Masal Odası
Hayvan Masalları

Baykuş Ece ve Paylaşılan Fındık

Baykuş Ece, Bulut Köprüsü’nde rüzgârın sürüklediği bir fındığı güvenle bulur ve arkadaşlarıyla nasıl paylaşacağını birlikte keşfeder.

6-9 yaş 6 dakika Tarayıcı seslendirmesi

Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.

Masalı okumaya geç

Baykuş Ece ve Paylaşılan Fındık
Tarayıcı seslendirmesi Baykuş Ece ve Paylaşılan Fındık
0:00 —
Yeni hız sonraki seslendirme bölümünde uygulanır.
Okuma görünümü

Bulut Köprüsü’nün ortasında küçük, kahverengi bir fındık dönüp duruyordu. Sabah rüzgârı, köprünün beyaz bulutlarını usulca itiyor; fındık da bir adım sağa, bir adım sola kayıyordu. Baykuş Ece fındığa doğru kanatlarını açtı. Tam uzanacakken köprünün kenarındaki bulutların inceldiğini fark etti. Hemen durdu. “Önce düşünmeliyim,” dedi. “Fındık önemli olabilir ama güvenliğim de önemli.”

Ece, köprünün başındaki küçük kulübede yaşayan Kaplumbağa Duru’yu gördü. Duru, sabah çiğ damlalarını yapraklardan topluyordu. Ece yanına gidip, “Duru, fındık kenara doğru yuvarlanıyor. Ona uzanmadan nasıl yardım edebiliriz?” diye sordu. Duru başını kaldırıp rüzgârı dinledi. “Rüzgâr biraz sakinleşsin. Sonra fındığın önüne geniş bir yaprak koyarız. Böylece onu kovalamamız gerekmez.” Ece bu fikri beğendi. “Bana yardım eder misin?” Duru gülümseyerek, “Elbette,” dedi.

Birlikte köprünün ortasında duran büyük, yumuşak bir yaprağı fındığın yuvarlandığı yöne yerleştirdiler. Ece yaprağın bir ucunu kanadıyla tuttu, Duru da diğer ucunu ön ayaklarıyla sabitledi. Bir süre beklediler. Ece beklerken fındığa bakıyor, ama acele etmiyordu. Birkaç nefes sonra rüzgâr hafifledi. Fındık yavaşça dönüp yaprağın üzerine geldi. Ece yaprağı ortasına doğru çekti. Duru da başıyla fındığı küçük bir çemberin içine yönlendirdi. Fındık artık köprünün güvenli, düz bölümündeydi.

Tam o sırada köprünün öteki ucundan Sincap Pofuduk ile Serçe Mina göründü. Pofuduk sevinçle, “Fındığım!” diye seslendi. Sonra yavaşlayıp Ece’nin yanına geldi. “Onu arıyordum. Fındık ağacının altında bulmuştum. Mina ile paylaşmak için taşıyordum. Rüzgâr beni değil, fındığı yakalayıp buraya sürüklemiş olmalı.”

Mina küçük başını salladı. “Pofuduk bu fındığı saklamadı. Bulut Köprüsü’nde birlikte yiyelim demişti.” Pofuduk fındığa baktı. Fındık gerçekten çok küçüktü. Ece, Duru, Pofuduk ve Mina şimdi dört arkadaştı. Bir fındık dört arkadaşa nasıl yetecekti?

Ece fındığı hemen Pofuduk’a uzatabilirdi. Sonuçta fındık onundu. Ya da Duru yardım ettiği için bir parça isteyebilirdi. Fakat Ece, kimin ne alacağına tek başına karar vermek istemedi. Bir an sessiz kaldı, sonra Duru’ya dönüp, “Hepimizin fikrini dinlesek olur mu?” diye sordu. Duru, “Olur. Paylaşmak, birlikte düşününce daha güzel bir yol bulabilir,” dedi.

Pofuduk fındığı iki patisinin arasına aldı. “Ben bu fındığı tek başıma yemek istemiyorum,” dedi. “Mina ile paylaşmak için saklamıştım. Ece ve Duru da onu güvenle bulmamıza yardım etti.” Mina kanatlarını hafifçe açtı. “Benim için minicik bir parça bile yeter. Yeter ki kimse kendini dışarıda hissetmesin.” Duru, “Herkesin içine sinen bir yol bulalım,” dedi. Ece, arkadaşlarının sözlerini dinlerken içinin rahatladığını hissetti.

