Masal Odası
Hayvan Masalları

Baykuş Ece ve İlk Çiçeğin Haberi

Ay Patikası’nda ilk çiçeği bulan Baykuş Ece, sevincini arkadaşlarıyla paylaşmak ister. Küçük bir duraklama, ona çiçeğe de yer bırakan bir fikir verir.

5-8 yaş 7 dakika Tarayıcı seslendirmesi

Okuma süresi tahminidir; okuma hızına ve verilen aralara göre değişebilir.

Masalı okumaya geç

Baykuş Ece ve İlk Çiçeğin Haberi
Tarayıcı seslendirmesi Baykuş Ece ve İlk Çiçeğin Haberi
0:00 —
Yeni hız sonraki seslendirme bölümünde uygulanır.
Okuma görünümü

Baykuş Ece, Ay Patikası’nın kenarındaki kuru yaprakların arasına eğildi. İncecik bir sapın ucunda mor bir çiçek açmıştı. Ortasındaki sarı nokta, sabah ışığında bir damla bal gibi parlıyordu. Ece, daha iyi görmek için başını hafifçe yana çevirdi.

Son günlerde patikanın iki yanında küçük değişiklikler oluyordu. Dalların uçları yeşermiş, toprak yumuşamıştı. Ece ile arkadaşları her buluşmalarında yeni bir tomurcuktan söz ediyordu. Henüz açmış bir çiçek gören olmamıştı. İşte şimdi, Ece’nin hemen önünde, yapraklarını sabaha doğru açmış bir çiçek vardı.

— Günaydın, dedi Ece usulca. Seni arkadaşlarım da görmeli.

Sevinçten kanatlarını biraz araladı. Kirpi Tofi’nin burnunu merakla uzatacağını, Tavşan Neli’nin uzun kulaklarını dikerek dinleyeceğini düşündü. Onlara götüreceği şeyin adını da bulmuştu: İlk Çiçeğin Haberi!

Tam arkadaşlarını çağırmaya hazırlanırken çiçeğin çevresine baktı. Bir yanında kalın bir ağaç kökü, öbür yanında yeni filizler vardı. Patika da burada daralıyordu. Ece tek başına rahatça durabiliyordu ama arkadaşlarının hepsi yan yana gelirse çiçeği görmek için toprağa basmaları gerekebilirdi.

— Hepimiz buraya nasıl sığacağız? diye mırıldandı.

Ece hemen seslenmedi. Kanatlarını topladı, patikanın üzerinde biraz geriye çekildi. Çiçek orada öyle güzel duruyordu ki onu yerinden almak istemiyordu. Hem filizlerin arasında da yürümeyecekti. Haberi paylaşmanın başka bir yolu olmalıydı. Bir süre yalnızca baktı; köke, çiçeğe, yolun kıvrımına…

O sırada tanıdık bir hışırtı duyuldu. Kaplumbağa Duru, patikanın öbür ucundan geliyordu. Sırtına düşen küçücük bir yaprağı fark etmemişti. Ece gidip yaprağı aldı. Duru başını kaldırarak gülümsedi. İkisi sık sık burada buluşur, aynı ağacın gölgesinde dinlenirdi.

— Duru, ilk çiçek açtı! dedi Ece. Herkese haber vermek istiyorum. Ama yanı çok dar. Arkadaşlarım onu nasıl görecek, bulamadım. Benimle bakar mısın?

— Elbette, dedi Duru.

Çiçeğin yanına doluşmak yerine patikada durdular. Duru başını bir sağa, bir sola çevirdi.

— Sen onu ilk nereden gördün? diye sordu.

Ece az önce durduğu yeri gösterdi.

— Peki, yolun başka bir yerinden de görünüyor mu?

Ece bunu henüz denememişti. Toprağa girmeden, patikanın kıvrımını izleyerek birkaç adım attı. Kocaman kökün yanından geçti. Yol, armut ağacına yaklaşırken genişliyordu. Burada, toprağın içine iyice yerleşmiş düz bir taş vardı. Ece taşın üzerinde durup geriye baktı.

Mor çiçek görünüyordu!

Hem de yaprakların arasından bütün yüzüyle görünüyordu. Ece biraz sağa kaydı; çiçek kökün arkasında kaldı. Yeniden taşın ortasına geldi; sarı benek ortaya çıktı. Kanadını kaldırıp Duru’ya seslendi:

— Buldum! Buradan bakabiliriz. Hem çiçeğin yanına gitmemize gerek yok.

