arkalarından geldi.

Dinlenme yerine vardıklarında Pıtı bir kez arkasına baktı. Kıvrımın başında papatyalı tabela görünüyordu. Ardında da üç filiz, kocaman ormanın içindeki küçücük yerlerinde duruyordu. Pıtı’nın içi rahatladı. Nara Teyze bankta onlara yer açtı.

Pıtı, Lemi ve Tofi yan yana oturdu. Yaprakların arasından hafif bir hışırtı geldi. Lemi son elma dilimini ortadan böldü; yarısını Pıtı’ya uzattı. Pıtı bir lokma aldı, sonra ayaklarını bankın altında usulca salladı. Papatya Tepesi’nde patika dostlara, yeşil kıyısı da filizlere yer bırakıyordu.