Masal Odası
Hayvan Masalları

Renklerini Arayan Küçük Bukalemun

Buki herkese benzemeye çalışırken en sevdiği renklerin kendi seçimlerinde saklı olduğunu öğreniyor.

5-9 yaş 10 dakika
Renk şeritleri önünde duran rengarenk Bukalemun Buki çizgi film illüstrasyonu
Okuma görünümü

Bukalemun Buki, çevresindeki renklere kolayca uyum sağlardı. Yeşil yaprakta yeşil, kahverengi dalda kahverengi olurdu. Bu özelliğini seviyordu ama bir süre sonra kendi renginin ne olduğunu merak etmeye başladı.

Papağan Lila'nın tüyleri parlaktı. Buki onu görünce mora döndü. Kurbağa Fiko neşeyle zıplayınca Buki yeşil oldu. Gün batımında gökyüzüne bakıp turuncuya büründü. Yine de aynadaki yansımasına baktığında “Hangisi gerçekten benim?” diye sordu.

O hafta ormanda Renkler Şenliği yapılacaktı. Her hayvan, kendisini anlatan bir renk veya desen hazırlayacaktı. Lila mor ve kırmızı tüylerinden esinlenen uzun kurdeleler yaptı. Fiko, nilüfer yapraklarının yeşilini taşıyan küçük bayraklar kesti. Sincap Pati ise topladığı kahverengi kozalakları altın rengine boyadı.

Buki masasına oturdu ama hangi rengi seçeceğini bilemedi. “Lila'nın moru çok güzel,” dedi ve bütün kağıdını mora boyadı. Birkaç adım sonra Fiko'nun bayraklarını görünce fikrini değiştirdi. Morun üstünü yeşille kapattı. Akşam gökyüzü turuncuya dönünce kağıdını bir kez daha boyadı.

Kağıt gittikçe ağırlaştı, renkler birbirine karışıp çamur gibi oldu. Buki üzülerek onu bir yaprağın altına sakladı.

Ertesi sabah şenlik yolunu işaretlemek için gönüllüler toplandı. Hayvanlar, küçüklerin kaybolmaması için patikaya renkli taşlar dizmek istiyordu. Lila “Mor taşlar kullanalım,” dedi. Fiko yeşili önerdi. Pati altın renginin uzaktan daha iyi görüneceğini düşündü.

Buki herkese hak vermeye çalıştı. Lila konuşurken mora, Fiko konuşurken yeşile, Pati konuşurken kahverengiye döndü. Arkadaşları onun fikrini sorduğunda cevap veremedi.

“Ben sizin seçtiğiniz renkten olabilirim,” dedi sonunda.

Fiko başını yana eğdi. “Ama biz Buki'nin neyi sevdiğini merak ediyoruz.”

Bu soru Buki'yi şaşırttı. Arkadaşlarının kendisine benzemesini beklemediğini ilk kez fark etti. Onlar yalnızca onun sesini duymak istiyordu.

Ormanın resim öğretmeni Baykuş Ulu ona boş bir kağıt verdi. “Bugün gördüklerini değil, sevdiklerini boya,” dedi.

Buki önce durdu. Sonra serin sabahları sevdiği için mavi bir çizgi çizdi. Arkadaşlarıyla oyun oynamayı sevdiği için sarı noktalar ekledi. Ağaçların altında kendini güvende hissettiği için yeşil bir köşe boyadı. Ailesiyle gün batımını izlemeyi sevdiği için turuncu bir daire yaptı.

Ulu bu kez Buki'ye dört küçük soru sordu: “Seni ne sakinleştirir? Ne zaman neşelenirsin? Nerede güvende hissedersin? Hangi anı yanında taşımak istersin?”

Buki her soruya acele etmeden cevap verdi. Mavi çizginin yanına yağmurdan sonra oluşan su birikintisini çizdi. Sarı noktaların arasına arkadaşlarıyla paylaştığı bir meyveyi ekledi. Yeşil köşeye ailesinin yaşadığı geniş yaprağı, turuncu dairenin içine de annesiyle izlediği gün batımını yerleştirdi.

Çalışırken teni de değişiyordu ama bu kez çevresini kopyalamıyordu. Düşündüğü anılara göre mavi çizgiler, sarı benekler ve sıcak turuncu halkalar beliriyordu. Ulu hiçbirini düzeltmedi. Yalnızca Buki'nin seçimlerini dikkatle izledi.

Resim bittiğinde kağıtta tek bir renk yoktu. Hepsi yan yana duruyordu.

“Demek kendi rengim bir tane değil,” dedi Buki. “Sevdiklerim, seçimlerim ve öğrendiklerim bir araya gelince beni oluşturuyor.”

Ulu gülümsedi. “Çevrene uyum sağlaman güzel bir yetenek. Ama neyi sevdiğini bilmek de seni sen yapan bir güç.”

Buki resmini arkadaşlarına gösterdi. Lila mavi çizgileri, Fiko sarı noktaları, Pati de turuncu daireyi çok sevdi. Hiçbiri “Şu renk daha güzel,” demedi. Bunun yerine her rengin Buki için ne anlama geldiğini sordu.

Şenlik yolunu işaretlerken Buki'nin deseninden yararlandılar. Patikanın başlangıcına mavi çizgili taşlar, dönemeçlere sarı benekli taşlar, dinlenme alanına yeşil yaprak işaretleri ve şenlik meydanına turuncu daireler koydular. Böylece küçük hayvanlar yolu kolayca takip etti.

Akşam olduğunda beklenmedik bir sis çöktü. Renkli taşlar uzaktan zor görünüyordu. Buki, ağaç kabuklarının üzerine çıkıp bedenindeki desenleri sırayla parlattı: önce mavi çizgiler, sonra sarı noktalar, ardından turuncu kuyruğu. Geride kalan yavru tavşanlar bu işaretleri takip ederek meydana ulaştı.

“Senin renklerin bize yol gösterdi,” dedi tavşanlardan biri.

Buki o anda kendi seçimlerinin başkalarına da yardımcı olabileceğini anladı. Farklı olmak yalnızca görünüşle ilgili değildi; düşündüğünü söylemek, sevdiğini seçmek ve gerektiğinde yeteneğini paylaşmaktı.

Şenliğin sonunda herkes hazırladığı rengi büyük bir kumaşa bastı. Kumaşta tek bir renk baskın değildi. Lila'nın moru, Fiko'nun yeşili, Pati'nin altını ve Buki'nin çok renkli deseni yan yana duruyordu. Orman halkı bu kumaşı okulun girişine astı.

Buki o günden sonra istediğinde yapraklarla aynı renge girdi. Çünkü uyum sağlamak hâlâ sevdiği ve işine yarayan bir yetenekti. İstediğindeyse sarı benekli, mavi çizgili, yeşil gövdeli ve turuncu kuyruklu oldu. Artık renk değiştirirken “Hangisi gerçekten benim?” diye kaygılanmıyordu.

Hepsinin kendisine ait olduğunu biliyordu. Bazı renkleri çevresinden öğrenmiş, bazılarını anılarından seçmiş, bazılarını da arkadaşlarıyla birlikte keşfetmişti. Ormandaki hiç kimse onun renklerine şaşırmadı; çünkü herkes Buki'nin neşesini ve düşüncelerini çoktan tanıyordu.