Sonra taşın arkasındaki geniş yere baktı. Armut ağacının gölgesinde arkadaşlarının rahatça durabileceği kadar yer vardı. Ece’nin aklında küçük bir düzen oluşmaya başladı. Herkes burada bekleyebilirdi. Çiçeğe bakmak isteyen de sırayla düz taşa gelebilirdi.

— Önce ben arkadaşlarıma haber vereyim, dedi. Sonra onları buraya getiririm. Beklerken de şu ağacın altında otururuz. Sen de bizimle kalır mısın?

— Kalırım, dedi Duru. Ben de mor yaprakları yakından saymak istiyorum. Buradan pek seçemedim.

Ece’nin içi rahatladı. Yalnızca bir çiçek bulmamış, sevincini paylaşabileceği bir yer de bulmuştu. Haberi verirken ne söyleyeceğini düşünerek patikanın geniş bölümüne doğru yürüdü. Bu kez adımları aceleci değildi. Yol boyunca gördüğü yeni filizler de gözüne daha belirgin görünüyordu.

Neli ile Tofi, biraz ilerideki kütüğün yanında oturuyordu. Neli, kulağına konmuş bir tüyü çıkarmaya çalışıyor; Tofi de yerdeki yuvarlak bir kozalağı inceliyordu. Ece’yi görünce ikisi de başını kaldırdı.

— İlk çiçeğin haberi bende! dedi Ece. Mor yapraklı, sarı ortalı bir çiçek açmış. Gelin, size göstereyim. Onu izleyebileceğimiz düz bir taş buldum.

— Sarısı büyük mü? diye sordu Neli.

— Bir damla bal kadar, dedi Ece.

Tofi kozalağını kütüğün yanında bıraktı. Üç arkadaş, Ay Patikası’nın kıvrımını izleyerek armut ağacına geldi. Duru onları gölgede bekliyordu. Ece önce çiçeğin bulunduğu yeri, sonra düz taşı gösterdi. Arkadaşları daracık toprağa girmeden nasıl bakacaklarını hemen anladı.

Neli taşa gelip ayaklarını yan yana koydu. Uzun kulakları bir an öne eğildi, sonra yeniden dikildi.

— Gördüm! dedi. Mor yapraklarının kenarı daha açık renkmiş.

Bunu söylerken sesi kendiliğinden yumuşamıştı. Biraz daha baktıktan sonra taşın üzerinden ayrılıp Duru’nun yanına oturdu. Yerdeki ince bir dalla toprağa çiçeğin yuvarlak ortasını çizdi. Çevresine de hatırladığı yaprakları ekledi.

Sıra Tofi’ye geldiğinde Ece yanında durdu. Tofi önce yanlış tarafa baktı.

— Şu kıvrılmış yaprağın hemen solunda, dedi Ece.

— Şimdi gördüm! Ben sarı ortasını minicik bir güneşe benzettim.

Tofi geri döndüğünde Neli’nin çiziminin yanına çömeldi. Çiçeğin ince sapını ekledi. Duru ise taşa doğru ağır ağır yürüdü. Kimse onu hızlandırmadı. Neli ile Tofi çizimlerine bakarken Ece de ağacın gövdesine yaslanıp kanatlarını dinlendirdi.

Duru taştan dönerken gülümsüyordu.

— Beş yaprağı varmış, dedi.

Neli hemen çizimine baktı. Beş yaprak çizmişti. Birbirlerine gülümseyip Ece’ye de yer açtılar. Ece, ince dalı alarak çizimin yanına küçük bir baykuş ekledi. Tofi de yanına yuvarlak bir kaplumbağa kabuğu çizdi.

Bir süre armut ağacının altında kaldılar. Neli sabah duyduğu kuş sesini anlattı. Tofi toprağın kokusunun değiştiğini söyledi. Ece ise çiçeği ilk gördüğü anda nasıl durup baktığını anlattı. Konuşurken arada başlarını çeviriyor, yaprakların arasındaki mor noktayı yeniden buluyorlardı.

Ayrılmadan önce Ece bir kez daha düz taşta durdu. Hafif bir esinti çiçeğin sapını salladı. Mor yaprakların üzerine ince bir güneş çizgisi düştü. Çiçeğin çevresindeki filizler de sabahki gibi dimdik duruyordu.

Arkadaşları patikanın geniş yerinde ona kanat ve pati salladı. Ece de gülümseyerek karşılık verdi. Sonra birlikte yolun kıvrımını döndüler. Arkalarında küçük çiçek, önlerinde ağaçların arasından süzülen yumuşacık bir ışık vardı.