Masal Odası
Uyku Masalları

Fındık Fare ve Yumuşak Bulut: Şarkı Söyleyen Taş Masalı | Uyku Masalları

Fındık Fare, uyku vakti yaklaşırken suskun kalan Şarkı Söyleyen Taş'a kulak verir ve Yumuşak Bulut'un yardımıyla ona nazikçe eşlik etmeyi öğrenir.

4-8 yaş 7 dakika Uyku öncesine uygun
Fındık Fare ve Yumuşak Bulut: Şarkı Söyleyen Taş Masalı | Uyku Masalları
Okuma görünümü

Bu sesli masal, akşamın yumuşak mavisi küçük bahçeye inerken, Fındık Fare'nin Şarkı Söyleyen Taş'a yardım etmek istemesiyle başladı. Fındık Fare, minik evinin penceresinden görünen papatyaları, fesleğen saksılarını ve ay ışığına hazırlanan çimenleri çok severdi. En çok da her gece uyku vakti yaklaşınca bahçenin ortasındaki düz, gri taşın söylediği incecik melodiyi dinlemeyi severdi.

Taşın şarkısı çok yüksek değildi. Bir yaprağın kıpırdaması kadar hafif, ılık sütün buharı kadar sakindi. Bahçedeki salyangoz kabuğunu kapatır, kelebekler kanatlarını dinlendirir, Fındık Fare de küçük yastığına başını koymadan önce o ezgiyi içine çekerdi. Taş tın tın diye değil, sanki kalbinin içinde küçücük bir zil varmış gibi mırıl mırıl söylerdi.

O akşam Fındık Fare yatağını düzeltti, ceviz kabuğundan yapılmış lambasını kıstı ve pencere önüne geldi. Kulaklarını dikkatle açtı. Fesleğen yaprakları koktu. Uzakta bir evin ışığı usulca yandı. Ama bahçenin ortasından hiç şarkı gelmedi.

Fındık Fare önce bekledi. Belki taş birazdan başlayacaktı. Sonra bir adım attı, sonra bir adım daha. Çimenler patilerini serin serin okşadı. Taşın yanına vardığında, onun üzerinde ince bir çiy tanesi duruyordu. Taş yuvarlak omuzlarını sessizce toplamış gibiydi.

Fındık Fare usulca sordu: Bugün şarkını neden duyamadık?

Şarkı Söyleyen Taş cevap vermedi. Ama Fındık, onun sessizliğinin boş bir sessizlik olmadığını anladı. Bazen insanın ya da bir taşın içinde söyleyecek şey olur, ama ses dışarı çıkmak için küçük bir yardım beklerdi.

Tam o sırada gökyüzünden pamuk gibi bir gölge süzüldü. Bu, Yumuşak Bulut'tu. Her akşam bahçenin üzerinden geçer, çiçeklere iyi geceler diler, uykusu gelen yıldızları nazikçe örterdi. Yumuşak Bulut alçaldı ve bahçenin üstüne hafif bir serinlik bıraktı.

Fındık Fare, Yumuşak Bulut'a baktı. Taş bu akşam şarkısını söylemiyor, dedi. Onu zorlamak istemiyorum. Ama yanında durmak istiyorum.

Yumuşak Bulut, yuvarlak kenarlarını gülümser gibi kıvırdı. Yanında durmak bazen en güzel başlangıçtır, dedi. Belki önce taşın neye ihtiyacı olduğunu dinleyebiliriz.

Fındık Fare taşın yanına oturdu. Hiç acele etmedi. Patilerini dizlerinin üstüne koydu. Bahçedeki sesleri tek tek duydu: yaprağın hışırtısı, uzaktaki çeşmenin yumuşak şırıltısı, kendi sakin nefesi. Sonra taşın içinden çok ince bir pıt sesi geldi. Fındık'ın kulakları kıpırdadı.

Şarkı Söyleyen Taş sonunda fısıldadı: Bugün gündüz güneş çok parlaktı. Ben de bütün gün çiçeklerin gölgelerini izledim. Akşam olunca şarkımın ilk notasını unuttum sandım. Unuttuğumu düşününce daha da sessizleştim.

Fındık Fare bunu duyunca taşın üzerine patisini koymadı, çünkü taşın kendi alanına saygı duymak istedi. Sadece biraz daha yakına oturdu. Ben bazen ninnimin sözünü unutunca ilk sesi beklerim, dedi. Annem eski zamanlarda bana, bir ses unutulduğunda onu aramak için acele edilmez, derdi.