“Pofuduk, fındığı açmayı sen biliyorsun,” dedi Ece. “İçini dört küçük parçaya ayırmayı deneyebilir miyiz?” Pofuduk başını salladı. Fındığı düz yaprağın üzerine koydu ve kendi bildiği sakin yöntemle kabuğunu açtı. Kabuğun içinden açık renkli, mis kokulu fındık çıktı. Dört arkadaş parçaları dikkatle ayırdı. Parçalardan biri biraz büyük, biri biraz küçüktü. Ece hemen en büyük parçayı almak yerine, “Büyük olanı ikiye bölebiliriz,” dedi. Pofuduk da bunu yaptı. Böylece dört küçük parça birbirine yakın oldu.

İlk parçayı kimin alacağı konusunda kimse acele etmedi. Mina, “Pofuduk bulduğu için önce o seçsin,” dedi. Pofuduk ise parçayı Duru’ya uzattı. “Duru, fındığı güvenli yere almamıza yardım etti,” dedi. Duru gülümseyip parçayı Ece’ye verdi. “Ece durup düşündü ve yardım istedi,” dedi. Ece gülümsedi ve parçayı Mina’ya uzattı. “Mina da paylaşmayı hatırlattı,” dedi. Mina son parçayı Pofuduk’a verdi. Böylece fındığın her parçası, başka bir arkadaşın iyiliğini fark ederek el değiştirdi.

Sonunda herkes kendi küçük lokmasını tattı. Fındığın tadı kısa sürdü, ama dört arkadaşın yüzündeki gülümseme uzun kaldı. Mina çantasından üç kuru böğürtlen çıkardı. “Bunları dün toplamıştım. Şimdi hepimiz için,” dedi. Pofuduk meşe ağacından getirdiği birkaç yumuşak meşe yaprağını sofraya serdi. Duru da çiğ damlalarını küçük yaprak kaplara doldurdu. Ece, kanadının altında taşıdığı tatlı dutları ortaya koydu. Bulut Köprüsü’nün ortasında küçük bir sofra kuruldu. Kimse çok fazla yiyecek getirmemişti; yine de her şey yan yana gelince herkese yetecek kadar olmuştu.

Yemekten sonra Pofuduk, fındığın boş kabuğunu Ece’ye verdi. “Bunu saklayalım,” dedi. “Bugün bize fındıktan daha fazlasını hatırlattı.” Ece kabuğu kulübenin önündeki küçük sepetin içine bıraktı. Duru sepete bir ip bağladı ve üzerine “Paylaşılan Fındık” yazan bir yaprak astı. Ece yazıyı okuyunca gözleri parladı. Bu ad, fındığın nerede bulunduğunu değil, dört arkadaşın onu nasıl paylaştığını anlatıyordu.

Akşamüstü rüzgâr yeniden köprünün üzerinden geçti. Bu kez fındık yoktu; ama dört arkadaş yan yana oturup bulutların yavaşça renk değiştirmesini izledi. Ece, “Bugün fındığı hemen almaya çalışsaydım, ne yapacağımı bilemeyebilirdim,” dedi. “Durup düşününce hem kendimizi koruduk hem de birlikte güzel bir yol bulduk.” Pofuduk kuyruğunu salladı. Mina Ece’nin kanadına hafifçe kondu. Duru da gülümseyerek, “İyi arkadaşlar birbirini dinler,” dedi.

O günden sonra Bulut Köprüsü’nde küçük bir yiyecek bulunduğunda, hayvanlar önce kimin getirdiğini sorar, sonra birlikte oturup nasıl paylaşacaklarını konuşurlardı. Ece ise her seferinde önce etrafına bakar, acele etmez, gerektiğinde güvendiği bir arkadaşından yardım isterdi. Köprünün küçük sepetindeki fındık kabuğu, onlara sessizce eşlik ederdi. Çünkü bazen küçücük bir yiyecek, hayvanların birbirine nazik davranması için kocaman, sıcak bir buluşma başlatabilirdi.