Yumuşak Bulut, bahçenin üstünde çok hafifçe dönerek küçük bir esinti yaptı. Esinti fesleğenlerin arasından geçti. Bir yaprak titredi ve neredeyse duyulmayacak kadar ince bir hımm sesi çıkardı.

Fındık Fare gülümsedi. Bu bir başlangıç olabilir mi? diye sordu.

Şarkı Söyleyen Taş dinledi. Sonra içinden ufacık bir tın sesi yükseldi. Ses hemen büyümedi. Kırılgan da değildi; sadece çekingen bir tohum gibiydi. Fındık Fare onu alkışlamadı, bağırmadı, aceleyle sevinmedi. Sadece başını salladı ve aynı yumuşaklıkta hımm diye eşlik etti.

Yumuşak Bulut gökten bir çiy damlası indirdi. Damla taşın yanına, kuru bir papatya yaprağının üstüne kondu. Papatya yaprağı hafifçe sallanınca ikinci ses duyuldu: pır. Taşın içindeki melodi bu sesi tanır gibi oldu.

Tın, dedi taş.

Hımm, dedi Fındık Fare.

Pır, dedi papatya yaprağı.

Bahçe bu üç küçük sesi sevdi. Hiçbiri diğerinden büyük olmaya çalışmadı. Fındık Fare, taşın şarkısını kendi şarkısı yapmadı; sadece ona yol arkadaşı oldu. Yumuşak Bulut da tepelerinde, bembeyaz ve sakince durdu.

Biraz sonra Şarkı Söyleyen Taş'ın sesi açıldı. Melodisi yine incecikti ama artık yalnız değildi. Taş, akşamın mavisine yumuşak bir ezgi bıraktı. Ezgi çimenlerin arasından geçti, fesleğenlerin kokusuna karıştı, Fındık Fare'nin küçük evinin penceresine dokundu.

Fındık Fare'nin içi ısındı. Taşa teşekkür etmek istedi, ama çok uzun konuşursa şarkının üstünü örteceğini düşündü. Bu yüzden sadece, Buradayım, dedi.

Şarkı Söyleyen Taş şarkısının arasında kısacık cevap verdi: Duydum.

Yumuşak Bulut, gökyüzündeki yerine yavaşça yükselmeye başladı. Gitmeden önce bahçenin üzerine ince, gümüş renkli bir sakinlik serpti. Bu sakinlik görünmüyordu ama herkes onu hissediyordu. Papatyalar başlarını eğdi. Çimenler geceye hazırlandı. Fındık Fare'nin ceviz kabuğu lambası pencerede küçük bir yıldız gibi durdu.

Fındık Fare eve dönerken acele etmedi. Kapısının önünde durup son kez bahçeye baktı. Şarkı Söyleyen Taş artık güçlü olmak için yüksek sesle söylemesi gerekmediğini biliyordu. Fındık Fare de yardım etmenin bazen çözümü bulmak değil, birinin yanında sessizce beklemek olduğunu hissetmişti.

Yatağına girdiğinde yastığı lavanta kokuyordu. Battaniyesini çenesine kadar çekti. Dışarıdan taşın yumuşak ezgisi geliyordu: tın, hımm, pır. Yumuşak Bulut gökyüzünde usulca süzülüyor, ay da bahçeyi gümüş bir örtü gibi aydınlatıyordu.

Fındık Fare gözlerini kapadı. Bugünün küçük sorunu, geceye büyük bir ağırlık bırakmadan çözülmüştü. Taş şarkısını bulmuş, bahçe uykuya hazırlanmış, Fındık Fare'nin kalbi de sakin bir sevinçle dolmuştu.

O gece Şarkı Söyleyen Taş'ın melodisi herkesin rüyasına ayrı bir yumuşaklık taşıdı. Fındık Fare rüyasında, fesleğen yapraklarının arasında yürüdü; her adımında küçük bir nota parladı. Yumuşak Bulut da rüyanın üstünde bekledi, kimseyi uyandırmadan, kimseyi acele ettirmeden.

Sabah olduğunda bahçe yeniden ışıkla dolacaktı. Belki taş yine şarkı söyleyecek, belki bir gün kısa bir sessizliğe ihtiyaç duyacaktı. Fındık Fare artık ikisinin de iyi olduğunu biliyordu. Çünkü bazı şarkılar sesle, bazı şarkılar beklemekle başlardı. Ve bahçede, her ikisine de yer vardı.